• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ABD ziyareti hakkında önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sayın Trump 13 Kasım ziyareti için ‘iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dedi. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı’nın başladığı gün ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine gönderdiği mektubu kendisine takdim edeceğini de söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan ziyareti dönüşünde açıklamalarda bulundu. Macaristan ziyaretine ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Budapeşte’de gerçekleştirdiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısında Macaristan’la siyasi, ekonomik, kültürel ilişkilerimizi ve Suriye başta olmak üzere bölgesel konuları ele aldık.

2018’de 2,5 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi 6 milyar dolara ulaştırma konusunda irade beyanında bulunduk. Sayın Cumhurbaşkanı Janos Ader ve Başbakan Viktor Orban ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdik. Toplam 10 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmalar stratejik ortaklığımızın ahdi zeminini güçlendirecek ve bize yeni fırsat kapıları açacaktır. Macaristan AB ülkeleri içerisinde bizi en iyi anlayan ve birçok konuda her zaman yanımızda olan bir ülke. Bunu 15 Temmuz ve Barış Pınarı Harekatında da gösterdi. Sayın Başbakan Orban, birçok uluslararası toplantıda net tavrını ortaya koydu. Macaristan Türkiye’nin AB’nin güvenliği ve bölgenin istikrarı için oynadığı kilit rolün farkında olan bir ülke ve NATO’da da bizim stratejik ortağımız. Maalesef Avrupa’da ufuk daralmasına, stratejik aklın devre dışı kaldığına ve Türkiye’ye karşı ön yargılı tavırların sergilendiğine şahit oluyoruz. Bunun en son örneğini Barış Pınarı Harekatına yönelik tepkilerde açık bir şekilde gördük. Biz haklı davamızı her platformda anlatmaya devam edeceğiz. Macaristan’ın AB üyelik sürecimize destek vermesini önemsiyoruz. NATO’da da güçlü bir işbirliğimiz var. FETÖ ile mücadele konusunda önemli mesafe aldık. Maarif Vakfı burada önümüzdeki yılın Eylül ayında eğitim öğretime başlayacak şekilde planlamasını yapmış vaziyette. TİKA tarafından restore edilen Gülbaba Türbesini geçen yıl açmıştık. Açılıştan bu yana 70 bin ziyaretçi uğramış. Bu ziyaretimizde de Osmanlı minyatür sanatı ile alakalı Okçular Vakfının bir sergisini açma ve gezme fırsatını bulduk. Bunlar Macar halkı ile olan tarihi bağlarımızı geleceğe taşımamıza imkan sağlayacaktır. Ayrıca 15 Türk, 15 Macar işadamıyla yaptığımız toplantıda gerek ikili gerekse üçüncü ülkelerle yapılabilecek yatırımları gözden geçirdik. Bu temaslarımızda, Macaristan’ın Barış Pınarı Harekatına verdiği destekten duyduğumuz memnuniyeti de ifade ettik. Pek çok ülke haklı olduğumuzu biliyor, bazıları ise oyunları bozulduğu için rahatsız oluyor” ifadelerini kullandı.

“Trump, 13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yaptıklarını söyledi”

ABD Başkanı Donald Trump ile önceki akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, bu telefon görüşmesinden sonra 13 Kasım 2019 tarihinde ABD’ye gitme kararını verdiklerini kaydederek, “Arkadaşlarımızla birlikte yaptığımız değerlendirme sonucunda, bu ziyaretin önemli olduğunu ve bu ziyaretle Barış Pınarı Harekatının şu an geldiği noktayı yüz yüze değerlendirmenin faydalı olacağına inandık. Bunu zaten Sayın Trump’la telefon görüşmemizde kendisine de ifade ettik. Ayın 13’ünde bugüne kadar ele aldığımız ve almadığımız birçok konuyu yüz yüze görüşmenin faydalı olacağına inandık. Tabi ki Suriye’de güvenli bölge ve mültecilerin kendi topraklarına geri dönüşü konularını masaya yatıracağız. Gerek S-400, gerek F-35, gerek 100 milyar dolarlık ticaret hacmi meselelerini ele alacağız. FETÖ ile mücadele ve Halkbank konusunu da görüşeceğiz. Malum, Pence’in Pompeo ile gelişinde 120 saat içerisinde teröristlerin bölgeyi terk etmesi konusunda mutabık kalmıştık. Şu ana kadar bunlar bölgeyi terk etmiş değiller. Aynı şekilde Rusya ile yaptığımız Soçi mutabakatında da 150 saat içinde teröristlerin bölgeyi terk etme sözü vardı. Onlar da bunu yerine getirmediler. Burada birçok sıkıntıyı yaşamaya devam ediyoruz. ABD ile stratejik ortaklığımıza sığmayacak bazı gelişmeler bizi ciddi manada rahatsız etmektedir. Bunu aşabilmek için de bu ziyaretin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle sözde Ermeni yasa tasarısı ve yaptırım tehditleri ile bizi yıldırmaya çalışma gayretleri var. Sayın Trump’ın da bunun farkında olduğunu önceki akşamki telefon görüşmesinde de hissettim. ‘Bugüne kadar bu nasıl oldu?’ diye sordu. Bu soru üzerine ben de ‘Ben bugüne kadar oğul Bush ve aynı şekilde Obama ile de çalıştım. Şimdi de sizinle çalışıyorum. O dönemlerde onlar bu işi komisyona havale ederlerdi ve komisyondan dönerdi. Şimdi ise komisyonu by-pass ettiler ve kongreye gönderdiler. Direkt böyle bir durumla karşı karşıyayız’ dedim. Kendisi ‘Ben bunu inceleyeceğim ve arkadaşlarla konuşacağım’ dedi. Kendisinin şu ifadesi de manidardı; ‘13 Kasım ziyareti için iyi bir hazırlık yapıyoruz’ dediler. Biz de bu iyi hazırlığa karşı kendimiz de iyi bir hazırlık yapıp gideceğiz. Temennim odur ki gerçekten başarılı bir ziyaret olur. Bu ziyaretle de hayırlısıyla oradan döneriz” açıklamasını yaptı.

“Devriyeler devam edecek”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun, “Macaristan’a giderken havaalanında yaptığınız basın toplantısında hem Rusya hem de ABD ile varılan mutabakatın sahaya yansıması konusunda olumsuz bir tablo çizdiniz. Teröristlerin üzerinde mutabakat sağlanan alanlardan çekilmediğini ve saldırıların devam ettiğini görüyoruz. Rusya’nın daha önce de ABD’de görmeye alıştığımız bir oyalama taktiği içine girdiği konusunda bir kuşkunuz var mı yoksa bu kuşkular için erken mi? Eğer mutabakat gerçekleşmezse, beklentiler karşılanmazsa operasyon seçeneği Türkiye açısından hala masada mı?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Malum şu anda Rusya, rejim güçleri ile beraber hareket ediyor. Rejim güçleri ile hareket ederken de belli yerlerde terör örgütü PKK-PYD-YPG ile bağlantısı var. Bu bağlantı şu anda da aynı hızla devam ediyor. Mesela daha başından beri ABD’nin bize verdiği söz vardı; ‘Münbiç’ten terör örgütlerini çıkartacağız’ dediler. Ne kadar zamanda? 90 günde. 1,5-2 sene oldu, hala terör örgütü orada. Şu anda da çıkmış değil. Biz ne olup bittiğini tüm istihbaratımızla biliyoruz. Aynı şey Ayn el-Arab’da da var. Burası Obama döneminden beri terör örgütlerinin cirit attığı ve bu haliyle Obama yönetiminin kutsadığı bir yerdi. Ayn el-Arab’ın ismi sonra Kobani’ye çevrildi. Buranın halkından yaklaşık 350 bin kişi terör örgütünden kaçıp ülkemize sığındı. Ağırlıklı olarak da bizim Suruç’a yakın bölgedeler. Ayn el-Arab’dan gelen Kürtlere de biz bakıyoruz. Barınmadan yeme-içmeye ve sağlığa kadar her ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bu gerçeğe rağmen bazıları hala ‘Türkiye Kürtlere karşı’ diye yalan yayıyorlar. Kürtlerin temsilcisi olduklarını söyleyenlerin hiçbirinin bunlara vermiş olduğu herhangi bir destek asla söz konusu değil. Biz veriyoruz. 3 milyon 650 bin mülteciye de yine aynı şekilde her şeyiyle biz bakıyoruz. Bunların kahir ekseriyeti Arap. Bunların yanında bir miktar da Hristiyan, Keldani, Arami, Ezidi var. Mesela Arap Ligi toplantı yapıyor ve Türkiye’ye karşı tavır takınıyor. Bu Arap Ligi’nin mensuplarına sormak lazım; ‘Siz Türkiye’ye karşı bu tavrı takınıyorsunuz da peki Türkiye’deki ağırlıklı olarak Araplardan oluşan bu mültecilere karşı bir kuruş desteğiniz oldu mu? Buradaki STK’lara veya Türkiye’ye herhangi bir destek gönderdiniz mi?’ Yok. Onların da yaptığı en ufak bir yardım, destek söz konusu değil. Bütün yapılanları 40 milyar doların üzerindeki harcamayla biz gerçekleştiriyoruz. Burada AB de sözünü tutmamıştır. 2015 yılında 3 milyar avro vereceklerdi. Oralarda kaldılar. Kendileriyle konuştuğumuz zaman ‘verdik, veriyoruz’ gibi ifadelerle aldatmacaları oynuyorlar. Bunların birbirinden farkı yok. Gelelim şimdi bizim kontrolümüzde olan Tel Abyad ve Rasulayn’a. Tamamen bizim kontrolümüzde olan bu bölgenin uzunluğu 120 kilometre, derinliği 30-32 kilometre. Diyoruz ki destek verecekseniz burada süratle bir mülteciler şehri veya bir pilot bölge yapalım. Biz proje çalışmalarına varana kadar hazırlık yaptık. Görüştüğüm bütün liderlere de bunları anlatıyorum. Tel Abyad ve Rasulayn bölgesinde kontrolümüz devam ediyor. Ancak Resulayn’ın güneyinde Tel Tamer bölgesi var. Burası terör örgütünün bulunduğu bir yer. Terör örgütü rahat durmuyor ve oradan sınırlarımızı sürekli taciz ediyor. Aynı şey Münbiç’te var. Aynı durum Ayn el-Arab çevresinde var. Burada yine PKK-PYD-YPG en ufak fırsatı bulduğunda bunu yapıyor. Mesela dün sabah Tel Tamer bölgesinde Suriye Milli Ordusu’na karşı terör örgütleri saldırıda bulundu ve 11 kişi şehit oldu. Tabi onlar da bunu karşılıksız bırakmadılar. Onlar da 10’un üzerinde terörist öldürdü. Mücadele bu şekilde kararlılıkla devam ediyor. ABD ziyaretimizde bunların hepsini kendileriyle paylaşacağız. Ancak Resulayn’ın doğusundan Kamışlı’ya doğru ABD askerleri terör örgütü ile devriye yaptılar. Biz de Rusya ile devriyemizi 2 kez gerçekleştirdik. Şu anda bunlar da devam ediyor ve edecek.”

“Son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız”

“Bu durumda Barış Pınarı Harekatı devam edecek diyebilir miyiz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Kesinlikle. Burada son terörist bölgeyi terk etmedikten sonra biz bu işi bırakmayız. Bu işin bir boyutu. İkinci olarak, diğer ülkeler buradan çıkmadıktan sonra biz buradan çıkmayız. Biz Suriye’nin birliğine, beraberliğine ve bütünlüğüne taraftarız. Asla parçalanmasını da istemeyiz. Eğer diğer ülkeler de buna taraftarlar ise kendilerinin de bunu ispat etmeleri lazım. Onlar ispat edecekler ki bizden de bunun ispatını istesinler. Bunların hiçbirinin burada sınırı yok ama bizim burada sınırımız var. En batıdan aldığımız zaman en doğuya kadar sadece 911 kilometre Suriye sınırı var. Oysa burada ne Rusya’nın ne ABD’nin ne de İran’ın sınırı var. Sadece Irak’ın biraz sınırı var. Bizim Adana Mutabakatı gibi bir belgemiz var. Bu terör örgütleri temizlenmedikçe, Adana Mutabakatının bize vermiş olduğu yetkiyle buradaki duruşumuzu aynen devam ettireceğiz” dedi.

“DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik”

“DEAŞ ile mücadele noktasında önemli rakamlar açıkladınız. Bununla birlikte Bağdadi’nin ailesine yapılan operasyon var. DEAŞ’la mücadele noktasında Türkiye ciddi bir aksiyon ortaya koyuyor fakat batı medyası bunu görmezden geliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bununla birlikte Türkiye elindeki DEAŞ’lı teröristleri ne yapacak? Yargılamaları süreci nasıl olacak? Avrupalı DEAŞ’lıları nasıl geri gönderecek?” sorusuna ise Erdoğan, “Bu konu ile ilgili de biz üzerimize düşen sorumlulukları açık ve net yerine getirdik. Bugüne kadar 7 bin 600 yabancı teröristi yakaladık ve bunları ülkelerine geri gönderdik. Suriye’de DEAŞ’a katılmak üzere tespit ettiğimiz Türk vatandaşlarını, eşlerini ve çocuklarını geri alıyoruz. Burada bu şahıslar arasında hakkında terör bağlantılarına dair delil olanları adli sürece tabi tutuyoruz. Bunları yargılıyoruz. Çocuklarla ilgili olarak da onların yaşadıkları travmayı atlatabilmeleri, en sağlıklı ortamda rehabilite edilmeleri için ilgili tüm kurumlarımızı da devreye sokuyoruz. Burada bizim için en önemli konu şu. Son rakamlar doğrultusunda, sınır dışı edilenlerin sayısı 7 bin 550. Hapishanelerimizde bin 201 militan var. Suriye’deki DEAŞ kamplarından kaçıp ülkemiz tarafından yakalanan ve tekrar hapishaneye konulanların sayısı 287. Fırat Kalkanı Harekatında 3 bin 500 DEAŞ’lı etkisiz hale getirildi. Biz şimdi DEAŞ elebaşının çok sayıda aile üyesini Azez’de ele geçirdik. Bunların sorgulanma süreci devam ediyor. İddialı bir şekilde söylüyorum, dünyada Türkiye gibi DEAŞ’la mücadele veren ikinci bir ülke yok” cevabını verdi.

“Mektubu Sayın Trump’a takdim edeceğim”

Bir gazetecinin, “ABD seyahatiniz çerçevesinde, PKK-YPG-SDG’nin komutanı olarak lanse edilen ve Türkiye tarafından iadesi istenen, ayrıca Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Mazlum Kobani adlı terörist ile ilgili Trump’la görüşmenizde masada neler olacaktır?” sorusuna yönelik Erdoğan, şu açıklamada bulundu:
“Bunları biz Sayın Trump’a daha önce de söyledik. Terör örgütünün Mazlum Kobani diye ad taktığı Ferhat Abdi Şahin isimli terörist PKK terör örgütünün elebaşlarından bir tanesi. Biz önceki akşamki görüşmemizde Sayın Trump’a dedik ki ‘ne yazık ki siz böyle bir kişiyle bir araya geliyorsunuz. Böyle bir kişi ile bir araya gelişinizi biz kınıyoruz.’ Elimizde malum mektup var. Bu mektubu ben Sayın Trump’a takdim edeceğim. Siz bana bu mektubu bu adamın arabulucu olmasını düşünerek gönderdiniz. Benim size söylediklerim belli. Dedim ki ‘Ben böyle bir teröristi veya terör örgütünü muhatap almam.’ Bunun üzerine kendisi ‘Pence’i göndereceğim’ dedi. Ardından Pence’i, Pompeo ve O’Brien da yanında olmak üzere bize gönderdi. Bir gün öncesinde arkadaşlarımız O’Brien ile görüşmeler yaptılar. Sonra da ikinci gün Pence ve Pompeo geldi. Ben Pence ile ikili görüşme yaptım. İkili görüşmeden sonra heyetler arası görüşmemize girdik ve 120 saat kararını orada mutabakat metni içerisine koyduk. Neler olacak, neler yapılacak hepsini o metinin içerisinde kamuoyuna açıkladık. Şu anda da bu yürürlükte. Ferhat Abdi Şahin denilen adamın birçok terör saldırılarında rol aldığını biliyoruz. Bu kişi 2005 yılında İzmir Çeşme’deki bombalı saldırıda, 2005 yılında Aydın-Kuşadası’ndaki bombalı saldırıda, 2006 yılındaki Antalya-Kalekapısı’ndaki bombalı saldırıda, 2008 yılında İstanbul-Güngören’deki bombalı saldırıda, Mersin-Adana yolundaki intihar saldırısında, aynı yıl Hakkari Şemdinli’deki karakol saldırısında var. 2009 yılında Tokat-Reşadiye saldırısında, 2010 yılında Hakkari-Şemdinli üs bölgesine saldırıda, aynı yıl İstanbul-Taksim’deki intihar saldırısında var. 2011 yılındaki Diyarbakır-Silvan, Hakkari-Çukurca ve Ankara saldırılarında da var. 2012 yılındaki Gaziantep saldırısında var. Adamın olmadığı yer yok. Sayın Başkan’a mektupla birlikte bu bilgileri takdim edeceğiz. Buna karşı bizim tavrımızın neden böyle olduğunu ve konu ile ilgili atmamız gereken adımlarımızın bitmediğini aktaracağız. Biz bunların başlarına da ödül koyduk. Cemil Bayık, Duran Kalkan, Murat Karayılan vesaire. Biz terör devleti kurmaya yönelik oyunu bozduk. Güney sınırımızı birilerinin hatırına feda edemeyiz.”

“Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Trump göreve geldiğinde Obama’nın siyasetini devralmak zorunda olmakla karşı karşıya kaldı ve müesses nizam ile bunu her defasında yaşadı. S-400’le ve YPG vesaire. Şimdi bu Türkiye açısından anlaması için Trump’a imkan sağlaması ve ilan etmesi en azından diyalog kanalları açısından. Şimdi Trump’ın azli ile ilgili bir süreç başladı. Bu sürecin Türkiye-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Aslında bu konuya girmek istemem. Çünkü şu anda bu ABD’nin kendi iç meselesi ve bu meselesinin çıkış tarihi de anlamlı. Çünkü ABD bir seçime gidiyor ve bu seçime giderken bu mesele gündeme geldi. Seçimden bu yana yaklaşık 3 yıl geçti. 3 yıl boyunca böyle bir şey niçin gündemde yok da şimdi gündeme geliyor? Burada bir plan var, proje var. Şimdi o proje devreye girmiş oluyor. Böyle bir iç meseleden dolayı bir stratejik ortak olarak ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olarak burada yorum yapmayı doğru bulmam” yanıtını verdi.

“Bu pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek”

Bir gazetecinin, “Geçen hafta ABD’ye gidip gitmeme konusunda bir soru işareti olduğunu söylemiştiniz. Bu soru işareti dünkü telefon görüşmesinde anladığımız kadarıyla giderildi. Bu nasıl giderildi? Sayın Trump ne dedi ve görüşünü değişti? O görüşmede sizin masaya koyacağınız ilk başlık hangisi?” sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Önceki akşam, yapacağımız görüşmeye ilişkin bazı ipuçlarını Sayın Trump’tan aldım ancak yüz yüze görüşmeyi yaptığınız zaman çok daha farklı ipuçlarının ortaya çıkacağına inanıyorum. Ben çok önemsemiyorum. Bunlardan bir tanesi diyelim sözde Ermeni soykırımı. Bu artık bizim için pişirip pişirip önümüze getirdikleri bir yemek oldu. Bıkkınlık veriyor. Bunu da kendilerine ifade edeceğiz. Bunun tadı tuzu yok. Kendisi hatta şöyle bir ifade kullandı; ‘Buna soykırım değil de savaş desek nasıl olur?’ dedi. Ben de şu cevabı verdim; ‘Bir defa karşımızda bir devlet yok. Böyle bir şey de aramızda zaten söz konusu değil. Bu bir zorunlu göç meselesiydi. Bunda da bazı sıkıntılar yaşandı. Şu bizim bir Van Gölümüz var. Bu gölümüzde bir Akdamar Adası ve Kilisesi var. Biz devlet olarak buranın restorasyonunu yaptık. Şu anda her yıl Ermeniler gelir, orada yıllık ayinlerini yaparlar. Kaldı ki şu anda Türkiye’de 100 bine yakın Ermeni var. Bunların içerisinde benim resmi vatandaşım olan Ermeniler var. Bir de vatandaş olmadığı halde bize sığınmış olan Ermeniler var. Türkiye’den ABD’ye göç etmiş olan Ermeniler de var. Şu anda Türkiye’deki dini azınlık gruplarını temsil eden 17 kişi New York’ta bir Yahudi fotoğraf sanatçımızın Akdamar Kilisesi ile ilgili fotoğraf sergisini açmak üzere bulunuyor. Dolayısıyla her şey size anlatıldığı gibi değil. Türkiye’de Patrik adayı olan Ermeni vatandaşımızın yaptığı açıklamalar çok manidardır. Ben onu Sayın Pence’e de verdim. Bunun dışında diğer dini azınlıkların Barış Pınarı Harekatı ile ilgili yaptıkları destek açıklamaları var. Yine bu açıklamaları da Pence’e verdik.’ Tabi merakla bizim yine bunlarla ilgili anlatacaklarımızı bekliyorlar. Bunlar önem arz ediyor. Tüm bunların yanında S-400, F-35, Patriot konusu da görüşeceğimiz konular içerisinde.”

“Kırgınlık nasıl olmasın”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Irak’ta 2003’den beri ilk defa bu denli büyük protesto gösterileri ile karşılaşıyoruz. Gösteriler Şiilerin yoğun olduğu Basra ve Kerbela gibi şehirlerde ve İran’a yönelik protestolar. Son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye-İran ve Bağdat Merkezli ilişkilerimizi nasıl etkiler? Yine bizim TSK’nın Kandil’deki operasyonları Irak’taki bu durumdan dolayı sekteye uğrayabilir mi?” sorusuna karşılık, “Biz Pençe 1-2-3 harekatlarımızı aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Burada herhangi bir aksama eksilme söz konusu değil. Bunu sonuna kadar da götüreceğiz. Sincar ise Sincar, Kandil ise Kandil Aynen devam edeceğiz. Ama şunu açık ve net söylüyorum; burada özellikle Irak’taki bu ayaklanmaların arkasında kimler yatıyor? Biz kimler tarafından yapılabileceği veya yapıldığına yönelik tahminde bulunuyoruz. Tabi bunun İran’a sirayet etme noktasındaki durumlarını da tahmin ediyoruz. Çünkü dert İslam dünyasını bölmek, parçalamak ve birbirine düşürmek. Düşünün bizim aleyhimizde Irak’tan karşı açıklamalar geldi. Son dönemde Neçirvan Barzani olumlu, güzel bir açıklama yaptı. Ama İran’dan bile olumsuz açıklamalar geldi. Bizim Barış Pınarı Harekatımızı tasvip etmediklerini söylediler” ifadelerini kullanırken, “Kırgınlık var herhalde” sorusuna ise, “Olmaz olur mu? Nasıl olmasın. Bu kadar zamandır vatandaşlarımızı, insanımızı teröristler sivil ve asker demeden şehit ediyorlar. Elimiz bağlı kalacak halimiz yok. Gereği neyse gereğini yapmamız lazım. O zaman biz niye devletiz? O zaman bunca Silahlı Kuvvetler mensubunu niye biz güçlü tutmaya çalışıyoruz? Suriye Milli Ordusu mesela Kim bunlar? Kılıçdaroğlu’na göre terörist. Bana göre değil. Onlar anlı şanlı, benim askerimle el ele, kol kola, omuz omuza orada kendi topraklarını savunan gerçek manada diriliş mücahitleridir. Ama bay Kemal’e sorarsan Suriye Milli Ordusu terörist. Sen nasıl dersin bunu? Sen böyle bir şeyi söyleyeceksen öbür tarafta bir tane malum terör örgütlerinin başında olan güç var, onun için söyle” dedi.

“Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadılar”

Bir basın mensubunun, “Salı günü grup toplantısında ‘Dostlarımız daha evvel hava savunma sistemlerini söküp götürdüler’ ifadesini kullandınız. Yeni süreç sizce NATO parametlerini, algılarını dönüştürür mü, değiştirir mi?” sorusuna Erdoğan, “3-4 Aralık’ta Londra’da NATO Liderler Zirvesi olacak. Orada bu konuları çok açık ve net gündeme getirmeyi planlıyorum. İlla savaş olduğu zaman mı NATO devreye girer? 5. Madde savaş olduğunda mı devreye girer? 5. Madde terörle mücadele esnasında devreye girmeyecek mi? Ben bunu Stoltenberg’e sordum. Şu ana kadar NATO en ufak bir adım atmadı. Hiçbir AB üyesi ülke Barış Pınarı Harekatı’nda yanımızda yer almadı. En ufak olumlu açıklamaları yok. Bunlar sadece ‘Doğu Akdeniz’de petrol arama işlerinde Türkiye’yi nasıl engelleriz?’ gayreti içindeler. Nerede petrol var bunun gayreti içindeler. Biz böyle bir derdin peşinde değiliz. Bizim bütün derdimiz şu anda Suriye ile ilgili olarak, bu ülkenin birlik, beraberlik ve bütünlüğüdür. Onun için de yaptığımız tüm çalışmalar, tüm müdahaleler ona yöneliktir. Temenni ederiz ki bunu inşallah süratle, kısa zamanda neticeye ulaştırırız” cevabını verdi.

“Cumartesi Putin ile telefon görüşmemiz olacak”

Son olarak, “ABD askerlerinin petrol alanlarının etrafında kümelendiği görülüyor. Alandan çekilme vaatlerine rağmen özellikle petrol alanlarında görünmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık Erdoğan, “Ben ağırlıklı olarak açıklamalarımda Sayın Trump’ın ifadelerine dayalı olarak konuşuyorum. Sayın Trump’ın altındaki emir-komuta zinciri içerisinde, yani memur sıfatında olanların ağzına bakmıyorum. Trump’ın ağzına bakarak konuştuğum zaman Trump çekilecekler veya çekiliyoruz dediği için değerlendirmemizi böyle yaptık. Ama ondan sonra yaptığım iki telefon görüşmesinde de tüm bu gelişmeleri kendisi ile paylaştım. Kendileri de bu konunun üzerine eğileceğini söyledi. En sonunda Pence ve Pompeo’yu buraya gönderdi. Şu anda bizim heyetlerimiz Ruslarla da görüşüyor. Yine devam ediyoruz. Önceki akşam Trump ile görüştüm. Cumartesi de Sayın Putin ile telefon görüşmemiz olacak. Oradan da görüşmelerde bilgilerimizi alalım ki, ayın 13’ünde yapacağımız görüşmelerin altyapısını oluşturmuş olalım” açıklamasını yaptı.

Batuhan Yaşar



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ

D.BAKIR- Genel Başkanlığını Ekonomi Eski Bakanı Ali Babacan’ın yaptığı Demokrasi ve Atılım Partisi’nin merkez Yenişehir İlçe kongresi, oldukça kalabalık bir katılımla yapıldı.

İl Başkanlığını Diyarbakır’ın tanınmış ve sevilen simalarından, Avukat cihan Ülsen’in yaptığı DEVA partisi Yenişehir İlçe Başkanlığı kongresi, tanınmış isimleri bir araya getirdi.

Gazi Köşkü Tesislerinde bulunan Kuğulu parkta yapılan kongrede, sosyal mesafeye özen gösterilirken, kongreye gelen herkesin, girişte ateş ölçer ile ateşi ölçüldü. Herkesin maske taktığı kongrede, masalara el antiseptiği bırakılarak, vatandaşların yararlanması sağlandı.

DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan, Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri, spor ve sanat dünyasının tanınmış isimleri, basın yayın kuruluşlarının temsilcileri ile, kalabalık bir davetli topluluğunun yanısıra, DEVA partisinin Doğu ve Güneydoğu Teşkilatlarından gelen İl ve İlçe Başkanları, delegeler ve teşkilat mensuplarının katıldığı kongre, bir hayli coşkulu geçti.

Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımız’ın okunmasını müteakiben, DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan ile Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, birer konuşma yaparak, DEVA partisinin kitle partisi olduğunu ve kadro hareketi olduğuna dikkati çekerek, vatandaşların yaşadığı sorunlara kalıcı ve köklü çözümler üretmek şiarıyla yola çıktıklarına vurgu yaptılar.

DEVA partisi Diyarbakır İl Başkanı Avukat Cihan Ülsen ise, kongrelerin iktidara yürüyüşlerinin işaret fişeği olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

‘VİRA BİSMİLLAH’ DİYEREK, İKTİDAR STARTINI VERİYORUZ

Sözlerime değerli ve seçkin heyetinizle birlikte olmaktan ve sizlere hitap etmekten duyduğu mutluluğu ve onuru ifade ederek başlamak istiyorum. Hep beraber zorlu süreçlerden geçiyoruz.

Ama geldiğimiz noktada bu sorkunların hiçbiri bizleri yıldıramamıştır. Yakın tarihimizin en karanlık günlerinden geçiyoruz. Türkiye, bir bütün halinde çok ağır sorunların altında ezilirken, umudun sesini ve ümitsizliğin çarelerini, karartılan geleceğinin aydınlığını bu salonlarda aramaktadır.



Sadece bu salonu dolduran yol arkadaşlarım değil, memleket sathına yayılmış tüm DEVA gönüllüleri, sorumluluklarının farkında, gücü elinde tutan ve kötüye kullananlara karşı büyük bir kararlılıkla yola çıkmış ve özgürlüklerine sahip çıkacak olan sesi yükseltmiştir. Bir başarı hikâyesi yazmanın tüm imkânlarını ellerimizden almaya gayret ediyorlar.

Ama biliyoruz ki, birikmiş hayal kırıklıklarından öfkelere, üzüntülerden yolda kalmış tüm umutlara rağmen, hayat kendini yeniler ve yeni bir zeminde yeniden yeşerir.

DEVA, YENİ BİR SÖZ VE YENİ BİR NEFESTİR

Hakkın ve mazlumun yanında olmayı gerektirdiğini bilenler olarak; insanın insanlığının, öteki için fedakârlıkta bulunma cesareti ile ölçüldüğünü biliyoruz çünkü.

Ama, unutulmamalıdır ki, sadece tanıklık etmek ve olan biteni izlemekle kanayan yarayı iyileştirme olanağımız yoktur. Tanıklık, beraberinde bir müdahale imkânını ortaya çıkarır. DEVA da, tam da bundan dolayı, haksızlıklara, eşitsizliklere ve adalete gölge düşüren her eyleme bir müdahalenin adıdır.



İnsanların ötekileştirildiği ve ayrıştırıldığı, hukuk ve adalete olan güvenin azaldığı, kişi Hak ve özgürlüklerinin askıya alındığı, hak ve özgürlüklerin bir lütuf olarak sunulduğu ve inayet ekonomisinin cari kılındığı, yargının özgür vicdanını bir kenara bırakıp, artık talimatla kararlar verildiği, ekonomik ve sosyal eşitsizliğin her gün katlanarak arttığı, işsizliğin bir kader olarak tahkim edildiği, emekçinin, esnafın ve çiftçinin sesinin duyulmadığı, çocuklarının geleceğinin karartıldığı, kadınların öldürüldüğü böylesi karanlık bir zamanda, DEVA ve kadroları, yeni bir ses ve yeni bir nefes olmaya geliyor.


Umutların, birleştirici ve toparlayıcı yanı vardır. Umutsuzlukta ise yozlaşmanın burukluğu vardır. Umutsuz olmaya, ‘böyle gelmiş böyle gidecek demeye, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ rahatlığına, ortalamanın altında sözlere gönül indirmeye ve vasata bel bağlayan siyasetin devam etmesini sağlayacak eylem yoksunu tavırlar içinde olmaya, tam da bundan dolayı hakkımız yok. En çok da, sözümüz yere düşmesin diye sizleri, saygı ve muhabbetle selamlıyoruz’.


‘SORUNLARIMIZ VAR, FAKAT UMUTLARIMIZ VE AZMİMİZ DE VAR’

Ardından söz alan DEVA partisi Diyarbakır Yenişehir İlçe Başkanı Erdal Akildiz ise, şunları söyledi: ‘Bugün burada, yaklaşık altı ay önce, toplumun tüm kesimleri için bir umut ışığı olarak, Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan önderliğinde, hukukun üstünlüğüne dayanan, ekonomisi güçlü, refah seviyesi yüksek, şiddet, korku, baskı ötekileştirme, ayrıştırma ve ayrımcılığın yaşanmadığı, çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğe umutlarla baktığı, halkımızın barış ve huzur içinde yaşayacağı, saygının ve güçlü bir Türkiye idealini gerçekleştirmek amacıyla kurulan partimizin, birer paydaşı olma heyecanını ve haklı gururunu yaşamaktayız.

DEVA hareketinin değerli dava mensupları, ülkemizin sorunları günden güne büyümekte ve insanların tahammül sınırlarını sonuna kadar zorlamaktadır. Ekonomik kriz vatandaşlarımızı bezdirmiş, esnaflarımız birer birer kepenk kapatıyor. İşsiz sayısı, her geçen gün katlanarak artıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz zorlu pandemi sürecinde, sosyal devlet anlayışı gereği bireylerin asgari gelir güvencesi ve sosyal güvenlik olanağı sağlanmamış olup, yurttaşlarımızın tümüne Eğitim, Sağlık ve barınma gibi hizmetler, eşit bir şekilde sunulmamıştır. Üstüne üstlük çözüm, halkımızın cebinden bağışlarında aranmıştır. İnsanlarımız, son derece zor koşullarda, hayatlarını idame etmeye çalışmaktalar.

Tam bu noktada, hareketimiz ülkemiz ve Diyarbakır’ın sorunlarına ‘DEVA’ getirmek için yola çıktı. İnsanlarımızın sorunları sürekli artarken, çözüm üretmesi gereken kadrolar, tam tersine çözüm değil, sorunun birer parçası haline gelmeye başladılar.

Adanmışlık duygusuyla çıktığımız bu kutlu yolculukta, kadirşinas halkımızın yaşadığı ve maalesef her geçen gün kangrenleşen sorunlarına kalıcı ve köklü çözümler üretebilme noktasında, bütün gayretimizi sarf edeceğiz.


Zorlu pandemi sürecinde, birçok Avrupa ülkesi, vatandaşlarına yardımcı olabilmek için bütün olanaklarını seferber ederken, ülkemiz genelinde ise milyonlarca vatandaşımız, giderek derinleşen kriz ile boğuşmak zorunda kaldı, kaderine terk edildi.

Diyarbakır’a baktığımızda, insanlarımız, İş Kur şubelerinin önünde, bitmek bilmeyen ve saatler süren kuyruklarda umut aramaktalar. İşsizlik ve hayat pahalılığı korkunç boyutlara ulaşmış durumda.

Evet, çok ciddi ve giderek artan sorunlarımız var. Ama, İnanç, Azim ve insan unsuru, kaynaklarımız ve geleceğe yönelik umutlarımız da var. Bu duygu ve düşüncelerle, toplumumuzun kangrenleşen sorunlarına, ortak aklı kullanarak kalıcı ve köklü çözümler üretebilmek, projesi olan tüm kurum ve kuruluşlarla, her platformda işbirliği yaparak, ekmeğini yediğimiz şehrimize hizmet noktasında, herkesle iş birliği ve gönlü birlikteliği yapmaya hazırız.


Aziz hemşehrilerimi bu vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyor, hareketimiz ve kongrelerimizin, kentimize ve aziz milletimize hayırlara vesile olmasını, Yüce Rabbim’den niyaz ediyorum’.




ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi

Şanlıurfa’da evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla kurduğu iş yeri yanan şahıs, yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde izledi.

Edinilen bilgiye göre olay, Haliliye ilçesine bağlı Süleymaniye Mahallesinde yaşandı. Ramazan Aksoy isimli vatandaş, yaklaşık bir yıl önce evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla düğün salonu açtı. Birkaç ay iş yerini çalıştıran Aksoy, korona virüs nedeniyle iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Eşi ve çocuklarıyla birlikte kiralık bir evde yaşamaya başlayan Aksoy, arkadaşlarından borç para alarak çalıştıramadığı iş yerinin kirasını ödemeye devam etti.

Pandemi süresince kapalı olan iş yerinden bugün akşam saatlerinde dumanlar yükseldi. Durumu fark eden çevredekiler itfaiyeye haber verdi. Olay yerine giden itfaiye ekipleri, bir binanın bodrum katında olan düğün salonuna girerek yangını söndürmeye çalıştı.

İş yerinin yandığını haber alıp gelen Ramazan Aksoy, duvar dibine oturup yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde seyretti. Her şeyini satıp arkadaşlarından aldığı borç parayıda üzerine ekleyerek düğün salonu açtığını söyleyen Ramazan Aksoy, gözyaşlarına boğuldu.

İş yeri sahibinin bütün varlığının düğün salonu olduğunu söyleyen Cengiz Toprak ise Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile hayırsever vatandaşların kendisine el uzatmasını istedi.

Düğün salonundaki dumanı tahliye eden ekipler, yangının çıkış nedeni belirlemek için çalışma başlattı.

Şinasi İnan

Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı

Sur Özergin Yönetim Kurulu Başkanı iş insanı Süleyman Ergin,19 Eylül Gaziler Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayarak, ebediyete intikal etmiş tüm gazileri rahmetle, hayatta olan gazileri de minnet ve şükranla andıklarını kaydetti

İş insan Süleyman Ergin mesajında; “Şehit ve gazilerimiz, devletimizin ve milletimizin özgürlüğüne, bağımsızlığına, birliğine ve bütünlüğüne kasteden mihraklara karşı canları pahasına verdikleri ulvi mücadele ile bu ülkeyi bizlere vatan edinilmesini ve vatan olarak korunmasını sağlamışlardır.

Tarih Boyunca bağımsız yaşamış Türk milleti işgal ve esarete alışık olmayan, tarihinde bu uğurda çok savaş yapmış bir çok insanını şehit ve gazi vermiş asil ve büyük bir millettir. Bu vatan, bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir. Bu yüce emanetin varlığında birlik ve beraberlik içerisinde yaşayarak ancak bu fedakârlığın gereğini yerine getirebiliriz. Birlik ve beraberliğimiz de gözü olanlara karşı kardeşlik ruhunu canlı tutmak azmini, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzu bilmeliyiz.

Bu anlamlı gün vesilesiyle; Dış düşmanlara ve onların içteki işbirlikçilerine karşı şerefle vatanını korumuş, mücadele etmiş başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete göç etmiş şehit ve gazilerimizi anarken, Gazi ve şehitlerimizin ailelerinin kederlerini paylaşır, hayatta olan tüm gazilerimize sağlık ve esenlik diler, onlara saygı ve sevgilerimizi sunarız.” dedi.

DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI

D.BAKIR- Yıllardır sektörün en beğenilen ve tercih edilen firmalarından biri olan Ciğerci Muharrem Usta, yeni dönem için gerekli tüm hazırlıklarını tamamlayarak, dualar eşliğinde, ikinci şubesini tadına doyumsuz lezzetlere açtı.

Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, sektörün deneyimli isimlerinden oluşan kadrosuyla, Diyarbakır halkına kaliteli hizmet ve enfes lezzetleri sunuyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

AÇILIŞ TÖRENİNE, OLDUKÇA KALABALIK BİR KİTLE KATILDI

Açılışta, siyaset, spor, iş ve sanat dünyasının tanınmış simaları bir araya geldi.

Adalet ve Kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır 24. Dönem Milletvekili Galip Ensarioğlu, Kayapınar İlçe Kaymakamı Ünal Koç, Bismil İlçe Müftüsü Ahmet durmuş, Diyarbakır Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Oda Başkanı Haşim Elkaan, Prof. Dr. Abdurrahim Doğru, Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Yöneticileri, Oda, Borsa, Esnaf ve Sanatkarlar Birliği mensupları, muhtelif meslek gruplarının temsilcileri, davetliler, kanaat önderleri, yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarının temsilcileri, açılışa katıldılar.

Yıllardan beridir,  sektörde faaliyet gösteren ve duayen isimlerden olan meşhur Ciğerci Muharrem Usta, açılışta misafirlerini kapıda karşıladı. Konuklarıyla yakından ilgilenerek, tüm masaları dolaşan Muharrem Usta, yine misafirlerini kapıya kadar uğurlayarak, geleneksel misafirperverliğimizin en güzel örneklerini verdi.


Enfes ve oldukça zengin menüsü, temizlik ve hijyene verdiği önem, güler yüzlü hizmet anlayışıyla, vatandaşların haklı takdirini kazanan Ciğerci Muharrem Usta, yeni bir tesisi daha hizmete sunmanın haklı mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, duygularını şöyle dile getirdi:

‘Öncelikle, yeni tesisimizin hayırlı olmasını, Yüce Rabbimiz’den niyaz ediyoruz. Açılışımıza icabet eden başta devlet büyüklerimiz olmak üzere, gelen tüm misafirlerimiz ile, bizzat gelemediği için telefon açarak, çelenk göndererek, hayırlı olsun dileklerini ileten tüm gönül dostlarımız ve Diyarbakır sevdalılarına, en kalbi duygularımızla teşekkürlerimizi iletiyoruz. Üç katlı, 1.500 m2’lik oldukça geniş bir mekanda, kadirşinas halkımıza temiz ve leziz ürünlerimizi sunacak olmanın mutluluğunu yaşamaktayız.


Alo paket servisimizle, 0412 999 09 21 numaralı telefonumuzdan, vatandaşlarımızın tüm siparişlerini evlerine ve iş yerlerine ulaştırıyoruz. Bugün itibarıyla, otuz personelimizi istihdam ederek, hem kentimiz ekonomisine katma değer katmaya, hem de istihdama katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki süreçte, bu sayının artarak, çok daha fazla sayıda insanımıza iş olanağı temin etmeyi hedefliyoruz’.

AÇILIŞTA, MASKE, MESAFE VE TEMİZLİĞE ÇOK DİKKAT EDİLDİ

Öte yandan, Ciğerci Muharrem Ustanın, Merkez Kayapınar İlçesindeki ikinci şubesinin açılışında, gerekli tüm şartlara dikkat edildi.

Ateş ölçer ile, tesise giriş yapan tüm misafirlerin ateşleri ölçülürken, girişte el dezenfektanı verildi.

Ayrıca, çocukların unutulmadığı tesiste, onlar için oyuncakların olduğu yer ayrıldı.


LEZZETLER ZİNCİRİ, DAMAKLARI TATLANDIRACAK

Sektörün en tecrübeli ve duayen isimlerinden Ciğerci Muharrem Usta, deneyimli ve güler yüzlü kadrosuyla hizmete açtığı lezzet durağında, birbirinden güzel menüsünü, misafirleriyle buluşturacak.

Ciğer, kuzu, dalak, yürek, ızgara çeşitleri, incik tava, gerdan tava, sac tava, çorba, döner, kabuklu ızgara, patlıcanlı ızgara, kaburga şiş, köşleme, kuşbaşılı pide gibi, enfes ürünlerin, birbirinden leziz meze ve salatalarla hizmete sunulacağı tesis, daha ilk günden, müdavimlerinin akınına uğradı.

Sektöründe senelerin tecrübesine sahip usta ellerin, adeta sevgilerini de katarak hazırladıkları çok beğenilen ve özellikle tercih edilen tüm çeşitlerini, deneyimli ve güler yüzlü personeller eşliğinde, misafirlerine takdim eden Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, Diyarbakır halkına, sağlıklı, temiz ve hijyenik ürünlerle hizmet sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Ciğerci Muharrem Usta, ‘Sağlık tedbirlerini alarak, hizmetlerimize devam etmekteyiz. İşletmemizde, sosyal mesafe, temizlik ve hijyen kurallarına azami riayet ediyoruz. Bizler, senelerden beridir yaptığımız gibi, lezzet ve şifa deposu leziz ürünlerimizi üretip, misafirlerimizin beğenisine sunmaya devam etmekteyiz.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ve her kademede uyulacak kuralların yanı sıra, masa ve oturma düzenine dair tüm düzenlemeler için gerekli hazırlıkları tamamladık. Bu kapsamda, hem kendi çalışanlarımız ve hem de ailemizin parçası olarak gördüğümüz müşterilerimizin can sağlığı açısından, Bakanlığımızca belirtilen gerekli tüm ilkeleri uygulamaktayız. Tesisimizin girişlerinde el antiseptiği var ve misafirlerimiz, ellerini antiseptikle temizledikten sonra giriş yapıyorlar. Mümkün olduğunca, temassız ödeme alıyoruz, temaslı post cihazı kullanılması halinde, her kullanımdan sonra cihazın silinerek temizlik ve dezenfeksiyonunu yapmaktayız. Ayrıca, hem çalışanlarımız ve hem de işletmeye gelen herkesin, işletmeye girişlerinde temassız ateş ölçümlerini yapmaktayız.

Cenab-ı Allah’a; şükürler olsun ki, yıllardan bu yana, severek ve özenle yaptığımız işimizi, çok daha titiz ve hassas bir şekilde yapmaya devam ediyoruz. İşletmemizde temizlik ve sağlıklı ürünler konusunda oldukça hassas davranıyoruz. Etlerimizin yanı sıra, kullandığımız tüm ürünlerimiz, günlük ve taze olup, gerekli sıhhi kontrolleri yaptıktan sonra kullanmaya başlıyoruz.



Kadromuzda, yılların sektörün içinde olan ve işini sevgiyle yapan ustalarımız var. Diyarbakırlı vatandaşlarımızın yanı sıra, yerli ve yabancı turistler ve misafirleri de konuk etmekten mutluluk duyarız, Damak tadına hitap eden nefis ciğer ve salata çeşitlerimizi sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Park sorunumuzun olmadığı ve kentimizin her yerinden toplu ulaşım vasıtalarıyla gelinebilecek olan İşletmemize, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz’.

 ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’ Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme“ dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen AK Parti İstanbul 100 bin Yeni Üye programına katıldı.

“Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz”

AK Parti İstanbul yeni üye katılım programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Esasen bu programın 100 bin yeni üyemizin tamamının katılımıyla yapmayı istiyordum. Ancak salgın şartları sebebiyle bu şekilde sınırlı toplantıyla yapmak durumunda kaldık. Hedefimiz aslında İstanbul’un en büyük stadyumlarından birinde bu programı yapmaktı. Fakat salgın bunu ne yazık ki engelledi. Salgının engellemesi yürüyüşümüzü durdurmaz. Şu anda bu meydanda hamdolsun bu katılımla, bu coşkulu katılımla adımı attık, yolumuza devam ediyoruz. Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz. İstanbul teşkilatımızın 100 bin yeni üyemize büyük AK Parti ailesine hoş geldiniz diyorum. Yeni üyelerin partimize katılmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum. Üye sayımız artıyor ailemiz büyüyor sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmanın bereketli bir şekilde neticelendiğini görüyoruz” dedi.

“AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir”

Salgınla mücadele kuralları üye katılımında yeni yöntemler geliştirme yönelttiğini söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin dijitalleştiği bir devirde siyasetin bunun dışında kalması düşünülemez. Bizde üye başvurularını internet üzerinden alacak bir sistem kurduk. Yeni üyelerimizden 11 binin ön başvurularını az önce ifade edildi AK üyelik İstanbul org internet sitesi aracılığıyla aldık. Buradan başvuru yapan vatandaşlarımızı bizzat evlerinde ziyaret ederek üye kayıtlarını kesinleştirdik. Yeni üye seferberliğinin parti teşkilatımıza farklı bir dinamizm kazandırdığını görüyoruz. Salgın sebebiyle yüz yüze iletişimin zorlaştığı dünyanın birçok ülkesinde hayatın durma noktasına geldiği bir dönemde İstanbul teşkilatımızı bu kampanyası çok daha değerli ve anlamlıdır. Önümüzdeki süreçte ‘tamam’ diye sloganlaştırdığımız, temizlik, maske, mesafe tedbirlerini uygulayarak partimize yeni üye kazandırma çalışmalarına devam edeceğiz. Bu gün AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir. Ülkemizin bütün renklerini kucaklayan, bütün farklılıklarını kuşatan bu hareket bu dava Türkiye’nin en geniş ailesidir. Biz sadece üye sayısına göre değil aynı zamanda temsil kabiliyeti bakımından açık ara birinci partiyiz” diye konuştu.

“AK Parti milletin partisidir, 83 milyonunu tamamının partisidir

“AK Parti’nin güçlü olması güçlü kalması Türkiye’nin birlik, bütünlük ve selameti açısında hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareket ne kadar büyürse Türk demokrasisi de o derece güçlenecektir. Bu hareket ne kadar güçlenirse Türkiye’nin kalkınma gayretleri o derce hızlı neticeye ulaşır. AK Parti ne kadar geniş bir kitleye ulaşırsa milletimizin kardeşliği o derece kuvvetlenir. AK Parti özellikle genç kuşaklarla kadrosunu ne kadar tahkim ederse Türkiye’nin geleceği o derece aydınlık olacaktır. Üye çalışmalarımızı yürütürken yapılan her yeni kaydın partimizle birlikte ülkemizin de güçlendiğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. Küçük olsun benim olsun düşüncesiyle değil, büyük olsun bizim olsun vizyonuyla hareket edeceğiz. Partimize emek vermiş eskilerin dediği gibi partinin tozunu yutmuş tüm yol arkadaşlarımızla irtibatımızı güçlendireceğiz. Gönülden yaparsan gönüller kazanırsın düsturuyla 83 milyonun her bir ferdini kucaklamaya çalışacağız. Yeni isimlerle, yeni yüzlerle, yeni hizmet erleriyle kadrolarımızı tahkim ederken tek bir gönüldaşımızı dışarıda bırakmayacağız. Hiç kimseyi dışlamadan, kırmadan, dökmeden hatta varsa kırık kalpleri tamir ederek faaliyetlerimizi yürüteceğiz. AK Parti milletin partisidir. 83 milyonunu tamamının partisidir. Bu partiyi kuranda 18 yıl boyunca iktidarda tutanda milletimizin kendisidir. Milletimizin sinesinden çıkmış bir hareket olarak bizim kimseyi dışlamaya, ötekileştirmeye inancından, fikrinden, hayat tarzından ötürü hakir görmeye hakkımız yoktur. Önce millet, önce memleket diyen Türkiye eksenli hareket eden herkese elimizi uzatmak durumundayız. Bu güne kadar uzattık, uzattığımız içinde Allah’a hamdolsun güçlüyüz. AK Parti çatısı altında terör ve şiddetle arasına mesafe koyan herkesle ne kadar aykırı olursa olsun her türlü görüşe yer vardır. Hakaret içermediği sürece, partimizin güçlenmesine katkı yapacak her türlü eleştiriye de kapımız açıktır. Hakikatin kıvılcımın fikirlerin yasaklanmasından değil, fikirlerin çarpışmasından doğduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla hareket ettik. Farklı fikirlere açık olduk, inşallah bundan sonrada yolumuza bu şekilde devam edeceğiz. Özellikle şu an çalışmaları devam eden 7. Büyük kongre sürecimizi en değerli şekilde değerlendirmek istiyoruz. Büyük kongre hazırlıkları hem muhasebe yapma, hem kendimizi yenileme, hem de eksiklerimizi giderme fırsatı veriyor. Salgın sebebiyle kongremizi sadece teşkilat mensuplarımızla yapmak mecburiyetinde kalsak da milletimizin farklı kesimleriyle irtibatımızın kopmasına asla müsaade etmiyoruz. Salgın kurallarına uygun şekilde vatandaşlarımıza ulaşarak onlarla konuşarak fikirlerini alıp gönüllerini kazanmaya çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda AK Parti çok daha güçlenmiş bir şekilde yoluna devam edecektir” dedi.

“Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz”

Türkiye’nin birçok cephede mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz. İçeride veriyoruz, sınır ötesinde ötenin ötesinde de veriyoruz. Sadece sınırlarımız içinde değil Irak’tan Suriye’ye Akdeniz’den Ege’ye kadar geniş bir alanda emperyalizmimin farklı yüzleriyle muhatap oluyoruz. Bir asır önce Anadolu’yu işgal edenlerle Libya’da, Doğu Akdeniz’de karşımıza dikilenlere niyet bakımından hiçbir fark yoktur. O dönemde işgalcilere alkış tutanlar olduğu gibi bugünde farklı kisveler altında mandacılığı savunanlar var. O dönem işgalcilerle birlikte olup millete ihanet edenler olduğu gibi bu günde gavurun kılıcını sallayanlar var. O dönemde kalemini işgalcilerin emrine verenler olduğu gibi bugünde batılı efendilerine şirinlik yapan kalemşörler var. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi bunların karşısında ise istiklali ve istikbali için gerekiyorsa kanının son damlasına kadar mücadele etmeye hazır bir millet var. İşgale boyun eğmek yerine Ya istiklal ya ölüm parolasıyla Anadolu’yu yedi düvele dar eden Şerife Bacılar, Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar, Şahin Beyler hala aramızdadır. Gezi olaylarıyla fitili ateşlenen, 17-25 Aralık girişimiyle devam eden, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüyle ayyuka çıkan saldırıların yegane hedefi yüz yıl önce yarım kalmış hesabı görmektir” şeklinde konuştu.

“Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin”

“Coğrafyamızda ve dünyanın pek çok yerinde yaptıklarını bize de uygulamak istiyoruz” diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi terörle, baskıyla ekonomik tetikçileriyle hedef alanların amacı bizi onurlu ve kararlı duruşumuzdan vazgeçirmektir. S&P kendine çeki düzen ver. Sen Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla bir yere çekemezsin. Bunu daha öncede yaptın, netice aldın mı alamadın. Bundan sonra da alamayacaksın. Biz senin üyende değiliz. Kuruş para da vermiyoruz, para mı istiyorsun sana bir kuruş yok. Böyle başkalarıyla bize kalkıp da ekonomik destur çekmeye çalışanlara kusura bakmasınlar. Bunların derdi ne AK Parti’yledir ne Tayyip Erdoğan’ladır. Bunların derdi milletimizin kendisiyledir. Toprağından devletine kadar Türkiye’nin varlığıyladır. AK Parti ve Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye’yi teslim almak diz çöktürmek için her yolu deniyorlar. Her ne kadar muhalefet görmek istemese de milletimizin bütün fertleri görüyor. Mücadelenin Tayyip Erdoğan’ın ikbal mücadelesi olmadığını, ülkemiz ve geleceğimiz için yürütülen bir istikbal mücadelesi olduğunu, vicdan ve izan sahibi herkes biliyor. Ne diyor bizim problemimiz Türk milletiyle değil, bizim problemimiz Erdoğan’la, Erdoğan’ı indirmemiz lazım. Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme, bak biz sizi Cezayir’den tanırız, bir milyon Cezayirliyi siz öldürdünüz. 800 bin Ruandalıyı siz öldürdünüz. Biz sizi Libya’dan tanırız. Bize insanlık dersi veremezsiniz. Biz Osmanlı olarak buralara gittiğimiz zaman barış götürdük, buralar insanlığı götürdük. Önce bunu öğren. Bunu hazmedemiyor. Onun için çıldırıyorlar. AK Parti’nin şahsında zayıflatılmak istenen 83 milyonun birlik beraberlik kardeşliği olduğunu bütün herkes kabul ediyor. Halen Türkiye’nin açık ara en güçlü partisiysek bunun sebebi milletimizin basiret ve ferasetidir. Partimiz üzerinde oynanan oyunların hepsi Anadolu insanını irfanı karşısında başarısızlık” ifadelerini kullandı.

“Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir”

Doğu Akdeniz’de çalışmaların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi dertleri, Barbaros Doğu Akdeniz’de bir taraftan sismik araştırmalar bir taraftan sondaj çalışmaları, eğer bir de Türkiye petrolü bulduysa doğalgazı bulduysa vay halimize, dertleri bu çalış senin de olur. Biz şu anda çalışıyoruz. İki tane sismik araştırma gemimiz var, 3 tane sondaj gemimiz var. Bunlarla gece gündüz çalışıyoruz. Rabbim inşallah bunun neticesini bizlere lütfedecek. Milletimiz gerektiğinde canı pahasına bize karakaşımız için değil bu ülkeye olan sevdamızdan dolayı sahip çıkıyor. AK Parti Türkiye’yi savundukça, büyük ve güçlü Türkiye davasına omuz verdikçe milletimizde AK Parti’ye destek olmayı inanıyorum ki sürdürecektir. Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir. Türkiye varsa güçlüyse hedeflerine ilerliyorsa AK Parti işini doğru yapıyor demektir. Bırakın bu ülkenin başına bir şey gelmesini ayağına taş değse bunun vebali de hepimizin omuzlarındadır. Unutmayın Türkiye varsa biz varız, Türk milleti güçlüyse bizde güçlüyüz. Türkiye hedeflerine yaklaşıyorsa işimizi doğru yapıyoruz demektir. Ülke ve millet düşmanlarının hedefindeysek doğru yönde yürüyoruz demektir. Milletin ve ümmetin dualarını alıyorsak istikamet üzereyiz demektir. Mazlumların ve mağdurların umudu olmayı sürdürüyorsak hakka ve hakkaniyete uygun çalışıyoruz demektir. AK Parti olarak 19 yıldır bu şekilde çalıştık” şeklinde konuştu.

“Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır”

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Şehitlerimizle beraber yürüyoruz. Rabbim şehitlerimize rahmet eylesin. Sadece darbeler, krizler, antidemokratik müdahalelerle kaybettiğimiz yılları telafi etmekle kalmayacak Türkiye’yi her alanda birinci lige taşıma imkanını bulacağız. Yanlış adımlar atmamızın bedelini ise sadece partimiz değil, milletimizle beraber umudunu bize bağışlamış 100 milyonlarca kardeşimiz de ödeyecektir. Tarihimizin en kritik döneminde bu kadroya çok önemli görevler düşüyor. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğinden şüphe duymuyorum. Size inanıyorum ve güveniyorum. Partimiz ve davamız için İstanbul’un ne kadar önemli olduğunu sizler zaten biliyorsunuz. Hep birlikte çok daha fazla çalışarak önce 2023’te, sonra 2024’te İstanbul halkının teveccühünü rekor oy oranlarıyla sandığa yansıtacağımıza inanıyorum. İnşallah aynı gerçeği Türkiye genelinde de elde edeceğiz. AK Parti ailesine yeni katılan dava arkadaşlarıma aramıza hoş geldiniz diyorum” dedi.

Mehmet Başa

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la küçük çocuğun gülümseten diyaloğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’la küçük çocuğun gülümseten diyaloğu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 100 Bin Yeni Üye programında konuşmasını yaptığı sırada küçük bir çocuğun, ‘Tayyip dede’ diye seslenmesine, “Efendim hoş geldin torunum” diyerek cevap vermesi neşeli anların yaşanmasına neden oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 100 Bin Yeni Üye programında yaptığı konuşma sırasında küçük bir çocuğun, ‘Tayyip dede’ diye seslenmesi üzerine konuşmasına ara vererek çocuğa cevap verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine, ‘Tayyip dede’ diye seslenen küçük çocuğa, “Efendim, Tayyip dede dediğine göre hoş geldin torunum diyeyim. Bende gözlerinden öpüyorum” diyerek cevap vermesi neşeli anların yaşanmasına neden oldu.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler