DOLAR

47,0327$% -0.02

EURO

53,7942% 0.06

STERLİN

63,1218£% 0.05

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

3039320฿%4.21736

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır AÇIK 37°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Siyaset Hizmet Mi; Kariyer ve Rant Kapısı mı?

Demokrasilerde siyaset, halka hizmet etmek için vardır. Toplumun sorunlarını çözmek, adaleti güçlendirmek ve ortak geleceği inşa etmek siyasetin temel görevidir. Ancak Türkiye’de, Kürdistan coğrafyasında ve genel olarak Ortadoğu’da siyaset giderek hizmet alanı olmaktan uzaklaşmakta; kariyer, nüfuz ve ekonomik çıkar alanına dönüşmektedir.

Siyasetin Meslekleşmesi ve Topluma Bedeli

Bugün birçok insan siyasete toplumsal sorunları çözmek için değil, siyasi bir kariyer edinmek, makam sahibi olmak veya belirli imkânlara ulaşmak amacıyla yönelmektedir. Siyaset bir sorumluluk olmaktan çıkıp meslek haline geldiğinde, halkın ihtiyaçları geri plana itilirken kişisel ve grupsal çıkarlar ön plana çıkmaktadır.

Türkiye’de taban hâkimiyeti bulunan AKP, CHP ve DEM Parti farklı siyasi görüşleri temsil ediyor olabilir. Ancak toplumun önemli bir kesimi, partiler arasındaki söylem farklılıklarına rağmen benzer sorunların devam ettiğini düşünmektedir. Çünkü mesele yalnızca hangi partinin iktidarda olduğu değil, siyasetin nasıl yapıldığıdır.

Siyasetçinin Kariyeri mi, Halkın Geleceği mi?

Yerel yönetimler bu sorunun en görünür alanlarından biridir. Belediyeler halka hizmet üretmek için vardır. Ancak zaman zaman belediyeler; kadrolaşma, siyasi yakınlıklar, ihale tartışmaları ve kaynak kullanımına ilişkin eleştirilerle gündeme gelmektedir. Bu durum vatandaşın zihninde şu soruyu oluşturmaktadır: Kamu kaynakları gerçekten halk için mi kullanılıyor, yoksa belirli çevreler için yeni ekonomik alanlar mı oluşturuluyor?

Bu eleştiriler yalnızca bir partiye yöneltilemez. AKP’nin yönettiği belediyelerde de CHP’nin yönettiği belediyelerde de DEM Parti’nin yönetiminde bulunan yerel idarelerde de benzer tartışmalar yaşanabilmektedir. Çünkü sorun partilerden önce siyasi kültür sorunudur.

Liyakatin Kaybettiği Yerde Demokrasi Kazanamaz…

Siyasetin sorunlarından biri de liyakat ilkesinin zayıflamasıdır. Özellikle seçim süreçlerinde, aday belirlemelerinde ve çeşitli yönetim kademelerinde bilgi, birikim ve toplumsal karşılık yerine; sadakat ilişkileri, grup çıkarları ve kişisel yakınlıklar belirleyici olabilmektedir. Bunun sonucunda topluma daha fazla katkı sunabilecek insanlar geri planda kalırken, belirli çevrelerin desteklediği isimler öne çıkabilmektedir.

Koltuk, Kariyer ve Rant Üçgeninde Toplumsal Bozulma…

Bu durum yalnızca siyasi partilerle sınırlı değildir. Toplum adına faaliyet yürüttüğünü ifade eden bazı sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar ve meslek örgütleri de zaman zaman asli amaçlarından uzaklaşabilmektedir. Kâr amacı gütmeyen yapılar olması gereken bazı kuruluşlar, kimi zaman belirli siyasi veya ekonomik çevrelerin etkisi altında hareket ederek toplumsal faydadan çok grupsal çıkarları önceleyebilmektedir.

STK ların Görevi Siyaseti Yönetmek Değildir.

Sivil toplumun görevi siyaseti yönlendirmek değil, toplumsal vicdanı temsil etmektir. Ancak bazı yapılarda seçim süreçlerine dolaylı müdahaleler, algı yönetimi faaliyetleri veya belirli isimleri öne çıkarma çabaları görülebilmektedir. Bu tür yaklaşımlar, liyakatli insanların önünü kapatırken toplumun kurumsal yapılara olan güvenini de zedelemektedir.

Ortadoğu’nun en büyük sorunlarından biri de budur. Siyaset, hizmet üretmek yerine güç ve çıkar ilişkilerinin merkezine yerleştiğinde demokrasi zayıflar. Halkın beklentileri yerine siyasi aktörlerin hesapları konuşulmaya başlanır. Sonuçta kazanan birkaç çevre olurken kaybeden toplumun tamamı olur.

Bugün Türkiye’nin de Kürt siyasetinin de yerel yönetimlerinin de sivil toplum kuruluşlarının da ihtiyaç duyduğu şey yeni sloganlar değildir. İhtiyaç duyulan şey; şeffaflık, hesap verebilirlik, liyakat ve ahlaki sorumluluktur.

Gerçek siyaset; koltuk korumak değil sorun çözmektir. Gerçek belediyecilik; propaganda değil hizmet üretmektir. Gerçek sivil toplumculuk ise belirli grupların değil toplumun tamamının yararını savunmaktır.

Partiler Değişiyor, Düzen Değişiyor mu?

Toplum artık siyasetçilerin ne söylediğinden çok nasıl yaşadığına, kamu kaynaklarını nasıl kullandığına ve görevlerini nasıl yerine getirdiğine bakmaktadır. Çünkü vatandaş için önemli olan ideolojik sloganlar değil, günlük hayatında hissettiği adalet, refah ve güven ve temsildir.

Siyaset Bir Geçim Kapısı Değil, Bir Kamu Görevidir.

Unutulmamalıdır ki siyaset bir geçim kapısı değil, bir kamu görevidir. Belediye başkanlığı, milletvekilliği, parti yöneticiliği veya sivil toplum temsilciliği bir ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktur. Bu sorumluluk unutulduğunda siyaset rant üretir; hatırlandığında ise toplumu dönüştürür.

Tarih makamını koruyanları değil, halkına hizmet edenleri hatırlar. Toplumları değiştiren şey ise siyasetçilerin vaatleri değil, halkın hesap sorabilme iradesidir.

Siyasette Amatör Ruhunu Kaybedip, Profesyonelleşenler Toplumu Demokratikleştiremezler..!

Siyasette amatör ruhunu kaybedip profesyonelleşenler, artık halka hizmet etmeyi değil; koltuklarını, kariyerlerini ve oluşturdukları düzeni korumayı öncelemeye başlarlar. Oysa demokrasi, siyaseti bir meslek değil, topluma karşı geçici ve onurlu bir sorumluluk olarak gören insanların omuzlarında yükselir. Bu nedenle amatör ruhunu kaybeden bir siyaset anlayışı, toplumu demokratikleştiremez; yalnızca mevcut güç ilişkilerini yeniden üretir.

Siyasette profesyonelleşmek bilgi ve deneyim kazanmak değildir; siyaseti geçim kapısına dönüştürmektir. Amatör ruhunu kaybedenler, halkı değil koltuklarını korur. Koltuğunu koruyan siyaset ise demokrasiyi büyütemez.

Mîr Hasan BEG

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

OSB SEÇİMİNDE AĞIR İDDİALAR!

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım