$%
€%
£%
%
%
4239562฿%1.56542



2. BÖLÜM
Diyarbakır Barosunda seçim süreci yaklaşırken, ilk bölümde yıllarını mesleğe vermiş ancak ekonomik ve mesleki sorunlarla mücadele eden avukatları konusunu açmaya çalıştım.
Şimdi sıra mesleğin geleceğine ve bu mesleğin hizmet verdiği vatandaşa geliyor.
Çünkü Baro yalnızca bugünün avukatlarını değil, yarının avukatlarını ve toplumun adalete erişimini de düşünmek zorundadır.
GENÇ AVUKATLARA ÜSTENCİ BAKILMAMALI VE EZDİRİLMEMELİ
Bugün genç avukatlar mesleğe çok zor koşullarda başlıyor.
Büro giderleri…
Personel giderleri…
Dosya ve duruşma yükü…
CMK ve adli yardım uygulamalarındaki sorunlar…
Mesleki deneyim eksikliği…
Ve ekonomik olarak ayakta kalma mücadelesi…
Bütün bunlar genç avukatların karşısında.
Peki genç avukatın sesi nerede?
Baro yönetimlerinin seçimden seçime genç avukatları hatırlaması yeterli değildir.
Genç avukat sadece oy kullanacağı zaman hatırlanacak bir meslektaş değildir.
GENÇ AVUKAT BARONUN GELECEĞİDİR.
Bu nedenle genç avukatların yalnızca seçim listelerinde değil; yönetimde, komisyonlarda, karar alma mekanizmalarında ve mesleki politikalarda daha fazla söz sahibi olması gerekir.
Çünkü bugün genç avukatın yaşadığı sorun, yarının Baro politikasını belirleyecektir.
Genç avukatın önüne yalnızca seçim döneminde sandık koymak yetmez.
Ona karar mekanizmalarında da yer açmak gerekir.
PEKİ AVUKAT MAĞDURU VATANDAŞ?
Şimdi meselenin Vatandaş tarafına gelelim.
Avukat mağduru vatandaş.
Bu konu konuşulmadığında tablo eksik kalır.
Çünkü vatandaş avukatına yalnızca bir dosya teslim etmiyor.
Parasını…
Hakkını…
Geleceğini…
Bazen ailesini…
Bazen yıllarca süren bir mücadelesini teslim ediyor.
Avukatlık mesleğinin çoğunluğu elbette bu sorumluluğu büyük bir özveriyle taşıyor.
Ancak meslek içinde yaşanan her sorun, vatandaş açısından da sonuç doğuruyor.
Bir vatandaş avukatıyla ilgili ciddi bir sorun yaşadığında ne yapacak?
Kime başvuracak?
Şikâyeti nasıl değerlendirilecek?
Mesleki denetim nasıl işletilecek?
Vatandaşın mağduriyeti gerçekten dinlenecek mi?
İşte Baronun en önemli sınavlarından biri de burada başlıyor.
Avukat şikâyet bürosu Diyarbakır adliyesinin içinden derhal çıkarılmalıdır.
Konferans salonu erişim özgürlüğünde şikâyet bürosuna erişebilinmelidir!
Baro, mesleki ahlaka uymayan meslektaşının haklarını haksız savunup vatandaşın hakkını da görmezden gelmemelidir.
Çünkü meslek dayanışması başka şeydir; meslektaş hatasını görmezden gelmek başka şey.
Bir meslek örgütünün görevi, mesleğin itibarını korumaktır.
Mesleğin itibarı ise yalnızca avukatı korumakla değil, vatandaşın avukata duyduğu güveni korumakla da mümkündür.
ELEŞTİRİDEN KORKMAYAN BİR BARO
Baro dışarıdaki hukuksuzlukları eleştirirken kendi içindeki sorunları da görebilmeli.
Vatandaşın hakkını savunurken avukat mağduriyetini de görmeli.
Genç avukatın sorununu dinlerken yıllardır mesleğin yükünü taşıyan deneyimli avukatı da unutmamalı.
Ve gerektiğinde kendi uygulamalarını da eleştirebilmeli.
Çünkü güçlü kurumlar eleştiriden korkmaz.
Tam tersine, eleştiriyi kurumsal gelişimin aracı haline getirir.
Bu nedenle seçim döneminde yalnızca adayların ne söylediğine değil, geçmişte hangi sorunların çözülemediğine de bakmak gerekir.
Sorunları konuşmak Baroyu zayıflatmaz.
Sorunları görmezden gelmek zayıflatır.
BARONUN SORUMLULUĞU SADECE AVUKATLA SINIRLI DEĞİL
Baro bir meslek örgütüdür.
Ama aynı zamanda adalet sisteminin önemli aktörlerinden biridir.
Bu nedenle avukatın hakkı ile vatandaşın adalete erişimi birbirinden koparılamaz.
Avukatın ekonomik olarak ayakta kalamadığı bir sistem vatandaşın nitelikli hukuki yardıma erişimini de zorlaştırır.
Vatandaşın avukata güvenemediği bir ortam ise doğrudan mesleğin itibarını etkiler.
Dolayısıyla mesele bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Avukat güçlü olacak ki savunma güçlü olsun.
Savunma güçlü olacak ki vatandaşın hakkı güçlü korunsun.
Bunun yolu ise sadece sloganlardan değil, somut mesleki politikalardan geçiyor.
DEVAMI SEÇİM AREFESİNDE…
3. VE SON BÖLÜMDE: “Baro bir makam mı, meslek örgütü mü? Yönetim görevi kişisel kariyer basamağına dönüşebilir mi? Kliklerin üzerinde nasıl bir Baro mümkün? Ve yeni yönetimden neden artık sadece vaat değil, hesap verebilirlik istemeliyiz?”
DEVAM EDECEK…
Mîr Hasan BEG

DTSO SEÇİMİ VE KUZULARIN SESSİZLİĞİ
1
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
8835 kez okundu
2
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
7109 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5545 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4383 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3757 kez okundu