DOLAR

45,6178$% 0.06

EURO

53,1960% 0.27

STERLİN

61,3922£% 0.11

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

3551701฿%0.66919

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır HAFİF YAĞMUR 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

OSB SEÇİMİNDE AĞIR İDDİALAR!

DİYARBAKIR’ DA SEÇİM TARTIŞMASI BÜYÜYOR

9 Mayıs’ ta Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi seçimi tamamlandı… Mavi Liste kazandı.

Ancak bugün şehirde konuşulan mesele seçim sonucundan çok daha büyük.

Çünkü artık herkes aynı soruyu soruyor:

OSB gerçekten sanayicilerin ortak yönetim alanı mı, yoksa organize edilmiş bir güç mekanizmasının kontrol alanı mı?

Ortaya atılan iddialar basit şeyler değil ve korkarım ki yalan da değil… Diyarbakır’ın ekonomik geleceğini doğrudan ilgilendiren çok ağır iddialar.

Seçim sürecine start verilince Diyarbakır Haber olarak “Hayalet OSB” iddialarını gündeme taşımış ve bizzat OSB Başkanı Mustafa FİDAN’ a sormuştuk; “bunlar basit şeyler ve yalandır, kamuoyunu böyle basit şeylerle meşgul etmeyin, belgeyle konuşun” demişti.

Belgelerle konuşma zamanı geldi.

Ve yine bir köşe yazımda;

“Şehrin ekonomik damarlarını elinde tutmak isteyen bir yapı, STK’lar üzerinden adım adım büyüyor. Kendi etki alanını genişletiyor, kendi kadrolarını oluşturuyor ve şehrin geleceğine yön vermeye hazırlanıyor” diyerek örümcek ağı misali yayılan bir yapıya dikkat çekmiştim.

Gelinen noktada tespitlerimin hiç te abartı olmadığı ortaya çıkıyor.

Şimdi kamuoyunun önünde duran çok net bir soru var;

“Bu seçim gerçekten sandıkta mı kazanıldı, yoksa “seçim mühendisliği”yle mi şekillendirildi?”

Çünkü seçim öncesinde yaşandığı iddia edilen gelişmeler, sıradan bürokratik işlemler olarak geçiştirilemeyecek kadar dikkat çekici.

Özellikle dün DOSİAD (Diyarbakır Organize Sanayi İşadamları Derneği) yönetim kurulunun sosyal medya üzerinden kamuoyuna yaptığı açıklama tartışmaları bambaşka bir noktaya taşıdı.

Açıklamada, Diyarbakır OSB Genel Kurulu sürecinde daha önce sanayi camiasında tanınmayan bazı kişi ve firmaların seçim sürecine dâhil edildiği ifade ediliyor.

Dahası…

DTSO bünyesindeki sicil tasdiknamelerinde, yetkisi bulunmayan bazı kişilere özel yetkilendirmeler yapılarak seçmen oluşturulmaya çalışıldığına dair güçlü emarelerden söz ediliyor.

Ve en kritik iddia şu;

Seçimden hemen önceki son mesai günü içinde 11 kişiye, bunun dışında yaklaşık 20 kişilik başka bir gruba ise son bir ay içerisinde “gerekli kriterler sağlanmadığı halde” alelacele “Yapı İzin Ruhsatları” düzenlenerek seçmen statüsü sağlandığı belirtiliyor.

Yani iddia o ki…

Ortada doğal bir seçmen kitlesi değil, son dakika oluşturulan bir seçim organizasyonu var.

DOSİAD’ ın açıklamasına göre konu 11 Mayıs 2026 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na taşınmış durumda. Savcılık tarafından bilirkişi görevlendirildiği ve ilgili firmalar hakkında inceleme başlatıldığı ifade ediliyor.

Eğer bu iddialar doğruysa burada artık demokratik bir yarıştan değil, doğrudan “seçim mühendisliği” nden söz etmek gerekir.

İddiaların muhatapları Allo, Cello değil. Kamu gücüne dayanan ve şehrin dinamikleri olan OSB, DTSO, Büyükşehir Belediyesi gibi kamu gücü taşıyan kurumların yöneticileri.

Eğer kamu gücü, belli bir listenin lehine sonuç üretmek için kullanıldıysa, bu durum etik bir sorun olmaktan öte, hukuki açıdan da son derece ağır sonuçlar doğurabilecek ciddi bir sorundur.

Eğer iddia edildiği gibi seçimden önceki gün ve seçime bir ay kala yaklaşık 31 kişiye, yangından mal kaçırırcasına ve gerekli kriterleri sağlamadığı halde verilen “yapı izin ruhsatlarıyla”, apar topar bir şekilde DTSO marifetiyle yetkisiz 3. Şahıslara “sicil tasdiknameleri” verilerek oluşturulan seçmenlerle, seçim sonucu etkilendiyse, yani kazanan liste ile kaybeden liste arasındaki fark bu oylarla oluştuysa, seçimlerin iptali bile gündeme gelebilir.

Dahası… Teknik şartlar tamamlanmadan, mevzuata aykırı biçimde yapı izin ruhsatları düzenlendiyse, bu ruhsatların iptali için idare mahkemelerinde dava açılabileceği gibi, bu süreçte görev alan kamu görevlilerinin “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla suçlanmaları da hukuken mümkündür.

Hatta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın süreci “seçim mühendisliği” kapsamında değerlendirmesi halinde yönetime müdahale edilmesi, geçici yönetim veya kayyum benzeri mekanizmaların gündeme gelmesi de ihtimal dâhilindedir.

İşte tam da bu nedenle mesele artık yalnızca bir seçim sonucu değil, hukuk devleti ilkesinin korunup korunmadığı meselesidir.

Bütün bu iddialar belgeyle konuşulur ki, mesele artık yargıya intikal etmiş durumda.

Ruhsatların hangi gün verildiği?

Hangi saatte sisteme işlendiği?

Normal şartlarda günler sürecek işlemlerin birkaç saat içinde mi tamamlandığı? v.s. Hayatın olağan akışına uygun olup olmadığını takdir yetkisi artık mahkemenin.

Teknik dosyalar incelenecek.

Bir işletmenin ruhsat alabilmesi için gerekli olan itfaiye raporları, sağlık uygunlukları, yapı kullanma izinleri ve teknik belgeler gerçekten tam mıydı?

Yoksa seçime yetişsin diye eksik evraklar görmezden mi gelindi?

Bu noktada bilirkişi tespitlerinden bahsediliyor.

Ve belki de en kritik soru şu;

Bu işletmeler gerçekten üretim yapıyor muydu?

Yoksa Mustafa FİDAN ‘ın yakınlarına tahsis ettiği ve seçim günü ortaya çıkan “Hayalet OSB” seçmenleriyle mi seçim kazanıldı?

Bunun da anlaşılması için; SGK kayıtları, elektrik tüketimleri, ticaret sicil hareketleri, çalıştırılan personel sayıları, incelendiğinde ortada gerçek yatırımcı mı olduğu, yoksa yalnızca seçim günü ortaya çıkan tabela şirketlerinin mi sisteme dâhil edildiği net bir şekilde anlaşılır.

Bunlar gerçek sanayici ise üretim yapar, istihdam sağlar, elektrik tüketir ve vergisini öder.

Ama seçim zamanı ortaya çıkan bazı şirketlerin tek faaliyetinin oy kullanmak olduğu yönünde bir kanaat oluşursa, işte o zaman; “Gulé, Gulé yandan gel”.

Hele bir de seçim öncesi son gece yaşanan hararetli telefon trafiği var ki, ‘ neler oluyor lan!’ dedirtir…

Onu da muhatabına soralım; “sayın eş başkan Doğan Hatun hangi sanayicileri arayıp seçime müdahil oldunuz?”

Yine Amedspor yönetiminden de seçime müdahil olma ve seçmeni etkilemeye yönelik telefon görüşmeleri olduğu ki; bu iddiayı güçlendiren diğer bir husus ta seçim günü Amedspor’ un önceki 3 kulüp başkanlarının kime destek vermek için seçim günü genel kurula geldiği…

DTSO başkan yardımcılarının genel kurul günü kime oy istedikleri de ayrı iddialar olarak şöyle dursun.

Şaibe iddialarının olduğu yerde kurumlar ciddi yara alır ve şaibe iddialarına cevap vermesi gerekenler de ithama muhatap olan kurumların başındaki kişiler ve özellikle seçimi kazanan yönetimdir.

Yapılması gereken şey açıktır; kimse “kazandık, konu kapandı” kolaycılığına kaçmamalı ve kendini sağırlığa vurmamalıdır.

Seçim öncesi etkisine sığınılan ve bol bol güzellemesi yapılan “Şeffaflık” bu noktada bir tercih değil, zorunluluktur.

OSB seçimini çok az bir farkla kaybeden Yeşil Liste adına açıklama yapan başkan adayı Ali İhsan Özdoğan’ ın dün kamuoyuna yaptığı açıklamada belirttiği ve DOSİAD Yönetim Kurulunun gündeme getirdiği bu ciddi iddialara ve ithamlara muhatap olan,

başta Diyarbakır OSB Başkanı Mustafa FİDAN, DTSO Başkanı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı;

Kimlere hangi tarihlerde ruhsat verildiğini açıklamalıdır,

Hangi firmalara, hangi gerekçelerle seçmen hakkı tanındığını ortaya koymalıdır,

Teknik yeterliliklerin hangi kriterlerle kabul edildiğini kamuoyuna anlatmalıdır.

Çünkü meşruiyet yalnızca sandıktan çıkmakla oluşmaz.

Meşruiyet, toplum vicdanını ikna etmekle oluşur.

Aksi halde Diyarbakır’ın hafızasında şu soru uzun süre yaşamaya devam edecek;

“Bu seçim gerçekten sandıkta mı kazanıldı…

Yoksa çok önceden planlanmış bir organizasyonun sonucu muydu?”

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kurban Pazarlarında Yoğunluk Arttı: Vatandaş Küçükbaşa Yöneldi

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım