$%
€%
£%
%
%
4195466฿%1.99695



Toprak, kendisine emanet edilen hiçbir şeyi bütünüyle unutmaz.
Bir tohum düşer toprağa, yıllar sonra ağaca dönüşür. Bir yaprak düşer, toprağa karışır. Bir ağacın gövdesinde oluşan her halka, geçmişte yaşanan yılların sessiz tanığı olur.
İnsanlık tarihi de tıpkı doğa gibi hafızaya sahiptir.
Türkiye’nin demokrasi tarihinde 27 Mayıs 1960 ve onu takip eden süreç, unutulmaması gereken acı bir dönemin adıdır.
27 Mayıs askeri müdahalesinin ardından Demokrat Parti iktidarı sona erdi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar ve çok sayıda Demokrat Partili tutuklandı. Yassıada’da yapılan yargılamaların ardından Başbakan Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkında verilen idam kararları infaz edildi. Zorlu ve Polatkan 16 Eylül 1961’de, Menderes ise 17 Eylül’de idam edildi. (Türkiye Büyük Millet Meclisi)
Fakat bu acı dönemin bir başka ve hâlâ tartışılan ismi daha vardır:
İçişleri Bakanı Namık Gedik.
Gedik, 27 Mayıs sonrasında Harp Okulu’nda tutuklu bulunduğu sırada hayatını kaybetti. Resmî açıklama ölümün intihar olduğu yönündeydi. Ancak yıllar içinde ortaya çıkan tanıklıklar ve anlatımlar, bu ölümün nasıl gerçekleştiği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Bazı tanıklar Gedik’in intihar ettiğini söylerken, bazı tanıklar onun öldürüldüğünü veya pencereden atıldığını ileri sürdü. Tutulduğu yerde gördüğü muamele, uğradığı hakaretler ve baskı hakkında da anlatımlar bulunmaktadır. Ölümünden sonra otopsi yapılmamış olması ise tartışmaların bugüne kadar sürmesinin en önemli nedenlerinden biridir. (Atatürk Ansiklopedisi)
İşte tarih burada doğaya benzer.
Üzeri örtülen bir iz, yağmurla tamamen yok olmaz.
Bazen bir taşın altında, bazen toprağın derinliğinde, bazen de bir ağacın gövdesindeki halkada yaşamaya devam eder.
Milletlerin hafızası da böyledir.
Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idamlarıyla Namık Gedik’in şüpheli ölümü, Türkiye’nin demokrasi tarihinin aynı karanlık döneminin farklı acılarıdır.
Bugün onları anarken amacımız geçmişin kavgasını yeniden büyütmek değildir.
Amacımız, geçmişten geleceğe bir ders bırakmaktır.
Çünkü demokrasiyi kaybetmek bazen bir gecede gerçekleşebilir.
Onu yeniden kurmak ise yıllar, hatta nesiller alabilir.
Bir ağacı kesmek birkaç dakika sürer; yeniden büyümesi yıllar ister.
Demokrasi de böyledir.
Sandığın, hukukun, özgür iradenin ve insan hayatının değerini korumak hepimizin sorumluluğudur.
Bugünün gençleri geçmişte yaşananları bilmelidir.
Menderes’in, Zorlu’nun ve Polatkan’ın nasıl bir dönemin sonunda idam edildiğini; Namık Gedik’in ölümünün neden hâlâ tartışıldığını öğrenmelidir.
Çünkü tarih yalnızca geçmiş değildir.
Tarih, geleceğin uyarısıdır.
Toprak nasıl kendisine düşen tohumu saklıyor ve zamanı geldiğinde yeniden hayat veriyorsa, milletlerin hafızası da geçmişte yaşananları geleceğe taşımalıdır.
Yeter ki biz o hafızayı kaybetmeyelim.
Çünkü toprak unutmaz.
Millet de unutmamalıdır.
Adnan FİŞENK

Kürd Siyasetinde Ezber Bozan Gerçek
1
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
8770 kez okundu
2
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
7106 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5544 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4382 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3756 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı