• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?” dedi.

Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in katılımlarıyla Kara Harp Okulunda gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına geldiğinde öğrencileri “Merhaba harbiyeliler, nasılsınız” diyerek selamladı. Kara Harp Okulundan 270, Deniz Harp Okulundan 194 ve Hava Harp Okulundan 177 teğmen olmak üzere toplam 641 öğrenci mezun oldu.

“Biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeniden yapılandırılan Milli Savunma Üniversitesinin mezun sayısının 19 bin 600’e ulaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Üniversitemize bağlı harp okullarımızın başarılı çalışmalarını yakından takip ediyorum. Rektörümüze, hocalarımıza ve eğitimlere katkı veren tüm subaylarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yeni yapısıyla üniversitemizin her geçen yıl daha da güçlendiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Artık bu noktadan geriye gidiş asla söz konusu değildir, olmayacaktır. Hep daha ileriye, daha iyiye, daha mükemmele doğru yürümeye devam edeceğiz. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin nitelikli personel ihtiyacının karşılanması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Terörle mücadelemize, Akdeniz ve Ege başta olmak üzere bölgedeki hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler de eklendi. Savunma sanayimize yaptığımız yatırımları insan kaynağı ile tahkim ederek tüm bu tehditlerle etkili bir mücadele halindeyiz. Buraya Roketsan’dan geliyoruz. Roketsan’ın üstün kabiliyetlerini yerinde görmenin şerefi ile müşerref oldum. Her konuda olduğu gibi savunmada da insan olmadan tek başına teknoloji yeterli ve anlamlı değildir. Subay ve astsubay kadrolarımızı ne kadar iyi yetiştirir, ne kadar donanımlı hale getirirsek kendimizi o derece güvende hissederiz. TSK, 2200 yılı aşan teşkilatlanma yapısı, kurumsal kültürü ve sayısız zaferleri ile milletimizin gurur kaynağıdır. Anadolu’yu bin yıldır vatanımız yapan ve devam ettiren ruh hamdolsun aynı dirilikte ayaktadır. Geçtiğimiz salı ve çarşamba günleri Ahlat ve Malazgirt’te bu ruha bizzat şahit oldum. Bugün de karşımızdaki şu manzara, mücadele azmi yanında eğitimi, donanımı, cesareti ve diğer tüm vasıflarıyla insan kaynağımızın da binlerce yıllık birikimiyle dimdik ayakta olduğunu gösteriyor. Kahraman ordumuzun karada, denizde ve havada gösterdiği başarıların gerisinde işte bu çok yönlü hasbi ve nitelikli insan kaynağı vardır. Ülkemizin tüm kurumları gibi TSK’yı da içeriden çökertme girişimlerinin boşa çıkması, milletimizin ordumuzu sahiplenişi sayesinde gerçekleşmiştir. Kimi tarihçilerin dediği gibi, biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz. Bu hakikatin idrakinde olmayan kimi gafillerin ve hainlerin ısrarla ordumuzla milletimizi ayrıştırmaya çalışması beyhude bir gayrettir. Vatanda topraklarının her karışında, sınırlarımızda ve sınırlarımızın ötesindeki pek çok yerde destanlar yazan kahramanlarımızı buradan tüm kalbimle selamlıyorum” dedi.

“Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?”

TSK’nın kendi ülkesini ve halkını korumanın yanında bölgesindeki ve dünyadaki tüm mazlumların, mağdurların, soydaşların, ümmetin umudu haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Ordumuzun başarılarının gerisinde nitelikli eğitimin, örnek disiplini, üstün donanımı yanında yüzlerce milyon insandan aldığı dua da bulunuyor. Teknolojik üstünlüğümüzü yetişmiş insan kaynağımız ve manevi gücümüzle birleştirdiğimizde Allah’ın izni ile bu ülkenin önünde durabilecek hiçbir güç yoktur. Son 18 yıldır bunun için çalıştık. Önümüze konuna gizli açık nice engelleri bu inançla aştık. Son olarak 15 Temmuz’da gerçek yüzlerini gösteren hainleri bu cesaretle tepeledik. Sınırlarımız dışından kuşatılmaya çalışılan ülkemizi milletimize biçilen kefeni bu kararlılıkla parçalayıp attık. Karşılaştığımız iki yüzlülükleri, alçaklıkları, hak ve hukuk tanımazlıkları, tehditleri, yaptırımları, birliğimizden ve beraberliğimizden aldığımız güçle yıkıp geçtik. Maruz kaldığımız her saldırı mücadele azmimizi daha da perçinledi. Aştığımız her engel kendimize olan güvenimizi daha güçlendirdi. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile geldiğimiz yer geleceğimize daha güvenle bakmamızı sağladı. Şimdi artık dün olduğundan daha gür seda ile daha samimi bir inançla, kendimizden daha emin bir şekilde düşmanlarımıza ‘hodri meydan’ diyoruz. Karada, denizde ve havada karşımıza çıkacak olan herkes Türkiye’nin meşruiyetini, uluslararası hukuktan alan haklarını, çıkarlarını, imkanlarını koruma hususundaki kararlılığını görmüştür. Görmeyenler de emin olun hem sahada hem diplomasi masasında hem uluslararası platformlarda bu gerçekle yüzleşecekler. Biz mücadeleden kaçmayız. Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Biz istiklalimiz ve istikbalimiz için 83 milyon hep birlikte kükremiş bir sel gibi önümüze çıkan bentleri çiğneyip geçmekten geri durmayız. Garbın afakını çelik zırhlı duvarlar sarsa bile iman dolu göğsümüzle hepsini de yıkar geçeriz. Hakk’ın vaat ettiği günlerin işte bugünler olduğuna inanıyoruz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu? Fransız halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden ödeyecekleri bedelleri biliyor mu? Kuzey Afrika ve Körfez’deki kimi ülkelerin kardeş halkları, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri sebebiyle kararan istikballerine razı gösteriyor mu? Onbinlerce kilometre öteden Türkiye’nin demokrasisine, hukuk devletine, bölgesel çıkarlarına göz diken ülkelerin vatandaşları bu sürecin dönüp kendilerine verecekleri zararın farkında mı? Biz binlerce yıllık devlet tarihimizin ve Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın her gününü mücadele ile geçirmiş bir millet olarak tüm bu gerçeklerin idrakindeyiz. Her karışı şehit kanları ile yoğrulmuş bu vatanda ödediğimiz bedelleri gayet iyi biliyoruz. Bugün de girdiğimiz yolda her türlü bedeli ödemeye kararlıyız. Aksi taktirde bizi topraklarda bir gün dahi barındırmayacaklarının farkındayız. Ellerinden gelse bu millete bir nefes hava, bir yudum su, bir lokma ekmek vermeyeceklerin kuşatması altında olduğumuzun bilincindeyiz. Her ne yapıyorsan onlara rağmen yaptık, yapmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Korkunun ecele faydası yok”

Türkiye’nin tarihi boyunca hiçbir zaman saldırgan bir ülke olmadığını, Türk milletinin geçmişinde sömürge lekesi olmayan nadir halklardan biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bizim medeniyetimiz bir fetih medeniyetidir. Ama bizim fetih anlayışımız altındaki ve üstündeki zenginliklerle birlikte toprakların ele geçirilmesi üzerine kurulu değildir. Tam tersine, bizim fetih anlayışımız önce gönüllerin fethidir. Bizim fetih anlayışımız; inanç, köken, meşrep ayrımı gözetmeksizin vatan toprakları üzerindeki herkesin yaşamasını ve yaşatılmasını ifade eder. Ecdadımızdan aldığımız bu anlayışımızla bugün de elimizin ulaştığı, ayağımızın bastığı her yerde gönüller kazanmanın, yaşatmanın, imar etmenin, eser bırakmanın gayreti içindeyiz. Siyasi ve askeri varlık gösterdiğimiz her yerde; yağmalamak, çalmak, almak, üzerine konmak, haraç kesmek için değil, elimizdekini paylaşmak ve mümkünse birlikte kazanmak için gidiyoruz. Ülkemizin bu onurlu duruşu, asırlık hesapların bozulmasına yol açıyor. Maruz kaldığımız saldırıların sebeplerinden biri de bozulan bu hesapların acısıdır. Sırça köşklerin çatırdağını görenler, bunun hıncını ülkemizden çıkarmak için her yerde karşımıza çıkıyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Dünya beşten büyüktür haykırışımızla, küresel bir uyanışa vesile olduğumuz bu süreç gümbür gümbür devam ediyor. Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yabancı düşmanlığının, İslam düşmanlığının, Türk düşmanlığının ayrımcılığın, ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen her olumsuz konuda Türkiye’nin öne çıkarılıyor olması ülkemizle ilgili bir hassasiyetin değil, zihinlerin gerisindeki faşizmin ve husumetin işaretidir. Maalesef ülkemizdeki bazı kesimler de bilerek ya da bilmeyerek bu sinsi oyuna alet olmaktadır. Batı ülkelerinin çok daha beter düzeyde yaşadığı sıkıntılar ve sorunları sadece Türkiye’ye mahsus gibi gösteren kampanyaların asla iyi niyetli olmadığı düşünüyorum. Dünyada Covid-19 salgınıyla en başarılı mücadeleyi yürüten ülkelerden biri olmamıza rağmen bu hususta bile Türkiye’yi karalamaya çalışanlar gerçek yüzleri ve niyetlerini ortaya sermişlerdir. Güvenlikten kadın cinayetlerine kadar her konuda benzer çarpıtmalara rastlamak mümkündür. Biz, eksiklerimizi gayet iyi biliyoruz. Hepsini de düzeltmenin gayreti içindeyiz. Medeniyet ve devlet tarihlerinin derinliğinin, gücünün, genişliğinin farkında olmayanların hafızaları bir asırla sınırlı olabilir. Ama biz, binlerce yıllık süreç içinde dün nerede olduğumuzu, bugün nerede durduğumuzu, yarın nereyi hedeflediğimizi gayet iyi biliyoruz. Hamdolsun milletimizde bu vizyona sahiptir. Önce 2023 hedeflerimizi hayata geçirecek, ardından evlatlarımıza 2053 ve 2071 Türkiye’sini miras bırakacağız. Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Ağustos ayı, tarihimizde zaferler ayı olarak yerini almıştır. Bu ayda; Malazgirt’le başlayan, Otlukbeli’yle devam eden, Çaldıran ve Mercidabık’la süren 450 yıllık bir süreçte doğumuzdaki zaferleri tarihimize armağan ettik. Batı da ise; Belgrad’ın fethinden Mohaç’a kadar uzanan pek çok zaferi yine Ağustos’ta kazandık. Kıbrıs’ı da bir Ağustos ayında vatan topraklarına kattık. Anadolu’da kurduğumuz son devletimiz Türkiye Cumhuriyetinin en parlak zaferi olan Büyük Taarruz’da Ağustos ayının milletimize bir hediyesidir. Bugün de güney sınırlarımızın güvenlik altına alınması gayretlerimizin ilk adımı olan Fırat Kalkanı Harekatını 4 yıl önce bir Ağustos ayında gerçekleştirdik. Tarihimizdeki hiçbir zafer diğerinin alternatifi değildir. Tam tersine her zafer bir sonrakinin habercisi, bir öncekinin tamamlayıcısıdır. İnşallah daha nice Ağustoslarda nice büyük zaferlere imza atacağız. Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karasıyla, deniziyle, havasıyla, tüm unsurlarıyla yeni zaferler için hazırlık yapmaktadır. Milli Savunma Üniversitemizin de ordumuza kazandıracağı subay ve astsubaylarla bu mücadeledeki yerini sürekli ileriye taşıyarak güçlendirecektir. Bugün mezun olan teğmenlerimizi bir kez daha tebrik ediyorum.”

Derya Yetim – İlker Turak – Emin Kuvat



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı

KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı

Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Diyarbakır’da temsilcilik açtı. Temsilciliğin başına ise, Diyarbakır’da yaptığı yardımlarla tanınan halk arasında lakabı Dermanbaba olarak bilinen Hayırsever Yılmaz Acu getirildi.

Merkezi Elazığ’da bulunan Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Şanlıurfa, Malatya, İzmir, Ankara’dan sonra Diyarbakır’da da temsilcilik oluşturdu. Oluşturulan bu temsilciliğin başına da Diyarbakırlı hayırsever dermanbaba lakaplı Yılmaz Acu getirildi.

Diyarbakır Temsilcisi Yılmaz Acu’nun yapacağı Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Diyarbakır temsilciliğinde Ramazan Seykan, Şeyhmus Kaval, Fahrettin Tanrıverdi, Hüseyin Diriarin, Sinan Akbalık, Sedat Acu, Sedat Çalışkan, Zeynel Abidin Aktay, Melike Balkın Karakaya, Cengiz Elhansu, Selahattin Yağmur, M.Barış Kılıç, Sıdık Atlı, Fırat Özmen ve Mahir Yıldız,Mahmut Yıldız görev alacak.


Kendisine verilen bu görevi layıkıyla yerine getireceğini belirten Yılmaz Acu, “Tüm dünyada, her gün her saniye bir insan yaşamak için kan transfüzyonuna (nakline) ihtiyaç duymaktadır. Kan ise tek kaynağı insan olan ve başka hiç bir yolla üretilemeyen biyolojik bir maddedir ve bütün dünyada güvenli kan ve kan bileşenleri ancak düzenli, gönüllü ve karşılık beklemeyen kan bağışçıları aracılığıyla sağlanmaktadır.

Bizde Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği olarak şehrimizde bir temsilicilik olmasını istedik saolsun dernek başkanı Murat Özekinci’de bizi kırmadı şehrimize temsilcilik oluşturdu ve beni de temsilci olarak bu göreve layık gördü. Kendisine şahsımı bu göreve layık gördüğü için teşekkür ediyorum. Diyarbakır’da birlikte çok güzel işler yapacağız. Unutmayın kan acil ihtiyaç değil sürekli bir ihtiyaçtır” dedi.

“KAN VERMEK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR”

Yaptığı insani hizmetleri Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığını da sözlerine ekleyen Acu, “Yaptığımız insani hizmetler sadece Allah’ın rızasın kazanmak içindir. Ulaştığımız yardımcı olduğumuz insanların bir dua etmesi bizlere yeterlidir. Benim buradan tüm dostlarımdan ve sevenlerimden tek ricam derneğimize sahip çıkmalarıdır. Hastalara yardımcı olalım derneğimizde hiçbir siyasi faaliyet olamayacaktır sadece insanlık için çabamız olacaktır. Çevre illerden gelen hastalar kan bulmakta zorluk çekiyorlar onun için gelen hastalarımızın bir nebze olsun kan ihtiyaçlarını giderip destek olmak  kan vermek bir insanlık görevidir” diye konuştu.

KAYED’İN 10 BİN CİVARINDA GÖNÜLLÜSÜ VAR

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dernek Başkanı Murat Özekinci ise; “Kısa adı KAYED olan Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneğimiz, bir çok ilin yanı sıra güzide şehrimiz Diyarbakır’da da temsilcilik açtık. Temsilciliğimizin başına da Diyarbakır’da yaptığı yardımlar ve hayırlarla halkın gönlünde taht kuran insanların yardımına koşan dermanbaba lakaplı Yılmaz Acu’yu getirdik. Şubeleşmek için birçok ilde çalışma başlatan derneğimiz, Elazığ’dan doğup tüm ülkeye yayılan iyilik hareketi olarak insanların aidiyet hissettikleri dernek olmuştur. Derneğimiz 2012 yılında kuruldu. Hasta ve hasta yakınlarına kan bağışçısı bulunması amacıyla kurulan KAYED 10 bin civarında gönüllüsüyle hizmet vermektedir. 81 ilde teşkilatlanma çalışması başlatan derneğimiz, illerde ki bağışçı organizasyonunu profesyonel olarak bünyesinde kurulan çağrı merkezi ( 0850 302 6 526 )ile devam ettirmektedir” dedi.

ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞMA PRENSİBİ

Çağrı merkezi çalışma prensibi ile hareket ettiklerini de belirten Başkan Özekinci, “Hasta veya hasta yakını kendisi çağrı merkezini arayarak hasta adı, kan grubu, hastane adı, şehir bilgilerini vermektedir. Çağrı merkezimiz alına bilgiler çerçevesinde hastane kan merkezinden teyit aldıktan sonra hastanenin bulunduğu ildeki gönüllüleri arayarak kan bağışı ihtiyacı olduğunu bildirip, gönüllünün kan bağışına gitmesini sağlamaktadır.  Kan vermek için müsait olan ilk gönüllü bulunana kadar aramalar yaparak hasta için gerekli olan kanın bulunmasını sağlamaktadır. Bu şekilde hasta yakının kapı kapı dolaşıp bağışçı aramasının önüne geçilmektedir. Ayrıca gerek sosyal medya gerekse hastane çevresindeki art niyetli insanların tacizinden kurtulmuş olarak, hasta ile karşılıksız kan bağışı yapmak isteyen gönüllünün bir araya gelmesi derneğimiz aracılığı ile sağlanmış oluyor” diye konuştu.

İL TEMSİLCİSİNİN GÖREVİ NELERDİR?

İl temsilcilerinin görevlerini de sözlerine ekleyen Başkan Özekinci, “Derneğimiz, il Temsilcileri aracılığı ile illerde temsil edilmektedir.   KAYED il başkanlarının bulunduğu il de, öncelikli görevi dernek gönüllü formlarının insanlar tarafından doldurulmasını sağlamaktır. Bu çalışmayı yaparken ilk olarak bir ekip oluşturulması gerekir. Büyükşehirlerde 10, diğer illerde 5 asıl üyeden oluşan ekip, kendisine yardımcı olacak sayısız gönüllü ile çalışabilir. Ekip ve gönüllülerin organizasyonu il başkanının görevidir. Doldurulan gönüllü formları belirlenen periyotlarla genel merkeze gönderilmesi gerekir. Eksiksiz doldurulan formlar genel merkeze gönderilerek çağrı merkezinin yönlendirme işlemlerinde kullanılır. Gönüllü kayıt işlemlerinin yapılırken, bulunduğu ilde hastane idare ve kan merkezi ziyaretleri yaparak derneğinin tanıtımının yapılması ve çağrı merkezi teyit işlemlerinin daha erken yapılabilmesi için kan merkezlerinin bilgilendirilmesi yapılmalıdır.

Ayrıca il bürokrasisi, siyasiler ve iş dünyası ile birlikte sivil toplum kuruluşları ziyaretleri yapılmalıdır.   Derneğimiz eğitim alanındaki çalışmaları, özellikle kitap atölyesi programları illerde başlatılması derneğimizin vizyonu açısından önemlidir. Bu amaçla kan arıyorum projesi uygulanması sonrasında kitap atölyesi programlarının başlatılması ve devam ettirilmesi derneğimizin amaçları arasında ve il temsilcisinin görevi arasında yer almaktadır” dedi.

Dernek İletişim;

Çağrı merkezi : 0 850 302 6 526

WhatsApp: 0 536 927 08 43

Web: www.kayed.org

Web 2 : www.kanariyorum.org   (gönüllü kaydı ve kan duyurusu amaçlı kullanılacak)

Sosyal medya ;

Facebook/ kayedkan

Twitter/kanariyorumder_

İnstagram/kayed_kanariyorum

Youtube/ Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği

Son 24 saatte korona virüsten 137 kişi hayatını kaybetti Son 24 saatte korona virüsten 137 kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 137 kişinin korona virüsten hayatını kaybettiğini, 5 bin 642 yeni vaka sayısının olduğunu açıkladı.

Sağlık Bakanlığının Covid-19 bilgilendirme sayfasında Türkiye’nin güncel korona virüs tablosu kamuoyuyla paylaşıldı. Tabloya göre son 24 saatte 137 kişi korona virüsten hayatını kaybetti, toplam can kaybı 25 bin 210’a yükseldi. Toplamda 28 milyon 648 bin 193 test yapıldı. Bugün yapılan 151 bin 109 testten 5 bin 642 yeni vaka sayısı, 671 de yeni hasta sayısı olduğu belirtildi. Toplam vaka sayısının 2 milyon 435 bin 247 olduğu, bugün iyileşen 6 bin 682 kişiyle birlikte toplam iyileşen hasta sayısının 2 milyon 134 bin 403’e yükseldiği, toplam hastalarda zatürre oranının yüzde 4,7, ağır hasta sayısının ise 1 bin 808 olduğu açıklandı.

Musa Erdoğan

Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’de Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’de

Aden Körfezi’ne ilişkin tezkere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı‘na sunuldu.

Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’ye sunuldu. Tezkerede, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları konuşlandırılmak suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafaza edilmesi, uluslararası toplumca yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle müşterek mücadele harekâtlarına aktif katılımda bulunulması, anılan bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının harekât etkinliğinin ve bölgeye ilişkin tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik millî politikanın desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler sistemi içinde, bölgesel ve küresel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edildiği hatırlatılarak, anılan bölgelerde devam eden deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine izin veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarının süresi son olarak 4/12/2020 tarihinde 12 ay daha uzattığı hatırlatıldı. TBMM tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde uzatılan izin süresinin bir daha uzatılması öngörülüyor.

Ahmet Umur Öztürk

Başkan Lale: Her şey Hani ilçemiz için Başkan Lale: Her şey Hani ilçemiz için

Diyarbakır’ın Hani İlçe Belediye Başkanı İbrahim Lale, görevde olduğu yaklaşık 2 yıllık süre zarfında senelerdir hizmet bakımından ihmal edilen Hani genelinde yaptığı hizmetlerle, vatandaşların takdirini kazanmayı başardı. Kendisine Hani halkı tarafından verilen bu görevi her zaman layıkıyla yerine getireceğini belirten Başkan Lale, “Her şey Hani ilçemiz için” dedi.

Uzun yıllar hizmet konusunda ihmal edilen Diyarbakır’ın Hani ilçesi’nde kısa zamanda gerçekleştirdiği projelerle, Hani’yi bir uçtan diğer bir uca belediyecilik hizmetleriyle buluşturan Başkan Lale, mesai kavramı gözetmeksizin çalışmalarına hızla devam ediyor.

Göreve geldiği Nisan 2019 yılında bu yana altyapıdan eğitime, tarımdan sosyal ve kültürel faaliyetlere kadar bir çok konuda önemli çalışmalar gerçekleştiren Başkan Lale aynı zamanda ilçede uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarada el atarak halkın gönlünü fethetti.



Şeffaf belediyecilik anlayışını benimseyen, vatandaşlarla bire bir görüşen, çalışmaları yerinde takip eden  Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale, “Her şey hani için“ sloganını benimseyerek ilçeyi adeta yeniden dizayn ediyor.

“HALKIMA LAYIK OLMAYA ÇALIŞIYORUM”

Hizmet ve insanlık için var olduklarını belirten Başkan Lale, “Halkımız bu görevi bana layık gördüler onlar için layık olmaya çalışıyorum. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun kapımız her kese ardına kadar açıktır.



Benim için insan insandır, hangi görüşten olursa olsun o insanı dikkate alırım sorununa çözüm getirmek için elimden geleni yapmaya çalışırım ve asla ayırım yapmam. Biz Hani halkı olarak beraber el vererek ilçemizi yöneteceğiz Her şey ilçemiz Hani için” dedi.

HALKIN GÖNLÜNDE TAHT KURMAYI BAŞARDI

Göreve geldiği günden bu yana halkla iç içe bir başkan profili sergileyen Lale esnaf gezileri, ev gezileri, hasta ziyaretleri, taziye ziyaretlerini atlamayarak halk ile içiçe görevini yürüterek halkın gönlünde taht kurmayı başardı. Vaktinin çoğunu Hanili vatandaşlar ile geçirdiğini de sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Belediyede durarak hizmet üretilmez bu yüzden sürekli halk ile içiçeyiz onların sorunlarını yerinde dinliyor ve tespit ediyoruz.


Bunun yanı sıra ilçemize bağlı bütün köylerimizi geziyoruz, yaşlılarımıza, gençlerimize, emeklilerimize, engelli kardeşlerimize, memurumuza, işçimize,esnafımızlarımıza, polislerimize, askerlerimize gönüllerimizi açmışız. Makamlar gelip geçicidir, önemli olan makam değil hizmettir. Evet belki gelirimiz olmayabilir ama çok şükür hizmetimiz çok.


 Hani ilçemiz için elimden geleni yapıyorum yapmaya da devam edeceğim. Hani ilçemizde gerek turistleri ve yabancıları gerekse Türkiye’de yaşayan insanlarımızı davet ediyorum gelip güzelim Hani ilçemizi görsünler” diye konuştu.

BELEDİYE PERSONELİYLE KORDİNELİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYOR

Belediye çalışmalarında gerek belediye içinde gerek sahada çalışan personellerle koordineli bir şekilde çalışmalarını sürdüren Başkan Lale, personelle birebir ilgileniyor, sorunları yerinde tespit ediyor ve çözüm oluşturuyor.





Bunun yanı sıra belediyede Kovid-19 ile ilgili personellerle  sık sık toplantı yapan Başkan Lale halkında sağlığı için vatandaşlara maske dağıtılması ve sosyal mesafe ile hijyene dikkat edilmesi konusunda herkesi uyarıyor.

“HANİ İÇİN YENİ PROJELER ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ”

Kendisi ve ekibi ile birlikte Hani için sürekli proje ürettiklerini ve yeni projelerede imza atacaklarını da sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Hani ilçemiz için bir çok çalışma yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. Allah’ın izniyle ilçemiz için ekip olarak projeler üretmeye devam ediyoruz.


Tabiiki de bu başarıyı, halkımız, teşkilatlarımız ve bütün Hani ilçesinin ileri gelenleriyle elele vererek gönüllerine girerek elde ettik. Biz zaten milletin hizmetkarları olarak bugüne kadar çalıştık çalışmayada gücümüz yettiğince devam edeceğiz. Yerel yönetimler zaten hizmet kapısıdır, bir hizmetkarlık görevidir. Biz de bu hizmeti sürdüreceğiz” diye konuştu.

BAŞKAN LALE’DEN VALİ KARALOĞLU’NA DESTEK TEŞEKKÜRÜ

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu’nu sorunlarını dinlediğini ilçe için ne talepte bulunulursa geri çevrilmediğini de anlatan Başkan Lale, Vali Karaloğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.

Vali Karaloğlu’nun Hani’yi ziyaret ettiğini bu ziyaretleri esnasında ilçenin sorunlarını dinlediğini de sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Sayın Valimiz Münir Karaloğlu göreve geldiği günden bu yana kendisine ilettiğimiz ilçemizin sorunları konusundan elinden geleni yapmış ve yapmayada devam ediyor. Saolsun bizleri dinliyor ve dikkate alıyor.



ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Elazığ’da üretiliyor, Avrupa ve ABD’li sağlıkçılara gönderiliyor Elazığ’da üretiliyor, Avrupa ve ABD’li sağlıkçılara gönderiliyor

Elazığ’da açtığı tekstil atölyesinde korona virüsü (Covid-19) fırsata çevirip istihdam ettiği kişi sayısını 50’ye yükselten genç girişimci, sağlıkçılar için ürettiği tek kullanımlık tulumları Avrupa, Ortadoğu ülkeleri ve ABD’ye ihraç etmeye başladı.

Kentte 10 yıldır hazır ve çocuk giyim alanında faaliyet gösteren bir tekstil firması, Covid-19 salgını sonrası yoğun şekilde tek kullanımlık tulum talebi aldı. Yoğun talep üzerine tekstil atölyesi açan ve çalışan sayısını 10’dan 50’ye çıkaran firma, Türkiye genelinde birçok ile tulum üretimi yaptı. Sonrasında Avrupa, Ortadoğu ülkelerine üretim yapılan atölyede şimdi de ABD’de görev yapan sağlıkçılar için üretime geçildi. Merkeze bağlı Doğukent Mahallesi’nde bulunan atölyede günlük yaklaşık 2 bin 500 tulum üretilirken, bu mahalleli kadınlara da gelir kapısı oldu.

36 yaşındaki genç girişimci Orhan Dalkılıç, “Yıllardır tekstil sektöründe faaliyet vermekteyiz. Bu pandemi sürecinde malum ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Bu süreçte tekstil sektöründe çalışırken fark ettiğim bir husus vardı ve bu da şirketlerin elemanları çıkarmasıydı. Buna istinaden biz de bu pandemi ve zorlu süreçte tekstil işini ilerletmeye karar verdik. Atölye açarak ve eleman çıkaran şirketlere karşın biz eleman almaya başladık. 10 kişi ile başladığımız bu işte şu an 50 kişiye istihdam sağlıyoruz. Çalışan arkadaşlarımızın geneli kadın” dedi.

“Elazığ’dan Amerika’ya gönderiyoruz”

Sağlık çalışanları için virüse karşı tek kullanımlık tulum ürettiklerine değinen Dalkılıç, “Elazığ’da atölyemizde üretmiş olduğumuz tulumlar, hem yurt içine satılıyor hem de yurt dışına ihracat ediliyor. Bizim de bu talepleri karşılamaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Hedefimiz ise 2021 yılının sonuna doğru 50 kişilik kapasiteyi 100 kişiye çıkarmak. Günlük tulum üretim sayımız 2 ile 2 bin 500 arasında. Üretmiş olduğumuz tulumlarımız, Ortadoğu ve Avrupa’ya gitmekte. Daha önce de ürettik, Hollanda ve İspanya’ya gönderdik. Şu an üretmiş olduğumuz tulumlar Amerika’ya gidiyor. Elazığ’dan Amerika’ya ihracat yapıyoruz ve bu şekilde devam edeceğiz. Şu an iç piyasa ve bay, bayan ve çocuk giyimleri üretimini bıraktık sadece tulum ağırlıklı çalışıyoruz, bunu sürdüreceğiz. Aşı zaten bulundu ve yapılmaya başlandı. Süreç uzarsa biz de devam edeceğiz. Süreç kısalırsa biz de bu işi bırakıp tekrar kaldığımız yerden devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Çalışma ortamlarının güzel olduğunu belirten 2 çocuk annesi Gülsüm Cirit, “Burada tekstil atölyesinde çalışıyoruz. Burası evime çok yakın ve böyle bir imkan olduğu için çok güzel gidiyor. Bayan ortamı olması ve temiz olması çok iyi” diye konuştu.

Çalışanlardan İnci Çelik ise, “Giyim ve üretim bölümünden mezunum. Buraya gelip hem aileme destek vererek katkıda bulunmaya çalışıyorum hem de kendimi geliştiriyorum. Ayrıca okul masraflarımı çıkarmak için çalışıyorum. Burada da çoğunlukla tulum dikiyorum” ifadelerini kullandı.

Hamdin Kılıç – Rıdvan Yeşilırmak

Avustralya Büyükelçisi’nden İyi Partili Ensarioğlu’na ziyaret Avustralya Büyükelçisi’nden İyi Partili Ensarioğlu’na ziyaret

Çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır’da gelen Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown İyi Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’na nezaket ziyaretinde bulundu.

Ziyarette Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown, İyi Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu ile görüşerek Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel zenginliği konusunda fikir alışverişinde bulundu.

Diyarbakır’ın güzel bir şehir olduğunu belirten Büyükelçi Marc Inners-Brown, Başkan Ensarioğlu ve ekibine başarılar dileyerek beraberinde getirdiği ve ülkesinde yetişen bir paket çay hediye ederek misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti.

İYİ Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu tarafından ilgiyle karşılanan Büyükelçiye Diyarbakır’ı ve İYİ Partiyi ziyaret etmesi anısına Diyarbakır’ın önemli tarihi eserlerinin işlenmiş olduğu deri bir tablo hediye edildi.

Kendilerine yapılan bu ziyaretten dolayı memnuniyet duyduklarını belirten İyi Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu, “Temas ve incelemelerde bulunmak üzere şehrimize gelen Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown partimizi de ziyaret ederek görüş alışverişinde bulunması bizleri mutlu etti.

Kendilerini en iyi şekilde ağırladık. Şehrimizin tarihi ve kültürel zenginlikleri hakkında bilgi verdik. Kendilerine bu ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederiz” diye konuştu.

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler