• Altın 3.143
  • Dolar 2.555
  • Euro 1.333
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 23 °C
Suat giyim
Türkiye
Diyarbakır Lice’de 1,7 Ton Esrar Ele Geçirildi Diyarbakır Lice’de 1,7 Ton Esrar Ele Geçirildi

Diyarbakır Valiliği, Lice İlçesinde jandarma ve polisin ortak operasyonunda 1 ton 716 kilogram uyuşturucu esrar maddesinin ele geçirildiğini bildirdi. Valilik açıklamasındaLice Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla operasyonunun bugün saat 03.00’da başladığını belirtti. Açıklamada, şöyle denildi:

UYUŞTURUCU İÇİN TOPRAK ALTINDA YER YAPMIŞLAR

“Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ile müşterek olarak uyuşturucu ile mücadele kapsamında, Lice ilçesi Hacı Cemil Mezrasında uyuşturucu madde imal ve ticareti yapan şahısların yakalanması, esrar maddelerinin ele geçirilmesine yönelik olarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile 24 Ekim 2014 tarihinde Saat:03.00’da adli arama faaliyeti icra edilmiştir. Operasyon neticesinde, toprağın altında varil içerisinde gömülü vaziyette (185) kg. toz esrar, (1531) kg. kubar esrar maddesi ele geçirilerek el konulmuş, olay ile ilgili (1) şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır”

 

 

KALBİ 4 KEZ DURDU AMELİYATI 4 SAAT SÜRDÜ 4 GÜNDE İYİLEŞTİ KALBİ 4 KEZ DURDU AMELİYATI 4 SAAT SÜRDÜ 4 GÜNDE İYİLEŞTİ

Diyarbakır’da yaşayan 60 yaşındaki Vedat Baykale, mide bulantısı ve göğüs ağrısı şikayeti ile Memorial Diyarbakır Hastanesine geldi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çayan Çakır tarafından yapılan tetkiklerin ardından Baykale’nin kalp krizi geçirdiği ve ana damar ile birlikte 2 damarının tıkalı olduğunu, acilen ameliyat olması gerektiği öğrenildi. Acil müdahale sırasında 4 kez kalbi duran Baykale, 4 saatlik bypass ameliyatının ardından 4 günde sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

Mide bulantısı ve göğüs ağrısı sonrası 4 kez kalbi durdu

Ani göğüs ağrısı ve mide bulantısı şikayetleri olan Vedat Baykale, Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’ne başvurdu. Uz. Dr. Çayan Çakır tarafından yapılan müdahale sırasında 4 kez kalbi duran ve tekrar çalıştırılan Vedat Baykale anjiyoya alındı. Anjiyo sonrası Baykale’nin kalp damarlarında ciddi tıkanıklık olduğu görüldü ve ameliyat kararı verildi.

 

Hastalığını kabul etmedi

Futbol antrenörü olan Vedat Baykale ve ailesi, Baykale’nin daha önce kalple ilgili her hangi bir sorun yaşamadı gerekçesi ile hastalığı önce kabul etmek istemedi. Memorial Diyarbakır Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan’dan ameliyat hakkında bilgi alan Baykale ve ailesi, rahatladığını söyleyerek operasyonu kabul etti. Ameliyat korkusu nedeniyle büyük bir tedirginlik yaşadığını anlatan Baykale, “Muzaffer Hocamız tahlil sonuçlarımı görünce hiç vakit kaybetmeden ameliyat olmam gerektiğini ve durumumun acil olduğunu söyledi. Kendisi ile konuştuktan sonra duruşu ve bana yaklaşımı nedeniyle inanılmaz bir güven duygusu yaşadım. Şüphelerimi bir kenara bırakarak ameliyat olmaya karar verdim” dedi.

 

Kalp krizi ailesel kaynaklı

Vedat Baykale’ye ilk müdahalenin ardından anjiyo işlemini gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çayan Çakır, “Hastamız Vedat Baykale’nin ailesinde çok sayıda kalp krizi vakası olduğunu öğrendik. Yani bu durum kalp hastalıklarının genetik faktörünü ortaya koyuyor. Hastamız, aniden başlayan göğüs ağrısından şüphelenerek yakınlarından hemen kendisini hastaneye götürmelerini istemiş ve bilinçli davranmış. Kalp krizinde ilk dakikalar çok önemlidir. Hasta acilen hastaneye yetiştirilemezse hayatını kaybedebilir. Hastamız Vedat Bey’in, kendisine yapılan müdahalede 4 kez kalbi durdu. Başarılı bir şekilde tekrar yaşama döndürüldü. Kalbindeki çok önemli hayati damarlardaki tıkanıklık yüzünden ameliyat olmaktan başka seçeneği yoktu” açıklaması yaptı.

 

Hastamız acilen ameliyat olması gerekiyordu

Vedat Baykale’nin bypass ameliyatını gerçekleştiren Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, “Hastamızın tetkik sonuçları, acilen bypass olması gerektiğini gösteriyordu. Geçirdiği kriz nedeniyle 4 kez kalbi duran ve tekrar çalıştırılan Vedat Bey’in 2 kalp damarında tıkanıklık vardı. Ameliyat olmaması halinde hayatı risk altındaydı. Kendisinin de ikna olması ile hemen hastanın hazırlıklarını yaptırarak ameliyata aldık. Yaklaşık 4 saat süren ameliyat ile tekrar sağlığına kavuşan Vedat Bey, bundan sonraki yaşamını normal şekilde sürdürecek. Ancak sorunun tekrarlamaması verilen ilaçları kullanması ve önerilere uyması gerekiyor. Hastamızın sağlığına kavuşarak kısa sürede taburcu olması nedeniyle biz de çok mutluyuz” diye konuştu.

 

Hızla iyileşti

Vedat Baykale, ameliyattan sonraki 4’üncü günde taburcu olduğunu ve hızla iyileştiğini de belirterek, “Sigara kullanmayan biri ve sporcu olmama rağmen kalp hastası oldum. Bu durum bana hayatta her şeyin olabileceğini gösterdi. 4 kez kalbim durmuş ama tekrar hayata döndürülmüşüm. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Başta doktorum olmak üzere iyileşmemi sağlayan herkese çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

DÜ’DE TOHUM KONUŞULDU DÜ’DE TOHUM KONUŞULDU

Dicle Üniversitesi (DÜ) Ziraat Fakültesi’nce düzenlenen ve Diyarbakır Ticaret Borsasısın da desteklediği Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formunda konuşan Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, dünyada kullanılan tohumun ticari değerinin 45 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Dü Ziraat Fakültesi’nce düzenlenen Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formuna Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Ebubekir Bal,Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Sayar, Dicle Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün, dekanlar, öğretim görevlileri, öğrenciler ve bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra 20 ülkeden alanlarında uzman olan 45 araştırmacı katıldı.
Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Dicle Üniversitesi (DÜ) Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İşbirliği Forumu”nda yaptığı konuşmada, dünya nüfusunun en temel ihtiyacı olan gıdaya erişimin kilit unsurunu kaliteli tohumluğun oluşturduğunu söyledi. Biyolojik ve kültürel çeşitliliğin temeli ve tarımsal üretimin ilk halkası olan tohumun stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Aksoy, tohumun aynı zamanda yüksek gelir getiren ekonomik değere sahip bir ürün olduğunu vurguladı.

-TİCARİ DEĞER 45 MİLYAR DOLAR-
Aksoy, tohumun stratejik öneminin farkında olan gelişmiş ülkelerin son 40 yılda tohumculuk sektöründe Ar-Ge konusunda önemli yatırımlar yaptığını ifade ederek, “1970’lere kadar dünyada tohum ticareti 10 milyar dolar civarında bir pay alırken, günümüzde dünyada kullanılan tohumun ticari değeri 45 milyar dolara ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
Dünya toplam tohumluk ticaretinde Türkiye’nin aldığı payın yüzde 1,7 oranında olduğunu ifade eden Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “2013 yılı verilerine göre ülkemizin ithal ettiği tohumluğun parasal miktarı 2002 yılına oranla 4 kat artarak 194 milyon dolara ulaşmıştır. İhraç ettiğimiz tohumluğun değeri ise aynı sürede 7 kat artarak 126 milyon dolara çıkmıştır. Kaliteli tohumluğun verim üzerindeki etkisi bilimsel olarak ispatlanmıştır. Örneğin kaliteli tohumluk kullanımı sayesinde buğdayda yüzde 30, Mısır ve ayçiçeğinde ise yüzde 100’e yakın verim artışı elde etmek mümkündür.”

DÜ. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigünise Diyarbakır’ın buğdayın ve ilk yabani üzümün yetiştirildiği kent olduğunu söyledi. İnsanoğlu var olduğu sürece gıdaya olan ihtiyacın devam edeceğini dile getiren Eyigün, “Gıda güvenliği ve arzı konusu gündemdeki yerini ve önemini hep korumaktadır” dedi.

“DENGEYİ SAĞLAMAK BAŞARIDIR”
Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Üstün ise Türkiye’de 1985 yılından sonra tohumculuk sektöründe büyük gelişme yaşandığını söyledi. Son yıllarda yaşanan büyük atılımlar sayesinde sektördeki şirket sayısının 650’ye ulaştığını ve Türkiye’nin tohum ihracatının artış kaydettiğini bildiren Özen, “Ülkemizin tohumculukta ithalat ve ihracat oranı artık eşitlenmiştir. İthalat ve ihracat dengesini sağlamak başarıdır” diye konuştu.

DTB YERİNİ ALDI
Yapılan konuşmaların ardından Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formun’a destek veren kuruluşlara Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy tarafından plaket verilirken,Diyarbakır Ticaret Borsası ile diğer destek veren kurumlar tarafından açılan stantlar gezildi.

HABER GALERİSİ

Yıkılan binalar koku saçıyor Yıkılan binalar koku saçıyor

Yılmaz ACU – ÖZEL HABER

Diyarbakır’ın en işlek semtlerinden birisi olan Ofis’te eski yapı binalar yıkılıp yenileri yapılıyor. Semt sakinleri inşaatların çalışma sisteminden şikayetçi olduklarını söylediler. Molozların koku saçtığını belirten mahalle sakinleri, rüzgarlı havalarda da inşaat molozlarından dolayı evlerini toz kapladığını söylediler.

Ofis semtinde bulunan eski yapı binalar müteahitler tarafından kar amaçlı olarak yıktırılıp yerine yenileri yapılıyor. Semt sakinlerinden Taner Kışlacı, “Yıkılıp yerine yenisinin yapılması gereken binaların bekletildiğini ve bu molozların hem koku saçtığını, hem toz duman yaptığını, hemde eylemlerde göstericiler tarafından fırlatıldığı” iddiasında bulundu.

Kışlacı, “Evlerimizin kapı ve pencerelerini açamıyoruz toz ve topraktan. Bizce yıkımın da yapımında bir kuralı vardır. Müteahitler sırf fazla harcama yapmasınlar diye tedbirler bile almadan vatandaşı hiçe sayarak yıkımlarını gerçekleştiriyorlar. Vatandaşı düşünen yok. Belediyelerin bu konuda tedbirler almasını istiyoruz” dedi.

Kredi kartı mağduru Selim Kaya isyan etti Kredi kartı mağduru Selim Kaya isyan etti

Türkiye’nin genel sorunu olan kredi ve kredi kartı borçluları her geçen gün artıyor. Bankaların uyguladıkları yüksek faiz oranlarıyla kredi çeken ve kredi kartı kullanan vatandaşlar mağdur olmaya devam ediyor.

Kredi ve kredi kartı mağdurları arasına son olarak giren Diyarbakırlı Selim Kaya bankaların borcunu ödemesi için kendisine yardımcı olmadığını belirterek borçlu olduğu bankalar Girişim Varlık Şirketi adı altında resmi tefecilik yaptıklarını iddia etti. 2005 yılında Akbank ve Yapıkrediden toplam 4000 TL borcu olduğunu zamanla ödeyemediğini ve maaş haczine dönen borcunun sadece faizlerini ödeyebildiğini belirten Selim Kaya, “Yıllar önce kullandığım kredi kartı borcumu ödeyemedim. AK Bank’a 900 TL Yapıkredi’yede 2500 TL borcum vardı. Bu borçları ödeyemediğim için maaş hacizi yapıldı. 2005 ile 2010 yılları arasında maaşımdan alınan paralar sadece faize gittiğini söylediler. 2010 yılında borçlarımın Girişim Varlık Şirketi adı altında bir şirkete devredildiği söylendi. 4000 TL olan ve beş yıl boyunca faizini ödediğim borcum 23 bin TL olarak bu şirkete devrolmuş. Bu arada İş Bankasına olan 1100 TL olan borcumu bankada 2200 TL ile taksite bağladım üç takisidi ödediğim borcumu da bu şirkete devretmişler. Daha sonra bu şirketten beni arayan Neslihan hanım isminde bir bayan borcumun toplam 10 bin TL’ye kapatabileceğimi söyledi. Bende aynı gün şirket adına 5660 TL yatırdım. Daha sonra beni arayan bayan 14 bin TL daha yatırmamı şirketin bu parayı kabul etmediğini söyledi. Yatırdığım paranın ne olduğunu bilmiyorum. Çok mağdur durumdayım,ve hergün arıyorlar evini satacağız söylüyorlar piskolojimiz bozuldu beni ve ailemi bunalttılar,konuşmalarım hep kayıt altında madem önce verdiğiniz rakamı kabul ettim bende 5660 Tl .yatırdım bu parayıda yatırmazdım verdiğiniz sözde neden durmadınız ,bana kimse yardımcı olmuyor. Devletten bana yardımcı olmasını istiyorum” diye konuştu.

BDDK’ya şikayette bulunduğunu sözlerine ekleyen kredi kartı mağduru Selim Kaya her gün bahsedilen şirket tarafından aranıp taciz edildiğini de sözlerine ekledi. Eşinden boşanma noktasına kadar geldiğini sözlerine ekleyen Kaya, “Her gün beni ve eşimi arıyorlar. Eşimden boşanma noktasına geldim, intiharın eşiğindeyim.Eşim bel fıtığı ameliyatı 2 kez oldu ,şuanda hasta yataktadır ,3 üncü ameliyat yapılacak maalesef gücüm yok ameliyatını yapayım aldığım asgari ücret maaştır 2 oğlum okul okumaktadır .bir oğlum Harran Üniversitesinde okuyor diğer oğlumda Lisede okuyor aldığım para yetmiyor ,art tefecilerin eline düşmüşüm kara kara düşünüyorum hiçbir çıkar yolda bulamıyorum çaresizim çalmadığım kapı kalmadı kimse yardım etmedi , Devletin bana yardımcı olmasını istiyorum” dedi.

Kendisini arayan yetkililerin tehditlerde savurduğunu sözlerine ekleyen mağdur Kaya, “Beni Meltem hanım diye biri arayarak tehdit ederek seni savcılığa bildirip tutuklatacağım diye tehditler savurdu. Daha sonra orada yönetici olarak bildiğim Tülay Hanım’da gerekirse sülalenide ararım parayı almak için diyerek tehditlerde bulundular. Bu konuşmaların şirket  tarafından  kayıt altındadır” diye konuştu.

Ergin Diyarbakır’ı el birliğiyle kalkındıracağız Ergin Diyarbakır’ı el birliğiyle kalkındıracağız

Türkiye’nin yatırımcılarından olan Diyarbakırlı İşadamı Süleyman Ergin ile dünü bugünü ve yarını konuştuk. Diyarbakır sevdalısı olan İşadamı Süleyman Ergin yardımseverliğiyle,güler yüzlülüğü ile Diyarbakırlıların gönlüne taht kurdu. Fakir ve yardıma muhtaçların imdadına yetişen ve bir çok öğrenciyi okutan gerek Camilere gerekse okullara desteği ile tanınan İş adamı Süleyman Ergin yaşam mücadelesinde gece gündüz demeden çalıştı. İşadamı Süleyman Ergin Diyarbakır’ın kalkınması için herkesin gayret göstermesi gerektiğini belirterek, “Diyarbakır’ı elbirliğiyle kalkındıracağız” diye konuştu.

 

Yılmaz ACU – ÖZEL RÖPORTAJ

1972 yılında Karacadağ’ın Ekinciler köyünde dünyaya gelen başarılı işadamı Süleyman Ergin ailesi tarafından yetiştirilirken kendisinin de dahil olduğu sosyal çevrede, oldukça geniş bir bilgi dağarcığı ve kültür ile harmanlandı.

Üniversite mezunu olan işadamı Süleyman Ergin Diyarbakır’a da açtığı kağıt fabrikasıyla bir çok insana istihdam olanağı sağlıyor.

Diyarbakır Kutu Ambalaj Fabrikası, Sur İnşaat ve Özergin İnşaat Firmaları, Dicle Kolanyaları Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Trakya Motorlu Taşıyıcı Harfiyat Kooperatif Başkanı olan Süleyman Ergin Diyarbakır’ın yanı sıra İstanbul, Ankara ve İzmir’de de ticaret işiyle uğraşıyor. Gazetemizin editörlerinden Yılmaz Acu, işadamı Süleyman Ergin ile dünden bugüne yaşadıkları, yaptığı yatırımlar, siyaset ve yardımseverliğiyle ilgili röportaj yaptı.

Yılmaz Acu: Süleyman Ergin kimdir, biraz kendinizden bahsedermisiniz?

Süleyman Ergin: Bildiğiniz üzere ben 1972 yılında Diyarbakır Karacadağ’a bağlı Ekinciler köyünde dünyaya geldim. Ailemin desteğiyle iyi bir eğitim aldım Devlet Üniversitesi Dünya Ekonomi Fakültesinden mezun oldum. Başta Diyarbakır olmak üzere İstanbul, Ankara ve İzmir’de ticaretle uğraşıyorum. Diyarbakır’da bulunan Dicle Kolonya ve Diyarbakır kutu ambalaj fabrikasını kurdum. Bunun yanı sıra Trakya Motorlu Taşıyıcılar Harfiyet Başkanlığı yapıyorum. Sur İnşaat ve Özergin İnşaat Firmalarının yönetim kurulu başkanlığı yapıyorum.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır’da işadamlığınızın ötesinde yardımseverliğinizle tanınıyorsunuz. İnsanlara neden bu kadar yardımcı oluyorsunuz?

Süleyman Ergin: Allah, bizler sağlık ve sıhhat nasip etti. Çok şükür çalışmalarımızın karşılığını da kat bet kat nasip etti. Bizlere düşen, yüce Rabbim’in rızası doğrultusunda hayır hasenat işlerini sürdürmektir. Hayır duaları almak, fakirin, yetimin, öksüzün başını okşamak, olabildiğince ihtiyaç sahibi insanların hastalığında, düğününde, taziyesinde yanında olabilmek, gerçekten büyük mutluluk verici.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır için projeleriniz var mı?

 

Süleyman Ergin: Diyarbakır’ı çok seviyorum. Diyarbakır için bir çok mega projem var ancak bunları şimdi açıklamak istemiyorum. Ancak ilerleyen günlerde Diyarbakır’ım için elimden gelen bütün gücümü seferber edeceğim.

Yılmaz Acu: Son zamanlarda yaşanan olaylar hakkında bir şeyler söylermisiniz?

Süleyman Ergin: Ülke genelinde yaşanan doğuda ve Diyarbakır’ımızda had safhaya ulaşan olayları tasvip etmiyorum. Bunu provokasyon ve çözüm sürecine bir darbe olarak yorumluyorum. Yaşanan ölümler bizleri derinden üzmüştür. Keşke bu tür olaylar yaşanmamış olsaydı. Bu olayların hiç kimseye faydası yoktur aksine zararı vardır. Yaşanan bu olaylar nedeniyle Diyarbakır milyonlarca lira maddi zarara uğradı. Diyarbakır’ı böyle zarara uğratmaya kimsenin hakkı yoktur.Her gün bir dram var gündemde artık yeter Analarımız ağlamasın akan kan dursun ,ölümler bize fayda getirmez ,aksine zarar getirir ,nedir paylaşılmayan bu güzel ülkemiz hepimize yeter Güzel Diyarbakırımız güzelliklerle anılsın istiyoruz huzur istiyoruz halkımıza olan oluyor bunlar bizi üzüyor ,zararın neresinden dönsek kardır.

 

Yılmaz Acu: Siyasete atılmayı düşünüyormusunuz?

 

Süleyman Ergin: Ben zaten siyaset adamıyım, yıllardır işadamlığımın dışında AK Parti içerisinde siyasetlede uğraşıyorum. Şimdilik bir şey söylemek istemiyorum ancak ilerleyen günler neyi getirir belli olmaz. Bildiğiniz üzere ben zaten daha önce milletvekili adaylığımı koymuştum. İlerleyen günlerde tekrar siyasete atılabilirim. Tabi o günler geldiği zaman bunu ilk başta sizlerle paylaşacağımdan şüpheniz olmasın.

 

Yılmaz Acu: Siyasete girmeye niçin karar verdiniz? Neden AK Parti?

 

Süleyman Ergin: Ailemizde kimse siyaset ile uğraşmıyor biliyorsunuz biz Karacadağlılar olarak aşiretiz birinin siyasetle uğraşması gerekiyordu. Benimde işadamlığın nedeniyle siyasetlede uğraşabileceğim uygun görüldü bende siyasete atıldım. Neden AK Parti sorunuza gelincede AK Parti ülkemizi rahatlığa kavuşturan tek parti olduğu için AK Parti’yi tercih ettim ve gönül verdim. Bildiğiniz üzere AK Parti hükümetinden önce ülke bataklıktaydı AK Parti hükümeti iktidara geldiğinden bu yana ülke rahatlığa erişti ve bir güven ortamı oluştu. Yıllardır süren çatışma AK Parti hükümetiyle son buldu bu sebepten dolayı AK Parti’ye güvenip onunla siyaset yapmaya karar verdim.

 

Yılmaz Acu: Siyasette hedefleriniz ve projeleriniz nelerdir?

Süleyman Ergin: Siyasette hedefimiz halkımız için en iyisi neyse onu yerine getirmektir. Bir çok mega projem var. Sohbetimizin başında da söylediğim gibi bu projelerimi ilerleyen günlerde sizlere açıklayacağım.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır’ın sorunları nelerdir? Bu sorunlara hangi çözümler var mı?

 

Süleyman Ergin: Diyarbakır eskiye oranla biraz daha gelişmiş metropol kentler arasında yer almaya başlayan bir şehir ancak yaşanan bu tür olumsuz olaylar şehrin adını hem lekeliyor hemde gelişmesine engel oluyor. Diyarbakır’ın çevre köyleri de gelişmeye müsait ancak bunlarada yerel yönetimler sahip çıkmıyor. Kendi yaşadığım yer olan Karacadağ’ı örnek vermek gerekirse Diyarbakır’ın en büyük yerleşim yerlerinden biri olmasına rağmen halen yolları köstebek yuvası halinde. Bunlara bir an önce çözüm bulmalıyız ve bulacağız.

 

Yılmaz Acu: Siyaset içindeki en büyük avantajınız ne olacaktır?

Süleyman Ergin: Ben siyasetle şimdi değil uzun yıllardır uğraşıyor ve aktif rol oynuyorum. Geçmiş yıllarda ve şuan yaptığım çalışmalar en büyük avantajımdır.

HABER GALERİSİ

Spor
Diyarbakır Lice’de 1,7 Ton Esrar Ele Geçirildi Diyarbakır Lice’de 1,7 Ton Esrar Ele Geçirildi

Diyarbakır Valiliği, Lice İlçesinde jandarma ve polisin ortak operasyonunda 1 ton 716 kilogram uyuşturucu esrar maddesinin ele geçirildiğini bildirdi. Valilik açıklamasındaLice Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla operasyonunun bugün saat 03.00’da başladığını belirtti. Açıklamada, şöyle denildi:

UYUŞTURUCU İÇİN TOPRAK ALTINDA YER YAPMIŞLAR

“Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü ile müşterek olarak uyuşturucu ile mücadele kapsamında, Lice ilçesi Hacı Cemil Mezrasında uyuşturucu madde imal ve ticareti yapan şahısların yakalanması, esrar maddelerinin ele geçirilmesine yönelik olarak Lice Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile 24 Ekim 2014 tarihinde Saat:03.00’da adli arama faaliyeti icra edilmiştir. Operasyon neticesinde, toprağın altında varil içerisinde gömülü vaziyette (185) kg. toz esrar, (1531) kg. kubar esrar maddesi ele geçirilerek el konulmuş, olay ile ilgili (1) şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır”

 

 

24 Ekim 2014 Tüm Haberler Yerel
KALBİ 4 KEZ DURDU AMELİYATI 4 SAAT SÜRDÜ 4 GÜNDE İYİLEŞTİ KALBİ 4 KEZ DURDU AMELİYATI 4 SAAT SÜRDÜ 4 GÜNDE İYİLEŞTİ

Diyarbakır’da yaşayan 60 yaşındaki Vedat Baykale, mide bulantısı ve göğüs ağrısı şikayeti ile Memorial Diyarbakır Hastanesine geldi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çayan Çakır tarafından yapılan tetkiklerin ardından Baykale’nin kalp krizi geçirdiği ve ana damar ile birlikte 2 damarının tıkalı olduğunu, acilen ameliyat olması gerektiği öğrenildi. Acil müdahale sırasında 4 kez kalbi duran Baykale, 4 saatlik bypass ameliyatının ardından 4 günde sağlığına kavuşarak taburcu oldu.

Mide bulantısı ve göğüs ağrısı sonrası 4 kez kalbi durdu

Ani göğüs ağrısı ve mide bulantısı şikayetleri olan Vedat Baykale, Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’ne başvurdu. Uz. Dr. Çayan Çakır tarafından yapılan müdahale sırasında 4 kez kalbi duran ve tekrar çalıştırılan Vedat Baykale anjiyoya alındı. Anjiyo sonrası Baykale’nin kalp damarlarında ciddi tıkanıklık olduğu görüldü ve ameliyat kararı verildi.

 

Hastalığını kabul etmedi

Futbol antrenörü olan Vedat Baykale ve ailesi, Baykale’nin daha önce kalple ilgili her hangi bir sorun yaşamadı gerekçesi ile hastalığı önce kabul etmek istemedi. Memorial Diyarbakır Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan’dan ameliyat hakkında bilgi alan Baykale ve ailesi, rahatladığını söyleyerek operasyonu kabul etti. Ameliyat korkusu nedeniyle büyük bir tedirginlik yaşadığını anlatan Baykale, “Muzaffer Hocamız tahlil sonuçlarımı görünce hiç vakit kaybetmeden ameliyat olmam gerektiğini ve durumumun acil olduğunu söyledi. Kendisi ile konuştuktan sonra duruşu ve bana yaklaşımı nedeniyle inanılmaz bir güven duygusu yaşadım. Şüphelerimi bir kenara bırakarak ameliyat olmaya karar verdim” dedi.

 

Kalp krizi ailesel kaynaklı

Vedat Baykale’ye ilk müdahalenin ardından anjiyo işlemini gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çayan Çakır, “Hastamız Vedat Baykale’nin ailesinde çok sayıda kalp krizi vakası olduğunu öğrendik. Yani bu durum kalp hastalıklarının genetik faktörünü ortaya koyuyor. Hastamız, aniden başlayan göğüs ağrısından şüphelenerek yakınlarından hemen kendisini hastaneye götürmelerini istemiş ve bilinçli davranmış. Kalp krizinde ilk dakikalar çok önemlidir. Hasta acilen hastaneye yetiştirilemezse hayatını kaybedebilir. Hastamız Vedat Bey’in, kendisine yapılan müdahalede 4 kez kalbi durdu. Başarılı bir şekilde tekrar yaşama döndürüldü. Kalbindeki çok önemli hayati damarlardaki tıkanıklık yüzünden ameliyat olmaktan başka seçeneği yoktu” açıklaması yaptı.

 

Hastamız acilen ameliyat olması gerekiyordu

Vedat Baykale’nin bypass ameliyatını gerçekleştiren Doç. Dr. Muzaffer Bahçivan, “Hastamızın tetkik sonuçları, acilen bypass olması gerektiğini gösteriyordu. Geçirdiği kriz nedeniyle 4 kez kalbi duran ve tekrar çalıştırılan Vedat Bey’in 2 kalp damarında tıkanıklık vardı. Ameliyat olmaması halinde hayatı risk altındaydı. Kendisinin de ikna olması ile hemen hastanın hazırlıklarını yaptırarak ameliyata aldık. Yaklaşık 4 saat süren ameliyat ile tekrar sağlığına kavuşan Vedat Bey, bundan sonraki yaşamını normal şekilde sürdürecek. Ancak sorunun tekrarlamaması verilen ilaçları kullanması ve önerilere uyması gerekiyor. Hastamızın sağlığına kavuşarak kısa sürede taburcu olması nedeniyle biz de çok mutluyuz” diye konuştu.

 

Hızla iyileşti

Vedat Baykale, ameliyattan sonraki 4’üncü günde taburcu olduğunu ve hızla iyileştiğini de belirterek, “Sigara kullanmayan biri ve sporcu olmama rağmen kalp hastası oldum. Bu durum bana hayatta her şeyin olabileceğini gösterdi. 4 kez kalbim durmuş ama tekrar hayata döndürülmüşüm. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Başta doktorum olmak üzere iyileşmemi sağlayan herkese çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

21 Ekim 2014 Sağlık Tüm Haberler
DÜ’DE TOHUM KONUŞULDU DÜ’DE TOHUM KONUŞULDU

Dicle Üniversitesi (DÜ) Ziraat Fakültesi’nce düzenlenen ve Diyarbakır Ticaret Borsasısın da desteklediği Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formunda konuşan Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, dünyada kullanılan tohumun ticari değerinin 45 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Dü Ziraat Fakültesi’nce düzenlenen Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formuna Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Ebubekir Bal,Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Sayar, Dicle Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün, dekanlar, öğretim görevlileri, öğrenciler ve bazı sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra 20 ülkeden alanlarında uzman olan 45 araştırmacı katıldı.
Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Dicle Üniversitesi (DÜ) Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İşbirliği Forumu”nda yaptığı konuşmada, dünya nüfusunun en temel ihtiyacı olan gıdaya erişimin kilit unsurunu kaliteli tohumluğun oluşturduğunu söyledi. Biyolojik ve kültürel çeşitliliğin temeli ve tarımsal üretimin ilk halkası olan tohumun stratejik öneme sahip olduğunu dile getiren Aksoy, tohumun aynı zamanda yüksek gelir getiren ekonomik değere sahip bir ürün olduğunu vurguladı.

-TİCARİ DEĞER 45 MİLYAR DOLAR-
Aksoy, tohumun stratejik öneminin farkında olan gelişmiş ülkelerin son 40 yılda tohumculuk sektöründe Ar-Ge konusunda önemli yatırımlar yaptığını ifade ederek, “1970’lere kadar dünyada tohum ticareti 10 milyar dolar civarında bir pay alırken, günümüzde dünyada kullanılan tohumun ticari değeri 45 milyar dolara ulaşmıştır” şeklinde konuştu.
Dünya toplam tohumluk ticaretinde Türkiye’nin aldığı payın yüzde 1,7 oranında olduğunu ifade eden Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “2013 yılı verilerine göre ülkemizin ithal ettiği tohumluğun parasal miktarı 2002 yılına oranla 4 kat artarak 194 milyon dolara ulaşmıştır. İhraç ettiğimiz tohumluğun değeri ise aynı sürede 7 kat artarak 126 milyon dolara çıkmıştır. Kaliteli tohumluğun verim üzerindeki etkisi bilimsel olarak ispatlanmıştır. Örneğin kaliteli tohumluk kullanımı sayesinde buğdayda yüzde 30, Mısır ve ayçiçeğinde ise yüzde 100’e yakın verim artışı elde etmek mümkündür.”

DÜ. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigünise Diyarbakır’ın buğdayın ve ilk yabani üzümün yetiştirildiği kent olduğunu söyledi. İnsanoğlu var olduğu sürece gıdaya olan ihtiyacın devam edeceğini dile getiren Eyigün, “Gıda güvenliği ve arzı konusu gündemdeki yerini ve önemini hep korumaktadır” dedi.

“DENGEYİ SAĞLAMAK BAŞARIDIR”
Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Üstün ise Türkiye’de 1985 yılından sonra tohumculuk sektöründe büyük gelişme yaşandığını söyledi. Son yıllarda yaşanan büyük atılımlar sayesinde sektördeki şirket sayısının 650’ye ulaştığını ve Türkiye’nin tohum ihracatının artış kaydettiğini bildiren Özen, “Ülkemizin tohumculukta ithalat ve ihracat oranı artık eşitlenmiştir. İthalat ve ihracat dengesini sağlamak başarıdır” diye konuştu.

DTB YERİNİ ALDI
Yapılan konuşmaların ardından Türkiye 5’inci Uluslararası Katılımlı Tohumculuk Kongresi ve Sektörel İş Formun’a destek veren kuruluşlara Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy tarafından plaket verilirken,Diyarbakır Ticaret Borsası ile diğer destek veren kurumlar tarafından açılan stantlar gezildi.

HABER GALERİSİ

21 Ekim 2014 Foto Galeri Tüm Haberler Yerel
Yıkılan binalar koku saçıyor Yıkılan binalar koku saçıyor

Yılmaz ACU – ÖZEL HABER

Diyarbakır’ın en işlek semtlerinden birisi olan Ofis’te eski yapı binalar yıkılıp yenileri yapılıyor. Semt sakinleri inşaatların çalışma sisteminden şikayetçi olduklarını söylediler. Molozların koku saçtığını belirten mahalle sakinleri, rüzgarlı havalarda da inşaat molozlarından dolayı evlerini toz kapladığını söylediler.

Ofis semtinde bulunan eski yapı binalar müteahitler tarafından kar amaçlı olarak yıktırılıp yerine yenileri yapılıyor. Semt sakinlerinden Taner Kışlacı, “Yıkılıp yerine yenisinin yapılması gereken binaların bekletildiğini ve bu molozların hem koku saçtığını, hem toz duman yaptığını, hemde eylemlerde göstericiler tarafından fırlatıldığı” iddiasında bulundu.

Kışlacı, “Evlerimizin kapı ve pencerelerini açamıyoruz toz ve topraktan. Bizce yıkımın da yapımında bir kuralı vardır. Müteahitler sırf fazla harcama yapmasınlar diye tedbirler bile almadan vatandaşı hiçe sayarak yıkımlarını gerçekleştiriyorlar. Vatandaşı düşünen yok. Belediyelerin bu konuda tedbirler almasını istiyoruz” dedi.

21 Ekim 2014 Tüm Haberler Yerel
Kredi kartı mağduru Selim Kaya isyan etti Kredi kartı mağduru Selim Kaya isyan etti

Türkiye’nin genel sorunu olan kredi ve kredi kartı borçluları her geçen gün artıyor. Bankaların uyguladıkları yüksek faiz oranlarıyla kredi çeken ve kredi kartı kullanan vatandaşlar mağdur olmaya devam ediyor.

Kredi ve kredi kartı mağdurları arasına son olarak giren Diyarbakırlı Selim Kaya bankaların borcunu ödemesi için kendisine yardımcı olmadığını belirterek borçlu olduğu bankalar Girişim Varlık Şirketi adı altında resmi tefecilik yaptıklarını iddia etti. 2005 yılında Akbank ve Yapıkrediden toplam 4000 TL borcu olduğunu zamanla ödeyemediğini ve maaş haczine dönen borcunun sadece faizlerini ödeyebildiğini belirten Selim Kaya, “Yıllar önce kullandığım kredi kartı borcumu ödeyemedim. AK Bank’a 900 TL Yapıkredi’yede 2500 TL borcum vardı. Bu borçları ödeyemediğim için maaş hacizi yapıldı. 2005 ile 2010 yılları arasında maaşımdan alınan paralar sadece faize gittiğini söylediler. 2010 yılında borçlarımın Girişim Varlık Şirketi adı altında bir şirkete devredildiği söylendi. 4000 TL olan ve beş yıl boyunca faizini ödediğim borcum 23 bin TL olarak bu şirkete devrolmuş. Bu arada İş Bankasına olan 1100 TL olan borcumu bankada 2200 TL ile taksite bağladım üç takisidi ödediğim borcumu da bu şirkete devretmişler. Daha sonra bu şirketten beni arayan Neslihan hanım isminde bir bayan borcumun toplam 10 bin TL’ye kapatabileceğimi söyledi. Bende aynı gün şirket adına 5660 TL yatırdım. Daha sonra beni arayan bayan 14 bin TL daha yatırmamı şirketin bu parayı kabul etmediğini söyledi. Yatırdığım paranın ne olduğunu bilmiyorum. Çok mağdur durumdayım,ve hergün arıyorlar evini satacağız söylüyorlar piskolojimiz bozuldu beni ve ailemi bunalttılar,konuşmalarım hep kayıt altında madem önce verdiğiniz rakamı kabul ettim bende 5660 Tl .yatırdım bu parayıda yatırmazdım verdiğiniz sözde neden durmadınız ,bana kimse yardımcı olmuyor. Devletten bana yardımcı olmasını istiyorum” diye konuştu.

BDDK’ya şikayette bulunduğunu sözlerine ekleyen kredi kartı mağduru Selim Kaya her gün bahsedilen şirket tarafından aranıp taciz edildiğini de sözlerine ekledi. Eşinden boşanma noktasına kadar geldiğini sözlerine ekleyen Kaya, “Her gün beni ve eşimi arıyorlar. Eşimden boşanma noktasına geldim, intiharın eşiğindeyim.Eşim bel fıtığı ameliyatı 2 kez oldu ,şuanda hasta yataktadır ,3 üncü ameliyat yapılacak maalesef gücüm yok ameliyatını yapayım aldığım asgari ücret maaştır 2 oğlum okul okumaktadır .bir oğlum Harran Üniversitesinde okuyor diğer oğlumda Lisede okuyor aldığım para yetmiyor ,art tefecilerin eline düşmüşüm kara kara düşünüyorum hiçbir çıkar yolda bulamıyorum çaresizim çalmadığım kapı kalmadı kimse yardım etmedi , Devletin bana yardımcı olmasını istiyorum” dedi.

Kendisini arayan yetkililerin tehditlerde savurduğunu sözlerine ekleyen mağdur Kaya, “Beni Meltem hanım diye biri arayarak tehdit ederek seni savcılığa bildirip tutuklatacağım diye tehditler savurdu. Daha sonra orada yönetici olarak bildiğim Tülay Hanım’da gerekirse sülalenide ararım parayı almak için diyerek tehditlerde bulundular. Bu konuşmaların şirket  tarafından  kayıt altındadır” diye konuştu.

21 Ekim 2014 Tüm Haberler Yerel
Ergin Diyarbakır’ı el birliğiyle kalkındıracağız Ergin Diyarbakır’ı el birliğiyle kalkındıracağız

Türkiye’nin yatırımcılarından olan Diyarbakırlı İşadamı Süleyman Ergin ile dünü bugünü ve yarını konuştuk. Diyarbakır sevdalısı olan İşadamı Süleyman Ergin yardımseverliğiyle,güler yüzlülüğü ile Diyarbakırlıların gönlüne taht kurdu. Fakir ve yardıma muhtaçların imdadına yetişen ve bir çok öğrenciyi okutan gerek Camilere gerekse okullara desteği ile tanınan İş adamı Süleyman Ergin yaşam mücadelesinde gece gündüz demeden çalıştı. İşadamı Süleyman Ergin Diyarbakır’ın kalkınması için herkesin gayret göstermesi gerektiğini belirterek, “Diyarbakır’ı elbirliğiyle kalkındıracağız” diye konuştu.

 

Yılmaz ACU – ÖZEL RÖPORTAJ

1972 yılında Karacadağ’ın Ekinciler köyünde dünyaya gelen başarılı işadamı Süleyman Ergin ailesi tarafından yetiştirilirken kendisinin de dahil olduğu sosyal çevrede, oldukça geniş bir bilgi dağarcığı ve kültür ile harmanlandı.

Üniversite mezunu olan işadamı Süleyman Ergin Diyarbakır’a da açtığı kağıt fabrikasıyla bir çok insana istihdam olanağı sağlıyor.

Diyarbakır Kutu Ambalaj Fabrikası, Sur İnşaat ve Özergin İnşaat Firmaları, Dicle Kolanyaları Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Trakya Motorlu Taşıyıcı Harfiyat Kooperatif Başkanı olan Süleyman Ergin Diyarbakır’ın yanı sıra İstanbul, Ankara ve İzmir’de de ticaret işiyle uğraşıyor. Gazetemizin editörlerinden Yılmaz Acu, işadamı Süleyman Ergin ile dünden bugüne yaşadıkları, yaptığı yatırımlar, siyaset ve yardımseverliğiyle ilgili röportaj yaptı.

Yılmaz Acu: Süleyman Ergin kimdir, biraz kendinizden bahsedermisiniz?

Süleyman Ergin: Bildiğiniz üzere ben 1972 yılında Diyarbakır Karacadağ’a bağlı Ekinciler köyünde dünyaya geldim. Ailemin desteğiyle iyi bir eğitim aldım Devlet Üniversitesi Dünya Ekonomi Fakültesinden mezun oldum. Başta Diyarbakır olmak üzere İstanbul, Ankara ve İzmir’de ticaretle uğraşıyorum. Diyarbakır’da bulunan Dicle Kolonya ve Diyarbakır kutu ambalaj fabrikasını kurdum. Bunun yanı sıra Trakya Motorlu Taşıyıcılar Harfiyet Başkanlığı yapıyorum. Sur İnşaat ve Özergin İnşaat Firmalarının yönetim kurulu başkanlığı yapıyorum.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır’da işadamlığınızın ötesinde yardımseverliğinizle tanınıyorsunuz. İnsanlara neden bu kadar yardımcı oluyorsunuz?

Süleyman Ergin: Allah, bizler sağlık ve sıhhat nasip etti. Çok şükür çalışmalarımızın karşılığını da kat bet kat nasip etti. Bizlere düşen, yüce Rabbim’in rızası doğrultusunda hayır hasenat işlerini sürdürmektir. Hayır duaları almak, fakirin, yetimin, öksüzün başını okşamak, olabildiğince ihtiyaç sahibi insanların hastalığında, düğününde, taziyesinde yanında olabilmek, gerçekten büyük mutluluk verici.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır için projeleriniz var mı?

 

Süleyman Ergin: Diyarbakır’ı çok seviyorum. Diyarbakır için bir çok mega projem var ancak bunları şimdi açıklamak istemiyorum. Ancak ilerleyen günlerde Diyarbakır’ım için elimden gelen bütün gücümü seferber edeceğim.

Yılmaz Acu: Son zamanlarda yaşanan olaylar hakkında bir şeyler söylermisiniz?

Süleyman Ergin: Ülke genelinde yaşanan doğuda ve Diyarbakır’ımızda had safhaya ulaşan olayları tasvip etmiyorum. Bunu provokasyon ve çözüm sürecine bir darbe olarak yorumluyorum. Yaşanan ölümler bizleri derinden üzmüştür. Keşke bu tür olaylar yaşanmamış olsaydı. Bu olayların hiç kimseye faydası yoktur aksine zararı vardır. Yaşanan bu olaylar nedeniyle Diyarbakır milyonlarca lira maddi zarara uğradı. Diyarbakır’ı böyle zarara uğratmaya kimsenin hakkı yoktur.Her gün bir dram var gündemde artık yeter Analarımız ağlamasın akan kan dursun ,ölümler bize fayda getirmez ,aksine zarar getirir ,nedir paylaşılmayan bu güzel ülkemiz hepimize yeter Güzel Diyarbakırımız güzelliklerle anılsın istiyoruz huzur istiyoruz halkımıza olan oluyor bunlar bizi üzüyor ,zararın neresinden dönsek kardır.

 

Yılmaz Acu: Siyasete atılmayı düşünüyormusunuz?

 

Süleyman Ergin: Ben zaten siyaset adamıyım, yıllardır işadamlığımın dışında AK Parti içerisinde siyasetlede uğraşıyorum. Şimdilik bir şey söylemek istemiyorum ancak ilerleyen günler neyi getirir belli olmaz. Bildiğiniz üzere ben zaten daha önce milletvekili adaylığımı koymuştum. İlerleyen günlerde tekrar siyasete atılabilirim. Tabi o günler geldiği zaman bunu ilk başta sizlerle paylaşacağımdan şüpheniz olmasın.

 

Yılmaz Acu: Siyasete girmeye niçin karar verdiniz? Neden AK Parti?

 

Süleyman Ergin: Ailemizde kimse siyaset ile uğraşmıyor biliyorsunuz biz Karacadağlılar olarak aşiretiz birinin siyasetle uğraşması gerekiyordu. Benimde işadamlığın nedeniyle siyasetlede uğraşabileceğim uygun görüldü bende siyasete atıldım. Neden AK Parti sorunuza gelincede AK Parti ülkemizi rahatlığa kavuşturan tek parti olduğu için AK Parti’yi tercih ettim ve gönül verdim. Bildiğiniz üzere AK Parti hükümetinden önce ülke bataklıktaydı AK Parti hükümeti iktidara geldiğinden bu yana ülke rahatlığa erişti ve bir güven ortamı oluştu. Yıllardır süren çatışma AK Parti hükümetiyle son buldu bu sebepten dolayı AK Parti’ye güvenip onunla siyaset yapmaya karar verdim.

 

Yılmaz Acu: Siyasette hedefleriniz ve projeleriniz nelerdir?

Süleyman Ergin: Siyasette hedefimiz halkımız için en iyisi neyse onu yerine getirmektir. Bir çok mega projem var. Sohbetimizin başında da söylediğim gibi bu projelerimi ilerleyen günlerde sizlere açıklayacağım.

 

Yılmaz Acu: Diyarbakır’ın sorunları nelerdir? Bu sorunlara hangi çözümler var mı?

 

Süleyman Ergin: Diyarbakır eskiye oranla biraz daha gelişmiş metropol kentler arasında yer almaya başlayan bir şehir ancak yaşanan bu tür olumsuz olaylar şehrin adını hem lekeliyor hemde gelişmesine engel oluyor. Diyarbakır’ın çevre köyleri de gelişmeye müsait ancak bunlarada yerel yönetimler sahip çıkmıyor. Kendi yaşadığım yer olan Karacadağ’ı örnek vermek gerekirse Diyarbakır’ın en büyük yerleşim yerlerinden biri olmasına rağmen halen yolları köstebek yuvası halinde. Bunlara bir an önce çözüm bulmalıyız ve bulacağız.

 

Yılmaz Acu: Siyaset içindeki en büyük avantajınız ne olacaktır?

Süleyman Ergin: Ben siyasetle şimdi değil uzun yıllardır uğraşıyor ve aktif rol oynuyorum. Geçmiş yıllarda ve şuan yaptığım çalışmalar en büyük avantajımdır.

HABER GALERİSİ

21 Ekim 2014 Diyar Magazin Ekonomi Foto Galeri Tüm Haberler Yerel
EDİTÖRLER
  • Private
  • Yılmaz Acu
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Sağlık
Teknoloji

Gazete Manşetleri
ozel-elif-hanim-rehabilitasyon-merkezi

TRT Haber Haberler

WEB TASARIM POLAT AKDENİZ & METİN SARAÇ GSM : 0532 179 71 05