DOLAR

$%

EURO

€%

STERLİN

£%

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

4039650฿%-0.47327

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır KAPALI 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

KENDİMİZİ DE KENTİMİZİ DE BİZ YÖNETİYORUZ… ÖYLE Mİ?

Halktan kopan yönetim, halk adına yönetme iddiasını sorgulamalıdır!

“Kendimizi de kentimizi de biz yönetiyoruz” sloganı, yalnızca bir seçim sloganı değil; halka verilmiş bir sorumluluk sözüdür. Bu sözün gerçek anlamı, halkın karar süreçlerine katılması, yöneticilerin halka hesap vermesi ve kentin imkânlarının halkla birlikte, halkın yararına kullanılmasıdır.

Peki, bu anlayışın pratikteki karşılığı nedir?

Gençlerimiz tuzaklara çekilirken, Halkımız işsizlikle, yüksek kiralarla, geçim sıkıntısıyla ve altyapı sorunlarıyla mücadele ederken yönetim ile halk arasında mesafe oluşuyorsa burada ciddi bir çelişki var demektir. Çünkü halkçı belediyecilik, yalnızca halkın arasında görünmek değil, halkın sorunlarına çözüm üretmek ve halkla birlikte yönetmektir.

Belediye eşbaşkanları, meclis üyeleri ve yöneticiler halkın üzerinde bir makamın sahipleri değil; halka hizmet etmekle yükümlü kamu görevlileri, aynı zamanda halkın hizmetkârlarıdır. Hiçbir makam, hiçbir unvan ve hiçbir siyasi sorumluluk kimseye üstenci davranma, eleştiriden kaçma veya kendisini halktan ayrı görme hakkı vermez.

Halkın mücadelesiyle kazanılan makamlar, halktan uzaklaşma ayrıcalığı değil, halkla daha fazla iç içe olma sorumluluğu getirir.

SÖYLEM DEĞİL, SOMUT ÇÖZÜM!

Halkın mücadelesiyle kazanılan makamlar, halktan uzaklaşmanın değil, halka daha fazla iç içe olma sorumluluğunu getirir.

112 bin iş başvurusunun gündeme geldiği bir kentte yalnızca belediyenin herkesi işe alamayacağını söylemek yeterli değildir. Elbette belediyelerin imkânları ve istihdam kapasitesi sınırlıdır. Ancak yerel üretimi geliştirmek, yeni iş alanlarının oluşmasına katkı sunmak, kadın kooperatiflerini desteklemek ve gençlerin meslek edinerek istihdama katılmasını sağlamak için daha kapsamlı politikalar üretilebilir.

Aynı şekilde, dar gelirli yurttaşların barınma sorunu karşısında sosyal konut ve düşük kiralı belediye konutları için uygulanabilir projeler geliştirilebilir. Altyapı, ulaşım, temizlik ve sosyal destek sorunları pilot mahalle olarak ele alınabilir; belirlenen hedefler, bütçeler ve uygulama takvimleri halka açıklanabilir.

Belediyeler her sorunu tek başına çözemez. Ancak kendi yetki ve imkânları dâhilinde yapabileceklerini hayata geçirmek, diğer kurumlarla iş birliği yapmak ve sonuçları halka açıklamak zorundadır.

DEM Partinin yıllardır savunduğu mücadele ve halkçı yönetim anlayışının gereği de budur: Kaynakların nasıl kullanıldığını, hangi sorunlara öncelik verildiğini ve verilen sözlerin ne ölçüde yerine getirildiğini halka açık biçimde ortaya koymak.

Halkın ihtiyacı, sorunlarının yalnızca dinlenmesi değil; çözüm için harekete geçilmesi ve sonuç alınmasıdır.

HALK BULUŞMALARI, SORUNLARI ERTELEME TOPLANTILARINA DÖNÜŞMEMELİ!

Halk buluşmaları elbette önemlidir. Ancak bu buluşmalar, yurttaşların taleplerini dile getirip yöneticilerin dinlediği toplantılar ‘‘halkımızla iç içeyiz’’ gösterisi olarak kalmamalıdır. Dile getirilen sorunlar kayıt altına alınmalı, çözüm için sorumlu birimler belirlenmeli ve ilerleme kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Halk yalnızca dinleyen veya talepte bulunan taraf olmamalı; kararların oluşturulmasına katılabilmeli, uygulamaları izleyebilmeli ve gerektiğinde yöneticileri eleştirebilmelidir. Demokratik mekanizmalar aracılığıyla hesap sorabilmeli, yönetimin değişmesini talep edebilmelidir.

Çünkü halkı dinlemek başka, halkla birlikte yönetmek başkadır.

HALKIN MAKAMLARINDAN KENDİLERİNE KÜÇÜK SALTANATLAR KURANLAR TÜREMEMELİ!

Bir de kendilerini vazgeçilmez görmeye başlayan, makama geldikten sonra halkla arasına görünmez duvarlar ören, eleştiriyi kişisel mesele hâline getiren üstenci kralcıklar türememelidir.

Halkın iradesiyle göreve gelen hiç kimse, o iradenin sahibiymiş gibi davranamaz. Makamlar geçicidir; halka karşı sorumluluk ise görevin ayrılmaz parçasıdır.

Hiç kimse bulunduğu makamı kişisel itibarını büyütmenin, çevresine ayrıcalık sağlamanın veya gelecekteki ikbalini güvence altına almanın aracı olarak görmemelidir. Halkın mücadelesiyle elde edilen kazanımlar, kişisel saltanatların değil, ortak yaşamın ve toplumsal özgürleşmenin hizmetinde olmalıdır.

ELEŞTİRİMİZ KİŞİLERE DEĞİL, HALKTAN KOPAN ANLAYIŞADIR!

Benim derdim kişisel hesaplaşma değildir. Halkıma hizmet eden, halkın sorunlarını çözmek için emek veren herkes benim için değerlidir. Ancak halka hizmet edenleri takdir etmekle, yanlışları eleştirmek birbirine zıt değildir.

Tam tersine, halkçı anlayışın güçlenmesi için eleştiriye ihtiyaç vardır. Eleştiri düşmanlık, sorgulama saygısızlık, hesap sormak da karşıtlık olarak görülmemelidir. Hiç kimse siyasi kimliğinin, geçmişte verdiği mücadelenin veya taşıdığı unvanın arkasına sığınarak eleştiriden muaf olduğunu düşünmemelidir.

GERÇEK BAĞLILIK, YANLIŞLARI GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİL; ORTAK MÜCADELEYE ZARAR VEREN YANLIŞLARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEMEKTİR.

“Kendimizi de kentimizi de biz yönetiyoruz” diyorsak halk yalnızca seçim dönemlerinde değil, yönetimin her aşamasında söz sahibi olmalıdır. Halkın iradesi seçimden seçime hatırlanan bir yetki değil, her gün gözetilmesi gereken bir sorumluluktur.

Halka rağmen halkçılık olmaz. Halktan koparak demokratik yönetim kurulmaz. Hiçbir yönetici kendisini halkın üzerinde göremez.

Unutmayın: Halk, yöneticilerin tebaası değil, yönetimin gerçek sahibidir. Makamlar kişisel ikbal için değil, halka hizmet için vardır. Görev süresi sona erdiğinde kendi ikbalini güvence altına almış olmayı başarı sayan değil, halka hizmet etmiş olmanın vicdani huzurunu taşıyan bir anlayışa ihtiyacımız var.

Çünkü mesele yalnızca kendimizi ve kentimizi yönettiğimizi söylemek değil, bu iddianın gereğini her gün yerine getirmektir.

Sözde halkın iktidarı değil, pratikte halkın iradesi!

 

Mîr Hasan BEG

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DEM PARTİ YEREL YÖNETİMLER KOMİSYONUNA SORUYORUM: ÖRGÜT EMEKÇİLERİNİN HAKKI NEREDE?

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım