DOLAR

47,2035$% 0.06

EURO

53,9806% 0.13

STERLİN

63,4335£% 0.05

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

3128637฿%3.21502

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır AÇIK 35°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun İstifa Etti

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun İstifa Etti
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Doğan Hatun, bu sabah görevinden istifa ettiğini açıkladı. X hesabı üzerinden yapmış olduğu paylaşım ile görevinden istifa ettiğini açıklayan Hatun,

istifasının Yerel Yönetimler Konferansı’nda benimsenen “Geri Çekilme İlkesi” kapsamında “Partimiz, geri çekilme talebimi yerinde görmüştür.” dedi.

Doğan Hatun yaptığı açıklamada;

Basına ve Kamuoyuna

31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri, Kürdistan’da başta Amed olmak üzere tüm kentler için farklı bir anlam ve güçlü bir motivasyon taşıyordu. Yıllardır kayyım anlayışıyla yönetilen bu kentlerin artık kayyımlardan kurtarılması ve yeniden halkın belediyeleri haline gelmesi gerekiyordu. Bu bilinç ve kararlılıkla, partimiz tarafından Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanlığına aday gösterildik ve seçim çalışmalarımızı bu doğrultuda yürüttük.

31 Mart 2024 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, yurtsever Amed halkının güçlü iradesiyle yüzde 65’e yaklaşan bir oy oranıyla bu göreve layık görüldük. Üstlendiğimiz bu görev, bizler açısından önemli sorumlulukları ve beraberinde çeşitli zorlukları da içeriyordu. Bu bilinçle göreve başladık; halkımızın bizlerden beklentilerini karşılamak ve kentimize hizmet üretmek için bir çaba içerisinde olduk.

Bu süreçte yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı da umut ve barış adına yeni bir kapı aralamıştır. Türkiye’de uzun süredir hakim olan antidemokratik atmosfer, bu çağrıyla birlikte kısmen dağılmış; demokrasiye dair yeni bir umut filizlenmiştir. Demokratik toplumu inşa etmek, elbette bizler gibi görev üstlenen herkesin kendi rol ve misyonunu doğru bir temelde yerine getirmesiyle mümkün olacaktır.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında her birimize düşen görev ve sorumlulukları değerlendirdiğimiz Yerel Yönetimler Konferansımızı da bu anlayış temelinde gerçekleştirdik. Bu konferansta, yeni dönemin ve yeniden yapılanmanın yeterince anlaşılmadığı, zihniyet ve pratik olarak eski alışkanlıklarda ısrar edildiği, üstlenilen görev ve sorumluluklarının hakkının verilmediği yönünde ortak değerlendirmeler ortaya çıkmıştır. Bu değerlendirmeler, hepimiz açısından kendimizi daha cesur, daha samimi ve daha derinlikli bir biçimde sorgulamayı gerekli kılmıştır.

Ben de bu düşünceden hareketle, iki yılı aşkın süredir Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı olarak yürüttüğüm görev kapsamında partimizin ve halkımızın benden beklediği temel sorumluluklara istenilen düzeyde cevap olamadığımı; hizmet üretme noktasında yeterli üretkenliği gösteremediğimi; üstlendiğim rol ve misyonu istediğim düzeyde yerine getiremediğimi; öncülük görevini beklentiler doğrultusunda hayata geçiremediğimi açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Süreç içerisinde halkımızın yapıcı eleştirileri olmuş ve hepsi de benim açımdan yol gösterici olmuştur.

Bunun yanı sıra, bu süreçte yaşamaya başladığım sağlık sorunlarının beni ciddi biçimde olumsuz etkilediğini ve çalışmalara etkin katılımımın önünde önemli bir engele dönüştüğünü belirtmek isterim. Görev sürecimde üç kez anjiyo olmam, fiziksel olarak beni yıpratmış; çalışmalara beklenen düzeyde katılım sağlamamın önünde engel oluşturmuştur.

Tüm bu eksiklikleri birlikte değerlendirdiğimde, özellikle yeni dönemde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni başarıya ulaştırmanın çok daha fazla katılımı, emeği, üretkenliği ve yoğun bir mücadeleyi zorunlu kıldığı açıktır. Bu aşamada, bulunduğum görevde bu sürece istediğim düzeyde katkı sunamayacağım düşüncesi açığa çıkmıştır.

Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, gerçekleştirdiğimiz Yerel Yönetimler Konferansı’nda karar altına alınan Geri Çekilme İlkesi kapsamında, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanlığı görevimden çekilme talebimi partimizin ilgili kurullarına bir süre önce ilettim. Partimiz, bu talebimi değerlendirip yerinde görmüştür. Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanlığı görevimden, bugün itibariyle istifa ederek geri çekildiğimi başta yurtsever halkımız olmak üzere tüm kamuoyuna bildiriyorum.

Bizler açısından partimizin mücadele alanları hiçbir zaman makam ve mevkilerle sınırlı olmamıştır. Mücadele; bulunduğumuz her alanda, halkımızın özgürlük ve demokrasi mücadelesine katkı sunabildiğimiz her zeminde anlamlıdır ve değerlidir. Bu nedenle bugün, eksik ve yetersiz kaldığımı düşündüğüm bu görevden çekilirken, mücadelemi başka alanlarda daha güçlü bir biçimde sürdüreceğime ve halkımıza daha fazla katkı sunacağıma yürekten inanıyorum. Halkımızın bugüne kadar bizlere gösterdiği güvene ve inanca her koşulda layık olmaya devam edeceğimi de özellikle ifade etmek isterim.

20 Temmuz 2026
Doğan Hatun

Belediye yönetiminde yaşanacak sürece ilişkin gelişmelerin önümüzdeki günlerde netlik kazanması beklenirken, konuya ilişkin yapılacak açıklamalar bekleniyor.

Devamını Oku

DOSİAD; “Mücadelemiz Kişilerle Değil,Hukuka Aykırı Uygulamalarladır”

DOSİAD; “Mücadelemiz Kişilerle Değil,Hukuka Aykırı Uygulamalarladır”
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (DOSİAD), kamuoyuna yaptığı kapsamlı açıklamayla kent ekonomisinin geleceğine ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Hukukun üstünlüğü, şeffaf yönetim, demokratik katılım ve üretim odaklı kalkınma vurgusunun öne çıktığı açıklamada; Organize Sanayi Bölgesi seçimlerine ilişkin hukuki sürecin, kamu kaynaklarının etkin kullanımı, genç istihdamı ve ihracat vizyonuna kadar birçok başlık değerlendirildi. DOSİAD, hiçbir kişi ya da kurumu hedef almadıklarını belirterek, mücadelelerinin yalnızca hukuk devleti ilkeleri, adalet, hesap verebilirlik ve Diyarbakır’ın sürdürülebilir ekonomik kalkınması için olduğunu vurguladı.

DOSİAD BAŞKANI MEHMET ALİ SAĞIR

 

KAMUOYUNA SAYGIYLA

 

Diyarbakır Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (DOSİAD) olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik katılımı, şeffaflığı, liyakati, üretimi, istihdamı ve ihracatı esas alan bir anlayışla kentimizin ekonomik geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.

 

Bizim temel ilkemiz açıktır: Halkın menfaati, hiçbir kişi, grup ya da yapının çıkarından aşağıda görülemez; her türlü kişisel ve kurumsal çıkarın üzerindedir. Diyarbakır’ın geleceği dar çevrelerin değil, bu kentte yaşayan herkesin ortak iradesiyle şekillenmelidir.

 

Kentimizin ekonomisine yön veren bazı kurumlarda uzun yıllardır devam eden yönetim anlayışının, toplumda güven duygusunu zedelediği, demokratik katılımı azalttığı ve umut kırıklığı oluşturduğu yönünde ciddi değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu nedenle hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmaların tek amacı; kişileri değil, hukuka aykırı olduğunu düşündüğümüz uygulamaları yargının denetimine taşımaktır. Organize Sanayi Bölgesi seçimlerine ilişkin başvurularımız da bu anlayışın bir sonucudur. Nihai değerlendirme elbette bağımsız yargıya aittir.

 

Yaklaşık 28.000 üyeye sahip ekonomik üst kuruluşlarda seçimlere katılımın yaklaşık %10 seviyesinde kalması, demokratik temsil ve katılım açısından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. İş dünyamızın kendi kurumlarına sahip çıkması, aidat yükümlülüklerini yerine getirmesi, şirket kayıtlarını aktif hale getirerek en temel demokratik hak olan oy kullanma hakkını kullanması büyük önem taşımaktadır.

 

Diyarbakır’da 19-25 yaş grubunda yaklaşık 353 bin gencimiz bulunmaktadır. Buna rağmen gençlerimizin sanayi üretimine katılım oranının düşük olması, üretim odaklı kalkınma politikalarının güçlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. DOSİAD olarak gençlerimizi yalnız bırakmayacak; onları üretime, girişimciliğe, teknolojiye ve ihracata yönlendirecek projeleri hayata geçirmek için kararlılıkla çalışacağız.

 

Bu doğrultuda;

  • Diyarbakır’da İhracat Akademisi kurulmasını,
  • Bölgemize hizmet edecek güçlü bir ihracat yapılanmasının oluşturulmasını,
  • Kredi Garanti Fonu kefaletli finansman imkanlarının adil, şeffaf ve denetlenebilir kriterlerle kullandırılmasını,
  • Kamu kaynaklarının ve ekonomik destek mekanizmalarının toplum yararını esas alan bir anlayışla yönetilmesini savunuyoruz.

 

Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik, güçlü ekonomilerin temelidir. Bu nedenle geçmiş dönemlerde kullandırılan ekonomik desteklerin ve uygulamaların ilgili kamu kurumları tarafından hukuki çerçevede incelenmesinin, kamu vicdanını güçlendireceğine inanıyoruz.

 

DOSİAD olarak hiçbir kişiyle veya kurumla kişisel bir mücadele içinde değiliz. Mücadelemiz; hukukun üstünlüğü, adalet, şeffaflık, fırsat eşitliği ve Diyarbakır’ın ekonomik kalkınması içindir.

 

Tüm iş dünyamızı, sivil toplum kuruluşlarını, gençlerimizi ve hemşehrilerimizi ortak akıl etrafında buluşmaya davet ediyoruz. Bu şehir hepimizin ortak evidir. Bu şehrin kaynakları, imkânları ve geleceği de hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

Halkın menfaati ise her türlü kişisel ve kurumsal çıkarın üzerindedir. Bu ilke, DOSİAD’ ın değişmeyen duruşu ve mücadelesinin temelidir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

DİYARBAKIR ORGANİZE SANAYİ İŞ İNSANLARI DERNEĞİ (DOSİAD)

Devamını Oku

Diyarbakır OSB Seçimi Sonrası İlk Röportaj | Ali İhsan Özdoğan: “Hukuki Sürecin Sonuna Kadar Takipçisi Olacağız”

Diyarbakır OSB Seçimi Sonrası İlk Röportaj | Ali İhsan Özdoğan: “Hukuki Sürecin Sonuna Kadar Takipçisi Olacağız”
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi seçimi geride kaldı, ancak tartışmalar mahkeme dosyalarına ve kamuoyu gündemine taşındı. Sandıktan çıkan sonuç kadar, seçim sürecine ilişkin kamuoyuna yansıyan iddialar, bilirkişi raporları ve devam eden hukuki süreç de gündemin en sıcak başlıkları arasında yer almaya devam ediyor.

Yaklaşık yirmi yıldır Diyarbakır’da üretim yapan, sanayici kimliğiyle tanınan Yeşil Liste’nin başkan adayı Ali İhsan ÖZDOĞAN, çok az bir oy farkıyla kaybettiği seçimin ardından sessiz kalmadı. Seçim süreci ve sonrasında gündeme taşınan “Hayalet OSB” iddiaları, bilirkişi raporları ve hukuki sürecin gölgesinde değerlendirmelerde bulunan ÖZDOĞAN, iddiaların ve kamuoyunda oluşan tartışmaların, Organize Sanayi Bölgesi’nin kurumsal itibarını da doğrudan etkilediğini belirterek, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurguluyor.

Diyarbakır iş dünyasının gündemini belirleyen bu sürecin merkezindeki isim Ali İhsan ÖZDOĞAN; seçim sürecini, seçim sonrasında yaşanan gelişmeleri, kamuoyunda geniş yankı uyandıran tartışmaları, Diyarbakır sanayisinin geleceğine ilişkin görüşlerini ve mevcut yönetime yönelik eleştirilerini ilk kez kapsamlı şekilde Diyar Magazin ve Diyarbakır Haber’ e değerlendirdi.

D.M: Sizi daha yakın tanımak isteyen okurlarımız için Ali İhsan Özdoğan kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Her şeyden önce bana bu imkânı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Ben Diyarbakır’da doğdum, bu şehirde büyüdüm ve eğitim hayatımı burada tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Yaklaşık yirmi yıldır üretim yapan, yatırım yapan ve istihdam sağlayan bir sanayiciyim. 2005 yılında başladığımız yatırım yolculuğunda bugün yüzlerce insanın çalıştığı bir üretim yapısına ulaştık.

Benim hayat felsefem üretmektir. Çünkü üretmeyen toplumların güçlü olması mümkün değildir. Sanayi sadece fabrika kurmak değildir; aynı zamanda umut üretmek, istihdam oluşturmak ve gençlerin geleceğine katkı sunmaktır.

Evliyim ve dört çocuk babasıyım. İş hayatım boyunca şeffaflık, dürüstlük, hesap verebilirlik ve ortak akıl ilkelerinden taviz vermedim.

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde aday olmamızın nedeni de buydu. Biz bir koltuk kazanmak için değil, kurumsal yönetim anlayışını değiştirmek, sanayicinin yönetime katıldığı, hesap sorabildiği ve birlikte karar aldığı yeni bir yönetim modeli oluşturmak için yola çıktık.

 

D.M: Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi seçiminde Yeşil Liste başkan adayı olarak çok az bir oy farkıyla kaybettiniz. Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Öncelikle bütün sanayicilerimize teşekkür ediyorum.

Resmî sonuçlara göre seçim az bir farkla sonuçlandı. Ancak bugün geldiğimiz noktada mesele artık yalnızca kaç oy alındığı değildir.

Seçim sürecinde yaşananlar, seçim sonrasında kamuoyuna yansıyan iddialar ve bilirkişi raporları nedeniyle bu seçimin güvenilirliği ve meşruiyeti ciddi biçimde tartışılır hale gelmiştir.

Biz, seçim gecesi “kaybettik ve bitti” demedik. Çünkü demokrasi sadece sandığın kurulması değildir. Demokrasi; eşit şartlarda yarışabilmektir, hukuka uygun hareket edilmesidir, seçmen iradesinin hiçbir şekilde gölgelenmemesidir.

Bugün geldiğimiz noktada vicdan sahibi herkesin kendisine şu soruyu sorması gerektiğini düşünüyorum: Eğer seçim süreciyle ilgili bu kadar ciddi iddia ortaya çıkmışsa ve bunların önemli bir kısmı resmi raporlara da yansımışsa, artık burada sadece seçim sonucunu değil, seçimin meşruiyetini de konuşmak gerekir.

Bizim açımızdan bu seçim, ortaya çıkan gelişmeler nedeniyle ahlaki ve demokratik meşruiyetini büyük ölçüde kaybetmiştir. Bunun nihai hukuki değerlendirmesini elbette yargı yapacaktır. Ancak toplum vicdanındaki tartışmayı da görmezden gelmek mümkün değildir.

D.M: Sandıktan çıkan tablo sizce Diyarbakır sanayicisine ve mevcut yönetime nasıl bir mesaj verdi?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Bu seçimde asıl kazanan değişim talebi olmuştur.

Oy kullanan sanayicilerin yaklaşık yarısı mevcut yönetim anlayışının değişmesini istemiştir. Bu son derece güçlü bir mesajdır.

Dolayısıyla mevcut yönetimin “biz kazandık, her şey eskisi gibi devam eder” anlayışı içinde olması doğru olmaz. Çünkü sandık aynı zamanda önemli bir uyarı vermiştir.

Sanayiciler artık daha şeffaf, daha hesap verebilir, daha katılımcı ve kurumsal bir yönetim istemektedir.

Bu mesaj doğru okunmazsa gelecekte çok daha güçlü bir değişim talebiyle karşılaşılacaktır.

 

D.M: Sizce seçimin sonucunu belirleyen temel etken neydi? Projeler mi konuşuldu, yoksa seçim farklı dinamiklerin etkisi altında mı geçti?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Biz seçim boyunca sadece projelerimizi konuştuk.

Dijital dönüşüm, ihracat, yatırım destekleri, altyapı, yeşil sanayi, Ar-Ge, lojistik ve uluslararası pazarlara açılım gibi onlarca somut proje hazırladık.

Ancak ne yazık ki seçim süreci projeler üzerinden değil, farklı tartışmalar üzerinden yürütüldü.

Kamuoyunun gündemi sürekli başka konularla meşgul edildi. Bu durum doğal olarak projelerin yeterince konuşulmasını engelledi.

Buna rağmen aldığımız destek bize şunu gösterdi: Diyarbakır sanayicisi artık vizyon istiyor, değişim istiyor ve geleceğe dönük projeleri önemsiyor.

 

D.M: Seçim sürecinde kamuoyunun gündemini en çok meşgul eden konu “Hayalet OSB” iddiaları oldu. Bu iddiaların seçim sürecine etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Bu konu seçim sürecinin en önemli başlıklarından biri oldu.

Biz başından beri meseleyi kişiselleştirmedik. Hiç kimseyi peşinen suçlamadık.

Ancak kamuoyunun gündemine gelen bu iddiaların seçim atmosferini ciddi şekilde etkilediği de inkâr edilemez.

Çünkü güven duygusu seçimlerin temelidir.

Seçim döneminde güveni zedeleyen her gelişme, doğrudan seçimin sağlıklı yürütülmesine de gölge düşürür.

Biz her zaman şunu söyledik: Gerçekler ortaya çıksın. Kim haklıysa hukuk bunu ortaya koysun.

Çünkü güçlü kurumlar, üzeri örtülen tartışmalarla değil; şeffaflıkla güçlenir.

 

D.M: Seçim sonrası şaibe iddiaları gündeme taşındı. Kamuoyuna yansıyan bilirkişi raporlarına ilişkin olarak neler söylemek istersiniz?

Ali İhsan ÖZDOĞAN: Kamuoyuna yansıyan bilirkişi raporları ve seçim sonrasında ortaya çıkan bulgular, seçimin güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturmuştur.

Bu süreç artık sadece iki listenin yarışı olmaktan çıkmıştır.

Bugün konuşulan konu, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi gibi çok önemli bir kurumun kurumsal itibarıdır.

Biz hukuka sonuna kadar güveniyoruz ve yargının vereceği nihai karara saygı duyacağız.

Ancak bugün itibarıyla ortaya çıkan tablo nedeniyle, yapılan seçimin meşruiyetinin ciddi şekilde tartışmalı hale geldiğini düşünüyoruz.

Çünkü seçimler sadece sandıkta kullanılan oylarla değil; adalet, şeffaflık, eşitlik ve hukuka uygunluk ilkeleriyle meşruiyet kazanır.

Bu ilkeler gölgelendiğinde seçimler hukuken sonuçlanmış olsa bile toplum vicdanında kabul görmekte zorlanır.

Bizim mücadelemiz kişilerle değildir.

Biz hiçbir makamın peşinde olmadık.

Biz Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nin kurumsal itibarını, sanayicinin iradesini ve hukukun üstünlüğünü savunuyoruz.

Bu nedenle hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.

Çünkü inanıyoruz ki güçlü kurumlar, güçlü hukukla ayakta kalır; tartışmalı süreçlerle değil.

Bizim vicdanımız rahattır. Dün de Diyarbakır için çalışıyorduk, bugün de çalışıyoruz. Yarın da üretmeye, yatırım yapmaya ve bu şehrin sanayisi için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Devamını Oku

Veysel Kuyumculuk’tan Şehre Değer Katan Organizasyon

Veysel Kuyumculuk’tan Şehre Değer Katan Organizasyon
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Veysel Kuyumculuk tarafından 10-11 Temmuz tarihlerinde düzenlenen Piano Piercing Party, Diyarbakırlı ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle tamamlandı.

İki gün süren organizasyonda, Türkiye’nin seçkin piercing koleksiyonlarından özel ürünler ziyaretçilerle buluşturulurken, alanında uzman stylistler tarafından katılımcılara profesyonel styling hizmeti sunuldu. Piercing uygulamaları ise hijyen standartlarına uygun steril ekipmanlarla ve profesyonel iğne yöntemi kullanılarak güvenli bir şekilde gerçekleştirildi.

Etkinliğe katılan ünlü oyuncu Selin Türkmen, ziyaretçilerle bir araya gelerek organizasyona renk kattı. Gün boyunca mağazada yoğun bir katılım yaşanırken, katılımcılar hem tarzlarına uygun piercing seçeneklerini keşfetme hem de uzman ekip eşliğinde güvenli bir uygulama deneyimi yaşama fırsatı buldu.

Müşteri memnuniyetini ve kaliteli hizmet anlayışını ön planda tutan Veysel Kuyumculuk, Piano Piercing Party ile Diyarbakır’da farklı bir deneyime imza atarken, yoğun ilgi gören organizasyon ziyaretçilerden tam not aldı.

Bu etkinlik, Veysel Kuyumculuk’ un yalnızca mücevher alanında değil, müşterilerine yenilikçi ve profesyonel deneyimler sunma vizyonunun da önemli bir yansıması oldu.

Devamını Oku

Kahvaltının Patronu Halit Haliloğlu Anlatıyor; Van Kahvaltı Sarayı’nın Başarı Hikâyesi ve Gelecek Vizyonu

Kahvaltının Patronu Halit Haliloğlu Anlatıyor; Van Kahvaltı Sarayı’nın Başarı Hikâyesi ve Gelecek Vizyonu
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin dört bir yanında şubeleriyle dikkat çeken Van Kahvaltı Sarayı, yalnızca bir kahvaltı markası değil; köklü bir kültürün modern sunumla yeniden yorumlanmış hâlidir. Doğallığı, üretim gücü ve özgün ürün çeşitliliğiyle sektörde fark yaratan markanın kurucusu, “Kahvaltının Kitabı”nın yazarı genç iş insanı Halit Haliloğlu; başarı hikâyesini, sektöre bakışını ve gelecek hedeflerini Diyar Magazin’e anlattı.

 

D.M: Okurlarımız için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Halit Haliloğlu: Van’ın Erciş ilçesinde doğdum. Küçük yaşlardan beri aktif olarak ticaretin içindeyim. İçinde bulunduğumuz teknolojik çağda, insan emeğinin azaldığı ve yapay zekânın yaygınlaştığı bu dönemde, grup şirketleri olarak insan odaklı bir çalışma biçimini esas alıyoruz.

Van Kahvaltı Sarayı markalar topluluğu olarak; yenilikçi bir anlayışla, kalite standartlarını koruma ve geliştirme çabasıyla yoğun bir çalışma temposu içinde büyümeye devam ediyoruz.

D.M: Van Kahvaltı Sarayı’nı diğer markalardan ayıran temel özellik nedir?

En büyük farkımız ürün kalitemiz ve tedarik yapımız. Ürünlerimizin çoğu kendi üretimimiz olup, piyasada benzeri olmayan ürünlerden oluşuyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler de bu farkı doğruluyor.

2011 yılından bu yana sektördeyiz ve bugün Türkiye’nin en büyük kahvaltı zincirlerinden biri konumundayız. Van Kahvaltı Sarayı olarak, 17’si yeni konsept olmak üzere yaklaşık 40 şube ile hizmet veriyoruz.

Şubelerimizin genel özelliği, asgari 450 ile 850 metrekare ve üzeri alanlara sahip olmasıdır. Aile odaklı bir müşteri profilimiz var. Bu nedenle çocuk oyun alanları ve VIP odalarımız mevcut. Ayrıca mağazalarımızda müşterilerimiz, masalarında gördükleri ve tükettikleri ürünlerin tamamını şarküteri reyonlarımızdan satın alabiliyor. Ev için gramajlı, işletmeler ve oteller için ise toptan satış seçenekleri sunuyoruz.

D.M: Menünüzde hangi kahvaltı çeşitleri var?

Oldukça geniş bir menüye sahibiz. Van Kahvaltısı (VIP), Karadeniz Kahvaltısı, köy kahvaltısı, çocuk kahvaltısı, diyet kahvaltısı ve hızlı kahvaltı seçeneklerimiz mevcut. Yaklaşık 93 kalem ürün çeşidimizin çoğu katkısız ve yöresel. Piyasada muadili olmayan spesifik ürünlerimiz var. Örneğin reçel grubunda; patates, patlıcan, ceviz, hurma, nar ve acı biber reçellerimiz bulunuyor. Peynir grubunda ise 23 çeşit ürünümüz mevcut.

Bunun yanı sıra, geleneksel olarak “anam babam ürünleri” dediğimiz kekik ve zeytin salataları gibi özgün lezzetler sunuyoruz. Otlu peynirin en doğal hâli olan sirm otlu küp peynirleri, lor peynirleri ve salamura peynir çeşitlerimiz de oldukça ilgi görüyor. Ayrıca tostlar, gözlemeler ve yeni nesil şubelerimizde dünya mutfağından yemekler ile kahve çeşitleri de sunuyoruz.

idrisesen@gmail.com

D.M: Yeni nesil kafe konseptinizden bahseder misiniz?

Biz klasik “gel-al” kafe anlayışını sürdürülebilir bulmuyoruz. Örneğin Mardin ya da Diyarbakır’da yerleşmiş bir misafirperverlik kültürü var. Bu kültürde insanlar birbirini davet eder ve masada servis alır. Sıraya girip plastik bardakta çay almak, toplumumuzun alışık olduğu bir hizmet anlayışı değildir.

Bu yüzden kafe konseptimizi, müşterinin karşılandığı ve masada servis aldığı bir yapıya dönüştürdük. Geleneksel ürünleri modern sunumlarla birleştiriyoruz. Ayrıca kendi ürünlerimizle tatlılar, pastalar ve kekler üreterek şubelerimizde sunuyoruz. İnovasyona önem veren bir markayız. Özellikle yeni nesil mağazalarımızda, gastronomi eğitimi almış, el lezzeti güçlü ve yenilikçi personeller istihdam etmeye özen gösteriyoruz.

D.M: Van Kahvaltı Sarayı fikri nasıl ortaya çıktı? Franchise sisteminiz nasıl işliyor?

Nasıl ki Diyarbakır karpuzu ve Gaziantep baklavası ile biliniyorsa, Van da kahvaltısıyla meşhurdur. Biz bu geleneksel değeri geliştirerek Türkiye geneline yaymak istedik. Amacımız, bu kültürü yeni nesillere aktarmak ve kaybolmasını önlemek. Bu işi severek yapan insanların daha başarılı olacağına inanıyorum. Bu nedenle bayilik verdiğimiz kişilere sadece marka değil, aynı zamanda bilgi ve kültür de aktarıyoruz.

Örneğin kavut ununun obeziteyi önlemesi, murtuğanın tok tutması ve otlu peynirde kullanılan otların antioksidan özellikleri gibi bilgileri bayilerimize aktarıyoruz. Bu sayede müşteri, tükettiği ürün hakkında bilinçli oluyor. Profesyonel şeflerimiz yatırımcılara üretim reçeteleri, sunum teknikleri ve müşteri iletişimi konularında eğitim veriyor. Yaklaşık bir haftalık eğitim sürecinin ardından şubelerimizi açıyoruz.

D.M: Fiyat politikanız hakkında ne söylemek istersiniz?

Fiyat politikası bizim için majör bir konudur. Piyasanın altında bir standart izliyoruz. Sürekli zam yapan bir firma değiliz.

D.M: Sosyal sorumluluk çalışmalarınız var mı?

Her mağazamızda bir engelli personel çalıştırmayı teşvik ediyoruz. Dezavantajlı bireylerin iş hayatına katılması bizim için önemli. Ayrıca arta kalan ürünleri “hayvan dostu işletme” anlayışıyla hayvan dernekleri aracılığıyla sokak hayvanlarına ulaştırıyoruz.

D.M: “Kahvaltının Kitabı”nı yazdınız. Bu süreç nasıl başladı?

Kitap okumayı, özellikle felsefe eserlerini çok seviyorum. Bu da yazma isteğini beraberinde getirdi. “Kahvaltının Kitabı” adlı eserimde; kahvaltı kültürünün tarihini, Avrupa’daki ve Türk dünyasındaki kahvaltı alışkanlıklarını, Türkiye’deki yöresel kahvaltı çeşitlerini ele aldım. Ayrıca çocuklarda kahvaltı alışkanlıkları gibi konulara da değindim. Kitabımı, başta Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin olmak üzere; kalemi ve sanatıyla öne çıkan Yılmaz Erdoğan’a, ayrıca sanat, siyaset ve iş dünyasının önde gelen isimlerine takdim etme fırsatı buldum. Kitap, Türkiye’de ve yurt dışında birçok prestijli satış noktasında yer aldı ve özellikle Almanya’da yoğun ilgi gördü.

D.M: Yeni projeleriniz var mı?

Büyüme hedeflerimiz devam ediyor. Yıl içinde Ankara, Mardin, Batman, Muş ve Midyat’ta yeni şubeler açmayı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de şirketlerin neden uzun ömürlü olmadığını ve aile şirketlerinin neden dağıldığını ele alan yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum.

D.M: Sektöre dair eleştirileriniz neler?

Yemek sektöründe aracı firmalar büyük bir sorun. Bu firmalar üreticiden daha fazla kazanıyor ve bu maliyet tüketiciye yansıyor. Bu da dışarıda yemek yemenin pahalı olduğu algısını oluşturuyor.

D.M: Son olarak ne söylemek istersiniz?

İnsan yaptığı işi sevmeli. Çünkü severek yapılan işte başarı kaçınılmazdır. En sevdiğim sözlerden biri şudur:

“Riski almadan rızkı bulamazsınız.”

 

Devamını Oku

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım