$%
€%
£%
%
%
4076942฿%-0.30548



İl ve ilçe örgütlerinde yıllarını veren emekçiler geçim derdiyle boğuşurken, ilçe yönetimleri temel giderlerini karşılamakta zorlanırken Yerel Yönetimler Tutum Belgenizle neyi amaçlıyorsunuz?
DEM Parti’nin 8–9 Haziran 2026 tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirdiği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nda Tutum Belgesi yenilendi. Belediyelerde işe alımlarda ‘‘kura, liyakat, fırsat eşitliği, şeffaflık ve hesap verebilirlik’’ ilkeleri öne çıkarıldı. Seçilmişler ve yerel yönetim kurullarında görev alanlarla ilgili yakınlık ilişkilerine dayalı ayrıcalıkları sınırlayan hükümler de kamuoyuna yansıdı!.

TABAN FERYAT FİGAN EDİYOR LAKİN AĞIR MEVZULARA GİRMEDEN OLUMLU ELEŞTİRİSEL YAZMAYA ÇALIŞACAM…
Peki, bu ilkeler yalnızca belediye kapısından içeri girerken mi hatırlanacak? Parti örgütlerinin kapısından içeri girildiğinde emek, adalet ve eşitlik ilkeleri neden aynı açıklıkla tartışılmıyor? Parti yöneticileri ve örgüt faaliyetlerinde kapı kapı dolaşarak çalışan, eylem ve programların duyurulmasını sağlayan emekçilerin nasıl geçindiğini, hangi ekonomik koşullarda yaşadığını hiç düşünüyor musunuz?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.
Bir siyasi partinin gücü yalnızca belediye başkanlıklarıyla, meclis üyelikleriyle veya seçim dönemlerinde açıklanan oy oranlarıyla ölçülemez. O gücün arkasında yıllarca çalışan, mahalle mahalle dolaşan, seçim çalışmalarında sorumluluk üstlenen, örgütsel faaliyetleri sürdüren ve çoğu zaman kişisel imkânlarını seferber eden insanlar vardır.
İl ve ilçe örgütlerinde emek veren çalışanların ekonomik koşulları, çalışma güvenceleri ve emeklerinin karşılığı ciddi biçimde ele alınmalıdır. Bu insanlar yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacak, seçim bittikten sonra kendi geçim sorunlarıyla baş başa bırakılacak kişiler değildir.
Parti tabanında dile getirilen eleştirilerden biri de örgütün yükünü taşıyan bazı çalışanlar ekonomik zorluklarla mücadele ederken imkânlara erişimde adalet ve eşitlik konusunda soru işaretlerinin oluşmasıdır. Görev ve sorumluluk üstlenen insanların ekonomik sorunları görmezden gelinirken, bazı kişilerin imkânlara erişimde daha avantajlı olduğu yönündeki iddialar da tabandaki rahatsızlığı artırmaktadır.
Bu iddialar görmezden gelinerek sorun çözülemez. İlgili kurulların sorumluluğu, eleştirileri susturmak değil; şeffaf biçimde incelemek, varsa aksaklıkları gidermek ve kamuoyuna somut cevaplar vermektir.
DEM Parti’nin yerel yönetim anlayışında savunulan eşitlik, liyakat ve hesap verebilirlik ilkeleri yalnızca kamuoyuna açıklanan belgelerde kalmamalıdır. Bu ilkelerin örgütün kendi işleyişinde de karşılığını bulması gerekir.
Parti tabanında dile getirilen kayırmacılık iddiaları karşısında şu sorular açıkça yanıtlanmalıdır:
Bu soruların sorulması partiye karşı olmak değil, savunulan ilkelerin hayata geçirilmesini istemektir.
Kayırmacılık olduğu yönündeki iddialar bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir incelemeyle açıklığa kavuşturulmalıdır. Hiç kimse kanıtlanmamış iddialar üzerinden suçlanmamalı; ancak hiçbir iddia da yalnızca rahatsızlık yaratıyor diye görmezden gelinmemelidir. Bütün başvuruların ve kararların eşit ölçütlerle değerlendirilmesi sağlanmalıdır.
Aksi hâlde adalet söylemi ile örgüt pratiği arasındaki mesafe büyümeye devam eder.
Bir diğer önemli sorun, ilçe örgütlerinin ekonomik sürdürülebilirliğidir. İlçe yönetimleri kira, elektrik, iletişim, ulaşım ve diğer zorunlu örgütsel giderleri karşılamakta zorlanıyorsa bu durumu yalnızca yerel yöneticilerin kişisel sorunu olarak değerlendiremeyiz.
Burada sorulması gereken, bu giderlerin hangi kaynaklardan, hangi kurallarla ve hangi denetim mekanizması altında karşılanacağıdır.
İlçe örgütlerinin temel faaliyetlerini sürdürebilmesi için adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir destek modeli oluşturulmalıdır. Destekler kişisel ilişkilere, yöneticilerin yakınlığına veya keyfî tercihlere göre değil; örgütlerin gerçek ihtiyaçlarına, faaliyet düzeylerine ve önceden belirlenmiş nesnel ölçütlere göre dağıtılmalıdır.
Bütün örgütlerin ekonomik koşulları aynı olmayabilir. Bu nedenle adalet, her ilçeye mutlaka aynı miktarın verilmesi değil; ihtiyaçların nesnel ölçütlerle belirlenmesi, kaynakların adil dağıtılması ve harcamaların denetlenmesidir.
İlçe yönetimlerinin zorunlu giderlerini karşılayabilmesi, yalnızca örgütsel faaliyetlerin devamı açısından değil, çalışanların üzerindeki ekonomik yükün azaltılması açısından da önemlidir. Kurumsal destek mekanizmaları bulunmadığında sorumluluğun kişisel fedakârlıklara bırakılması, hem sürdürülebilirlik hem de hesap verebilirlik bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.
Demokratik siyaset yalnızca halktan fedakârlık istemek değildir. Örgütün kendi emekçilerine ve yerel yapılarına karşı da sorumluluk üstlenmesidir.
DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kurulunun 2026 tarihli Tutum Belgesi’yle belediyelerde işe alım süreçlerinde daha adil ve şeffaf bir yaklaşım hedeflediği kamuoyuna yansımıştır. Bu ilkelerin uygulamada nasıl karşılık bulduğu da kamuoyu tarafından izlenebilmelidir.
Ancak yerel yönetim politikalarının güvenilirliği yalnızca kuralların açıklanmasıyla değil, uygulamaların sonuçlarının gösterilmesiyle ölçülür.
Bu nedenle ilgili kurul ve komisyon şu konularda düzenli açıklama yapmalıdır:
Bu soruların yanıtlanması, yalnızca eleştirilerin giderilmesine değil, örgüt içindeki güvenin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır. Amaç yeni bir ayrıcalık alanı yaratmak değil, mevcut imkânların adil ve hesap verebilir biçimde kullanılmasını sağlamaktır.
İl ve ilçe örgütlerinde emek veren insanların ekonomik mağduriyetleri, görev ve imkân dağılımına ilişkin soru işaretleri ve temel örgüt giderleri çözüm beklerken, bu meselelerin gündeme getirilmesini kişisel hesaplaşma olarak görmek doğru değildir.
DEM Parti’nin yerel yönetimlerde savunduğu eşitlik, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri, parti tabanının dile getirdiği sorunlar karşısında da sınanmalıdır. Bu ilkeler yalnızca belediyelerde değil, örgütsel işleyişte ve kaynakların dağıtımında da esas alınmalıdır.
DEM Parti Demokratik Yerel Yönetimler Kuruluna ve ilgili komisyona açık çağrımızdır: Örgüt emekçilerinin sorunlarını dinleyin, kayırmacılık iddialarını şeffaf biçimde inceleyin, ilçe örgütlerinin zorunlu giderleri için adil ve sürdürülebilir bir destek mekanizması oluşturun. Alınan kararları ve atılan adımları parti tabanıyla ve kamuoyuyla paylaşın.
Çünkü adalet yalnızca başkalarından talep edildiğinde anlamlı değildir. İnsan, önce savunduğu ilkeleri kendi pratiğinde gösterebilmelidir.
Örgüt emekçisinin emeği görünmez, ilçe örgütünün ekonomik sorunları çözümsüz ve imkân dağılımı tartışmalı kaldığı sürece, en kapsamlı tutum belgesi bile tek başına güven oluşturmaya yetmez.
Mesele yalnızca bir tutum belgesi yayımlamak değil, o belgede savunulan ilkeleri hayata geçirirken kendi emekçilerinin hakkını da korumaktır.
Not: Bir sonraki yazımda eşbaşkanların halk buluşmasını ele alacağım …
Mîr Hasan BEG

Her Adaya Eşit Olmak Adına Hata Ve Yanlışları Yazma Hakkımı Saklı Tutuyorum…
1
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
9022 kez okundu
2
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
7125 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5550 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4400 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3760 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı