47,3794$% 0.14
53,9466€% -0.09
63,2658£% -0.16
%
%
3036464฿%0.3



9 Mayıs’ta Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi seçimi tamamlandı. Az bir farkla Mavi Liste kazandı.
Peki, mesele kapandı mı? Bence tam tersine… Asıl mesele şimdi başladı. Çünkü seçim bitti ama tartışmalar bitmedi.
Hatırlayın…
Seçim öncesinde Diyarbakır Haber’de “Hayalet OSB” iddialarını gündeme taşıdık. KGF kredilerini sorduk.
İstihdam rakamlarını sorduk. Bütün bu iddiaları OSB Başkanı Mustafa Fidan’a doğrudan yönelttik. Aldığımız cevap ise şuydu; “Bunlar basit şeyler. Kamuoyunu bunlarla meşgul etmeyin. Belgeyle konuşun.”
İşte ben de bugün aynı çağrıyı yineliyorum; Belgeyle konuşalım.
Çünkü artık konuşan yalnızca ben değilim. DOSİAD konuşuyor. Yeşil Liste konuşuyor. Savcılığa yapılan başvurular konuşuyor. Bilirkişi raporları konuşuyor.
Şimdi sormak gerekiyor:
Madem her şey bu kadar şeffaf…
Madem bütün iddialar “basit şeyler”…
O halde neden konu yargıya taşındı?
Neden bilirkişi incelemesi başlatıldı?
Neden Diyarbakır iş dünyasının önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan DOSİAD, kamuoyuna çıkarak hukuki süreç başlattığını açıklama gereği duydu?
DOSİAD’ ın açıklamasını dikkatle okudum. Kimseyi peşinen suçlamıyor. Ancak çok önemli bir ilkenin altını çiziyor. “Halkın menfaati, hiçbir kişi, grup ya da yapının çıkarından aşağıda görülemez; her türlü kişisel ve kurumsal çıkarın üzerindedir.”
Aslında bütün tartışmanın özeti de bu cümlede saklı. Çünkü bugün tartışılan mesele bir kişinin başkan olması değil, Diyarbakır’ın ekonomik kurumlarının nasıl yönetildiğidir.
OSB… DTSO… Büyükşehir Belediyesi… Ve seçim sürecinde bu kurumların oynadığı iddia edilen roller…
DOSİAD diyor ki; Şeffaflık olsun. Hesap verebilirlik olsun. Kamu kaynaklarının kullanımı incelensin.
Ben de aynı şeyi söylüyorum. Eğer her şey hukuka ve mevzuata uygunsa, bundan en çok mevcut yönetimin memnun olması gerekir. Çünkü temiz yönetimler denetlenmekten korkmaz, hesap vermekten kaçmaz. Aksine, hesap verebildikleri ölçüde güven kazanırlar. Fakat cevap verilmedikçe sorular büyür. Sessizlik uzadıkça şüphe derinleşir.
Bugün Diyarbakır’ın konuştuğu konu, seçimi kimin kazandığı değil; nasıl kazanıldığıdır. İddialar çok vahim.
Kararı bağımsız yargı verecek. Ama şu da unutulmamalıdır; sormak, sorgulamak kamunun basına ve gazeteciye yüklediği ödevdir. Cevap vermek ise kamu adına yetki kullananların sorumluluğudur.
Hiç kimse “Kazandık, konu kapandı” rahatlığına kapılmasın.
Konu yeni başlıyor. Çünkü bugün herkes aynı sorunun cevabını arıyor; gerçekten her şey hukuka uygun muydu? Yoksa seçim sürecinde kullanılan bazı işlemler ve bazı ilişkiler seçim sonucunu etkiledi mi?
Bu soruların cevabını mahkeme ortaya koyacak. Ancak o güne kadar kamuoyunun sorma hakkı, yöneticilerin de bu sorulara şeffaf biçimde cevap verme yükümlülüğü devam edecek.
Ben hâlâ ikna olmuş değilim.
Peki ya siz?

Büyük Güçlerin Satranç Tahtası: Ortadoğu ve Kurdîstan
1
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
8121 kez okundu
2
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
7039 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5532 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4335 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3746 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı