• Altın 3.143
  • Dolar 2.555
  • Euro 1.333
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 23 °C
pasaport-pizza-diyarbakir2
Türkiye
İLİK NAKLİ İÇİN İSTENEN PARA BULUNDU İLİK NAKLİ İÇİN İSTENEN PARA BULUNDU

Ergani İlçesi’nde lösemi hastası 6 yaşındaki Zeynep Kaçar’ın durumuyla ilgili haberlerin yazılı ve görsel basında yer alması üzerine Kaçar ailesine büyük destek geldi.Hayırseverler ailenin açtığı bankadaki yardım hesabına 98 bin lira para yardımında bulunurken, Ergani Kaymakamlığı, bulunan ilik nakli ücretinin SGK tarafından karşılandığını ve naklin yapılacağı Antalya’da Zeynep’in kalacağı 7-8 ay boyunca takibinin yapılacağını açıkladı.
Ergani İlçesi’nde yaşayan Safinaz-Metin Kaçar çiftinin ilkokul birinci sınıfa giden lösemi hastası kızları Zeynep Kaçar’ın ilik bulunmasına rağmen ailenin tedavi masraflarını karşılayamadığına ilişkin haberlerin yazılı ve görsel basında yer alması üzerine aileye destek çığ gibi büyüdü. Ailenin bankada açtığı ve Ergani Kaymakamlığı’nın da internet sitesinde duyurduğu banka hesabına 2 gün içerisinde Zeynep için 98 bin lira yatırıldı. 98 bin liranın 80 bin lirasını sadece bir hayırseverin tek başına yatırdığı ortaya çıkarken, aileye yardım için Diyarbakır, Antalya Büyükşehir Belediyeleri ve Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de seferber oldu.Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Zeynep Kaçar ile ilgili haberi gazetede okuduktan sonra Ergani Kaymakamı’nı arayıp Zeynep’in durumu hakkında bilgi aldığını daha sonra bir arkadaşını bu iş için görevlendirdiğini söyledi. Külünk, “Antalya Büyükşehir Belediyemiz ile temesa geçtik. Belediyemiz ailenin orada kalacağı sürede içerisinde konaklama dahil bütün ihtiyaçlarını karşılayacaktır, biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak da haberin yayınlandığı gün aileyi arayarak, belediyeden görevlileri aileye gönderdi ve belediye olarak üzerlerine düşeni yapma sözü verdiği öğrenildi.

MHP Milletvekili Zühal Topçu’nun Acı Günü‏ MHP Milletvekili Zühal Topçu’nun Acı Günü‏

Şanlıurfalı  MHP Milletvekili  Zühal Topçu’nun babası Ali Topçu vefat etti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şanlıurfalı Hemşerimiz Zühal Topçu’nun Babası Ali Topçu’nun cenazesi bugün öğle namazına müteakip Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.

Prof. Dr. Zühal TOPCU Kimdir ?

Prof. Dr. Zühal TOPCU, 1960’ta Şanlıurfa Birecik’te doğdu. Baba adı Ali, Anne adı Behiye’dir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji-Felsefe Bölümünü 1982 yılında bitirdi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde 1985 yılında Yüksek lisansını tamamlayan TOPCU, aynı üniversitenin Gazi Eğitim Fakültesinde 1986 yılında Öğretim Üyeliği görevine başladı. Doktora tezini 1990 yılında tamamladı. Aynı üniversitede Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesör unvanlarını alan TOPCU, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bölüm Başkanlığı ile KKTC Girne Amerikan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlık ve Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulundu. Toplumsal Cinsiyet, Eğitim Yönetimi, Eğitim Programları, Küreselleşme, İletişim v.s. alanlarında yüksek lisans ve doktora dersleri verdi. Çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezine danışmanlık yapan TOPCU, Amerika, İngiltere ve Japonya’nın yanı sıra birçok ülkede çeşitli çalışmalar yaptı.

– “Eğitimde Kalite Yönetimi” adlı kitabın Yazarlığını;

– “Japon Eğitim Sistemi” adlı çeviri kitabında Bölüm Yazarlığı;

– “Türk Eğitim Sistemi: Alternatif Perspektif” adlı kitabın Bölüm Yazarlığı;

– “Sınıf Yönetimi: Yeni Gelişmeler Doğrultusunda: Öğretmen Adaylarına ve Öğretmenlere El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü;

– “Eğitim bilimine giriş: Temel Kavramlar: Öğretmen Adaylarına ve Öğretmenlere El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü;

– “Eğitim Psikoloji El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü yaptı ve çok sayıda makalesi yayınlandı.

Milliyetçi Hareket Partisi Parti İçi Eğitim, Siyaset ve Liderlik Okulundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapan TOPCU, 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde Ankara 1. Bölgeden MHP Milletvekili olarak seçildi. T.B.M.M. 24. Dönem Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyeliği, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyeliği ve Türkiye – Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyeliği görevini üstlenmektedir.

İyi düzeyde İngilizce bilen TOPCU, 2 çocuk annesidir.

Polis Ulucami camide Sisi protestosuna da müdahale etti Polis Ulucami camide Sisi protestosuna da müdahale etti

Diyarbakır’da bir araya gelen 72 İslami sivil toplum kuruluşu Mısır’da 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için düzenledikleri yürüyüş, polis tarafından gazlı ve plastik mermili müdahaleyle engelledi. Olayda, Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş, Büro Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Necmettin Alaş ve 100’e yakın sendika üyesi yaralanırken tedavileri  Özel Sultan Hastanesi ve çeşitli hastanelerde yapıldı.

Diyarbakır’da polis, Mısır’da aralarında Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin de bulunduğu 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için Cuma namazının ardından yürüyen grubu gazlı müdahale ve plastik mermiyle müdahale ile engelledi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş, polisin tavrının manidar olduğunu belirterek olayın takipçisi olacaklarını söyledi.

Tarihi Ulu Camiinde çıkan darbe ve idam karşıtı kitle tekbirlerle basın açıklamasının yapılacağı Şeyh Said Meydanı’na yürümek istedi. Ancak polis protesto gösterisinde bulunan Diyarbakır halkına karşı biber gazı kullanarak yürüyüşe engel oldu.

Polisin gaz ve plastik mermi kullanarak engellediği grup camiye sığınarak gazdan korunmaya çalışırken, yoldan geçen çok sayıda sivil ve çevre esnafının gazdan ve plastik mermilerden etkilendiği görüldü.Olayla ilgili görüştüğümüz çok sayıda vatandaş polisin tavrının sertliğini anlattı.

Diyarbakır’da bir araya gelen İslami STK’lar, Cuma namazının ardından yapacakları yürüyüş ve Şeyh Said Meydanı’nda okuyacakları basın açıklamasıyla Mısır’daki idam kararlarını kınayacaklardı. Olayda bazı  yaralıların olduğu, polisin tavrının STK’lar tarafından tutanak altına alındığı ve Başbakanlığa şikayet edileceği bildirildi.

Memur Sen Başkanı Yunus Memiş yaptığı açıklamada Mısır’da 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için yürüyüş düzenlediklerini ancak polisler tarafından darp edildiklerini belirterek, “Cuma Namazı sonrası camiden çıkıp Dağkapı Meydanı yani Şeyh Said meydanına yürüyerek açıklama yapacaktık. Ancak emniyet içerisinde art niyetli bazı polis şefleri önceden hazırlıklı bir şekilde tazikli su, gaz ve plastik mermi kullandı. Bugüne dek onlarca kez Ulu Camii’den Dağkapı Meydanına yürümüşüz ve hiçbir sorun yaşamadık taki bugüne kadar. Ancak art niyetli kitleyi kışkırtıcı tavırları nedeniyle polis şefi tarafından yüzlerce başörtülü bayanımız çocukları ile binlerce kişilik halkın üzerine gaz, tazikli ve plastik mermi saldırısında bulunuldu. Hiç tasvip etmediğimiz ve beklemediğimiz bu saldırıyı asla kabul etmiyoruz, nefretle kınıyoruz. Bu konuyu yargıya taşıyacağız ve takipçisi olacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız polise her zaman her dilimle halka duyarlı olmaya davet ettiğini  biliyoruz. Polisler tarafından halka karşı yapılan saldırılar manidardır. Yaralı arkadaşlarımız hastaneye gelerek tedavi olmaktadır. Sendika olarak polisin bu tutumunu şiddetle kınıyoruz gerekenin yapılması için temaslarımız sürecektir” diye konuştu.

 

Olayda yaralanan ve Sultan Hastanesi’nde tedavi altına alınan Büro Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Necmettin Alaş ise, olayı tasvip etmediklerini belirterek, “Biz polisin bu tavrını beklemiyorduk. Neden böyle bir tavır sergilediler manidardır. Üyelerimiz arasında kadınlar ve çocuklarda mevcuttu. Bize karşı yapılan bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın olaya müdahil olmasını istiyoruz. Sorumlular cezalandırılmalıdır” diye konuştu.

İskenderpaşa İlkokulunun Muhteşem yıl sonu etkinliği İskenderpaşa İlkokulunun Muhteşem yıl sonu etkinliği

İskenderpaşa İlkokul  öğrencileri tarafından yıl sonu etkinliği düzenlendi. Diyarbakır’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi etkinlik salonunda düzenlenen yıl sonu etkinliğine 600’e yakın kişi katıldı. 350 kişilik salonu hınca hınç dolduran davetliler öğrencilerin düzenlediği etkinlikle adeta büyülendi.

 

Diyarbakır’ın en eski okullarından biri olan İskenderpaşa İlkokulu 7-11 yaş grubu öğrencileri yıl sonu etkinliği düzenledi. Etkinliğe AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Sur İlçe Kaymakamı, Dr. Memduh Tura ve eşi, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Yılmaz Yıldız, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ali OK, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Aykanat ,AK Parti Yenişehir İlçe Başkanı Mürsel Kikizade, Avukat İşadamı Siraç Ensarioğlu, Programcı Müzisyen Barışcan, Zeytindalı Barış Platformu Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüzü Mikail Adıgüzel, Genç MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Mücahit Çimen, MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı İsmail Özşanlı, öğrenciler, öğretmenler ve veliler katıldı.

 

 

Diyarbakır  Valisi Hüseyin Aksoy’un yoğunluktan dolayı katılamadığı programa kutlama mesajı gönderirken, programı büyük bir beğeniyle izlediğini ifade eden AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, tebrik ederek, kendisine plaket taktim etti. Bir güneş doğuyor diyerek başarılar dileyen Eronat, “Bu tür etkinlikler bizler için çok önem arz eder. Bu değerli minik öğrencilerimiz geleceğimizin nesilleri ve evlatlarımızdır” diye konuştu.

 

Etkinlikte ilkokul birinci sınıf öğrencileri İngilizce şarkıların yanı sıra 6 dilde şarkı söylerken, Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Arapça, Ermenice şarkılar dinleyenler tarafından büyük bir beğeni kazandı. Bunun yanı sıra etkinlikte Ağustos Böceği  ile Karınca adlı oyunun Diyarbakır şivesiyle çok güzel bir sunumu yapıldı ayrıca ağaç sevgisini anlatan oyunlar oynandı çok dilli sesler korosu ile barış ve kardeşliğe dair türküler söylendi.

İskender Paşa İlkokulu Müdürü Mustafa Bozkuş yaptığı konuşmasında eğitimin en vazgeçilmez hizmet olduğunu ve herşeyin insanı sevmekle başladığını dile getirerek, “Her zaman en iyi şekilde öğrencilere eğitim öğretim imkanı sunacağız” dedi. Davetliler Bozkuş’u dakikalarca ayakta alkışladı.

 

Veliler geceden çok memnun ayrıldı.

‘Taşeronluk modern köleliktir’ ‘Taşeronluk modern köleliktir’

DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul tarafından yapılan açıklamada, taşeronluğun modern kölelik sistemi olarak bu ülkenin sırtında en büyük kambur olduğu vurgulandı.

 

Dicle Üniversitesi’nin hukuka aykırı davrandığını iddia eden ve bu durumu kamuoyuyla paylaşmak adına basın açıklaması yapan DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul “işçi alacakları aradan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen ödenmemektedir. Dosyaları takip eden avukatın icra takibi açmasına, defalarca dilekçe vermesine ve diğer yasal yolları denemesine rağmen Dicle Üniversitesi Rektörlüğü işçi alacaklarının ödenmesi konusunda suskun kalmıştır” dedi.

 

Seksen sonrası Türkiye’de liberal uygulamalar yaygınlaşmış ve taşeronluk sistem olarak devlet politikası halini aldığını belirten DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul “Taşeronluk modern kölelik sistemi olarak bu ülkenin sırtında en büyük kamburlardan ve sorunlardan biridir. Bizler DİSK/ Genel-İŞ Sendikası olarak taşeronluk sistemi yasaklanana ve işçi arkadaşlarımız statülü, güvenceli çalıştırılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Dicle Üniversitesi rektörlüğü tarafından üyelerinin alacaklarının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen verilmemesine tepkili olduklarını açıklamasında dile getiren Doğrul, “Sendikamız üyesi olan, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde hizmet alım ihaleleri ile İş Kanunu hükümlerine aykırı olarak, muvazaalı çalıştırılan işçilerin ücret farkı alacakları ve ilave tediye alacakları için açtıkları davalar, yerel mahkeme tarafından işçilerin talepleri doğrultusunda kabul edilmiş ve Yargıtay tarafından onanmıştır. Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen bu kararlardaki işçi alacakları aradan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen ödenmemektedir. Dosyaları takip eden avukatın icra takibi açmasına, defalarca dilekçe vermesine ve diğer yasal yolları denemesine rağmen Dicle Üniversitesi Rektörlüğü işçi alacaklarının ödenmesi konusunda suskun kalmıştır. En son 15 gün önce sendikamız başkanlığı tarafından Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne görüşme talepli dilekçe verilerek uygun görecekleri bir tarihte bu konuyu görüşmek için randevu talep edilmiş fakat cevap alınamamıştır. Taşeron firmalar aracılığı ile istihdam edilen işçilerimiz hem iş kanunu hükümlerine aykırı olarak muvazaalı çalıştırılmakta hem de yargı kararı ile elde ettikleri alacakları ödenmemektedir. Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’ nün bu hukuka aykırı tutumunu basın ve kamu oyuna açıklıyor ve protesto ediyoruz” dedi.

KAMU HASTANELER BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİNDEN YALAN TUTANAKLA SORUŞTURMAYA TEPKİ KAMU HASTANELER BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİNDEN YALAN TUTANAKLA SORUŞTURMAYA TEPKİ

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hasta yöneticisinin çalışanlar üzerinde baskı uygulayarak mobbing yaptığı iddiaları üzerine Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabipler Birliği, Diyarbakır Pratisyen Hekimlik Derneği ve Diyarbakır Eczacılar odası ortak açıklama yaptı.

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hasta yöneticisinin çalışanlar üzerinde baskı uygulayarak mobbing yaptığı iddiaları üzerine Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabipler Birliği, Diyarbakır Pratisyen Hekimlik Derneği ve Diyarbakır Eczacılar odası ortak açıklama yaptı.  Açıklamaya dernek ve temsilci üyelerinin yanı sıra bir çok doktor ve hemşire katılırken hasta yakınlarıda destek verdi.

 

Açıklama öncesi söz alan SES Diyarbakır İl Eş Başkanı Ramazan Kaval, hastane çalışanlarının kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hastane yöneticilerinin baskısı altında olduğunu belirterek bir an önce bu mobbing uygulamasında vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Daha sonra söz alan TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp yaşanan bu sorunların AK Parti’nin neoliberal politikaları sonucu olduğunu belirtti.

 

Daha sonra grup adına açıklamayı okuyan Dr. Hamza Aktaş şu sözlere yer verdi:

Ülkemizde uygulanan Neoliberal politikaların sağlık alanına ve ilimiz Diyarbakır’a yansıması kaygı verici durumu aşmış ve vaziyet biz sağlık emekçilerini  kamuoyu ile durumu paylaşma göreviyle karşı karşıya getirmiştir. Bugün bunun için buradayız…

AKP hükümetinin sağlık uygulamaları demek, “Kamunun şirketleştirilmesi” demektir. Tüm ülkeyi şirkete çeviren bir anlayışla karşı karşıyayız …

Yani Kamu hastanelerini “kamu mantığıyla” değil,  “şirket” mantığıyla, sağlık hizmeti almak durumunda kalan yurttaşımızı “hastalarımız” değil  “müşterimiz” mantığıyla, “ne kadar çok işlem, o kadar çok puan” diyerek de bizi performansa mahkum bırakan uygulamalarla karşı karşıyayız. Bu Neoliberal politikaların kamu yararına olmadığını bir kez daha belirtiyoruz…

DEAH’nde (Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde) Neoliberal sağlık politikalarını uygulatmak isteyen ve bu sağlık politikalarını uygularken de kanun,yönetmelik tanımayan, tamamen keyfiyetçi bir Genel Sekreter ve Hastane Yöneticisi ile karşı karşıyayız… Göreve başladıkları ilk günden itibaren; İş güvencesiz ve  esnek çalışmayı  dayatmak için atanmış bu yöneticiler; daha fazla kar hırsı ile çalışanların özlük haklarını hiçe sayarak, kamu yararı olmadığı halde görev tanımı dışında çalıştırarak, keyfiyetçi uygulamalar, kanunsuz ve keyfiyetçi, geçici veya kalıcı istem dışı görevlendirme yaparak ,  çalışanların iş barışını ve motivasyonunu bozan bir çok uygulamalara imza atmışlardır.

“Bu  hastanede mobbing uygulanıyor!…”

DEAH’nde genel sekreter ve yönetici “makam-mevki gücünü” kendi “keyif”leri  için uygulamaktadırlar. Sağlık Çalışanlarını “Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, rahatsız etme, yıldırmaya çalışmaktadırlar. Yani bu iş yerinde psikolojik terör  anlamına da gelen  “Mobbing” uygalamaktadırlar. Bu kurumu iftiralarla yönetmek istemektedirler… Biz sağlık emekçileri bunu kabul etmiyoruz.

Bir ay önce hastanedeki tüm çalışanları, “makam gücü” zoruyla konferans salonunda toplayan, Genel Sekretere bağlı Hastane Yöneticisi, burada kanun-yönetmeliklerde bulunmayan bir suç işlemiştir. Yıl sonuna kadar döner sermayeden hiç kesinti yapmadan dağıtacağını belirtmiştir. Hatta her ay 1 trilyon lirayı fazladan genel sekreterlikten alarak onu da dağıtacağını söylemiştir. Oysaki yönetmelikte bu kararların komisyon tarafından alınabileceği açıkça belirtilmiştir. Seçimle işbaşına gelmiş ve insan onuruyla bağdaşmayan tüm yanlış uygulamaların karşısında olmuş Döner Sermaye Kurulu üyelerini hedef göstermiş ve bu üyelerin kararlarını, yöneticinin yetkisi olmamasına rağmen, burada oylamaya sunmak istemiştir. Bunun üzerine döner sermaye komisyon üyesi Dr Vahhac Alp söz alarak, komisyon kararlarının burada oylatılamayacağını, bunun bir suç olduğunu ifade etmiştir. Yönetimin meşruiyetinin burada oylanmasından farkı olmadığını belirtmiştir. Bu durum salonda bulunanlar tarafından alkışlanmıştır. Bunu takiben yönetici Doç. Dr. Hikmet İyem salonu terk etmiştir… Bir hafta sonra Dr.Vahhac bey hakkında, Hastane Genel Sekreteri ve Hastane yöneticimiz, uzmanı oldukları sindirme, yıldırma, baskı, zorlama konusunda yeniden devreye girmiş ve Dr. Vahhac Bey hakkında soruşturma açmışlardır.  Yine Genel Sekretere bağlı Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi muhakkik olarak atanmıştır. Bu muhakkik arkadaşımız da ne hikmetse savunmasını istediği arkadaşımıza, savunmasını yapmak üzere dosya örneğini vermemiş ve telkinlerde bulunmuştur.

Oysa ki asıl sorun, Genel Sekreter ve Hastane Yöneticisi tarafından Döner Sermaye kesintisi yapılmak istenmesi üzerine, Döner Sermaye Kurulunun bu keyfi uygulamalara boyun eğmemesidir. Döner Sermayenin yöneticiler tarafından keyfiyetçi dağılımını engellemek isteyen ve tüm çalışanların oylarıyla seçilmiş arkadaşlarımıza karşı takınılan bu düşmanca tutumun, kabul edilemez olduğu bilinmelidir.

Göreve başladığı ilk günden itibaren yöneticilik ve hekimlik etik değerlerinden uzak tavır ve yaklaşım sergileyen Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri ve Hastane yöneticisi yalan yanlış ve iftiralara dayalı tutanak ve beyanlar ile sağlık emekçilerine soruşturmalar açmakta, cezalar ile tehdit etmekte ve kamu yararı olmadığı halde geçici görevlendirme adı altında, 6 ay süren sürgünler yapmaktadır.

İlimizde bütün diyalog ve çabalarımıza rağmen kamu hastaneleri kurumu genel sekreterliği, hastane yönetimleri ve diğer müdürlüklerde keyfiyetin, kadrolaşma amaçlı baskıların önüne geçilemedi. Bütün çalışanlara eşit yaklaşılmadı. Yöneticiler nitelikli hizmet üretme yerine kadrolaşma,hatta üyelik yapacak düzeyde sendikacılık yapmaya başladılar. Sendika ilçe temsilcimiz ve halk sağlığı temsilcimiz sürgün edildiler. Bütün çaba, itiraz ve bir günlük iş bırakmaya rağmen Ağız ve diş hastanesinden devlet hastanesine,devlet hastanesinden ağız ve diş sağlığı hastanesine 43 kişinin karşılıklı yerleri değiştirildi. Nihayetinde açılan davalar kazanılmaya başlanmışken, genel sekreterlik tarafından şahıslara bir yazı daha gönderilmiştir. Yazıda, verildikleri yerde kalmak için dilekçe vermeleri aksi halde ihtiyaca binaen atamaları yapılacağı belirtilmektedir. Yani yeniden sürgünleri yapılacağına dair tehdit edilmektedirler. Yanlı tutumlarından dolayı genel sekreterlik ve bazı hastaneler, gönderilen yazılara cevap vermeme keyfiyeti içerisindeler. Sağlık bakanlığının hemşirelik pozisyonunda çalışanlar, eğitimle hemşirelikten anestezi teknisyenliği branşına geçmiş ancak bu hakkı kazanan arkadaşlarımız az çalışanla çok iş yaptırma mantığı çerçevesinde tekrar hemşireliğe geçirilmiştir. Sendika, iş yerini ve emekçileri iş verene karşı korur. Ancak Diyarbakır’da iş veren kendi üstü pozisyonundaki  malum sendika ile adeta terör estirmektedir. Çalışanlar tehdit edilmekte, yerleri değiştirilmekte ve boyun eğdirilebilenler, ödüllendirilerek bütün çalışanların kişilik ve onurları düşürülmek istenmektedir.Bu gidişata izin vermeyeceğiz. Örgütlülüğümüz emeğimiz ve onurumuzdur.

Sağlık, emek ve meslek örgütleri olarak Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Hastanesi başta olmak üzere Kamu Hastaneler Birliği Genel sekreterliğine bağlı bulunan tüm sağlık kuruluşlarında yapılan bu MOBBİNG uygulamalarını kabul etmemiz mümkün değildir. İnsan onurunu örselemeden oluşturulacak bir çalışma yaşamını, tüm emekçilere talep etmeye ve bu uğurda mücadele vermeye devam edeceğiz.

Biz’ler Diyarbakır’daki sağlık emek ve meslek örgütleri aktivistleri bugünden itibaren Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri ve Hastane Yöneticisini bu uygulamalarından vazgeçene ve keyfiyetçi tutumlarını bitirene kadar eylem yapma kararı almış bulunuyoruz. Bunu da aracılığınızla kamuoyu ile önemle paylaşmak isteriz.

 

Açıklama sonrası grup dağılırken hastane yönetiminden her hangi bir açıklama yapılmadı.

Spor
İLİK NAKLİ İÇİN İSTENEN PARA BULUNDU İLİK NAKLİ İÇİN İSTENEN PARA BULUNDU

Ergani İlçesi’nde lösemi hastası 6 yaşındaki Zeynep Kaçar’ın durumuyla ilgili haberlerin yazılı ve görsel basında yer alması üzerine Kaçar ailesine büyük destek geldi.Hayırseverler ailenin açtığı bankadaki yardım hesabına 98 bin lira para yardımında bulunurken, Ergani Kaymakamlığı, bulunan ilik nakli ücretinin SGK tarafından karşılandığını ve naklin yapılacağı Antalya’da Zeynep’in kalacağı 7-8 ay boyunca takibinin yapılacağını açıkladı.
Ergani İlçesi’nde yaşayan Safinaz-Metin Kaçar çiftinin ilkokul birinci sınıfa giden lösemi hastası kızları Zeynep Kaçar’ın ilik bulunmasına rağmen ailenin tedavi masraflarını karşılayamadığına ilişkin haberlerin yazılı ve görsel basında yer alması üzerine aileye destek çığ gibi büyüdü. Ailenin bankada açtığı ve Ergani Kaymakamlığı’nın da internet sitesinde duyurduğu banka hesabına 2 gün içerisinde Zeynep için 98 bin lira yatırıldı. 98 bin liranın 80 bin lirasını sadece bir hayırseverin tek başına yatırdığı ortaya çıkarken, aileye yardım için Diyarbakır, Antalya Büyükşehir Belediyeleri ve Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de seferber oldu.Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Zeynep Kaçar ile ilgili haberi gazetede okuduktan sonra Ergani Kaymakamı’nı arayıp Zeynep’in durumu hakkında bilgi aldığını daha sonra bir arkadaşını bu iş için görevlendirdiğini söyledi. Külünk, “Antalya Büyükşehir Belediyemiz ile temesa geçtik. Belediyemiz ailenin orada kalacağı sürede içerisinde konaklama dahil bütün ihtiyaçlarını karşılayacaktır, biz de üzerimize düşeni yapacağız” dedi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak da haberin yayınlandığı gün aileyi arayarak, belediyeden görevlileri aileye gönderdi ve belediye olarak üzerlerine düşeni yapma sözü verdiği öğrenildi.

25 Mayıs 2015 Sağlık Tüm Haberler Yerel
MHP Milletvekili Zühal Topçu’nun Acı Günü‏ MHP Milletvekili Zühal Topçu’nun Acı Günü‏

Şanlıurfalı  MHP Milletvekili  Zühal Topçu’nun babası Ali Topçu vefat etti.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Şanlıurfalı Hemşerimiz Zühal Topçu’nun Babası Ali Topçu’nun cenazesi bugün öğle namazına müteakip Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.

Prof. Dr. Zühal TOPCU Kimdir ?

Prof. Dr. Zühal TOPCU, 1960’ta Şanlıurfa Birecik’te doğdu. Baba adı Ali, Anne adı Behiye’dir.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji-Felsefe Bölümünü 1982 yılında bitirdi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde 1985 yılında Yüksek lisansını tamamlayan TOPCU, aynı üniversitenin Gazi Eğitim Fakültesinde 1986 yılında Öğretim Üyeliği görevine başladı. Doktora tezini 1990 yılında tamamladı. Aynı üniversitede Yardımcı Doçent, Doçent ve Profesör unvanlarını alan TOPCU, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bölüm Başkanlığı ile KKTC Girne Amerikan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlık ve Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulundu. Toplumsal Cinsiyet, Eğitim Yönetimi, Eğitim Programları, Küreselleşme, İletişim v.s. alanlarında yüksek lisans ve doktora dersleri verdi. Çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezine danışmanlık yapan TOPCU, Amerika, İngiltere ve Japonya’nın yanı sıra birçok ülkede çeşitli çalışmalar yaptı.

– “Eğitimde Kalite Yönetimi” adlı kitabın Yazarlığını;

– “Japon Eğitim Sistemi” adlı çeviri kitabında Bölüm Yazarlığı;

– “Türk Eğitim Sistemi: Alternatif Perspektif” adlı kitabın Bölüm Yazarlığı;

– “Sınıf Yönetimi: Yeni Gelişmeler Doğrultusunda: Öğretmen Adaylarına ve Öğretmenlere El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü;

– “Eğitim bilimine giriş: Temel Kavramlar: Öğretmen Adaylarına ve Öğretmenlere El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü;

– “Eğitim Psikoloji El Kitabı” adlı kitabın Editörlüğünü yaptı ve çok sayıda makalesi yayınlandı.

Milliyetçi Hareket Partisi Parti İçi Eğitim, Siyaset ve Liderlik Okulundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yapan TOPCU, 12 Haziran 2011 Genel Seçimlerinde Ankara 1. Bölgeden MHP Milletvekili olarak seçildi. T.B.M.M. 24. Dönem Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Üyeliği, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyeliği ve Türkiye – Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu Üyeliği görevini üstlenmektedir.

İyi düzeyde İngilizce bilen TOPCU, 2 çocuk annesidir.

25 Mayıs 2015 Siyaset Tüm Haberler Türkiye Yerel
Polis Ulucami camide Sisi protestosuna da müdahale etti Polis Ulucami camide Sisi protestosuna da müdahale etti

Diyarbakır’da bir araya gelen 72 İslami sivil toplum kuruluşu Mısır’da 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için düzenledikleri yürüyüş, polis tarafından gazlı ve plastik mermili müdahaleyle engelledi. Olayda, Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş, Büro Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Necmettin Alaş ve 100’e yakın sendika üyesi yaralanırken tedavileri  Özel Sultan Hastanesi ve çeşitli hastanelerde yapıldı.

Diyarbakır’da polis, Mısır’da aralarında Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin de bulunduğu 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için Cuma namazının ardından yürüyen grubu gazlı müdahale ve plastik mermiyle müdahale ile engelledi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Yunus Memiş, polisin tavrının manidar olduğunu belirterek olayın takipçisi olacaklarını söyledi.

Tarihi Ulu Camiinde çıkan darbe ve idam karşıtı kitle tekbirlerle basın açıklamasının yapılacağı Şeyh Said Meydanı’na yürümek istedi. Ancak polis protesto gösterisinde bulunan Diyarbakır halkına karşı biber gazı kullanarak yürüyüşe engel oldu.

Polisin gaz ve plastik mermi kullanarak engellediği grup camiye sığınarak gazdan korunmaya çalışırken, yoldan geçen çok sayıda sivil ve çevre esnafının gazdan ve plastik mermilerden etkilendiği görüldü.Olayla ilgili görüştüğümüz çok sayıda vatandaş polisin tavrının sertliğini anlattı.

Diyarbakır’da bir araya gelen İslami STK’lar, Cuma namazının ardından yapacakları yürüyüş ve Şeyh Said Meydanı’nda okuyacakları basın açıklamasıyla Mısır’daki idam kararlarını kınayacaklardı. Olayda bazı  yaralıların olduğu, polisin tavrının STK’lar tarafından tutanak altına alındığı ve Başbakanlığa şikayet edileceği bildirildi.

Memur Sen Başkanı Yunus Memiş yaptığı açıklamada Mısır’da 106 kişiye verilen idam kararını protesto etmek için yürüyüş düzenlediklerini ancak polisler tarafından darp edildiklerini belirterek, “Cuma Namazı sonrası camiden çıkıp Dağkapı Meydanı yani Şeyh Said meydanına yürüyerek açıklama yapacaktık. Ancak emniyet içerisinde art niyetli bazı polis şefleri önceden hazırlıklı bir şekilde tazikli su, gaz ve plastik mermi kullandı. Bugüne dek onlarca kez Ulu Camii’den Dağkapı Meydanına yürümüşüz ve hiçbir sorun yaşamadık taki bugüne kadar. Ancak art niyetli kitleyi kışkırtıcı tavırları nedeniyle polis şefi tarafından yüzlerce başörtülü bayanımız çocukları ile binlerce kişilik halkın üzerine gaz, tazikli ve plastik mermi saldırısında bulunuldu. Hiç tasvip etmediğimiz ve beklemediğimiz bu saldırıyı asla kabul etmiyoruz, nefretle kınıyoruz. Bu konuyu yargıya taşıyacağız ve takipçisi olacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız polise her zaman her dilimle halka duyarlı olmaya davet ettiğini  biliyoruz. Polisler tarafından halka karşı yapılan saldırılar manidardır. Yaralı arkadaşlarımız hastaneye gelerek tedavi olmaktadır. Sendika olarak polisin bu tutumunu şiddetle kınıyoruz gerekenin yapılması için temaslarımız sürecektir” diye konuştu.

 

Olayda yaralanan ve Sultan Hastanesi’nde tedavi altına alınan Büro Memur Sen Diyarbakır Şube Başkanı Necmettin Alaş ise, olayı tasvip etmediklerini belirterek, “Biz polisin bu tavrını beklemiyorduk. Neden böyle bir tavır sergilediler manidardır. Üyelerimiz arasında kadınlar ve çocuklarda mevcuttu. Bize karşı yapılan bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın olaya müdahil olmasını istiyoruz. Sorumlular cezalandırılmalıdır” diye konuştu.

24 Mayıs 2015 Tüm Haberler Yerel
İskenderpaşa İlkokulunun Muhteşem yıl sonu etkinliği İskenderpaşa İlkokulunun Muhteşem yıl sonu etkinliği

İskenderpaşa İlkokul  öğrencileri tarafından yıl sonu etkinliği düzenlendi. Diyarbakır’da Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi etkinlik salonunda düzenlenen yıl sonu etkinliğine 600’e yakın kişi katıldı. 350 kişilik salonu hınca hınç dolduran davetliler öğrencilerin düzenlediği etkinlikle adeta büyülendi.

 

Diyarbakır’ın en eski okullarından biri olan İskenderpaşa İlkokulu 7-11 yaş grubu öğrencileri yıl sonu etkinliği düzenledi. Etkinliğe AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Sur İlçe Kaymakamı, Dr. Memduh Tura ve eşi, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Yılmaz Yıldız, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ali OK, Sur İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Aykanat ,AK Parti Yenişehir İlçe Başkanı Mürsel Kikizade, Avukat İşadamı Siraç Ensarioğlu, Programcı Müzisyen Barışcan, Zeytindalı Barış Platformu Başkan Yardımcısı ve Basın Sözcüzü Mikail Adıgüzel, Genç MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Mücahit Çimen, MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı İsmail Özşanlı, öğrenciler, öğretmenler ve veliler katıldı.

 

 

Diyarbakır  Valisi Hüseyin Aksoy’un yoğunluktan dolayı katılamadığı programa kutlama mesajı gönderirken, programı büyük bir beğeniyle izlediğini ifade eden AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, tebrik ederek, kendisine plaket taktim etti. Bir güneş doğuyor diyerek başarılar dileyen Eronat, “Bu tür etkinlikler bizler için çok önem arz eder. Bu değerli minik öğrencilerimiz geleceğimizin nesilleri ve evlatlarımızdır” diye konuştu.

 

Etkinlikte ilkokul birinci sınıf öğrencileri İngilizce şarkıların yanı sıra 6 dilde şarkı söylerken, Kürtçe, Türkçe, Zazaca, Arapça, Ermenice şarkılar dinleyenler tarafından büyük bir beğeni kazandı. Bunun yanı sıra etkinlikte Ağustos Böceği  ile Karınca adlı oyunun Diyarbakır şivesiyle çok güzel bir sunumu yapıldı ayrıca ağaç sevgisini anlatan oyunlar oynandı çok dilli sesler korosu ile barış ve kardeşliğe dair türküler söylendi.

İskender Paşa İlkokulu Müdürü Mustafa Bozkuş yaptığı konuşmasında eğitimin en vazgeçilmez hizmet olduğunu ve herşeyin insanı sevmekle başladığını dile getirerek, “Her zaman en iyi şekilde öğrencilere eğitim öğretim imkanı sunacağız” dedi. Davetliler Bozkuş’u dakikalarca ayakta alkışladı.

 

Veliler geceden çok memnun ayrıldı.

14 Mayıs 2015 Eğitim Tüm Haberler Yerel
‘Taşeronluk modern köleliktir’ ‘Taşeronluk modern köleliktir’

DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul tarafından yapılan açıklamada, taşeronluğun modern kölelik sistemi olarak bu ülkenin sırtında en büyük kambur olduğu vurgulandı.

 

Dicle Üniversitesi’nin hukuka aykırı davrandığını iddia eden ve bu durumu kamuoyuyla paylaşmak adına basın açıklaması yapan DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul “işçi alacakları aradan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen ödenmemektedir. Dosyaları takip eden avukatın icra takibi açmasına, defalarca dilekçe vermesine ve diğer yasal yolları denemesine rağmen Dicle Üniversitesi Rektörlüğü işçi alacaklarının ödenmesi konusunda suskun kalmıştır” dedi.

 

Seksen sonrası Türkiye’de liberal uygulamalar yaygınlaşmış ve taşeronluk sistem olarak devlet politikası halini aldığını belirten DİSK/Genel-İş Sendikası Diyarbakır 1 Nolu Şube Başkanı Mehmet Salih Doğrul “Taşeronluk modern kölelik sistemi olarak bu ülkenin sırtında en büyük kamburlardan ve sorunlardan biridir. Bizler DİSK/ Genel-İŞ Sendikası olarak taşeronluk sistemi yasaklanana ve işçi arkadaşlarımız statülü, güvenceli çalıştırılıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Dicle Üniversitesi rektörlüğü tarafından üyelerinin alacaklarının üzerinden 6 ay geçmesine rağmen verilmemesine tepkili olduklarını açıklamasında dile getiren Doğrul, “Sendikamız üyesi olan, Dicle Üniversitesi Rektörlüğü ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesinde hizmet alım ihaleleri ile İş Kanunu hükümlerine aykırı olarak, muvazaalı çalıştırılan işçilerin ücret farkı alacakları ve ilave tediye alacakları için açtıkları davalar, yerel mahkeme tarafından işçilerin talepleri doğrultusunda kabul edilmiş ve Yargıtay tarafından onanmıştır. Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen bu kararlardaki işçi alacakları aradan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen ödenmemektedir. Dosyaları takip eden avukatın icra takibi açmasına, defalarca dilekçe vermesine ve diğer yasal yolları denemesine rağmen Dicle Üniversitesi Rektörlüğü işçi alacaklarının ödenmesi konusunda suskun kalmıştır. En son 15 gün önce sendikamız başkanlığı tarafından Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne görüşme talepli dilekçe verilerek uygun görecekleri bir tarihte bu konuyu görüşmek için randevu talep edilmiş fakat cevap alınamamıştır. Taşeron firmalar aracılığı ile istihdam edilen işçilerimiz hem iş kanunu hükümlerine aykırı olarak muvazaalı çalıştırılmakta hem de yargı kararı ile elde ettikleri alacakları ödenmemektedir. Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’ nün bu hukuka aykırı tutumunu basın ve kamu oyuna açıklıyor ve protesto ediyoruz” dedi.

12 Mayıs 2015 Tüm Haberler Yerel
KAMU HASTANELER BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİNDEN YALAN TUTANAKLA SORUŞTURMAYA TEPKİ KAMU HASTANELER BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİNDEN YALAN TUTANAKLA SORUŞTURMAYA TEPKİ

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hasta yöneticisinin çalışanlar üzerinde baskı uygulayarak mobbing yaptığı iddiaları üzerine Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabipler Birliği, Diyarbakır Pratisyen Hekimlik Derneği ve Diyarbakır Eczacılar odası ortak açıklama yaptı.

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hasta yöneticisinin çalışanlar üzerinde baskı uygulayarak mobbing yaptığı iddiaları üzerine Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabipler Birliği, Diyarbakır Pratisyen Hekimlik Derneği ve Diyarbakır Eczacılar odası ortak açıklama yaptı.  Açıklamaya dernek ve temsilci üyelerinin yanı sıra bir çok doktor ve hemşire katılırken hasta yakınlarıda destek verdi.

 

Açıklama öncesi söz alan SES Diyarbakır İl Eş Başkanı Ramazan Kaval, hastane çalışanlarının kamu hastaneler birliği sekreterliğinin ve hastane yöneticilerinin baskısı altında olduğunu belirterek bir an önce bu mobbing uygulamasında vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. Daha sonra söz alan TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Şeyhmus Gökalp yaşanan bu sorunların AK Parti’nin neoliberal politikaları sonucu olduğunu belirtti.

 

Daha sonra grup adına açıklamayı okuyan Dr. Hamza Aktaş şu sözlere yer verdi:

Ülkemizde uygulanan Neoliberal politikaların sağlık alanına ve ilimiz Diyarbakır’a yansıması kaygı verici durumu aşmış ve vaziyet biz sağlık emekçilerini  kamuoyu ile durumu paylaşma göreviyle karşı karşıya getirmiştir. Bugün bunun için buradayız…

AKP hükümetinin sağlık uygulamaları demek, “Kamunun şirketleştirilmesi” demektir. Tüm ülkeyi şirkete çeviren bir anlayışla karşı karşıyayız …

Yani Kamu hastanelerini “kamu mantığıyla” değil,  “şirket” mantığıyla, sağlık hizmeti almak durumunda kalan yurttaşımızı “hastalarımız” değil  “müşterimiz” mantığıyla, “ne kadar çok işlem, o kadar çok puan” diyerek de bizi performansa mahkum bırakan uygulamalarla karşı karşıyayız. Bu Neoliberal politikaların kamu yararına olmadığını bir kez daha belirtiyoruz…

DEAH’nde (Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde) Neoliberal sağlık politikalarını uygulatmak isteyen ve bu sağlık politikalarını uygularken de kanun,yönetmelik tanımayan, tamamen keyfiyetçi bir Genel Sekreter ve Hastane Yöneticisi ile karşı karşıyayız… Göreve başladıkları ilk günden itibaren; İş güvencesiz ve  esnek çalışmayı  dayatmak için atanmış bu yöneticiler; daha fazla kar hırsı ile çalışanların özlük haklarını hiçe sayarak, kamu yararı olmadığı halde görev tanımı dışında çalıştırarak, keyfiyetçi uygulamalar, kanunsuz ve keyfiyetçi, geçici veya kalıcı istem dışı görevlendirme yaparak ,  çalışanların iş barışını ve motivasyonunu bozan bir çok uygulamalara imza atmışlardır.

“Bu  hastanede mobbing uygulanıyor!…”

DEAH’nde genel sekreter ve yönetici “makam-mevki gücünü” kendi “keyif”leri  için uygulamaktadırlar. Sağlık Çalışanlarını “Psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, rahatsız etme, yıldırmaya çalışmaktadırlar. Yani bu iş yerinde psikolojik terör  anlamına da gelen  “Mobbing” uygalamaktadırlar. Bu kurumu iftiralarla yönetmek istemektedirler… Biz sağlık emekçileri bunu kabul etmiyoruz.

Bir ay önce hastanedeki tüm çalışanları, “makam gücü” zoruyla konferans salonunda toplayan, Genel Sekretere bağlı Hastane Yöneticisi, burada kanun-yönetmeliklerde bulunmayan bir suç işlemiştir. Yıl sonuna kadar döner sermayeden hiç kesinti yapmadan dağıtacağını belirtmiştir. Hatta her ay 1 trilyon lirayı fazladan genel sekreterlikten alarak onu da dağıtacağını söylemiştir. Oysaki yönetmelikte bu kararların komisyon tarafından alınabileceği açıkça belirtilmiştir. Seçimle işbaşına gelmiş ve insan onuruyla bağdaşmayan tüm yanlış uygulamaların karşısında olmuş Döner Sermaye Kurulu üyelerini hedef göstermiş ve bu üyelerin kararlarını, yöneticinin yetkisi olmamasına rağmen, burada oylamaya sunmak istemiştir. Bunun üzerine döner sermaye komisyon üyesi Dr Vahhac Alp söz alarak, komisyon kararlarının burada oylatılamayacağını, bunun bir suç olduğunu ifade etmiştir. Yönetimin meşruiyetinin burada oylanmasından farkı olmadığını belirtmiştir. Bu durum salonda bulunanlar tarafından alkışlanmıştır. Bunu takiben yönetici Doç. Dr. Hikmet İyem salonu terk etmiştir… Bir hafta sonra Dr.Vahhac bey hakkında, Hastane Genel Sekreteri ve Hastane yöneticimiz, uzmanı oldukları sindirme, yıldırma, baskı, zorlama konusunda yeniden devreye girmiş ve Dr. Vahhac Bey hakkında soruşturma açmışlardır.  Yine Genel Sekretere bağlı Kadın Doğum Hastanesi Başhekimi muhakkik olarak atanmıştır. Bu muhakkik arkadaşımız da ne hikmetse savunmasını istediği arkadaşımıza, savunmasını yapmak üzere dosya örneğini vermemiş ve telkinlerde bulunmuştur.

Oysa ki asıl sorun, Genel Sekreter ve Hastane Yöneticisi tarafından Döner Sermaye kesintisi yapılmak istenmesi üzerine, Döner Sermaye Kurulunun bu keyfi uygulamalara boyun eğmemesidir. Döner Sermayenin yöneticiler tarafından keyfiyetçi dağılımını engellemek isteyen ve tüm çalışanların oylarıyla seçilmiş arkadaşlarımıza karşı takınılan bu düşmanca tutumun, kabul edilemez olduğu bilinmelidir.

Göreve başladığı ilk günden itibaren yöneticilik ve hekimlik etik değerlerinden uzak tavır ve yaklaşım sergileyen Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri ve Hastane yöneticisi yalan yanlış ve iftiralara dayalı tutanak ve beyanlar ile sağlık emekçilerine soruşturmalar açmakta, cezalar ile tehdit etmekte ve kamu yararı olmadığı halde geçici görevlendirme adı altında, 6 ay süren sürgünler yapmaktadır.

İlimizde bütün diyalog ve çabalarımıza rağmen kamu hastaneleri kurumu genel sekreterliği, hastane yönetimleri ve diğer müdürlüklerde keyfiyetin, kadrolaşma amaçlı baskıların önüne geçilemedi. Bütün çalışanlara eşit yaklaşılmadı. Yöneticiler nitelikli hizmet üretme yerine kadrolaşma,hatta üyelik yapacak düzeyde sendikacılık yapmaya başladılar. Sendika ilçe temsilcimiz ve halk sağlığı temsilcimiz sürgün edildiler. Bütün çaba, itiraz ve bir günlük iş bırakmaya rağmen Ağız ve diş hastanesinden devlet hastanesine,devlet hastanesinden ağız ve diş sağlığı hastanesine 43 kişinin karşılıklı yerleri değiştirildi. Nihayetinde açılan davalar kazanılmaya başlanmışken, genel sekreterlik tarafından şahıslara bir yazı daha gönderilmiştir. Yazıda, verildikleri yerde kalmak için dilekçe vermeleri aksi halde ihtiyaca binaen atamaları yapılacağı belirtilmektedir. Yani yeniden sürgünleri yapılacağına dair tehdit edilmektedirler. Yanlı tutumlarından dolayı genel sekreterlik ve bazı hastaneler, gönderilen yazılara cevap vermeme keyfiyeti içerisindeler. Sağlık bakanlığının hemşirelik pozisyonunda çalışanlar, eğitimle hemşirelikten anestezi teknisyenliği branşına geçmiş ancak bu hakkı kazanan arkadaşlarımız az çalışanla çok iş yaptırma mantığı çerçevesinde tekrar hemşireliğe geçirilmiştir. Sendika, iş yerini ve emekçileri iş verene karşı korur. Ancak Diyarbakır’da iş veren kendi üstü pozisyonundaki  malum sendika ile adeta terör estirmektedir. Çalışanlar tehdit edilmekte, yerleri değiştirilmekte ve boyun eğdirilebilenler, ödüllendirilerek bütün çalışanların kişilik ve onurları düşürülmek istenmektedir.Bu gidişata izin vermeyeceğiz. Örgütlülüğümüz emeğimiz ve onurumuzdur.

Sağlık, emek ve meslek örgütleri olarak Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Hastanesi başta olmak üzere Kamu Hastaneler Birliği Genel sekreterliğine bağlı bulunan tüm sağlık kuruluşlarında yapılan bu MOBBİNG uygulamalarını kabul etmemiz mümkün değildir. İnsan onurunu örselemeden oluşturulacak bir çalışma yaşamını, tüm emekçilere talep etmeye ve bu uğurda mücadele vermeye devam edeceğiz.

Biz’ler Diyarbakır’daki sağlık emek ve meslek örgütleri aktivistleri bugünden itibaren Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri ve Hastane Yöneticisini bu uygulamalarından vazgeçene ve keyfiyetçi tutumlarını bitirene kadar eylem yapma kararı almış bulunuyoruz. Bunu da aracılığınızla kamuoyu ile önemle paylaşmak isteriz.

 

Açıklama sonrası grup dağılırken hastane yönetiminden her hangi bir açıklama yapılmadı.

11 Mayıs 2015 Sağlık Tüm Haberler Yerel

EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Sağlık
Teknoloji

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler

WEB TASARIM POLAT AKDENİZ & FERDİ ÜÇÜNCÜ GSM : 0532 179 71 05