DOLAR

$%

EURO

€%

STERLİN

£%

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

4195466฿%1.99695

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır HAFİF YAĞMUR 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Baro Kimsenin Kariyer Basamağı Değildir!

Diyarbakır Çocuğu Ağzıyla giriş yapayım
Uyuz Olan Kaşınsın

Üç bölümden oluşan bu yazı dizisinde; yıllarını avukatlık mesleğine vermiş ancak ekonomik ve mesleki sorunlarla mücadele eden deneyimli avukatların görünmeyen yalnızlığını, genç avukatların mesleğe tutunma mücadelesini, avukat mağduru vatandaşların yaşadığı sorunları, meslek örgütlerinde ortaya çıkabilen gruplaşma ve klik algısını ve Baro yönetimlerinin kişisel kariyer, mevki veya makam arayışının basamağına dönüştürülmemesi gerektiğini tartışmaya açıyorum.
Amacım herhangi bir kişiyi hedef göstermek değil; seçim döneminin doğal tartışmasını daha geniş bir zemine taşımak ve şu temel soruyu sormaktır:
Diyarbakır Barosu bütün avukatların eşit biçimde kendisini ait hissedebildiği, mesleki dayanışmanın gerçekten yaşatıldığı ve yöneticilerin görevlerinin sonunda hesap verebildiği bir kurum olabilir mi?
Bu nedenle yazı dizimin merkezinde aday isimleri değil; mağdur avukat, genç avukat, vatandaş, mesleki dayanışma, kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik olacak.
Üç bölüm boyunca aynı sorunun peşinden gideceğim:
Baro kimin için vardır?
Cevabı ise hep birlikte tartışacağız.

1. BÖLÜM
MAĞDUR AVUKATLARIN GÖRÜNMEYEN YALNIZLIĞI
Diyarbakır Barosu yeniden seçim sürecine giriyor.
Seçim dönemlerinde doğal olarak adaylar, listeler, destekler ve seçim hesapları konuşulur.
Ancak bu kez biraz daha farklı bir yerden bakmak gerekiyor.
Çünkü asıl mesele yalnızca “Kim başkan olacak?” sorusu değildir.
Asıl mesele şudur:
Diyarbakır Barosu, avukatların gerçek sorunlarına ne kadar dokunabiliyor?
Ve daha önemlisi:
Baro, bütün avukatların eşit biçimde kendisini ait hissedebildiği bir meslek örgütü olabiliyor mu?
YILLARINI MESLEĞE VERMİŞ AMA BUGÜN AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERENLER VAR
Diyarbakır Barosunu konuşurken yalnızca genç avukatların sorunlarından söz etmek eksik kalır.
Çünkü bugün yıllarını bu mesleğe vermiş, deneyimli ve ciddi bir mesleki birikime sahip avukatlar arasında dahi ekonomik sıkıntılar yaşayanlar var.
Büro kirasını ödemekte zorlanan…
Personel giderlerini karşılayamayan…
Mesleğini sürdürebilmek için borçlanan…
Yıllarca emek verdiği halde ekonomik olarak ayakta kalmakta zorlanan meslektaşlarımız var.
Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.
Çünkü avukatlık yalnızca dosya, duruşma ve hukuk bilgisi değildir.
Mesleki dayanışma da bu mesleğin önemli bir parçasıdır.
TARAFSIZ KALAN AVUKAT NEDEN YALNIZ HİSSETMEMELİ?
Bir başka mesele ise meslek örgütlerinde zaman zaman tartışılan gruplaşma, klikleşme ve dar çevre ilişkileri meselesidir.
Burada hiç kimseyi peşinen suçlamak doğru değildir.
Ancak meslektaşlar arasında böyle bir algı varsa, bunu görmezden gelmek de doğru değildir.
Bir avukatın mesleki destek görebilmesi için herhangi bir grubun, çevrenin veya kişinin yanında durması gerekmemelidir.
Avukat; bir kliğe yakın olduğu için değil, bir kişiyi desteklediği için değil, bir grubun parçası olduğu için değil; emeği, mesleki yeterliliği ve hukuka bağlılığı nedeniyle değer görmelidir.
Bağımsız ve tarafsız kalmayı tercih eden bir avukatın kendisini mesleki dayanışmanın dışında hissetmesi, bir meslek örgütü açısından ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir meseledir.
Çünkü Baronun görevi yeni klikler oluşturmak değil; kliklerin üzerinde bir meslek dayanışması kurmaktır.
Bir avukatın herhangi bir grubun içinde yer almaması, onu meslektaş dayanışmasının dışında bırakmamalıdır.
Tam tersine…
Bağımsız ve tarafsız durabilen avukatın kendisini en güvende hissettiği yer Baro olmalıdır.
MESLEKTAŞ DAYANIŞMASI SADECE SEÇİM DÖNEMİNDE OLMAZ
Meslektaş dayanışması sadece seçim dönemlerinde ziyaret etmek, liste hazırlarken hatırlamak veya oy istemek değildir.
Gerçek dayanışma, meslektaşının zor gününde yanında durabilmektir.
Ekonomik sıkıntı yaşayan deneyimli avukatı görmek…
Mesleğe tutunmaya çalışan genç avukatı desteklemek…
Haksızlığa uğradığını düşünen meslektaşını dinlemek…
Ve bütün bunları herhangi bir siyasi, kişisel veya grupsal yakınlık ölçüsüne bağlamamak…
İşte gerçek kurumsallık budur.
Yeni dönemde ekonomik olarak zorlanan deneyimli avukatlar için de somut destek mekanizmaları tartışılmalıdır.
Çünkü yıllarını bu mesleğe vermiş bir avukatın, sırf herhangi bir grubun içinde yer almıyor diye yalnız kalması kabul edilebilir bir meslek kültürü değildir.
Ve belki de yeni dönemin en önemli sorularından biri şu olmalıdır:
“Bir avukat hiçbir grubun, kliğin veya kişinin yanında yer almadan da Barosu tarafından eşit biçimde desteklenebiliyor mu?”
Bu sorunun cevabı, Diyarbakır Barosunun kurumsal kültürü hakkında çok şey söyleyecektir.
DEVAMI VAR…

2. BÖLÜMDE: “Genç avukatlar neden sadece seçim zamanı hatırlanmamalı? Avukat mağduru vatandaşın hakkı nerede duruyor? Meslektaş dayanışması ile meslektaş hatalarının üzerini örtmek arasındaki sınır nerede başlamalı?”

DEVAM EDECEK…

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Toprak Unutmaz, Demokrasi de Unutmaz

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım