45,0269$% 0.02
52,8264€% -0.11
60,9830£% -0.16
%
%
3546382฿%1.59575



Bu yıl yine aynı sahne…
Perde açıldı, oyuncular değişmedi.
Esnaf odaları seçimleri yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ama ortada seçimden çok, koltuk muhafaza operasyonu var. Mevcut yapı öyle bir refleks geliştirmiş ki; bırakın değişimi, değişim ihtimaline bile tahammül yok. Çünkü işin içine siyaset girince, sandık artık iradenin değil, denklem kuranların aracı oluyor.
Birileri geçmişteki oda seçimlerinden ders çıkarmış olacak ki, sırtını siyasete yaslamayı öğrendi. Milletvekilleri devreye girdi, vaatler havada uçuştu, telefonlar susmadı. Sonuç? Hizmet değil, hizalanma kazandı.
Şimdi sormak gerekiyor; bu oda başkanlıkları neden bu kadar önemli?
Eğer mesele hizmet olsaydı, yıllardır taş üstüne taş koyanlar konuşulurdu. Ama öyle olmuyor. Çünkü bu makamlar hizmetle değil, sistemle korunuyor. Türkiye genelinde yıllardır değişmeyen tabloyu burada da görüyoruz. Koltuğa oturan kalkmak bilmiyor. Kalkmamak için de her yolu mübah görüyor.
Diyarbakır’daki son esnaf odası seçimleri bunun en net örneği. Menfaat ortaklığı öyle güçlü ki; değişim isteyenin, çalışanın, üretenin önü daha baştan kesiliyor.
En çarpıcı örneklerden biri Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası seçimleri…
Kendi sektöründe fark yaratan, projeler üreten, verdiği sözleri hayata geçiren bir isim, Mehmet Yüksel… Yani işiyle konuşan bir başkan. Ama ne oldu? Siyaset devreye girdi. Finansman vaatleri, kulisler, telkinler… Ve sandıkta hizmet değil, statüko kazandı. Diyarbakır’ ın ve kuyumcu esnafının kazanmadığı kesin.
Son yıllarda gözle görülür bir başka gerçek daha var. Şehrin ekonomik damarlarını elinde tutmak isteyen bir yapı, STK’lar üzerinden adım adım büyüyor. Kendi etki alanını genişletiyor, kendi kadrolarını oluşturuyor ve şehrin geleceğine yön vermeye hazırlanıyor.
Sırada ne var?
Diyarbakır OSB seçimleri…
Orada da benzer bir senaryonun sahnelenmesi kimseyi şaşırtmaz. Siyasetin gölgesinde ticaret yapanlar, üretim yapanların, sanayicilerin önüne geçerse, kimse “neden böyle oldu” diye sormasın.
Çünkü mesele liyakat değil, hizmet değil. Mesele güç. Gücü gören yanaşıyor. Gücü hisseden susuyor.
Güce ulaşan kalıcı oluyor.
Esnafın, sanayicinin artık boş vaatlere karnı tok olmalı diyoruz ama gerçek öyle mi? Değil. Çünkü bu coğrafyada hatır-gönül ilişkisi ve finansman vaadi; vizyonun önüne geçiyor. Proje sunan değil, telefon açtıran kazanıyor.
Hal böyle olunca insan ister istemez soruyor; Biz ne zaman yapılan işe bakacağız? Vizyona bakacağız, hizmete bakacağız.
Böyle gelmiş böyle gider mi?
Eğer gerçekten memleketini seven, memleketin faydasını kendi kişisel ikballerinin önünde tutan birileri ortaya çıkmazsa ve elindeki oyu filanın hatırına değil memleket hatırına kullananlar çıkmazsa işte o zaman böyle gelmiş böyle gider.
Bize de “wax malamıné” demekten başka söz kalmaz.
Hacı DALGIÇ
Hukukçu/ Gazeteci

“BİR DE BİZ SORALIM”
1
DİYARBAKIR’LI ŞEYH GÜZEL İLE BU ÇAĞIN CESUR YÜREKLİLERİ…
6516 kez okundu
2
SİVEREK’TE İŞ BİR CİNAYETİ…
6255 kez okundu
3
“Savaş, Ölünce Değil; Düşmana Benzeyince Kaybedilir”
5506 kez okundu
4
DİNSİZ ZALİMLE DİLSİZ ŞEYTANIN UKRAYNA’DAKİ SAVAŞI…
4239 kez okundu
5
Öğretmen Patatesten Daha Değerli
3713 kez okundu
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı