• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?” dedi.

Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in katılımlarıyla Kara Harp Okulunda gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına geldiğinde öğrencileri “Merhaba harbiyeliler, nasılsınız” diyerek selamladı. Kara Harp Okulundan 270, Deniz Harp Okulundan 194 ve Hava Harp Okulundan 177 teğmen olmak üzere toplam 641 öğrenci mezun oldu.

“Biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeniden yapılandırılan Milli Savunma Üniversitesinin mezun sayısının 19 bin 600’e ulaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Üniversitemize bağlı harp okullarımızın başarılı çalışmalarını yakından takip ediyorum. Rektörümüze, hocalarımıza ve eğitimlere katkı veren tüm subaylarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yeni yapısıyla üniversitemizin her geçen yıl daha da güçlendiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Artık bu noktadan geriye gidiş asla söz konusu değildir, olmayacaktır. Hep daha ileriye, daha iyiye, daha mükemmele doğru yürümeye devam edeceğiz. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin nitelikli personel ihtiyacının karşılanması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Terörle mücadelemize, Akdeniz ve Ege başta olmak üzere bölgedeki hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler de eklendi. Savunma sanayimize yaptığımız yatırımları insan kaynağı ile tahkim ederek tüm bu tehditlerle etkili bir mücadele halindeyiz. Buraya Roketsan’dan geliyoruz. Roketsan’ın üstün kabiliyetlerini yerinde görmenin şerefi ile müşerref oldum. Her konuda olduğu gibi savunmada da insan olmadan tek başına teknoloji yeterli ve anlamlı değildir. Subay ve astsubay kadrolarımızı ne kadar iyi yetiştirir, ne kadar donanımlı hale getirirsek kendimizi o derece güvende hissederiz. TSK, 2200 yılı aşan teşkilatlanma yapısı, kurumsal kültürü ve sayısız zaferleri ile milletimizin gurur kaynağıdır. Anadolu’yu bin yıldır vatanımız yapan ve devam ettiren ruh hamdolsun aynı dirilikte ayaktadır. Geçtiğimiz salı ve çarşamba günleri Ahlat ve Malazgirt’te bu ruha bizzat şahit oldum. Bugün de karşımızdaki şu manzara, mücadele azmi yanında eğitimi, donanımı, cesareti ve diğer tüm vasıflarıyla insan kaynağımızın da binlerce yıllık birikimiyle dimdik ayakta olduğunu gösteriyor. Kahraman ordumuzun karada, denizde ve havada gösterdiği başarıların gerisinde işte bu çok yönlü hasbi ve nitelikli insan kaynağı vardır. Ülkemizin tüm kurumları gibi TSK’yı da içeriden çökertme girişimlerinin boşa çıkması, milletimizin ordumuzu sahiplenişi sayesinde gerçekleşmiştir. Kimi tarihçilerin dediği gibi, biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz. Bu hakikatin idrakinde olmayan kimi gafillerin ve hainlerin ısrarla ordumuzla milletimizi ayrıştırmaya çalışması beyhude bir gayrettir. Vatanda topraklarının her karışında, sınırlarımızda ve sınırlarımızın ötesindeki pek çok yerde destanlar yazan kahramanlarımızı buradan tüm kalbimle selamlıyorum” dedi.

“Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?”

TSK’nın kendi ülkesini ve halkını korumanın yanında bölgesindeki ve dünyadaki tüm mazlumların, mağdurların, soydaşların, ümmetin umudu haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Ordumuzun başarılarının gerisinde nitelikli eğitimin, örnek disiplini, üstün donanımı yanında yüzlerce milyon insandan aldığı dua da bulunuyor. Teknolojik üstünlüğümüzü yetişmiş insan kaynağımız ve manevi gücümüzle birleştirdiğimizde Allah’ın izni ile bu ülkenin önünde durabilecek hiçbir güç yoktur. Son 18 yıldır bunun için çalıştık. Önümüze konuna gizli açık nice engelleri bu inançla aştık. Son olarak 15 Temmuz’da gerçek yüzlerini gösteren hainleri bu cesaretle tepeledik. Sınırlarımız dışından kuşatılmaya çalışılan ülkemizi milletimize biçilen kefeni bu kararlılıkla parçalayıp attık. Karşılaştığımız iki yüzlülükleri, alçaklıkları, hak ve hukuk tanımazlıkları, tehditleri, yaptırımları, birliğimizden ve beraberliğimizden aldığımız güçle yıkıp geçtik. Maruz kaldığımız her saldırı mücadele azmimizi daha da perçinledi. Aştığımız her engel kendimize olan güvenimizi daha güçlendirdi. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile geldiğimiz yer geleceğimize daha güvenle bakmamızı sağladı. Şimdi artık dün olduğundan daha gür seda ile daha samimi bir inançla, kendimizden daha emin bir şekilde düşmanlarımıza ‘hodri meydan’ diyoruz. Karada, denizde ve havada karşımıza çıkacak olan herkes Türkiye’nin meşruiyetini, uluslararası hukuktan alan haklarını, çıkarlarını, imkanlarını koruma hususundaki kararlılığını görmüştür. Görmeyenler de emin olun hem sahada hem diplomasi masasında hem uluslararası platformlarda bu gerçekle yüzleşecekler. Biz mücadeleden kaçmayız. Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Biz istiklalimiz ve istikbalimiz için 83 milyon hep birlikte kükremiş bir sel gibi önümüze çıkan bentleri çiğneyip geçmekten geri durmayız. Garbın afakını çelik zırhlı duvarlar sarsa bile iman dolu göğsümüzle hepsini de yıkar geçeriz. Hakk’ın vaat ettiği günlerin işte bugünler olduğuna inanıyoruz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu? Fransız halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden ödeyecekleri bedelleri biliyor mu? Kuzey Afrika ve Körfez’deki kimi ülkelerin kardeş halkları, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri sebebiyle kararan istikballerine razı gösteriyor mu? Onbinlerce kilometre öteden Türkiye’nin demokrasisine, hukuk devletine, bölgesel çıkarlarına göz diken ülkelerin vatandaşları bu sürecin dönüp kendilerine verecekleri zararın farkında mı? Biz binlerce yıllık devlet tarihimizin ve Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın her gününü mücadele ile geçirmiş bir millet olarak tüm bu gerçeklerin idrakindeyiz. Her karışı şehit kanları ile yoğrulmuş bu vatanda ödediğimiz bedelleri gayet iyi biliyoruz. Bugün de girdiğimiz yolda her türlü bedeli ödemeye kararlıyız. Aksi taktirde bizi topraklarda bir gün dahi barındırmayacaklarının farkındayız. Ellerinden gelse bu millete bir nefes hava, bir yudum su, bir lokma ekmek vermeyeceklerin kuşatması altında olduğumuzun bilincindeyiz. Her ne yapıyorsan onlara rağmen yaptık, yapmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Korkunun ecele faydası yok”

Türkiye’nin tarihi boyunca hiçbir zaman saldırgan bir ülke olmadığını, Türk milletinin geçmişinde sömürge lekesi olmayan nadir halklardan biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bizim medeniyetimiz bir fetih medeniyetidir. Ama bizim fetih anlayışımız altındaki ve üstündeki zenginliklerle birlikte toprakların ele geçirilmesi üzerine kurulu değildir. Tam tersine, bizim fetih anlayışımız önce gönüllerin fethidir. Bizim fetih anlayışımız; inanç, köken, meşrep ayrımı gözetmeksizin vatan toprakları üzerindeki herkesin yaşamasını ve yaşatılmasını ifade eder. Ecdadımızdan aldığımız bu anlayışımızla bugün de elimizin ulaştığı, ayağımızın bastığı her yerde gönüller kazanmanın, yaşatmanın, imar etmenin, eser bırakmanın gayreti içindeyiz. Siyasi ve askeri varlık gösterdiğimiz her yerde; yağmalamak, çalmak, almak, üzerine konmak, haraç kesmek için değil, elimizdekini paylaşmak ve mümkünse birlikte kazanmak için gidiyoruz. Ülkemizin bu onurlu duruşu, asırlık hesapların bozulmasına yol açıyor. Maruz kaldığımız saldırıların sebeplerinden biri de bozulan bu hesapların acısıdır. Sırça köşklerin çatırdağını görenler, bunun hıncını ülkemizden çıkarmak için her yerde karşımıza çıkıyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Dünya beşten büyüktür haykırışımızla, küresel bir uyanışa vesile olduğumuz bu süreç gümbür gümbür devam ediyor. Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yabancı düşmanlığının, İslam düşmanlığının, Türk düşmanlığının ayrımcılığın, ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen her olumsuz konuda Türkiye’nin öne çıkarılıyor olması ülkemizle ilgili bir hassasiyetin değil, zihinlerin gerisindeki faşizmin ve husumetin işaretidir. Maalesef ülkemizdeki bazı kesimler de bilerek ya da bilmeyerek bu sinsi oyuna alet olmaktadır. Batı ülkelerinin çok daha beter düzeyde yaşadığı sıkıntılar ve sorunları sadece Türkiye’ye mahsus gibi gösteren kampanyaların asla iyi niyetli olmadığı düşünüyorum. Dünyada Covid-19 salgınıyla en başarılı mücadeleyi yürüten ülkelerden biri olmamıza rağmen bu hususta bile Türkiye’yi karalamaya çalışanlar gerçek yüzleri ve niyetlerini ortaya sermişlerdir. Güvenlikten kadın cinayetlerine kadar her konuda benzer çarpıtmalara rastlamak mümkündür. Biz, eksiklerimizi gayet iyi biliyoruz. Hepsini de düzeltmenin gayreti içindeyiz. Medeniyet ve devlet tarihlerinin derinliğinin, gücünün, genişliğinin farkında olmayanların hafızaları bir asırla sınırlı olabilir. Ama biz, binlerce yıllık süreç içinde dün nerede olduğumuzu, bugün nerede durduğumuzu, yarın nereyi hedeflediğimizi gayet iyi biliyoruz. Hamdolsun milletimizde bu vizyona sahiptir. Önce 2023 hedeflerimizi hayata geçirecek, ardından evlatlarımıza 2053 ve 2071 Türkiye’sini miras bırakacağız. Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Ağustos ayı, tarihimizde zaferler ayı olarak yerini almıştır. Bu ayda; Malazgirt’le başlayan, Otlukbeli’yle devam eden, Çaldıran ve Mercidabık’la süren 450 yıllık bir süreçte doğumuzdaki zaferleri tarihimize armağan ettik. Batı da ise; Belgrad’ın fethinden Mohaç’a kadar uzanan pek çok zaferi yine Ağustos’ta kazandık. Kıbrıs’ı da bir Ağustos ayında vatan topraklarına kattık. Anadolu’da kurduğumuz son devletimiz Türkiye Cumhuriyetinin en parlak zaferi olan Büyük Taarruz’da Ağustos ayının milletimize bir hediyesidir. Bugün de güney sınırlarımızın güvenlik altına alınması gayretlerimizin ilk adımı olan Fırat Kalkanı Harekatını 4 yıl önce bir Ağustos ayında gerçekleştirdik. Tarihimizdeki hiçbir zafer diğerinin alternatifi değildir. Tam tersine her zafer bir sonrakinin habercisi, bir öncekinin tamamlayıcısıdır. İnşallah daha nice Ağustoslarda nice büyük zaferlere imza atacağız. Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karasıyla, deniziyle, havasıyla, tüm unsurlarıyla yeni zaferler için hazırlık yapmaktadır. Milli Savunma Üniversitemizin de ordumuza kazandıracağı subay ve astsubaylarla bu mücadeledeki yerini sürekli ileriye taşıyarak güçlendirecektir. Bugün mezun olan teğmenlerimizi bir kez daha tebrik ediyorum.”

Derya Yetim – İlker Turak – Emin Kuvat



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Sıtkı Usta Diyarbakır’la özdeşleşen soğuk baklavanın patentini aldı Sıtkı Usta Diyarbakır’la özdeşleşen soğuk baklavanın patentini aldı

Kadayıfla özdeşleşen Diyarbakır, tatlı listesine yenisini daha ekledi. Kadayıfçı Sıtkı Ustaya Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Soğuk Baklava Marka Tescil Belgesi verildi.

Diyarbakır’da yıllardır hizmet veren 1968 yılından bugüne vatandaşların damak tadına hitap eden meşhur Kadayıfçı Sıtkı Ustaya, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Soğuk Baklava Marka Tescil Belgesi verildi. Hizmete girdiği günden bu yana, daha güzeli hedefleyerek, yarım asırdır sağlıklı ve doğal lezzetler sunuyor.

Kadayıfçı Sıtkı Usta işletmecilerinden Mehmet Altunbay, ilk günkü şevk ve heyecanla halkın damak tadına hitap eden, hep daha güzeli hedefleyen kadayıf ve künefelerle 52 yıldır sağlıklı ve doğal lezzetler sunduklarını söyledi. Altunbay, “Diyarbakır’da tek şubeyle çıktığımız bu yolculukta, kentimizin yanı sıra başkentimiz Ankara’da, hizmet ağımızı oldukça genişlettik. Olmazsa olmazlarımız arasında yer alan taze, hijyenik ve doğal ürünlerle, misafirlerimize en iyi hizmeti sunuyoruz.

Bu tatlı yolculuğumuzda, kaliteyi hep ön planda tutarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Özellikle künefe ve burma kadayıflarımıza, birçok ülkenin en üst düzey yöneticilerinden özel siparişler geliyor. Kadayıf, künefe, baklava, dondurma ve tüm ürünlerimizde parolamız, kalite, hijyen, temizlik ve lezzet. Diyabet hastaları için yaptığımız özel tatlılarımız çok beğenildi. Böylelikle diyabet hastalarımız, herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan, enfes tatlılarımızdan yiyebiliyorlar” dedi.

“Avrupa’nın birçok ülkesinde ürünlerimiz talep ediliyor”

Ankara’da, Bakanlıklar, siyasi partiler, odalar ve borsalar, iş dünyasının temsilcileri, TBMM Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı makamına kadar, firmalarının doğal ve leziz ürünleri tercih edildiğini kaydeden Altunbay, sözlerine şöyle devam etti:

“G8 Zirvesi, BM toplantıları gibi uluslararası üst düzey platformların yanı sıra, Avrupa’nın birçok ülkesinden, ürünlerimizden özellikle talep geliyor. Özel muhafazalı sistemimizle, dünyanın en uzak köşesine bile, siparişlerimizi rahatlıkla gönderiyor ve son derece olumlu geri dönüşler alıyoruz.

Türkiye’nin ‘Lokman hekimi’ ve ‘bitkilerin efendisi’ olarak anılan Prof. Dr. Ahmet Maranki de işletmemizi ziyaret ettiğinde, tatlılarımızın sağlıklı ve doğal olması nedeniyle, bizlere teşekkür etti. Tamamen doğal ürünlerle hazırladığımız tatlılarımızda, glikoz tatlandırıcı ve kimyasal bir malzeme kullanmadığımızı belirterek, işimizi sevgiyle, özenle ve büyük bir gayretle yapıyor olmamızın, kuşkusuz bir erdemdi.

Eşsiz lezzete sahip ürünlerimizden tadan, birçok ünlü sanatçılar, kamuoyunun yakından tanıdığı isimler, siyasiler, bürokratlar, spor ve medyamızın tanınmış isimlerinin yanı sıra, Ahmet Maranki hocamız da, ürünlerimize hayran kaldılar. Ev yapımı tadındaki ürünlerimiz, sağlıklı ve bir o kadar da lezzetli.

Yüzde 100 kepekli, esmer sert buğday unundan yapılan, firmamıza özel olan bütün tatlı ürünlerimiz, doğal ve sağlıklı pancar şerbetinden üretilmektedir. Ayrıca, yine kendi firmamızın ürünü olan soğuk baklava için yaptığımız patent başvurusu olumlu sonuçlandı. Sektörde bir ilke daha imza atmanın, haklı gururunu yaşıyoruz.

Geçen yıl başvuru yaptık. Yani 2019 yılı 30 Temmuzda resmi olarak başvuruda bulunmuştuk. Bu yıl Eylül ayının 23’ünde başvurumuz onaylandı ve belgemizi almış bulunmaktayız. Unutmamak gerekir ki kalite tesadüf değildir. Yılların birikimi ve gayretiyle, bugünlere gelmiş bulunmaktayız. Halkımızın teveccühüyle, tek şubeyle çıktığımız tatlı yolculuğumuzda, bugün Avrupa ve dünyanın birçok ülkesinden, devlet başkanları ve başbakanlardan kuruluşlardan sipariş almaktayız. Deneyimli ve güler yüzlü personelimizle, hizmet çıtasını hep daha yukarı çekmeyi hedefleyen hizmet anlayışıyla, çalışmalarımıza devam etmekteyiz.”

“Aldığımız ödüller ile başarımız perçinlenmiş oldu”

Altunbay, ‘Yılın En İyi Tatlıcı Ödülünü’ alınarak, sektörün en başarılı firması olduğu bir kez daha tescillemiş olduklarını kaydederek “Diyarbakır’ın enleri ‘Altın Toprak’ ödül töreninde, Diyarbakır’ın en iyi ‘tatlı-pasta’ ödülüne layık görülen Sıtkı Usta ve ekibi, İstanbul’da düzenlenen ve en iyilerin belirlendiği, ‘Best of City Awards’ programında ‘yılın tatlıcısı’ ödülünü de Diyarbakır’a kazandırarak, bir büyük başarıya daha imza atmış olduk. Eşsiz lezzet, son derece temiz ve hijyenik, katkı maddesiz ve sağlıklı tatlar üreten Sıtkı Usta ve deneyimli ekibi, sektörünün öncü kuruluşu olarak hizmet vermeye devam ediyor” diye konuştu.

HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ

D.BAKIR- Genel Başkanlığını Ekonomi Eski Bakanı Ali Babacan’ın yaptığı Demokrasi ve Atılım Partisi’nin merkez Yenişehir İlçe kongresi, oldukça kalabalık bir katılımla yapıldı.

İl Başkanlığını Diyarbakır’ın tanınmış ve sevilen simalarından, Avukat cihan Ülsen’in yaptığı DEVA partisi Yenişehir İlçe Başkanlığı kongresi, tanınmış isimleri bir araya getirdi.

Gazi Köşkü Tesislerinde bulunan Kuğulu parkta yapılan kongrede, sosyal mesafeye özen gösterilirken, kongreye gelen herkesin, girişte ateş ölçer ile ateşi ölçüldü. Herkesin maske taktığı kongrede, masalara el antiseptiği bırakılarak, vatandaşların yararlanması sağlandı.

DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan, Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri, spor ve sanat dünyasının tanınmış isimleri, basın yayın kuruluşlarının temsilcileri ile, kalabalık bir davetli topluluğunun yanısıra, DEVA partisinin Doğu ve Güneydoğu Teşkilatlarından gelen İl ve İlçe Başkanları, delegeler ve teşkilat mensuplarının katıldığı kongre, bir hayli coşkulu geçti.

Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımız’ın okunmasını müteakiben, DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan ile Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, birer konuşma yaparak, DEVA partisinin kitle partisi olduğunu ve kadro hareketi olduğuna dikkati çekerek, vatandaşların yaşadığı sorunlara kalıcı ve köklü çözümler üretmek şiarıyla yola çıktıklarına vurgu yaptılar.

DEVA partisi Diyarbakır İl Başkanı Avukat Cihan Ülsen ise, kongrelerin iktidara yürüyüşlerinin işaret fişeği olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

‘VİRA BİSMİLLAH’ DİYEREK, İKTİDAR STARTINI VERİYORUZ

Sözlerime değerli ve seçkin heyetinizle birlikte olmaktan ve sizlere hitap etmekten duyduğu mutluluğu ve onuru ifade ederek başlamak istiyorum. Hep beraber zorlu süreçlerden geçiyoruz.

Ama geldiğimiz noktada bu sorkunların hiçbiri bizleri yıldıramamıştır. Yakın tarihimizin en karanlık günlerinden geçiyoruz. Türkiye, bir bütün halinde çok ağır sorunların altında ezilirken, umudun sesini ve ümitsizliğin çarelerini, karartılan geleceğinin aydınlığını bu salonlarda aramaktadır.



Sadece bu salonu dolduran yol arkadaşlarım değil, memleket sathına yayılmış tüm DEVA gönüllüleri, sorumluluklarının farkında, gücü elinde tutan ve kötüye kullananlara karşı büyük bir kararlılıkla yola çıkmış ve özgürlüklerine sahip çıkacak olan sesi yükseltmiştir. Bir başarı hikâyesi yazmanın tüm imkânlarını ellerimizden almaya gayret ediyorlar.

Ama biliyoruz ki, birikmiş hayal kırıklıklarından öfkelere, üzüntülerden yolda kalmış tüm umutlara rağmen, hayat kendini yeniler ve yeni bir zeminde yeniden yeşerir.

DEVA, YENİ BİR SÖZ VE YENİ BİR NEFESTİR

Hakkın ve mazlumun yanında olmayı gerektirdiğini bilenler olarak; insanın insanlığının, öteki için fedakârlıkta bulunma cesareti ile ölçüldüğünü biliyoruz çünkü.

Ama, unutulmamalıdır ki, sadece tanıklık etmek ve olan biteni izlemekle kanayan yarayı iyileştirme olanağımız yoktur. Tanıklık, beraberinde bir müdahale imkânını ortaya çıkarır. DEVA da, tam da bundan dolayı, haksızlıklara, eşitsizliklere ve adalete gölge düşüren her eyleme bir müdahalenin adıdır.



İnsanların ötekileştirildiği ve ayrıştırıldığı, hukuk ve adalete olan güvenin azaldığı, kişi Hak ve özgürlüklerinin askıya alındığı, hak ve özgürlüklerin bir lütuf olarak sunulduğu ve inayet ekonomisinin cari kılındığı, yargının özgür vicdanını bir kenara bırakıp, artık talimatla kararlar verildiği, ekonomik ve sosyal eşitsizliğin her gün katlanarak arttığı, işsizliğin bir kader olarak tahkim edildiği, emekçinin, esnafın ve çiftçinin sesinin duyulmadığı, çocuklarının geleceğinin karartıldığı, kadınların öldürüldüğü böylesi karanlık bir zamanda, DEVA ve kadroları, yeni bir ses ve yeni bir nefes olmaya geliyor.


Umutların, birleştirici ve toparlayıcı yanı vardır. Umutsuzlukta ise yozlaşmanın burukluğu vardır. Umutsuz olmaya, ‘böyle gelmiş böyle gidecek demeye, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ rahatlığına, ortalamanın altında sözlere gönül indirmeye ve vasata bel bağlayan siyasetin devam etmesini sağlayacak eylem yoksunu tavırlar içinde olmaya, tam da bundan dolayı hakkımız yok. En çok da, sözümüz yere düşmesin diye sizleri, saygı ve muhabbetle selamlıyoruz’.


‘SORUNLARIMIZ VAR, FAKAT UMUTLARIMIZ VE AZMİMİZ DE VAR’

Ardından söz alan DEVA partisi Diyarbakır Yenişehir İlçe Başkanı Erdal Akildiz ise, şunları söyledi: ‘Bugün burada, yaklaşık altı ay önce, toplumun tüm kesimleri için bir umut ışığı olarak, Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan önderliğinde, hukukun üstünlüğüne dayanan, ekonomisi güçlü, refah seviyesi yüksek, şiddet, korku, baskı ötekileştirme, ayrıştırma ve ayrımcılığın yaşanmadığı, çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğe umutlarla baktığı, halkımızın barış ve huzur içinde yaşayacağı, saygının ve güçlü bir Türkiye idealini gerçekleştirmek amacıyla kurulan partimizin, birer paydaşı olma heyecanını ve haklı gururunu yaşamaktayız.

DEVA hareketinin değerli dava mensupları, ülkemizin sorunları günden güne büyümekte ve insanların tahammül sınırlarını sonuna kadar zorlamaktadır. Ekonomik kriz vatandaşlarımızı bezdirmiş, esnaflarımız birer birer kepenk kapatıyor. İşsiz sayısı, her geçen gün katlanarak artıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz zorlu pandemi sürecinde, sosyal devlet anlayışı gereği bireylerin asgari gelir güvencesi ve sosyal güvenlik olanağı sağlanmamış olup, yurttaşlarımızın tümüne Eğitim, Sağlık ve barınma gibi hizmetler, eşit bir şekilde sunulmamıştır. Üstüne üstlük çözüm, halkımızın cebinden bağışlarında aranmıştır. İnsanlarımız, son derece zor koşullarda, hayatlarını idame etmeye çalışmaktalar.

Tam bu noktada, hareketimiz ülkemiz ve Diyarbakır’ın sorunlarına ‘DEVA’ getirmek için yola çıktı. İnsanlarımızın sorunları sürekli artarken, çözüm üretmesi gereken kadrolar, tam tersine çözüm değil, sorunun birer parçası haline gelmeye başladılar.

Adanmışlık duygusuyla çıktığımız bu kutlu yolculukta, kadirşinas halkımızın yaşadığı ve maalesef her geçen gün kangrenleşen sorunlarına kalıcı ve köklü çözümler üretebilme noktasında, bütün gayretimizi sarf edeceğiz.


Zorlu pandemi sürecinde, birçok Avrupa ülkesi, vatandaşlarına yardımcı olabilmek için bütün olanaklarını seferber ederken, ülkemiz genelinde ise milyonlarca vatandaşımız, giderek derinleşen kriz ile boğuşmak zorunda kaldı, kaderine terk edildi.

Diyarbakır’a baktığımızda, insanlarımız, İş Kur şubelerinin önünde, bitmek bilmeyen ve saatler süren kuyruklarda umut aramaktalar. İşsizlik ve hayat pahalılığı korkunç boyutlara ulaşmış durumda.

Evet, çok ciddi ve giderek artan sorunlarımız var. Ama, İnanç, Azim ve insan unsuru, kaynaklarımız ve geleceğe yönelik umutlarımız da var. Bu duygu ve düşüncelerle, toplumumuzun kangrenleşen sorunlarına, ortak aklı kullanarak kalıcı ve köklü çözümler üretebilmek, projesi olan tüm kurum ve kuruluşlarla, her platformda işbirliği yaparak, ekmeğini yediğimiz şehrimize hizmet noktasında, herkesle iş birliği ve gönlü birlikteliği yapmaya hazırız.


Aziz hemşehrilerimi bu vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyor, hareketimiz ve kongrelerimizin, kentimize ve aziz milletimize hayırlara vesile olmasını, Yüce Rabbim’den niyaz ediyorum’.




ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi

Şanlıurfa’da evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla kurduğu iş yeri yanan şahıs, yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde izledi.

Edinilen bilgiye göre olay, Haliliye ilçesine bağlı Süleymaniye Mahallesinde yaşandı. Ramazan Aksoy isimli vatandaş, yaklaşık bir yıl önce evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla düğün salonu açtı. Birkaç ay iş yerini çalıştıran Aksoy, korona virüs nedeniyle iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Eşi ve çocuklarıyla birlikte kiralık bir evde yaşamaya başlayan Aksoy, arkadaşlarından borç para alarak çalıştıramadığı iş yerinin kirasını ödemeye devam etti.

Pandemi süresince kapalı olan iş yerinden bugün akşam saatlerinde dumanlar yükseldi. Durumu fark eden çevredekiler itfaiyeye haber verdi. Olay yerine giden itfaiye ekipleri, bir binanın bodrum katında olan düğün salonuna girerek yangını söndürmeye çalıştı.

İş yerinin yandığını haber alıp gelen Ramazan Aksoy, duvar dibine oturup yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde seyretti. Her şeyini satıp arkadaşlarından aldığı borç parayıda üzerine ekleyerek düğün salonu açtığını söyleyen Ramazan Aksoy, gözyaşlarına boğuldu.

İş yeri sahibinin bütün varlığının düğün salonu olduğunu söyleyen Cengiz Toprak ise Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile hayırsever vatandaşların kendisine el uzatmasını istedi.

Düğün salonundaki dumanı tahliye eden ekipler, yangının çıkış nedeni belirlemek için çalışma başlattı.

Şinasi İnan

Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı

Sur Özergin Yönetim Kurulu Başkanı iş insanı Süleyman Ergin,19 Eylül Gaziler Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayarak, ebediyete intikal etmiş tüm gazileri rahmetle, hayatta olan gazileri de minnet ve şükranla andıklarını kaydetti

İş insan Süleyman Ergin mesajında; “Şehit ve gazilerimiz, devletimizin ve milletimizin özgürlüğüne, bağımsızlığına, birliğine ve bütünlüğüne kasteden mihraklara karşı canları pahasına verdikleri ulvi mücadele ile bu ülkeyi bizlere vatan edinilmesini ve vatan olarak korunmasını sağlamışlardır.

Tarih Boyunca bağımsız yaşamış Türk milleti işgal ve esarete alışık olmayan, tarihinde bu uğurda çok savaş yapmış bir çok insanını şehit ve gazi vermiş asil ve büyük bir millettir. Bu vatan, bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir. Bu yüce emanetin varlığında birlik ve beraberlik içerisinde yaşayarak ancak bu fedakârlığın gereğini yerine getirebiliriz. Birlik ve beraberliğimiz de gözü olanlara karşı kardeşlik ruhunu canlı tutmak azmini, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzu bilmeliyiz.

Bu anlamlı gün vesilesiyle; Dış düşmanlara ve onların içteki işbirlikçilerine karşı şerefle vatanını korumuş, mücadele etmiş başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete göç etmiş şehit ve gazilerimizi anarken, Gazi ve şehitlerimizin ailelerinin kederlerini paylaşır, hayatta olan tüm gazilerimize sağlık ve esenlik diler, onlara saygı ve sevgilerimizi sunarız.” dedi.

DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI

D.BAKIR- Yıllardır sektörün en beğenilen ve tercih edilen firmalarından biri olan Ciğerci Muharrem Usta, yeni dönem için gerekli tüm hazırlıklarını tamamlayarak, dualar eşliğinde, ikinci şubesini tadına doyumsuz lezzetlere açtı.

Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, sektörün deneyimli isimlerinden oluşan kadrosuyla, Diyarbakır halkına kaliteli hizmet ve enfes lezzetleri sunuyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

AÇILIŞ TÖRENİNE, OLDUKÇA KALABALIK BİR KİTLE KATILDI

Açılışta, siyaset, spor, iş ve sanat dünyasının tanınmış simaları bir araya geldi.

Adalet ve Kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır 24. Dönem Milletvekili Galip Ensarioğlu, Kayapınar İlçe Kaymakamı Ünal Koç, Bismil İlçe Müftüsü Ahmet durmuş, Diyarbakır Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Oda Başkanı Haşim Elkaan, Prof. Dr. Abdurrahim Doğru, Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Yöneticileri, Oda, Borsa, Esnaf ve Sanatkarlar Birliği mensupları, muhtelif meslek gruplarının temsilcileri, davetliler, kanaat önderleri, yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarının temsilcileri, açılışa katıldılar.

Yıllardan beridir,  sektörde faaliyet gösteren ve duayen isimlerden olan meşhur Ciğerci Muharrem Usta, açılışta misafirlerini kapıda karşıladı. Konuklarıyla yakından ilgilenerek, tüm masaları dolaşan Muharrem Usta, yine misafirlerini kapıya kadar uğurlayarak, geleneksel misafirperverliğimizin en güzel örneklerini verdi.


Enfes ve oldukça zengin menüsü, temizlik ve hijyene verdiği önem, güler yüzlü hizmet anlayışıyla, vatandaşların haklı takdirini kazanan Ciğerci Muharrem Usta, yeni bir tesisi daha hizmete sunmanın haklı mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, duygularını şöyle dile getirdi:

‘Öncelikle, yeni tesisimizin hayırlı olmasını, Yüce Rabbimiz’den niyaz ediyoruz. Açılışımıza icabet eden başta devlet büyüklerimiz olmak üzere, gelen tüm misafirlerimiz ile, bizzat gelemediği için telefon açarak, çelenk göndererek, hayırlı olsun dileklerini ileten tüm gönül dostlarımız ve Diyarbakır sevdalılarına, en kalbi duygularımızla teşekkürlerimizi iletiyoruz. Üç katlı, 1.500 m2’lik oldukça geniş bir mekanda, kadirşinas halkımıza temiz ve leziz ürünlerimizi sunacak olmanın mutluluğunu yaşamaktayız.


Alo paket servisimizle, 0412 999 09 21 numaralı telefonumuzdan, vatandaşlarımızın tüm siparişlerini evlerine ve iş yerlerine ulaştırıyoruz. Bugün itibarıyla, otuz personelimizi istihdam ederek, hem kentimiz ekonomisine katma değer katmaya, hem de istihdama katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki süreçte, bu sayının artarak, çok daha fazla sayıda insanımıza iş olanağı temin etmeyi hedefliyoruz’.

AÇILIŞTA, MASKE, MESAFE VE TEMİZLİĞE ÇOK DİKKAT EDİLDİ

Öte yandan, Ciğerci Muharrem Ustanın, Merkez Kayapınar İlçesindeki ikinci şubesinin açılışında, gerekli tüm şartlara dikkat edildi.

Ateş ölçer ile, tesise giriş yapan tüm misafirlerin ateşleri ölçülürken, girişte el dezenfektanı verildi.

Ayrıca, çocukların unutulmadığı tesiste, onlar için oyuncakların olduğu yer ayrıldı.


LEZZETLER ZİNCİRİ, DAMAKLARI TATLANDIRACAK

Sektörün en tecrübeli ve duayen isimlerinden Ciğerci Muharrem Usta, deneyimli ve güler yüzlü kadrosuyla hizmete açtığı lezzet durağında, birbirinden güzel menüsünü, misafirleriyle buluşturacak.

Ciğer, kuzu, dalak, yürek, ızgara çeşitleri, incik tava, gerdan tava, sac tava, çorba, döner, kabuklu ızgara, patlıcanlı ızgara, kaburga şiş, köşleme, kuşbaşılı pide gibi, enfes ürünlerin, birbirinden leziz meze ve salatalarla hizmete sunulacağı tesis, daha ilk günden, müdavimlerinin akınına uğradı.

Sektöründe senelerin tecrübesine sahip usta ellerin, adeta sevgilerini de katarak hazırladıkları çok beğenilen ve özellikle tercih edilen tüm çeşitlerini, deneyimli ve güler yüzlü personeller eşliğinde, misafirlerine takdim eden Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, Diyarbakır halkına, sağlıklı, temiz ve hijyenik ürünlerle hizmet sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Ciğerci Muharrem Usta, ‘Sağlık tedbirlerini alarak, hizmetlerimize devam etmekteyiz. İşletmemizde, sosyal mesafe, temizlik ve hijyen kurallarına azami riayet ediyoruz. Bizler, senelerden beridir yaptığımız gibi, lezzet ve şifa deposu leziz ürünlerimizi üretip, misafirlerimizin beğenisine sunmaya devam etmekteyiz.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ve her kademede uyulacak kuralların yanı sıra, masa ve oturma düzenine dair tüm düzenlemeler için gerekli hazırlıkları tamamladık. Bu kapsamda, hem kendi çalışanlarımız ve hem de ailemizin parçası olarak gördüğümüz müşterilerimizin can sağlığı açısından, Bakanlığımızca belirtilen gerekli tüm ilkeleri uygulamaktayız. Tesisimizin girişlerinde el antiseptiği var ve misafirlerimiz, ellerini antiseptikle temizledikten sonra giriş yapıyorlar. Mümkün olduğunca, temassız ödeme alıyoruz, temaslı post cihazı kullanılması halinde, her kullanımdan sonra cihazın silinerek temizlik ve dezenfeksiyonunu yapmaktayız. Ayrıca, hem çalışanlarımız ve hem de işletmeye gelen herkesin, işletmeye girişlerinde temassız ateş ölçümlerini yapmaktayız.

Cenab-ı Allah’a; şükürler olsun ki, yıllardan bu yana, severek ve özenle yaptığımız işimizi, çok daha titiz ve hassas bir şekilde yapmaya devam ediyoruz. İşletmemizde temizlik ve sağlıklı ürünler konusunda oldukça hassas davranıyoruz. Etlerimizin yanı sıra, kullandığımız tüm ürünlerimiz, günlük ve taze olup, gerekli sıhhi kontrolleri yaptıktan sonra kullanmaya başlıyoruz.



Kadromuzda, yılların sektörün içinde olan ve işini sevgiyle yapan ustalarımız var. Diyarbakırlı vatandaşlarımızın yanı sıra, yerli ve yabancı turistler ve misafirleri de konuk etmekten mutluluk duyarız, Damak tadına hitap eden nefis ciğer ve salata çeşitlerimizi sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Park sorunumuzun olmadığı ve kentimizin her yerinden toplu ulaşım vasıtalarıyla gelinebilecek olan İşletmemize, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz’.

 ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’ Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme“ dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen AK Parti İstanbul 100 bin Yeni Üye programına katıldı.

“Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz”

AK Parti İstanbul yeni üye katılım programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Esasen bu programın 100 bin yeni üyemizin tamamının katılımıyla yapmayı istiyordum. Ancak salgın şartları sebebiyle bu şekilde sınırlı toplantıyla yapmak durumunda kaldık. Hedefimiz aslında İstanbul’un en büyük stadyumlarından birinde bu programı yapmaktı. Fakat salgın bunu ne yazık ki engelledi. Salgının engellemesi yürüyüşümüzü durdurmaz. Şu anda bu meydanda hamdolsun bu katılımla, bu coşkulu katılımla adımı attık, yolumuza devam ediyoruz. Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz. İstanbul teşkilatımızın 100 bin yeni üyemize büyük AK Parti ailesine hoş geldiniz diyorum. Yeni üyelerin partimize katılmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum. Üye sayımız artıyor ailemiz büyüyor sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmanın bereketli bir şekilde neticelendiğini görüyoruz” dedi.

“AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir”

Salgınla mücadele kuralları üye katılımında yeni yöntemler geliştirme yönelttiğini söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin dijitalleştiği bir devirde siyasetin bunun dışında kalması düşünülemez. Bizde üye başvurularını internet üzerinden alacak bir sistem kurduk. Yeni üyelerimizden 11 binin ön başvurularını az önce ifade edildi AK üyelik İstanbul org internet sitesi aracılığıyla aldık. Buradan başvuru yapan vatandaşlarımızı bizzat evlerinde ziyaret ederek üye kayıtlarını kesinleştirdik. Yeni üye seferberliğinin parti teşkilatımıza farklı bir dinamizm kazandırdığını görüyoruz. Salgın sebebiyle yüz yüze iletişimin zorlaştığı dünyanın birçok ülkesinde hayatın durma noktasına geldiği bir dönemde İstanbul teşkilatımızı bu kampanyası çok daha değerli ve anlamlıdır. Önümüzdeki süreçte ‘tamam’ diye sloganlaştırdığımız, temizlik, maske, mesafe tedbirlerini uygulayarak partimize yeni üye kazandırma çalışmalarına devam edeceğiz. Bu gün AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir. Ülkemizin bütün renklerini kucaklayan, bütün farklılıklarını kuşatan bu hareket bu dava Türkiye’nin en geniş ailesidir. Biz sadece üye sayısına göre değil aynı zamanda temsil kabiliyeti bakımından açık ara birinci partiyiz” diye konuştu.

“AK Parti milletin partisidir, 83 milyonunu tamamının partisidir

“AK Parti’nin güçlü olması güçlü kalması Türkiye’nin birlik, bütünlük ve selameti açısında hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareket ne kadar büyürse Türk demokrasisi de o derece güçlenecektir. Bu hareket ne kadar güçlenirse Türkiye’nin kalkınma gayretleri o derce hızlı neticeye ulaşır. AK Parti ne kadar geniş bir kitleye ulaşırsa milletimizin kardeşliği o derece kuvvetlenir. AK Parti özellikle genç kuşaklarla kadrosunu ne kadar tahkim ederse Türkiye’nin geleceği o derece aydınlık olacaktır. Üye çalışmalarımızı yürütürken yapılan her yeni kaydın partimizle birlikte ülkemizin de güçlendiğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. Küçük olsun benim olsun düşüncesiyle değil, büyük olsun bizim olsun vizyonuyla hareket edeceğiz. Partimize emek vermiş eskilerin dediği gibi partinin tozunu yutmuş tüm yol arkadaşlarımızla irtibatımızı güçlendireceğiz. Gönülden yaparsan gönüller kazanırsın düsturuyla 83 milyonun her bir ferdini kucaklamaya çalışacağız. Yeni isimlerle, yeni yüzlerle, yeni hizmet erleriyle kadrolarımızı tahkim ederken tek bir gönüldaşımızı dışarıda bırakmayacağız. Hiç kimseyi dışlamadan, kırmadan, dökmeden hatta varsa kırık kalpleri tamir ederek faaliyetlerimizi yürüteceğiz. AK Parti milletin partisidir. 83 milyonunu tamamının partisidir. Bu partiyi kuranda 18 yıl boyunca iktidarda tutanda milletimizin kendisidir. Milletimizin sinesinden çıkmış bir hareket olarak bizim kimseyi dışlamaya, ötekileştirmeye inancından, fikrinden, hayat tarzından ötürü hakir görmeye hakkımız yoktur. Önce millet, önce memleket diyen Türkiye eksenli hareket eden herkese elimizi uzatmak durumundayız. Bu güne kadar uzattık, uzattığımız içinde Allah’a hamdolsun güçlüyüz. AK Parti çatısı altında terör ve şiddetle arasına mesafe koyan herkesle ne kadar aykırı olursa olsun her türlü görüşe yer vardır. Hakaret içermediği sürece, partimizin güçlenmesine katkı yapacak her türlü eleştiriye de kapımız açıktır. Hakikatin kıvılcımın fikirlerin yasaklanmasından değil, fikirlerin çarpışmasından doğduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla hareket ettik. Farklı fikirlere açık olduk, inşallah bundan sonrada yolumuza bu şekilde devam edeceğiz. Özellikle şu an çalışmaları devam eden 7. Büyük kongre sürecimizi en değerli şekilde değerlendirmek istiyoruz. Büyük kongre hazırlıkları hem muhasebe yapma, hem kendimizi yenileme, hem de eksiklerimizi giderme fırsatı veriyor. Salgın sebebiyle kongremizi sadece teşkilat mensuplarımızla yapmak mecburiyetinde kalsak da milletimizin farklı kesimleriyle irtibatımızın kopmasına asla müsaade etmiyoruz. Salgın kurallarına uygun şekilde vatandaşlarımıza ulaşarak onlarla konuşarak fikirlerini alıp gönüllerini kazanmaya çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda AK Parti çok daha güçlenmiş bir şekilde yoluna devam edecektir” dedi.

“Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz”

Türkiye’nin birçok cephede mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz. İçeride veriyoruz, sınır ötesinde ötenin ötesinde de veriyoruz. Sadece sınırlarımız içinde değil Irak’tan Suriye’ye Akdeniz’den Ege’ye kadar geniş bir alanda emperyalizmimin farklı yüzleriyle muhatap oluyoruz. Bir asır önce Anadolu’yu işgal edenlerle Libya’da, Doğu Akdeniz’de karşımıza dikilenlere niyet bakımından hiçbir fark yoktur. O dönemde işgalcilere alkış tutanlar olduğu gibi bugünde farklı kisveler altında mandacılığı savunanlar var. O dönem işgalcilerle birlikte olup millete ihanet edenler olduğu gibi bu günde gavurun kılıcını sallayanlar var. O dönemde kalemini işgalcilerin emrine verenler olduğu gibi bugünde batılı efendilerine şirinlik yapan kalemşörler var. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi bunların karşısında ise istiklali ve istikbali için gerekiyorsa kanının son damlasına kadar mücadele etmeye hazır bir millet var. İşgale boyun eğmek yerine Ya istiklal ya ölüm parolasıyla Anadolu’yu yedi düvele dar eden Şerife Bacılar, Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar, Şahin Beyler hala aramızdadır. Gezi olaylarıyla fitili ateşlenen, 17-25 Aralık girişimiyle devam eden, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüyle ayyuka çıkan saldırıların yegane hedefi yüz yıl önce yarım kalmış hesabı görmektir” şeklinde konuştu.

“Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin”

“Coğrafyamızda ve dünyanın pek çok yerinde yaptıklarını bize de uygulamak istiyoruz” diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi terörle, baskıyla ekonomik tetikçileriyle hedef alanların amacı bizi onurlu ve kararlı duruşumuzdan vazgeçirmektir. S&P kendine çeki düzen ver. Sen Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla bir yere çekemezsin. Bunu daha öncede yaptın, netice aldın mı alamadın. Bundan sonra da alamayacaksın. Biz senin üyende değiliz. Kuruş para da vermiyoruz, para mı istiyorsun sana bir kuruş yok. Böyle başkalarıyla bize kalkıp da ekonomik destur çekmeye çalışanlara kusura bakmasınlar. Bunların derdi ne AK Parti’yledir ne Tayyip Erdoğan’ladır. Bunların derdi milletimizin kendisiyledir. Toprağından devletine kadar Türkiye’nin varlığıyladır. AK Parti ve Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye’yi teslim almak diz çöktürmek için her yolu deniyorlar. Her ne kadar muhalefet görmek istemese de milletimizin bütün fertleri görüyor. Mücadelenin Tayyip Erdoğan’ın ikbal mücadelesi olmadığını, ülkemiz ve geleceğimiz için yürütülen bir istikbal mücadelesi olduğunu, vicdan ve izan sahibi herkes biliyor. Ne diyor bizim problemimiz Türk milletiyle değil, bizim problemimiz Erdoğan’la, Erdoğan’ı indirmemiz lazım. Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme, bak biz sizi Cezayir’den tanırız, bir milyon Cezayirliyi siz öldürdünüz. 800 bin Ruandalıyı siz öldürdünüz. Biz sizi Libya’dan tanırız. Bize insanlık dersi veremezsiniz. Biz Osmanlı olarak buralara gittiğimiz zaman barış götürdük, buralar insanlığı götürdük. Önce bunu öğren. Bunu hazmedemiyor. Onun için çıldırıyorlar. AK Parti’nin şahsında zayıflatılmak istenen 83 milyonun birlik beraberlik kardeşliği olduğunu bütün herkes kabul ediyor. Halen Türkiye’nin açık ara en güçlü partisiysek bunun sebebi milletimizin basiret ve ferasetidir. Partimiz üzerinde oynanan oyunların hepsi Anadolu insanını irfanı karşısında başarısızlık” ifadelerini kullandı.

“Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir”

Doğu Akdeniz’de çalışmaların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi dertleri, Barbaros Doğu Akdeniz’de bir taraftan sismik araştırmalar bir taraftan sondaj çalışmaları, eğer bir de Türkiye petrolü bulduysa doğalgazı bulduysa vay halimize, dertleri bu çalış senin de olur. Biz şu anda çalışıyoruz. İki tane sismik araştırma gemimiz var, 3 tane sondaj gemimiz var. Bunlarla gece gündüz çalışıyoruz. Rabbim inşallah bunun neticesini bizlere lütfedecek. Milletimiz gerektiğinde canı pahasına bize karakaşımız için değil bu ülkeye olan sevdamızdan dolayı sahip çıkıyor. AK Parti Türkiye’yi savundukça, büyük ve güçlü Türkiye davasına omuz verdikçe milletimizde AK Parti’ye destek olmayı inanıyorum ki sürdürecektir. Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir. Türkiye varsa güçlüyse hedeflerine ilerliyorsa AK Parti işini doğru yapıyor demektir. Bırakın bu ülkenin başına bir şey gelmesini ayağına taş değse bunun vebali de hepimizin omuzlarındadır. Unutmayın Türkiye varsa biz varız, Türk milleti güçlüyse bizde güçlüyüz. Türkiye hedeflerine yaklaşıyorsa işimizi doğru yapıyoruz demektir. Ülke ve millet düşmanlarının hedefindeysek doğru yönde yürüyoruz demektir. Milletin ve ümmetin dualarını alıyorsak istikamet üzereyiz demektir. Mazlumların ve mağdurların umudu olmayı sürdürüyorsak hakka ve hakkaniyete uygun çalışıyoruz demektir. AK Parti olarak 19 yıldır bu şekilde çalıştık” şeklinde konuştu.

“Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır”

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Şehitlerimizle beraber yürüyoruz. Rabbim şehitlerimize rahmet eylesin. Sadece darbeler, krizler, antidemokratik müdahalelerle kaybettiğimiz yılları telafi etmekle kalmayacak Türkiye’yi her alanda birinci lige taşıma imkanını bulacağız. Yanlış adımlar atmamızın bedelini ise sadece partimiz değil, milletimizle beraber umudunu bize bağışlamış 100 milyonlarca kardeşimiz de ödeyecektir. Tarihimizin en kritik döneminde bu kadroya çok önemli görevler düşüyor. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğinden şüphe duymuyorum. Size inanıyorum ve güveniyorum. Partimiz ve davamız için İstanbul’un ne kadar önemli olduğunu sizler zaten biliyorsunuz. Hep birlikte çok daha fazla çalışarak önce 2023’te, sonra 2024’te İstanbul halkının teveccühünü rekor oy oranlarıyla sandığa yansıtacağımıza inanıyorum. İnşallah aynı gerçeği Türkiye genelinde de elde edeceğiz. AK Parti ailesine yeni katılan dava arkadaşlarıma aramıza hoş geldiniz diyorum” dedi.

Mehmet Başa


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler