$%
€%
£%
%
%
4105671฿%1.53254



Bu hafta sonu AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Hamit Sümer, göreve geldiği günden yaklaşık üç buçuk ay sonra basınla istişare buluşması gerçekleştirdi. Basının özgürlüğünden, gazetecilerin cesaretinden ve istişare kültüründen söz edildi. Ancak sıra, Diyarbakır’ın ekonomik geleceğini ilgilendiren somut sorulara gelince, maalesef beklediğim açıklık ortaya konulamadı.
Soru cevap faslında DTSO, OSB ve Ticaret Borsası seçimlerini sordum. Ticaret ve Sanayi Odası seçimine tek listeyle gidilmesini, seçim takviminin kısalığına yönelik eleştirileri, sınırlı katılımı ve Diyarbakır Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (DOSİAD)’nin boykot kararını gündeme getirdim. Ak Parti’ nin 25. Yılında tek başına iktidar olmasının şehrimizde yanlış anlaşıldığını, tek listeyle yapılan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası seçiminin “demokrasi zaferi!!!” olarak sunulduğunu, OSB seçiminin şaibe iddialarıyla yargıya taşındığını, Ticaret Borsası seçiminin ise neredeyse kamuoyunun haberi olmadan yapıldığını hatırlattım.
Sayın Hamit Sümer’ in basın buluşmasında sarf ettiği sözlerle soruma verdiği cevaplar arasında maalesef ciddi bir mesafe vardı.
Sümer’in cevabı ne oldu?
“Neden aday çıkmadı? İnisiyatif alın, aday olun!”
Elbette adayların sorumluluk alması gerekir. Ancak meseleye yalnızca bu pencereden bakmak, sorunun önemli bir bölümünü dışarıda bırakmaktır.
Seçim takviminin yeterli olmadığı sorgulanıyorsa, buna cevap verilmelidir. Katılımın neden sınırlı kaldığı tartışılıyorsa, şehrin önemli bir sanayici derneği boykot kararı alıyorsa, bunun üzerinde durulmalıdır. Yarı resmi bir kurum olarak seçim mevzuatına uygun, gerekli yasal prosedür gözetilerek tek listeyle seçime gidilmesi elbette hukuka aykırılık anlamına gelmez; fakat bunun demokratik rekabet açısından ne ifade ettiği de yalnızca “Rakip çıksaydı” denilerek geçiştirilemez.
Aday çıkmamasını eleştirmek kolaydır. Peki, seçim sürecinin ve ortamının yeterince rekabetçi olup olmadığını kim sorgulayacak?
DTSO seçimlerine ilişkin eleştirilerimin özü buydu. Herhangi bir adayın kazanmasını ya da kaybetmesini değil, üyelerin iradesinin hangi koşullarda sandığa yansıdığını ve bunun demokrasi anlayışındaki yerini sordum. Sümer’in cevabı ise bu soruların tamamını karşılamadı.
OSB konusunda yargıya taşınan iddialar bakımından yorum yapmaktan kaçınmasını anlayışla karşılayabilirim. Ancak yargı sürecine müdahil olmadan da şeffaflık, temsil ve kurumsal güven konusunda pekâlâ değerlendirme yapabilirdi. Ticaret Borsası seçiminin adeta kamuoyundan habersiz bir şekilde yapılmasıyla ilgili sorum da daha kapsamlı bir açıklamayı hak ediyordu diye düşünüyorum.
Çünkü bu meseleler yalnızca oda ve borsaların kendi iç hesaplaşmaları değildir. Bu kurumlar Diyarbakır’ın üretimini, yatırım ortamını ve ekonomik temsilini ilgilendiriyor. Dolayısıyla kamuoyunun bunları sorgulaması son derece doğaldır. Kamuoyu adına sorumluluk alan ve yönetime gelenlerin veya yönetime talip olan siyasi parti temsilcilerinin de bu sorgulamanın hakkını vermesi gerektiği de bir gerçekliktir.
Şakşakçı bir basın mensubu, sorumu özel olarak niteledi
Toplantıda şakşakçı bir basın mensubunun soruma “Bu özel bir soru, kurumların kendi içindeki özel bir durum” diyerek tepki göstermesi ise ayrıca düşündürücüydü.
Nesi özel bu sorunun?
Kurumlar kendi içinde demokrasicilik mi oynuyor? Diyarbakır’ın iş ve sanayi camiasını temsil eden kurumların seçimlerini, katılımı ve rekabet koşullarını sorgulamak mı özel?
Gazetecinin görevi, şehrin gündemini takip etmek kadar, gündeme gelmesinden rahatsızlık duyulan konuları da kamuoyunun gündemine taşımaktır. Yoksa sorunun muhataplarını korumak içgüdüsüyle kendi meslektaşına cephe almak değildir. Bir soruya katılmayabilirsiniz, ancak kamu yararını ilgilendiren bir soruyu “özel” ilan ederek tartışmanın dışına itemezsiniz.
Burada maksadım elbette kişileri hedef almak değil, bir anlayışı sorgulamak…
Dört yıl sonrasını beklemek çözüm mü?
Hamit Sümer, DTSO ve OSB üyelerine bir sonraki seçim için şimdiden hazırlık yapmaları çağrısında bulundu. Bu, katılımı artırmak bakımından anlamlı bir öneri olsa da, bugün sorulan soruların cevabını dört yıl sonraya bırakmak anlamına gelmemeli.
Bugün seçim süreçleri hakkında eleştiriler varsa bugün cevaplanmalı. Bugün kamuoyunun merak ettiği konular, bir sonraki seçim dönemine havale edilmemeli.
Başkan Sümer adayların sorumluluk alması gerektiği yönündeki tespitinde haklı olsa da, bu tespit, seçim takvimi, katılım ve şeffaflık konusundaki soruları ortadan kaldırmıyor. Verilen cevapların temel eksikliği de burada ortaya çıkıyor.
Diyarbakır’ın bu meseledeki ihtiyacı, sorumluluğu yalnızca adaylara ve üyelere yükleyen bir yaklaşım değil; sorunları bütün yönleriyle ele alan, somut bilgi veren ve hesap verebilen bir yönetim anlayışıdır.
Demokrasi, yalnızca sandık kurulduğunda hatırlanacak bir kavram değildir.
Sandığı savunuyorsanız rekabeti, şeffaflığı da savunacaksınız. Aksi hâlde geriye demokrasi güzellemesi kalır; cevap bekleyen sorular ise yerinde durur.
Otoban sorusuna basının ilgisizliği
Bir diğer soru olarak da Diyarbakır’ın otoban bağlantısı sorununu sordum. Sümer, ulaşımın önemini vurguladı ve konunun gündemlerinde olduğunu belirtti.
“Ulaşım medeniyettir” demek doğrudur; fakat yıllardır çözüm bekleyen bir meselede asıl ihtiyaç, bu doğru cümlenin arkasını dolduracak somut bilgilerdir.
Peki, somut olarak hangi aşamadayız? Hangi kurumla görüşüldü? Hangi girişim yapıldı? Diyarbakır’ın beklentisini karşılayacak bir yol haritası var mı? Bugün ulaşım sorunu varsa çözümü için de hangi adımların atıldığı veya atılacağı da açıklanmalı.
Ben otoban sorununu sorarken “güzide” basın mensuplarımızın mikrofonlarını toplamasıyla soru-cevap süreci de bitmiş oldu. Bunun bilinçli bir engelleme olduğunu ileri süremesem de, şehrin önemli sorunları konuşulurken, bu ilgisizlik veya engelleme çabası ibretlik bir olay olarak kayda girmiş oldu.
Ne diyelim basın şehrin gözü, kulağı olduğu kadar konuşan sesidir de. Gel gör ki üç maymunu oynamak revaçta.
Sözüm basın mensubu arkadaşlara; toplumun sesi olamıyorsanız bari çıkan sesleri kısmaya uğraşmayın.

KENDİMİZİ DE KENTİMİZİ DE BİZ YÖNETİYORUZ… ÖYLE Mİ?
1
Dr. İsmet Kaya “Sorumluluk Bilinci ve İlişkiler” Üzerine Seminer Verdi
16411 kez okundu
2
Diyarbakır’da Yangın Faciası: 2’si Çocuk 3 Ölü, 14 Yaralı
8420 kez okundu
3
ADNAN ÖKTÜREN; “49 yıllık memuriyet hayatımda 4 binin üzerinde insana iş imkânı sağladım”
4848 kez okundu
4
Mardin’li Marilyn Monroe Kazancını Sokak Hayvanları İçin Harcıyor
3934 kez okundu
5
Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkanı Ali Erdem;” 94’ten 2024’e O Ruhu Yeniden Halkımızla Buluşturacağız”
3864 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı