47,1850$% 0.04
53,9726€% -0.02
63,5594£% 0.08
%
%
3027296฿%-0.40436



Kürd Sorunu Değil, Kürdü Sorun Gören Zihniyet Sorundur
Uzun yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz: “Kürt sorunu…”
Oysa en başta yanlış olan, sorunun adıdır.
Çünkü hiçbir halk başlı başına bir sorun değildir. Sorun; bir halkı sorun olarak gören anlayıştır.
Kürtler, bu coğrafyanın kadim halklarından biridir. Dilleriyle, kültürleriyle, müzikleriyle, edebiyatlarıyla ve tarihleriyle binlerce yıllık bir geçmişin taşıyıcısıdır. Buna rağmen, uzun yıllar boyunca kimlikleri güvenlik eksenli tartışmaların gölgesinde değerlendirilmiş; kültürel ve siyasal talepleri kuşkuyla karşılanmıştır.
Bu Yazının Amacı Herhangi Bir Halkı Suçlamak Değildir.
Türklerin de, Arapların da, Parseklerin de, Ermenilerin de, Süryanilerin de ve bütün halkların onuru eşittir. Halklar birbirinin düşmanı değildir. İnsanları birbirine yabancılaştıran; demokratik olmayan yönetim anlayışları, baskıcı politikalar ve farklılıkları tehdit olarak gören zihniyetlerdir.
Bugün dünyada demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü en çok konuşulan kavramlar arasında yer alıyor. Ancak konu Kürtlerin kimliği, dili ve kültürel hakları olduğunda aynı ilkelerin her zaman aynı kararlılıkla uygulanabildiğini söylemek kolay değildir. Jeopolitik hesaplar evrensel değerlerin önüne geçmektedir.
Oysa insan haklarının evrensel olması tam da bunun içindir.
Hâk; kendine başka, başkasına başka uygulanıyorsa artık evrensel değildir.
Adalet; güçlü olana göre şekilleniyorsa artık adalet değildir.
Demokrasi; yalnız çoğunluğun sesi duyulduğunda değil, azınlıkta kalanların da kendini eşit ve güvende hissedebildiği ölçüde anlam kazanır.
Bir insanın ana dilini konuşması, kültürünü yaşatması ve kimliğini özgürce ifade etmesi hiçbir egemenin verdiği lütuf değildir. Bunlar, insan olmanın doğal uzantısıdır.
Bu nedenle artık soruyu değiştirme zamanı gelmiştir.
“Kürt sorunu nasıl çözülür?” yerine şu soruyu sormalıyız:
Kürdü sorun olarak gören zihniyet nasıl değişir?
Çünkü sorun, bir halkın varlığı değildir.
Sorun; farklılıkları tehdit olarak gören siyasal akıldır.
Sorun; eşitliği söylemde savunup uygulamada erteleyen anlayıştır.
Sorun; insanı kimliğine göre değerlendiren sistemlerdir.
Kalıcı barış; inkârla değil, tanımayla başlar.
Güven; baskıyla değil, adaletle kurulur.
Birlik; tek tipleştirerek değil, farklılıkları eşit kabul ederek güçlenir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, yeni düşmanlıklar üretmek değil; ortak insanlığımızı büyütmektir. Çünkü bu coğrafyanın geleceği, halkların birbirine üstün gelmesinde değil; birbirinin varlığını ve onurunu eşit kabul edebilmesindedir.
Hiçbir halk sorun değildir.
Artık “Kürt sorunu” demeyi bırakmanın zamanı gelmiştir. Kürdü sorun gören zihniyetleri dönüştürüp evrensel insan hakları zihniyetine getirmektir.
SORUN; KÜRD HALKINI SORUN OLARAK GÖREN ZİHNİYETTİR.
Mîr Hasan BEG

Siyaset Hizmet Mi; Kariyer ve Rant Kapısı mı?
1
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
7960 kez okundu
2
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
6972 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5530 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4330 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3743 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı