Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Batman, yörelerinin 14 dernekten oluşan “Yerel Yönetim Dernekleri Platformu” Toplumsal Mutabakat Derneğini ziyaret etti. TMD, kurulduğu 2022 yılından beri objektif kalmaya çalışan, yenilikçi, öngörülü düşünceleriyle ülke sathında, demokrasi yolunda gündem oluşturan,
bir Sivil Toplum Kuruluşudur.
Bugün 14 dernekten oluşan Yerel Yönetimler Platformunu temsilen ŞİVİDER(Şırnak ve İlçeleri) Başkanı Aziz Özalp, OMERYAN (Mardin ve çevresi)der. başkanı Osman Başkan ve Mardin MAZİDAĞ Der Yön. Kur. üyesi Nüsret İla dan oluşan bir heyet Toplumsal Mutabakat Derneği Genel Merkezini ziyaret etti. Misafirleri Genel Başkan Mahmut Şimşek, Genel Sayman Tuba Saruhanoğlu Parlamış,
GYK üyesi Zeynep Balçık, Baran Aktay ve Aziz Polat karşılandılar.
Yerel Yönetimler Platformu heyetinin anlattığı çalışmaları dinleyen TMD Genel Başkanı Şimşek;” Yerel Yönetimler Platformunun geleneklerimizin acı tatlı günleri olan Düğün ve taziye üzerine güncel değerlendirmelerini çok ciddi öneriler olarak bulduk”derken,Tuba S. Parlamış; Biz halkımızın şartlarını değerlendirdiğimizde taziye yemeklerinin yasaklanması kadar dışarda havai fişeklerin yamyamca patlatılması, yaşlı, çocuk ve hastaları korkuttuğu için yasaklanmalıdır. doğrusu budur”. dedi. TMD’li Baran Aktay ise; “3. Gün Taziyelerin Mevlüt günüdür. Mevlüt yemekli olabilir. Biz de tek öğünü destekleyebiliriz”dedi.“ TMD’li Aziz Polat ise;” Önce zenginler taziyelerinde yemek vermeyeceklerini açıklarlarsa, fakir taziye sahibine bir ışık olur. Kuru onur sendromundan çıkar ve utangaçlıkları kalkar. Dolayısıyla bu iş halk tabakası arasında daha hızlı tutar.” diyerek Misafirlerinin önerilerini desteklediler.
Şivider başkanı Aziz Özalp tekrar söz alarak; Şimşek Başkanım, bize biraz da sürece bakışınızı anlatın. TBMM’ye davetinizde “Terörsüz Türkiye” Süreci ile ilgili konuşmanızda sunduğunuz raporu izledik. Fakat bu işin yarını ne olacak? 20 aydır Edirne’den Ağrı’ya gençler ölmüyor. Çok şükür. Ancak durgunluk bizi korkutuyor. Çıkış yolu devam ediyor mu? sorusuna; Şimşek,”Bahçeli’nin Toplumsal iradecilikle de olsa, tezi adam bulmaya devam ediyor. TMD’nin dediği gibi;” Mecliste Siyasi Mutabakat oluştu. Fakat tüm partiler kısır avrat otu gibi duruyor.. partiler, biraz daha ideolojik “ ben” demeyi bırakıp, “Biz” demeye gelmeli… Meclis Dışındaki Sivil
Ombundsmanlık Platformu(SOP) tezimiz hayat buldukça
ve meclisi önerileriyle ciddi ciddi uyardıkça neden sivil demokrasi için SOP’un bir zorunluluk olduğu anlaşıldıkça, herkes ve her kesim bu topraklarda yaşanasi insani ve rahmani bir dünya bulacağına inanıyoruz” dedi. yaklaşık 2 saat süren görüşme sonucunda TMD Başkanı Şimşek, ziyaret ve önerileri için Yerel Yönetimler Platformu heyetine teşekkür ederek, misafirlerine , “Siyaset ve Demokrasi Üzerine Aforizmalar” kitabını imzaladı.
Toplumsal Mutabakat Derneğinen KÜRD DİL GÜNÜ üzerine basın açıklaması
KÜRD DİLİNİ KORUMAK DEVLETİN DEMOKRATİK SORUMLULUĞUDUR.
Biz TMD olarak, şiddetin dışında tüm yasaklara karşı bir düşünce hareketiyiz.
Bugün üzerinde yaşadığımız dünya da, 15 bine yakın dilin kaderine ter edildiği tahmin edilmektedir. Yaklaşık 200 resmi devletin içinde, 130 ‘a yakını çok dilli devletler olarak bilinse de, kaybolmaya mahkum daha ne kadar çok dilin olduğu ve karşılaştığı şovenist engelleri tahmin etmek de hiç te kolay olmasa gerek!.. Çok dilli ve renkli dünyamızın dil ve kültür haritasının flulaşarak kaybolmaması için yaratacağımız farkındalığın, değerli fakat yeterli olmadığını da bilmemiz ve görmemiz gerekir.
Unesco tarafından koruma altına alınması ve kurtarılması gereken diller arasında, maalesef yaklaşık 50 milyon insanın konuştuğu Kürd dili de bulunmaktadır. Bir dilin öz gücüyle, yani halkı tarafından, “Dil Günü”nü kutlayarak, dilini kendine ve dünyaya hatırlatması şüphesiz zor fakat değerlidir. Her yıl 15 Mayıs’ta kutlanan Kürd Dil Gününün, Kürdçe’nin korunmasını, üretilmesini, geliştirilmesini ve çoğaltılmasını amaçlayan bir gün olarak hatırlanması kıymetlidir. Bu tarihin seçilmesinin temel nedeni, sürgündeki Bedirhanilerin (Azizanların) Kürt edebiyatı ve dili açısından önemli katkıları olan Celadet Ali Bedirhan’ın Hawar dergisini, 15 Mayıs 1932 tarihinde Şam şehrinde yayımladığı günden dolayıdır.
Hawar, dergisi özellikle Kurmancî lehçesini ve Latin alfabesini ilk defa kullanarak tarihteki yerini almıştır.
Kürd Dili Gününü, o günden bugüne tüm Kürdlerin, ulusal ruhi bir şekillenmeyle dillerini iradeleriyle yaşatmaya çalışıyorlar. Biz de bir yazarın dediği gibi; “Devletiniz olsun ya da olmasın kızlarınızı anadilinizle ve kültürünüzle eğitin ki, ulusunuzun ömrü uzun olsun.”
Tarih boyunca karşılaştığı yasaklar ve asimilasyon politikalarına karşı Kürd Dilinin eğitim, öğretim ve kamusal alanda varlığını teşvik etmek, edebiyatını, müziğini ve kültürel mirasını yaşatmak için
genç kuşaklarda ana dil bilincini güçlendirmek gerekmektedir.
Bugün, özellikle Ortadoğu’da,Avrupa ve dünya diasporasında yaşayan Kürdler, çeşitli panel, konferans, konser, dijital ve klasik dil atölyeleri gibi kültürel faaliyetler düzenlemekle yetinmek zorunda kalmaktadırlar.
Oysa gerçek demokrasinin olduğu ülkelerde, barış içinde, bir arada, çok dilli ve çok kültürlü yaşamak mümkündür.
Bu anlamda Kürd dilini korumak ve yaşatmak devletin demokratik sorumluluğu altındadır.
Ayrıca lehçelerin bir anadili besleyen kaynaklar olduğu unutulmamalıdır. Zira her dil; kendi halkının kültürünün, tarihinin ve edebiyatının temel taşı olarak görülür.
Kürdler arasında toplumsal farkındalık oluşturmak, ana dilde konuşma ve üretim hakkı konusunda bilinç oluşturmak kadar anlaşılır ulusal dil birliğinin önemini kavramak açısından çok önemlidir. Bunun içinde bir düşünürün;”Dilinizin küçük lehçelerini en büyük lehçenize aşılayarak, yazılı ve sözlü dil birliğinizi güçlendirin!” sözünü önemsiyor, hatırlatıyor ve Kürd Dil Günü’nü kutluyoruz.
Bijî 15 Gulan!
Roj’a zimane Kurd Pîroz be!
AL-KON ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Ziver Holding Başkanı Veysel Demirci ile stratejik iş birliği başlıklarını görüştü
AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Ankara’da Meyra Palace Hotel’de Ziver Holding Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Demirci ile bir araya geldi. Görüşmede sağlık alanındaki projeler, sosyal sorumluluk çalışmaları, kurumsal iş birlikleri ve sürdürülebilir ortak çalışma modelleri ele alınırken, yeni dönem stratejik hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Ankara’nın önemli marka değerlerinden biri olarak gösterilen Meyra Palace Hotel’de, Ziver Holding Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Demirci ile görüşme gerçekleştirdi.
Gerçekleştirilen temas kapsamında sağlık camiasına yönelik projeler, kurumsal iş birlikleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve önümüzdeki döneme ilişkin stratejik başlıklar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Görüşmede, özellikle toplumsal fayda odaklı çalışmaların geliştirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin güçlendirilmesine yönelik karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
“Ortak çalışma kültürü önem taşıyor”
Toplantıda sağlık alanında yeni vizyonların oluşturulmasına yönelik değerlendirmeler yapılırken, ortak çalışma kültürünün kurumsal yapılar arasındaki iş birliğini güçlendirdiği vurgulandı. AL-KON ve Hekimsen’in son dönemde hayata geçirdiği kurumsal yapılanma süreçleri ile ekonomik projeler de görüşmenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Uzm. Dr. Adil Kurban’ın, sağlık alanındaki çözüm odaklı yaklaşımın önemine dikkat çektiği görüşmede, farklı sektörler arasında geliştirilecek koordinasyonun yeni projelere katkı sağlayacağı ifade edildi.
Yeni projeler için zemin oluşturdu
Taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmenin, ilerleyen süreçte farklı alanlarda geliştirilecek ortak projeler açısından önemli bir zemin oluşturduğu belirtildi.
AL-KON Konfederasyonu ve Hekimsen tarafından yapılan değerlendirmede, “Nazik ev sahiplikleri, samimi kabulleri ve değerli değerlendirmeleri dolayısıyla Sayın Veysel Demirci’ye teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.” ifadelerine yer verildi.
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek’ten 1 Mayıs Mesajı
“İşçi Bayramı, İşçiler Tarafından ve Kardeşlik Ruhunda Kutlansın”
Haber: MURAT GENÇ / DİYARBAKIR
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin işçi, emekli ve dar gelirli vatandaşlara yönelik açıklamalarına destek verdi.
Çiçek, ekonomik şartların özellikle asgari ücretle çalışan vatandaşları ve birikimi olmayan emeklileri derinden etkilediğini belirterek, “Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici’nin ifade ettiği gibi, asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu bir an önce kurulmalıdır” dedi.
“GEÇİM ŞARTLARI BÖLGELERE GÖRE BELİRLENMELİ”
Mehmet Çiçek, kurulacak komisyonun bölgelere göre asgari hane geçim rakamı belirlemesi gerektiğini vurgulayarak, bu rakamın altında gelire sahip hanelere kira, çocuk desteği veya sosyal yardım adı altında destek verilmesinin önemine dikkat çekti.
Çiçek, Türkiye’de işsizlik sorunu kadar teknik eleman açığının da önemli bir mesele olduğunu ifade ederek, eğitim sisteminde planlamanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“BİLİME VE TEKNOLOJİYE HÂKİM GENÇLERE İHTİYACIMIZ VAR”
Çiçek, “Bu çağda tekniğe, bilime ve teknolojiye hâkim gençlere ihtiyacımız var. Liselerin ve üniversitelerin en az üçte biri teknoloji odaklı hale getirilmelidir” ifadelerini kullandı.
“1 MAYIS AMACINDAN SAPTIRILMAMALI”
1 Mayıs kutlamalarının işçilerin gerçek sorunlarının konuşulduğu, birlik ve dayanışmanın öne çıktığı bir gün olması gerektiğini belirten Çiçek, bayramın ideolojik gruplar tarafından gölgelenmemesi gerektiğini ifade etti.
Çiçek mesajında şu ifadelere yer verdi:
“İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın. İşçiler tarafından kutlansın. Milletimizin iştirak etmek isteyen her ferdi bu kutlamalara katılsın; ancak bu kutlamalar kardeşlik, birlik ve dayanışma ruhu içerisinde geçsin.”
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek, 1 Mayıs’ın emekçilerin haklarının konuşulduğu, çalışma hayatındaki sorunlara çözüm arandığı ve toplumsal dayanışmanın güçlendiği bir gün olması temennisinde bulundu.
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek: “Netanyahu’nun açıklamaları siyasi çaresizliğin yansımasıdır”
Haber : MURAT GENÇ/ DİYARBAKIR
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek adına yapılan basın açıklamasında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri “asılsız ve dayanaksız” olarak nitelendirildi. Açıklamada, Türkiye’nin mazlumların yanında durmaya devam edeceği vurgulanırken, uluslararası hukuk ve adalet çağrısı öne çıktı.
BBP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Çiçek adına yapılan yazılı basın açıklamasında, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı ifadelere sert tepki gösterildi. Açıklamada, söz konusu ifadelerin “asılsız ve dayanaksız” olduğu belirtilerek, “Bu söylemler, Netanyahu’nun içinde bulunduğu siyasi sıkışmışlığın ve çaresizliğin açık bir yansımasıdır.” denildi.
Açıklamada, Gazze’de sivillere yönelik saldırıların sorumluları arasında gösterilen Netanyahu’nun uluslararası hukuk açısından da tartışmalı bir konumda olduğu ifade edilerek, “İnsanlığa karşı işlenen fiillerle anılan bir kişinin; adalet, hakikat ve vicdan üzerine söz söyleme ehliyeti bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.
“BÖLGEYİ KAOSA SÜRÜKLEYEN ANLAYIŞ” Metinde, Orta Doğu’daki gerilimin bilinçli şekilde artırıldığı öne sürülerek, “Ortada duran gerçek şudur: Bölgeyi bilinçli şekilde kaosa sürükleyen, gerilimden beslenen ve kendi siyasi ömrünü uzatmak adına her türlü yöntemi meşru gören bir anlayış söz konusudur.” değerlendirmesi yapıldı.
Türkiye’nin duruşuna ilişkin olarak ise, “Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumların sesi olmaya, zalimlerin karşısında dimdik durmaya devam edecektir.” denildi. Açıklamada ayrıca, “İnsanlık değerlerini hedef alan her türlü zulme karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.” ifadeleri kullanıldı.
DESTİCİ’NİN SÖZLERİNE YER VERİLDİ
Basın açıklamasında BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin ifadelerine de yer verilerek şu sözler aktarıldı: “Soykırımcı, katil Netanyahu ve avanesi; ne kadar havlarsanız havlayın, sizin gücünüz Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk Milleti’ne ve onun Cumhurbaşkanı’na yetmez. Şunu da unutmayın ki korkunun ecele faydası yoktur. Eceli gelen it cami duvarına işermiş. Ecelinizi bekleyin.”
Açıklamanın sonunda ise adalet vurgusu yapılarak, “Unutulmamalıdır ki işlenen hiçbir suç karşılıksız kalmayacak, adalet er ya da geç yerini bulacaktır.” denildi.