47,1670$% 0.14
53,9712€% -0.1
63,4548£% -0.25
%
%
2981756฿%-1.29112



23 Mart 2026 Pazartesi

“SEKS İŞÇİLİĞİ”
Amacımız hiç kimseye bir ahlak dersi vermek , ahlak bekçiliği yapmak ya da zaten yasal bir statüye sahip ve artık devasa bir endüstri haline dönüşmüş seks sektörünün gerekliliği/ gereksizliği veya var olup olması ile ilgili tartışmaları yeniden alevlendirmek değil…
Amacımız yalnızca ,
zaten yasaların koruyucu zırhı altında bugün her biri devasa birer organizasyona dönüşmüş bu yapıların toplum vicdanında mahkum olmuş binlerce yıllık kirli faaliyetlerini şimdi de çeşitli yaldızlı söylemler ve şok edici kavramlarla toplum vicdanında meşrulaştırılma çalışmalarına birazcık da olsa dikkat çekmektir.
Ahlak bilinçli bir dünya görüşü, samimi bir inancın ürünüdür
Bundan dolayı da belirli bir yaşam felsefesi ya da içselleştirilememiş bir inanca sahip olamayanların ne yazık ki tutarlı bir ahlak anlayışları da yoktur …
Ahlaksızlık ise insanın bazen zaaflarına, öfkesine , hırslarına , içgüdülerinin sürükleyiciliğine yenilerek ahlaki standartlarının dışına çıkması değil , ahlaki hiç bir standardının olmamasıdır.
Hiçbir ahlaki standartta ya da bir yaşam felsefesine sahip olamayan insanlar kendilerini tıpkı hayvanlar gibi yalnızca biyolojik birer varlık olarak değerlendirdiklerinde ise ne yazık ki sadece birer ahlak celladı olarak da kalmıyor ve o ahlaksızlıklarını meşrulaştırmak için kendileriyle benzer zaafları olan bireyleri de ahlaksızlıklarıyla zehirlemek için ahlaksızlıklarına sözde entelektüel gerekçeler buluyorlar.
Geçenlerde bir dostum, eşini yılarca önce kaybetmiş öğretmen bir annenin artık eve uğramayan kızına yazdığı bir mektubu benimle paylaştı, okurken gözyaşlarına hakim olamayarak…
“ Sevgili kızım , “ diye başlamıştı mektubuna emekli öğretmen anne.
“Eve gelip de arkadaşın olduğunu söyleyen, erkek bedeninde hafif meşrep bir kadın ruhu barındıran o şahısın deyiminle “ULUSAL BİR ORGANİZASYONDA SEKS İŞÇİLİĞİNE BAŞLAMA VE BU SEKTÖRÜN KÜRESEL KURUMLARINDA KARİYER(!) YAPMA İSTEĞİNE ” karşı çıkacağımdan kesinlikle emin olduğun için artık eve gelmeyeceğini ve peşini bırakmamı istiyormuşsun…
Sana, beni çağ dışı değerlere sahip örümcek kafalı biri olarak suçlayan, erkek bedeni kadınsı arzularla kıvranan, duygusuz bakışlı, tehditkar ses tonlu o arkadaşınla kısa bir mektup göndermek istedim ama ne yazık ki almadı fakat eğer imkan bulursam bu yazdıklarımı çeşitli platformlarda yayınlayacağım, inşallah rast gelir ve sen de okursun…
Ey babasının en sevdiği, en kıymetlisi , ilk ve son göz ağrım günahkar kızım;
Biz seni vicdanlı, merhametli, vefalı, namuslu, terbiyeli, ahlaklı, şeref ve haysiyetine düşkün duygulu bir birey olarak yetiştirdik sanıyorduk…
Yanılmış mıyız yoksa?..
Ne dersin?..
Yok eğer yanılmamış ve biz gerçekten seni böyle yetiştirmişsek , sen tüm bu yüce değerlerini ne zaman, nerede, nasıl yitirdin?…
Ya da ne uğruna, nasıl çıkarlar ve hangi tanımlanamamış cinsel hazlar adına bu kutsal erdemlerini bir çırpıda utanmazca katlettin?
Vicdanını yeni atandığın iş yerinde ilk defa karşılaştığın maaş bordonu görünce başörtünü atarken…
Merhametini ise ilk defa maaş aldığın o banka şubesine tesettürsüz giderken mi kaybettin?..
Nedir sana , hayvanların bile sahip olduğu o Vefa duygusunu unutturan?..
Hangi sapkın görüşlerle ne zaman , kimler tarafından, nerede zehirlendin?..
Terbiyeni, tensel hazlar için tensel hazlar kölesi hangi kirli bedenlerle nerede, nasıl takas ettin?..
Nedir sana artık namus kavramını bile böylesine hoyratça yok saydıran?..
Karşı cinsin ilgisine olan karşı koyamadığın bir ilgi açlığı, şehvet dürtüsü değilse eğer…
Nedir, sana artık böylesine alçakça bir ahlaksızlığı bile mide bulandıran en iğrenç bir hoşgörüyle yorumlatan?..
Şeref ve haysiyet Arapçadan Türkçeye geçmiş anlamsız iki sözcükten ibaret midir artık senin için de?..
Haysiyetin , kişinin kendine duyduğu saygı ile birlikte, toplumun da kişiye duyduğu saygı,
şerefin ise onur ve yücelik olduğunu ahlaksızlıklarına “entelektüel” gerekçeler arayan, bilgiyle hasbelkader tanışmış ama bilgiyi özümsememiş şark kurnazı, şehvet kölesi hastalıklı o zihinler gibi yoksa sende mi unuttun?..
Bir çok devletin zaten yasal bir zırhla korumaya aldığı toplum vicdanı kanatan bu ahlaksızlığa şimdi de toplum vicdanında bir meşruiyet kazandırma çabası değilse eğer kullandığınız o “SEKS İŞÇİLİĞİ “ kavramı , peki ya nedir?
Ahlaksızlığı “entelektüel” bir makyaj da gizleyemez…
Ey geçmişte yüreğimin tek serveti iken bugün şehvet düşkünü kirli yüreklerin en değersizi, en sıradan eğlencesi , şaşırmış kuzum…
Karşı cinsin ilgisine olan açlığın…
Veya imanla yeterince terbiye edilmemiş güçsüz ruhunun karşı koyamadığı şehvetin o itici gücü…
Ya da anlık duygu patlamalarının kışkırtmasına boyun eğerek, anlık duygularının karşı konulamaz sandığın cazibesinin esareti değilse eğer…
Dizginleyemediğin hırsın, doymak bilmez açgözlülüğün müdür yoksa sana o kokuşmuş bataklığın karanlığında ışıltılı bir gelecek aratan?
hiç bir felsefenin feneri girdiğin o kokuşmuş karanlığın yollarında yanmazzz…
Hiç bir inancın ruhları aydınlatan nurlu ışığı içinde kaybolacağın o bataklığın karanlığını aydınlatmaz…
Yeter, kendine gel artık…
Gel günahkar yüreklerin en değersizi değilll, yine yüreğimin yegane serveti ol ,ey babasının en sevdiği ,en kıymetlisi , ilk ve son göz ağrım günahkar kızım..”
Ramazan GÖKÇİ
Diyarbakır Web Tasarım Ajansı