DOLAR

46,8767$% 0.1

EURO

53,7283% 0.39

STERLİN

62,9441£% 0.37

GRAM ALTIN

%

ÇEYREK ALTIN

%

BİTCOİN

2937728฿%1.23354

İmsak Vakti a 02:00
Diyarbakır AÇIK 36°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Çınar’da Binlerce Dönümlük Ekili Alan Küle Döndü

Çınar’da Binlerce Dönümlük Ekili Alan Küle Döndü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde yaklaşık bin dönüm buğday, arpa ve mercimek ekili alan yandı.

Yangın, Çınar ilçesine bağlı kırsal Karabudak (Sipyag), Sürendal (Cellikâ), Hızırbey (Qelagavana), Ballıbaba (Lugûs), Kırkağaç (Mîrmila) Mahalleleri arasında etkili oldu.

Yangında yaklaşık bin dönüm buğday, arpa ve mercimek ekili alan yandı.

Yangın mahalle sakinlerinin ve itfaiye ekiplerinin süren uzun çabalarının ardından söndürüldü.

Olay ile ilgili soruşturma başlatıldı.

Devamını Oku

Abidin Kebap Diyarbakır’da: Bölgenin En Büyük Restoranı Hizmete Açıldı

Abidin Kebap Diyarbakır’da: Bölgenin En Büyük Restoranı Hizmete Açıldı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır’ın merakla beklediği yatırımlar arasında yer alan Abidin Kebap, geçtiğimiz gün kapılarını misafirlerine açtı.

Diyarbakır’ın en büyük restoranı olarak hizmet vermeye başlayan Abidin Kebap, meşhur Adana kebabının eşsiz lezzetini Diyarbakırlılarla buluşturuyor. Restoran, kebap çeşitlerinin yanı sıra steak ürünleri ve dünya mutfağından seçkin lezzetleri de zengin ikramları ile beraber menüsünde sunuyor.

ABİDİN USTA

Modern mimarisi, geniş oturma kapasitesi ve şık konseptiyle dikkat çeken işletme, ailelerin, dost meclislerinin ve lezzet tutkunlarının yeni buluşma noktası olmayı hedefliyor.

Kalite, lezzet ve misafir memnuniyetini ön planda tutan Meşhur Abidin Kebap, profesyonel hizmet anlayışı ve zengin menüsüyle Diyarbakır gastronomisine yeni bir değer katmayı amaçlıyor. Şehrin yeme-içme sektörüne önemli bir katkı sunması beklenen restoran, ilk günden itibaren yoğun ilgi görüyor.

ABİDİN USTA

Devamını Oku

Yüksek Faturalar Çiftçiyi Üretimden Uzaklaştırıyor

Yüksek Faturalar Çiftçiyi Üretimden Uzaklaştırıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı Yaprakbaşı Mahallesi’nde çiftçiler, artan maliyetler ve elektrikle ilgili uygulamalar nedeniyle bu yıl pamuk ekiminin büyük oranda azaldığını belirtti.

Diyarbakır’ın Çınar ilçesi Yaprakbaşı Mahallesi’nde tarımla uğraşan çiftçiler, bu yıl pamuk ekiminde ciddi düşüş yaşandığını belirtti. Çiftçiler, özellikle elektrik maliyetleri ve sulama kuyularına yönelik uygulamaların üretimi olumsuz etkilediğini ifade etti.

Geçen yıl bölgede yaklaşık 10 bin dönüm pamuk ve mısır ekimi yapıldığını, ancak bu yıl ekim alanlarının büyük ölçüde daraldığını söyleyen üreticiler, bölgede bulunan yaklaşık 100 sondaj kuyusundan sadece 10’unun çalıştığını belirtti.

Çiftçi Talat Fırat, bölgede pamuk üretiminde yaşanan düşüşün nedenlerini anlatarak, artan girdi maliyetleri, düşük ürün fiyatı ve Dicle Elektrik kaynaklı sorunların üretimi ciddi şekilde etkilediğini söyledi.

Talat Fırat

“Ekim alanı 25-30 bin dönümden bine düştü”

Mahallede normal şartlarda 25-30 bin dönüm pamuk ekimi yapıldığını ancak bu yıl en fazla bin dönüm ekilebildiğini belirten Fırat, “Pamuk ekimi mahallemizde 25-30 bin dönüm normalde fakat bu yıl en fazla bin dönüm ekebildik. Pamuk ekmeme sebebinin başında Dicle Elektrik, sonra fiyat. Girdi maliyetlerinin yükselmesi ve fiyatın düşük olması çiftçileri pamuktan soğuttu. Biz bu yıl ektik fakat böyle giderse herhalde bunu da bırakacağız. Geçen sene zaten biraz kuraklık olmasına rağmen ekmiştik. Şahsen 350-400 dönüm arası pamuğumuz vardı. Biz tam yedinci aya kadar getirdik. Orada Dicle Elektrik ile çiftçilerimiz arasında bir sıkıntı çıktı ve o sıkıntıdan dolayı enerji verilmedi.” şeklinde konuştu.

“Elektrik kesintileri verimi düşürdü”

Geçtiğimiz yıl yaşanan elektrik kesintilerinin üretimi olumsuz etkilediğini söyleyen Fırat, sulama döneminde yaşanan aksaklıklar nedeniyle dönüm başına alınan verimin ciddi şekilde düştüğünü aktardı.

Fırat, “Pamuk birkaç gün suyu geçse, artık ne kadar gübre ve su versen de fayda etmez. Dönüme 400-500 kilogram alıyor iken geçen sene 150-200 kilogram arası pamuk aldık. Fiyat düşüklüğünden dolayı pamuğun tohum ve gübre parasını bile zor çıkardık, faturaları ve diğer işçi masraflarını cebimizden ödedik. Bu yüzden çiftçi pamuktan kaçıyor. Böyle giderse kalan çiftçiler olarak biz de mecburen bırakacağız, arpa, buğday ve mercimeğe döneceğiz. Elektrik maliyeti böyle olsa zaten sulamayacağız. Sulasak, sattığımız ürünün üzerine para koyup fatura ödüyoruz. Diğer masrafları nasıl karşılayacağız? Bir Suriyeli işçimiz var. Çalıştırdığımız işçiye aylık 30-35 bin lira veriyoruz. Yetiştiremediğimiz için üstelik işçi de alıyoruz. Ben çiftçilikle uğraşıyorum. Burada geçimimi sağlayamazsam, borçlarımı ödeyemezsem bu işi bırakacağız. Çiftçilikte durum şu an böyle gözüküyor.” ifadelerini kullandı.

“Çiftçi geleceğinden endişeli”

Yağışların bu yıl sulama ihtiyacını azalttığını ve çiftçiye bir miktar maliyet avantajı sağladığını belirten Fırat, buna rağmen elektrik faturalarının nasıl yansıtılacağı konusunda endişe duyduklarını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:

“Normalde nisanın 10-15’inde hava sıcaklığı 18-20 derecelere geldiğinde pamuk ekilebiliyor iken bu sene Allah’a çok şükür yağış olduğu için ekim işi mayıs ayına sarktı. Şimdi bunun etkisiyle pamuk bir ay geç çıkacak. Bunun için yetiştirmek adına gübre ve ilaç vereceğiz. Sonbaharda hava soğumadan, yağışlar başlamadan bu ürünü tarladan alabilmemiz için daha sık çalışmamız lazım. Daha fazla masraf olacak ve girdi maliyeti de bize yük olacak. Çiftçinin elinde pamuk olmadığı zaman piyasa güzel. Ama ne zaman çiftçi pamuğu fabrikacılara verse, fabrikacılar kendi aralarında anlaşıyorlar mı bilmiyoruz. Dünya piyasasında pamuk şu an 35-40 lira civarında. Ama biz toplayıp fabrikaya verdiğimizde fiyat düşecek. Bu sene de fazla bir şey beklemiyoruz. 30 lira olsa eyvallah diyeceğiz, şükredeceğiz. Allah’tan bu sene yağış vardı. Şimdi haziranın ortasındayız daha sulamamışız. Suya ihtiyacı olmadığı için biraz da faturadan kâr ediyoruz. İnşallah Dicle Elektrik bunu yine kendi hesabına saymaz, bize fazla fatura göndermez.”

Kerbala Demirtaş

“Pamuk ekimi büyük ölçüde azaldı”

Çiftçi Kerbala Demirtaş ise pamuk üretimindeki düşüşün temel nedeninin elektrik maliyetleri ve Dicle Elektrik’in uygulamaları olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

“Bu yıl bu bölgede pamuk ekimi çok az yapıldı. Bunun sebebi, Dicle Elektrik’in bazı uygulamalarıdır. Dicle Elektrik’in geçen yıl çiftçilere yüksek maliyetler çıkarması nedeniyle birçok çiftçi bu yıl korkarak pamuk ekmedi. Geçen yıl bölgemizde 10 bin dönüm pamuk ve mısır ekilirken, bu yıl ekim alanları büyük oranda azaldı. Yaklaşık 100 sondaj kuyusundan sadece 10’u çalışıyor. Geçen yıl 500 dönüm pamuk eken çiftçiler, bu yıl en fazla 150 dönüm ekebildi. Dicle Elektrik çok yüksek faturalar çıkarıyordu. Kaçak elektrik kullanan ya da kullanmayan birçok kişinin elektriği kesildi. Geçen yıl Dicle Elektrik’in bu uygulamaları nedeniyle birçok çiftçi zarar etti. Bunun yanında ilaç, gübre, işçilik ve diğer maliyetler de arttı. Bu sebeplerden dolayı çiftçilerin bir kısmı pamuk ekimi yapmadı.”

“Maliyetler çiftçiyi zorladı”

Çiftçilerin bir kısmının Dicle Elektrik’in uygulamaları yüzünden buğday ve arpa ekimine yöneldiğini belirten Öğrük, “Geçen yıl pamuğun kilogram fiyatı 24-26 TL arasındaydı. Bu fiyat çiftçiyi kurtarmıyordu. Çiftçi, Dicle Elektrik’e ve diğer borçlarını ödedikten sonra elinde çok az kazanç kalıyordu. Pamuk ekimi yapmayan çiftçilerin bir kısmı buğday ve arpa ekimine yöneldi. Bu yıl yağışlar oldukça fazla oldu. Eğer bu yağışlar olmasaydı çiftçinin durumu çok daha kötü olurdu. Bu nedenle tahılların durumu bu yıl iyi seviyededir. Eğer Dicle Elektrik bu uygulamaları yapmamış ve çiftçilerle ortak bir yol bulmuş olsaydı, yine binlerce dönüm pamuk ekilirdi. Ayrıca buğday ve arpa hasadından sonra ikinci ürün olarak mısır da ekilirdi. Ancak Dicle Elektrik’in uygulamaları nedeniyle birçok çiftçi mısır da ekmiyor. Geçen yıl elektrik verilmemesi nedeniyle binlerce dönüm mısır tarlada kuruyup yandı.” şeklinde konuştu.

İLKHA

Devamını Oku

DİYARBAKIR OSB VE DOSİAD KARŞI KARŞIYA

DİYARBAKIR OSB VE DOSİAD KARŞI KARŞIYA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“HAYALET OSB” ve “ŞAİBELİ SEÇİM” İDDİALARI GÜNDEMDEYKEN YETKİ TARTIŞMASI

 

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) son dönemde kamuoyunun cevap beklediği ciddi iddialar gündemdeki yerini korurken, dikkatler sorunların açıklığa kavuşturulmasına değil, kurumlar arasındaki yetki ve temsil tartışmasına çevrildi.

 

Diyarbakır Haber olarak daha önce yayımladığımız ve bilirkişi raporlarına dayandırılan “HAYALET OSB BİLİRKİŞİ RAPORUYLA İSPATLANDI” başlıklı haberimizin ardından, kamuoyunda “ŞAİBELİ BAŞKANLIK SEÇİMİ” hakkında oluşan soru işaretlerine ilişkin kapsamlı açıklamalar beklenirken, Diyarbakır Organize Sanayi Bölge Başkanlığı ile Diyarbakır Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (DOSİAD) arasında “konuşamazsın-konuşurum” yönünde karşılıklı açıklamalar geldi.

 

OSB Yönetimi; “Tek Yetkili Makam Başkanlıktır”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölge Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, OSB sınırları içerisinde bölgeyi temsil etme, kamuoyuna açıklama yapma ve kurumsal görüş bildirme yetkisinin yalnızca Bölge Başkanlığı’na ait olduğu vurgulandı.

 

Açıklamada, OSB adına hareket ettiği izlenimi oluşturan kişi veya yapıların söylem ve girişimlerinin resmi bir karşılığı bulunmadığı belirtilerek, kamuoyunun yalnızca Başkanlık tarafından yapılan açıklamalara itibar etmesi gerektiği ifade edildi.

 

Özellikle bazı kişi ve yapıların OSB yönetimi adına kamuoyu oluşturma, yönlendirme yapma veya kurumsal temsil algısı yaratma girişimlerinin resmi nitelik taşımadığı vurgulanarak, bölgeyle ilgili tüm bilgilendirmelerin yalnızca OSB Başkanlığı tarafından yapılabileceği kaydedildi.

 

DOSİAD’ dan Cevap; “Sivil Toplumun Konuşma Hakkı Engellenemez”

OSB yönetiminin açıklamasının ardından kamuoyuna duyuru yayımlayan Diyarbakır Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (DOSİAD) ise, derneğin ilgili mevzuat kapsamında kurulmuş, tüzel kişiliğe sahip ve yasal faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olduğunu hatırlattı.

 

DOSİAD açıklamasında, demokratik toplumlarda sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklama, öneri geliştirme ve kamuoyunu bilgilendirme hakkının temel bir hak olduğu belirtilerek, hiçbir kurumun bu hakkı sınırlandıramayacağı savunuldu.

 

Dernek ayrıca, Diyarbakır OSB’nin geleceğinin yalnızca yönetimlerin değil, bölgede üretim yapan tüm sanayicilerin ortak meselesi olduğunu ifade ederek, yatırım ortamı, çevre sorunları, altyapı eksiklikleri, ihracat, istihdam ve bölgesel kalkınma gibi konularda görüş bildirmeyi “yetki gaspı değil, sorumluluk bilinci” olarak değerlendirdi.

 

Kamuoyunun Beklediği Sorular Hâlâ Cevapsız

 

Ancak yaşanan karşılıklı açıklamalar, kamuoyunda asıl merak edilen soruların geri planda kaldığı eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

 

Özellikle daha önce gündeme getirilen ve bilirkişi raporlarıyla desteklendiği belirtilen “Hayalet OSB” ve “Şaibeli Başkanlık Seçimi” iddiaları hakkında henüz tatmin edici ve kapsamlı bir açıklamanın yapılmamış olması dikkat çekiyor.

 

Bilirkişi tespitleriyle ispatlanan iddiaların kamu kaynaklarının kullanımı, sanayi alanlarının planlanması ve seçim güvenliği açısından taşıdığı önem göz önüne alındığında, kamuoyu temsil ve yetki tartışmalarından ziyade bu iddialara ilişkin net cevaplar bekliyor.

 

Bir tarafta “tek yetkili açıklama makamı” vurgusu yapan OSB yönetimi, diğer tarafta “sivil toplumun konuşma hakkı” nı savunan DOSİAD bulunurken; sanayiciler ve bölge halkı ise tartışmanın odağının açıklama yapma yetkisinden çok, ortaya atılan iddiaların doğruluğu ve bunlara verilecek somut cevaplar olması gerektiğini dile getiriyor.

 

Biz de Diyarbakır Haber olarak tek açıklama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia eden Diyarbakır OSB Başkanlığına kamuoyunun cevap beklediği iddialara yönelik olarak diyoruz ki; “De Qonış!”

Devamını Oku

Mîr Hasan Beg: “3. Paylaşım Savaşında Ortadoğu’da Kürdler Belirleyici Olacaktır”

Mîr Hasan Beg: “3. Paylaşım Savaşında Ortadoğu’da Kürdler Belirleyici Olacaktır”
6

BEĞENDİM

ABONE OL

ÖZEL HABER

Türkiye siyasetindeki güncel gelişmelerden Kürd siyasetinin geleceğine, yerel yönetimlerden uluslararası dengelere kadar birçok başlığı değerlendiren toplum ve siyaset analisti, önceki dönem DEM Parti Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkan Aday Adayı, köşe yazarlarımızdan Mîr Hasan Beg, Diyarbakır Haber’e dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin iç siyasi dinamiklerini, AK Parti, CHP ve DEM Parti eksenindeki gelişmeleri kendi perspektifinden yorumlayan Beg, yerel yönetimlere ilişkin gözlemlerini ve Kürd siyasetinin geleceğine dair görüşlerini de paylaştı. Diyarbakır Haber Genel Yayın Yönetmeni Eren Dalgıç’ın sorularını yanıtlayan Beg’in açıklamaları, siyaset gündemine farklı bir bakış açısı sunuyor. Beg ile yaptığımız ropörtajımızı sizlere sunuyoruz:

Eren DALGIÇ: İlk olarak Türkiye geneli günümüzdeki siyasi gelişmeler hakkında görüşleriniz ve söylemek istedikleriniz nelerdir?

Mir H. BEG: Öncelikle Size ve tüm Diyarbakır Haber ailesine teşekkür ederim. Yayın hayatınızda başarılar dilerim.
Türkiye siyaseti dünya siyasi gelişmelerinden ayrı tutulamaz lakin ben dünya ekonomik sosyal ve siyasal gelişmelerine girmeden. Genel olarak yaşadıklarımız hakkında söyleyeceklerim olacak.
Günümüz siyaset mücadelesi Osmanlı Devletinin son dönemlerinde (2.Mahmut dönemi ile başlayan) Yeniçeri Ocağını Kaldırmasıyla ile tohumlanmış Tanzimatla filizlenmiş Meşrutiyetle Ulus devlet projesinin hayata geçirilmesiyle başlamıştır. Fransız devriminden sonra emperyalist sistem Osmanlıyı bölmek için küçük ve sınırlarının kendilerinin belirleyeceği bu sınırları çizerken her zaman karıştırılmaya müsait istedikleri müdahaleye hazır planlar ile ulus milliyetçi devletler oluşmasına destek olmuşlardır. Bu gelişmeler çerçevesinde Benim değerlendirmeme göre Türkiye siyasetinin ana eksenlerinden biri Türk ulusalcı/Turancı çizgi ile Türk-İslamcı çizgi arasındaki rekabettir. İlk dönemde İngiliz ve Fransız ekolleri olsa da Fransız akımının yerini Alman ekolü almıştır.
Günümüze gelirsek resmi ağızlardan adı konulmasa da günümüz teknolojisi ve siyasetiyle Ukrayna, Ortadoğu ve Pasifik eksenindeki gelişmeler nedeniyle dünya fiilen yeni bir küresel paylaşım yani 3. Dünya savaşına girmiştir. Nereye evrilir nasıl bir düzen gelir aradan hangi devletler galip çıkar? Şimdiden kestirmek zor, lakin bunu açık yüreklilikle söyleyebilirim Ortadoğu da huzur ve sükûnet, Kürdlerin bulundukları ülkelerde, sosyal kültürel eşitliğini sağlayan devletler kazançlı çıkacaktır.
Türkiye bu ortamda yenidünya düzenine hazırlanırken Ulusalcılar ile Türk İslamcıların iktidarı kökten ele geçirme mücadelesine tanık oluyoruz. Bu mücadele, ana aktörler AK Parti ve CHP arasında çok sert geçiyor. İki tarafında kazanma olasılığı Kürd halkının örgütlü kararına bağlı ve iki tarafta bunun çok iyi bilincinde. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna yer alan Kürdler; Amasya protokolüne inanarak, Misak-ı Milli sınırlarının korunacağı güvencesiyle birlikte işgale karşı çıkmış ve Cumhuriyeti Türkler ile birlikte mücadele ederek kurmuşlardır. Lakin 1924 ten sonra olanlar ve günümüze kadar yaşanan acı bedeller ortada. Kürd siyasi aklı nasıl bir kararla nerde durur artık siyasi karar alıcılara kalmış.

“DEM parti tabanından hızlıca uzaklaşıyor”

Dalgıç: Paylaşım savaşındayız dediniz ve yenidünya düzeni kurulacak diyorsunuz. Bu bağlamda Türkiyede taban ve oy oranları itibarıyla başlıca siyaset belirleyen AK Parti, CHP ve DEM parti siyasetlerini nasıl görüyorsunuz?
Beg: İktidar ve muktedir olan AK Parti Yasama, yargı, bürokrasi, Güvenlik ve Ekonomik güç dengesini elinde bulunduruyor. Siyaset olarak Rant, Biat ve Sadakat ile yönetiyor ve bunda da başarılı oluyor lakin en büyük handikabı Kürdler, bunu aşmak için her yolu denedi ve şimdi de adını ittifak ortağı, MHP ile belirlediği Terörsüz Türkiye Projesini deniyorlar, deniyorlar diyorum çünkü hukuki ve yasal hiçbir çözüm önerileri hala yok! AK Partinin siyasal aklı Türk İslam devleti, bunu da inançlı insanlara ümmet olarak siyasi pazarlıyor.
CHP ise Türk ulusalcılar ile Tayinliler (Tayinli, Osmanlı döneminde özerk ve imtiyazlı beylikleri ele geçirmek için payitaht kâtibi olarak yolladıkları görevliler) arasında Butlan kararı ile hâkimiyet kapma mücadelesine girmiş durumda. Butlan kararı ile CHP genel başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu tam bir Osmanlı döneminde devşirilip Tayinli yapılan bir figür gibi görüyorum yani tarih tekerrür ediyor lakin bu tekerrür bu sefer Türk siyasetinde yaşanıyor.
Gel gelelim özelde Kürd halkının genelde tüm Halkların eşit özgür demokratik bir yaşam sürmesini mücadele merkezinde tutan, siyasi gelenekten süzülerek yoksulluk acı baskı ölüm esaret süzgecinden geçmiş bir siyasal mücadele devamında ortaya çıkmış DEM parti siyaset ve politikalarına, HDP ile Türkiye siyasetinde genel taban bulmaya başlayan eşitlik ve özgürlük fikriyatı DEM partide kopma yaşıyor, iktidarın isteği gibi marjinalleşmeye gidiyor gibi gözlemliyorum. DEM parti tabanından hızlıca uzaklaşıyor ve elitleşen figürler tabandan uzak siyaseten söylem sıkıntısında bol slogan atan, siyasal donanımı olmayanların ve marjinal sol partiler ile CHP arasında sıkışmış durumda. Derhal CHP’ nin Hak(Kime?)- Hukuk(Kime göre?-Adalet (Kim için?) söyleminden uzaklaşıp kendi temel doktrini Eşit — Özgür — Demokratik Yaşam düşüncesinden ayrılmamalıdır. Siyasi partiler ile yapacakları ittifaklarda tartışmasız şartları kendi oy potansiyellerinin yüksek oldukları yerlerde ittifak kuracakları partilerin hiçbir şekilde aday göstermemeleri olmalıdır.

“CHP’nin vekil çıkarması DEM ‘e 3 vekil kaybettirdi”

Dalgıç: Neden ittifak ortaklarının aday göstermesini istemiyorsunuz?

Beg: 2023 genel seçimlerinde DEM parti tam kadro ve taban olarak Kılıçdaroğlu’na destek verdi Kılıçdaroğlu CHP’ si ne yaptı Diyarbakır’dan milletvekili çıkarmak için bu fırsatı değerlendirdi ve 1 vekil çıkardı CHP’ nin 1 vekil çıkarması DEM partiye 3 vekil kaybetmesine neden oldu bu Diyarbakır özelinde böyleydi geneli siz düşünün kaç vekil kaybettirdi DEM partiye. Hiçbir Kürd seçmenin unutmayacağı Kılıçdaroğlu’nun 2. Turdaki kirli pazarlıkları var. Ayrıca CHP tarafından dokunulmazlıkların kaldırılmasında siyasi ihanete uğramış DEM parti siyasi diyaloğunu CHP ile sürdürebilir lakin bunu kendi yankı odasında CHP den seçilmiş yerel vekiller üzerinden yapmamalı ve onlara kesin tavır koymalıdır.( ciddi olarak görüşüm: Ordu milletvekili Cemal Enginyurt ile diyalog kursunlar)

“Berdan Öztürk istifa etmeli “

Dalgıç: Mardin Milletvekili Saliha Aydeniz’in basın danışmanının intiharı sonrası çıkan iddialar yüzünden meclis idare amirliğinden istifasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Beg: Saliha Aydeniz meclisin onurunu korumak adına meclis idare amirliğinden istifa etmesi olumlu bir şey, esas yapması gereken ona oy verenlerin ne şart ve koşulda partilerini desteklediklerinin bilincinde olarak partililerinin onurunu da düşünerek danışmanının intiharına giden gerçek sebepleri kamuoyuna açıklayarak milletvekilliğinden de ahlaki sorumluluk duyarak istifa etmelidir. Ayrıca DEM partinin Diyarbakır toplumunda yeterli karşılığı bulunmayan ve tabanla güçlü bir bağ kuramayan 1. Sıradan aday gösterip meclise yolladığı Berdan Öztürk’ün de istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum.

“DEM Parti hormonlu büyümeye prim vermemeli”

Dalgıç : DEM Parti hakkında samimi görüşlerinizi belirtiyorsunuz teşekkür ederim, peki size sorsalar DEM Parti ne yapmalı, nasıl yapılanmalı ?  Bu konu hakkında neler söylersiniz?

Beg: Öncelikle hormonlu büyümeye prim vermemeli parti ahlak ve siyasetinden uzak beyni uçkurunda, midesinde çalışanları varsa tespit edip derhal uzaklaştırmalı hiçbir oy kaygısına düşmemeli çünkü parti tabanı ve Türkiye demokratları şeffaf ve onurlu bir siyaset benimsiyor. Eşit — özgür ve Demokratik paradigmaya sahip partinin seçim dönemlerinde aday adaylarımız çok görüntüsü için partinin bırak fikriyatını; önünden geçmemişlerin dosyalarını almamalı. Kafa — kol ve gruplaşma varsa bitirmeli ve bunları yapanları durumları, konumları ne olursa olsun teşhir edip uzaklaştırmalı. Çünkü onlar üstünü kapattıklarını zannettikleri olayların tamamını taban tüm detayları ile bilip izlemekte. Refah partisi yerelde iktidar olduğunda ismini vermeyeyim Diyarbakırlılar bilir yoğurtçular çarşısında çay ocağına siyaseti düşmüştü. AK parti siyaseti de ofiste bir çay ocağına düşmüştü. CHP siyaseti değeri kendinden menkul insanlar arasına düşmüştü. DEM parti siyaseti de üst lig sanıp kafelere düşmemeli. Kendini marjinalleştirmemek adına her yerde salon ve saha çalışmalarında olmalı taraflı tarafsız veya rakip ayırt etmeksizin halkın arasında çalışmalarını sürdürmeli.

Dalgıç : 3 siyasi parti hakkında görüşlerinizi söylediniz, mecliste bulunan ve meclis dışında ki partiler hakkında bir şeyler demek istermisiniz?

Beg: Genel seçimlerde söz konusu partilerin sadece siyasi pazarlık yaptığını gördük. Siyaseti, siyasi ikballeri için pazarlık konusu yapanlar hakkında bir şey demeyi kendime zül sayarım.

“Halkın sosyal, ekonomik, barınma ve istihdam sorunlarını çözecek hiçbir proje hayata geçmedi”

Dalgıç: Yerel yönetim seçimlerinin 3. Yılında Diyarbakır belediyeleri hakkında görüş ve düşünceleriniz nelerdir belediyecilik hizmetlerini nasıl görüyorsunuz?

Beg: Keşke bu soruyu sormasaydınız. Kendi görüşlerimden ziyade sahada gözlemlediğim ve duyduğum eleştirileri aktaracağım.
DEM partiye oy verenler ile sahada görüştüğüm seçmenlerin önemli bir bölümünde ciddi memnuniyetsizlik gözlemliyorum. Anlattıklarını ve düşündüklerinin tamamını bütün açıklıkla burada dile getiremem ancak birkaç başlık verebilirim. Bağlar belediyesi halkçı bütçe uyguluyorum diyor ancak seçmenlerin görüşü kasada para olmadığı için halkçı bütçe diyorlar. Tüm belediyelerin işe alımlarında adalet olmadığı. Kayyım geldiğinde mecburi ayrılıp emekli olanların arasında eşitsiz işe dönüşler olduğu. Kayyımın işe aldıklarını(içlerinde DEM partiye oy verenlerde var) işten çıkarıp kayyım zihniyetinde daha adaletsiz işe alımların olduğu. Halkın sosyal ekonomik barınma istihdam sorunlarını çözecek hiçbir proje hayata geçirmedikleri ve daha neler neler. Yani Seçmen tabanında ciddi memnuniyetsizlik gözlemliyorum ve önlem alınmazsa büyük bir taban kaymasına sebep olacak diye gözlemliyorum. Örneğin çoğu insanın çekinmeden dile getirdiği Büyükşehir eş başkanı Serra Ayşe Bucak’ın başarı ve başarısızlığının tek sorumlusu onu dayatan Gültan Kışanaktır. Doğan Hatun’un Sorumluluğu Dem parti kadın hareketine yazılacaktır. Görüşü seçmende hâkim. Unutmadan Kürd büyüklerinin sözlerini sorumsuzca ve bilinçsizce yere yazan sorumluların görevden uzaklaştırılmaması, kar kaldırmak için kürek dağıtmaları Xış u xış, şıng u şıng, mişk u mirîşk Serhadı, koma Amed diye getirmeleri (değerli sanatçı Memo Gülü tenzih ederek) halkın hafızasına kazınmış birkaç eserleridir. Bu kadar yeter, gözlemlediğim tüm detaylara inmek istemiyorum.

“Koltuğu bulan bırakmıyor”

Dalgıç: Diyarbakır OSB Seçimlerinde gündeme gelen iddialar ile ilgili neler söylemek istersiniz ?

Beg: Sorun yalnızca DOSB olsa; sorun TOBB da TESK de Sendikalarda koltuğu bulan bırakmamak için hizmet hariç her şey yapıyor. DTSO’ nun şimdi ki yönetiminin içinde bulunduğu her şey Diyarbakır halkının genel görüşü sorunlu olduğu yönünde fikir beyanları var.

“Halkın gerçek sorunlarından uzaklaşıp sembolik tartışmalara hapsolan bir siyaset, kaybetmeye mahkumdur”

Dalgıç: Rahmi Koç’un “Kürd kadın fıkrası” büyük bir tartışma yaşandı. Sizce bu olay ifade özgürlüğü kapsamında mı değerlendirilmeli, yoksa Kürdlere yönelik ayrımcı bir söylem olarak mı görülmeli? Rahmi Koç daha sonra özür diledi. Bu özrü samimi buluyor musunuz? Tartışmanın kapanması için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Beg: Rahmi Koç’a yapılan tüm eleştiriler haklıydı ta ki özür dileyene kadar. Kürd siyaseti ve kamuoyu açısından kayda değer bir ağırlığı bulunmayan bir kapitalistin yaptığı düzeysiz bir espriyi gündemleştirmesini ve bunun etrafında günlerdir enerji tüketmesini kaygıyla izledim.
Asıl mesele, bir kişinin sözlerinden hareketle antisemitik refleksler üretmek değildir. Asıl mesele; yıllarca devletin en üst makamlarında bulunmuş, bakanlık, başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış bir siyasetçinin bu seviyesizliğe ortak olması ve Türkiye siyasetinin hâkim akıllarının hâlâ milliyetçi ve ulusalcı dogmalar üzerinden toplumu şekillendirmeye çalışmasıdır.
AKP’nin milliyetçiliği, CHP’nin ise ulusalcılığı siyasal meşruiyetin temel kaynağı hâline getirmesi; demokratikleşmenin, eşit yurttaşlığın ve çoğulculuğun önündeki en büyük engellerden biridir. Bu gerçek ortadayken Kürd siyasetinin enerjisini başka halklara, inançlara veya kimliklere yönelik polemiklere harcaması ciddi bir stratejik savrulmadır.
Kürd siyasetinin önceliği; toplumsal çözülme, genç kuşakların geleceksizleşmesi, uyuşturucu, yoksulluk, eğitimden kopuş ve kültürel yabancılaşma gibi hayati sorunlar olmalıdır. Siyasi öncülük iddiasında bulunanlar, özellikle DEM Parti içerisindeki bazı çevreler, söylem ve önceliklerini yeniden gözden geçirmek zorundadır.
Bugün Amed’de, özellikle 75 Yol ve Ofis çevresinde (zengin ve fakirliğin uç noktaları) gençlerin karşı karşıya kaldığı sosyal çürüme, herhangi bir siyasal polemikten çok daha yakıcı ve acil bir meseledir. Halkın gerçek sorunlarından uzaklaşıp sembolik tartışmalara hapsolan bir siyaset, temsil iddiasını da toplumsal karşılığını da zamanla kaybetmeye mahkûmdur.

Dalgıç: Son olarak Kürd tarihi hakkındaki bildiklerinizi okurlarımızla paylaşırmısınız?

Beg: Kürdistan coğrafyasında insan yerleşimi on binlerce yıl öncesine uzanmaktadır. Kürd halkının etnogenezi ise çok daha sonraki tarihsel süreçlerde şekillenmiştir. Kısa ve detaysız anlatılacak bir başlık değil lakin değerli okuyucularınızla paylaşacağım; kısaca yaşadığımız topraklarımız Ana ve Ata Yurdumuzdur.

Dalgıç: Değerli açıklamalarınız için teşekkür ediyorum. Son olarak eklemek istedikleriniz varmı ?

Beg: Diyarbakır Haber ailesine ve tüm okurlarınıza teşekkür ederim. Söylediklerim kendi görüş ve gözlemlerim olup düşünce özgürlüğü çerçevesinde dile getirmeye çalıştım amacım kimseyi kırmak üzmek dışlamak değil Türkiyede ve Ortadoğuda yaşayan halkların ve tabi ki kendi halkımın huzur barış refah içinde yaşayıp insanlık ailesi içinde kendi kimlik ve kültürleriyle tarihlerinin gereği iyi şeyler yapmaları içindir. Röportajınızı okuyup olumlu veya olumsuz hakaret ve küfür içermeyen tüm eleştiriler için teşekkür ederim.

Devamını Oku

Diyarbakır Web Tasarım Ajansı

Diyarbakır Web Tasarım