47,0327$% -0.02
53,7942€% 0.06
63,1218£% 0.05
%
%
3039320฿%4.21736







D.M: Okurlarımız için kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Halit Haliloğlu: Van’ın Erciş ilçesinde doğdum. Küçük yaşlardan beri aktif olarak ticaretin içindeyim. İçinde bulunduğumuz teknolojik çağda, insan emeğinin azaldığı ve yapay zekânın yaygınlaştığı bu dönemde, grup şirketleri olarak insan odaklı bir çalışma biçimini esas alıyoruz.
Van Kahvaltı Sarayı markalar topluluğu olarak; yenilikçi bir anlayışla, kalite standartlarını koruma ve geliştirme çabasıyla yoğun bir çalışma temposu içinde büyümeye devam ediyoruz.

D.M: Van Kahvaltı Sarayı’nı diğer markalardan ayıran temel özellik nedir?
En büyük farkımız ürün kalitemiz ve tedarik yapımız. Ürünlerimizin çoğu kendi üretimimiz olup, piyasada benzeri olmayan ürünlerden oluşuyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler de bu farkı doğruluyor.
2011 yılından bu yana sektördeyiz ve bugün Türkiye’nin en büyük kahvaltı zincirlerinden biri konumundayız. Van Kahvaltı Sarayı olarak, 17’si yeni konsept olmak üzere yaklaşık 40 şube ile hizmet veriyoruz.
Şubelerimizin genel özelliği, asgari 450 ile 850 metrekare ve üzeri alanlara sahip olmasıdır. Aile odaklı bir müşteri profilimiz var. Bu nedenle çocuk oyun alanları ve VIP odalarımız mevcut. Ayrıca mağazalarımızda müşterilerimiz, masalarında gördükleri ve tükettikleri ürünlerin tamamını şarküteri reyonlarımızdan satın alabiliyor. Ev için gramajlı, işletmeler ve oteller için ise toptan satış seçenekleri sunuyoruz.

D.M: Menünüzde hangi kahvaltı çeşitleri var?
Oldukça geniş bir menüye sahibiz. Van Kahvaltısı (VIP), Karadeniz Kahvaltısı, köy kahvaltısı, çocuk kahvaltısı, diyet kahvaltısı ve hızlı kahvaltı seçeneklerimiz mevcut. Yaklaşık 93 kalem ürün çeşidimizin çoğu katkısız ve yöresel. Piyasada muadili olmayan spesifik ürünlerimiz var. Örneğin reçel grubunda; patates, patlıcan, ceviz, hurma, nar ve acı biber reçellerimiz bulunuyor. Peynir grubunda ise 23 çeşit ürünümüz mevcut.
Bunun yanı sıra, geleneksel olarak “anam babam ürünleri” dediğimiz kekik ve zeytin salataları gibi özgün lezzetler sunuyoruz. Otlu peynirin en doğal hâli olan sirm otlu küp peynirleri, lor peynirleri ve salamura peynir çeşitlerimiz de oldukça ilgi görüyor. Ayrıca tostlar, gözlemeler ve yeni nesil şubelerimizde dünya mutfağından yemekler ile kahve çeşitleri de sunuyoruz.

idrisesen@gmail.com
D.M: Yeni nesil kafe konseptinizden bahseder misiniz?
Biz klasik “gel-al” kafe anlayışını sürdürülebilir bulmuyoruz. Örneğin Mardin ya da Diyarbakır’da yerleşmiş bir misafirperverlik kültürü var. Bu kültürde insanlar birbirini davet eder ve masada servis alır. Sıraya girip plastik bardakta çay almak, toplumumuzun alışık olduğu bir hizmet anlayışı değildir.
Bu yüzden kafe konseptimizi, müşterinin karşılandığı ve masada servis aldığı bir yapıya dönüştürdük. Geleneksel ürünleri modern sunumlarla birleştiriyoruz. Ayrıca kendi ürünlerimizle tatlılar, pastalar ve kekler üreterek şubelerimizde sunuyoruz. İnovasyona önem veren bir markayız. Özellikle yeni nesil mağazalarımızda, gastronomi eğitimi almış, el lezzeti güçlü ve yenilikçi personeller istihdam etmeye özen gösteriyoruz.

D.M: Van Kahvaltı Sarayı fikri nasıl ortaya çıktı? Franchise sisteminiz nasıl işliyor?
Nasıl ki Diyarbakır karpuzu ve Gaziantep baklavası ile biliniyorsa, Van da kahvaltısıyla meşhurdur. Biz bu geleneksel değeri geliştirerek Türkiye geneline yaymak istedik. Amacımız, bu kültürü yeni nesillere aktarmak ve kaybolmasını önlemek. Bu işi severek yapan insanların daha başarılı olacağına inanıyorum. Bu nedenle bayilik verdiğimiz kişilere sadece marka değil, aynı zamanda bilgi ve kültür de aktarıyoruz.
Örneğin kavut ununun obeziteyi önlemesi, murtuğanın tok tutması ve otlu peynirde kullanılan otların antioksidan özellikleri gibi bilgileri bayilerimize aktarıyoruz. Bu sayede müşteri, tükettiği ürün hakkında bilinçli oluyor. Profesyonel şeflerimiz yatırımcılara üretim reçeteleri, sunum teknikleri ve müşteri iletişimi konularında eğitim veriyor. Yaklaşık bir haftalık eğitim sürecinin ardından şubelerimizi açıyoruz.
D.M: Fiyat politikanız hakkında ne söylemek istersiniz?
Fiyat politikası bizim için majör bir konudur. Piyasanın altında bir standart izliyoruz. Sürekli zam yapan bir firma değiliz.

D.M: Sosyal sorumluluk çalışmalarınız var mı?
Her mağazamızda bir engelli personel çalıştırmayı teşvik ediyoruz. Dezavantajlı bireylerin iş hayatına katılması bizim için önemli. Ayrıca arta kalan ürünleri “hayvan dostu işletme” anlayışıyla hayvan dernekleri aracılığıyla sokak hayvanlarına ulaştırıyoruz.

D.M: “Kahvaltının Kitabı”nı yazdınız. Bu süreç nasıl başladı?
Kitap okumayı, özellikle felsefe eserlerini çok seviyorum. Bu da yazma isteğini beraberinde getirdi. “Kahvaltının Kitabı” adlı eserimde; kahvaltı kültürünün tarihini, Avrupa’daki ve Türk dünyasındaki kahvaltı alışkanlıklarını, Türkiye’deki yöresel kahvaltı çeşitlerini ele aldım. Ayrıca çocuklarda kahvaltı alışkanlıkları gibi konulara da değindim. Kitabımı, başta Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin olmak üzere; kalemi ve sanatıyla öne çıkan Yılmaz Erdoğan’a, ayrıca sanat, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimlerine takdim etme fırsatı buldum. Kitap, Türkiye’de ve yurt dışında birçok prestijli satış noktasında yer aldı ve özellikle Almanya’da yoğun ilgi gördü.


D.M: Yeni projeleriniz var mı?
Büyüme hedeflerimiz devam ediyor. Yıl içinde Ankara, Mardin, Batman, Muş ve Midyat’ta yeni şubeler açmayı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de şirketlerin neden uzun ömürlü olmadığını ve aile şirketlerinin neden dağıldığını ele alan yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum.

D.M: Sektöre dair eleştirileriniz neler?
Yemek sektöründe aracı firmalar büyük bir sorun. Bu firmalar üreticiden daha fazla kazanıyor ve bu maliyet tüketiciye yansıyor. Bu da dışarıda yemek yemenin pahalı olduğu algısını oluşturuyor.
D.M: Son olarak ne söylemek istersiniz?
İnsan yaptığı işi sevmeli. Çünkü severek yapılan işte başarı kaçınılmazdır. En sevdiğim sözlerden biri şudur:
“Riski almadan rızkı bulamazsınız.”












VİZYONLA BÜYÜYEN BİR MARKA; ÖZBAY GROUP Şeyhmus ÖZBAY ile Çok Yönlü Büyümenin Hikâyesi
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı