• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir’

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir’
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye ne zaman küresel gündemlere ilişkin bir irade ortaya koysa, ne zaman bölgesel hakları ile ilgili adımlar atsa ekonomi üzerinden bir hesaplaşmanın devreye sokulduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı sonrasında kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyrut’ta yaşanan patlama ve Akdeniz ile Ege’de yaşanan olaylara değinirken, konuşmasının büyük bölümünü ekonomik gelişmelere ayırdı.

Beyrut’ta yaşanan patlama sonrası yaşanan gelişmelere değinen Erdoğan, Ege ve Akdeniz’de Türkiye’nin haklarını ve hukukunu yok saymaya yönelik girişimlere verilen cevapları anlattı. Erdoğan, “Bölgedeki sismik araştırma faaliyetlerimizi Almanya Şansölyesi Merkel’in ricası üzerine iyi niyet nişanesi olarak bir süreliğine ertelemiştik. Ancak Yunan tarafı hüsnüniyet ile hareket etmediğini bir kez daha göstermiş ve Mısır ile hiçbir hukuki temeli olmayan bir anlaşmaya yönelmiştir. Buradan bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin hiç kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında, denizinde, meşru çıkarlarında gözü yoktur. Bizim tek talebimiz bize de aynı anlayışla yaklaşılmasıdır. Türkiye gibi 780 bin kilometrekarelik dev bir toprak parçasını görmezden gelip birkaç kilometre karelik adalar üzerinden bizi sahillerimize hapsetme girişimine rıza gösteremeyeceğiz. Dünyada hiçbir ülke böyle saçma ve temelsiz talebe boyun eğmez. Biz diyoruz ki, gelin Akdeniz’deki tüm ülkeler bir araya gelelim, herkes için kabul edilebilir, herkesin hakkını koruyan bir formül bulalım. Ülkemizin bu çağrısına kulaklarını kapatanlar güçlerinin yetmeyeceği, boylarını aşan bir takım girişimlerle kendi geleceklerini kendi elleri ile karartıyorlar. Salgın ve onunla bağlantılı siyasi, ekonomik, sosyal sorunların bir kabus gibi üzerine çöktüğü güçlere güvenenler hüsrana uğramaya mahkumdurlar. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını hala kavramamış olanları bir an önce gerçekleri görmeye ve çözümü masada aramaya davet ediyoruz. Anlaşmazlıkların diyalog yoluyla ve hakkaniyet temelinde çözümü için biz her zaman varız. Bu konuda sağduyu hakim olana kadar Türkiye olarak sahada ve diplomasi alanında kendi planlarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Nitekim Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz dün saat 20.00’de Antalya açıklarından demir alarak görev bölgesine doğru hareket etti. 10 saat süren seyirden sonra bu sabah saat 08.00 itibariyle çalışmalarına başladı. Ekonomide olduğu gibi enerjide de ülkemizin bağımsızlığı için mücadele etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir”

Türkiye’nin 2002 yılında 236 milyar dolar olan milli gelirini 2019 yılında 754 milyar dolara yükselttiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik verileri açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kişi başı milli geliri 3 bin 500 dolardan 2013 yılında 12 bin 500 dolara kadar çıkartmıştık, ancak Gezi olayları ile başlayan ve bugüne kadar kesintisiz devam eden saldırılar sebebiyle bu rakam 2019 yılında 9 bin 127 dolar olarak gerçekleşti. Türkiye ekonomisi satın alma kalitesi gücü paritesine göre dünyada 2002 yılında 17. sıradayken 13. sıraya yükseldi. Böylece ülkemizi kişi başına gelirde dünya sıralamasında üst orta gelir grubuna yükselttik. Ülkemiz insani gelişmişlik endeksinde de dünyadaki konumunu iyileştirmeye devam etti. 2019 yılı insani gelişme raporunda Türkiye bir önceki yıla göre 6 basamak ilerleyerek 58. sıraya yükseldi. Böylece ilk defa çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer almış olduk. Rekabetçiliği artırmaya, iş ve yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik çok önemli adımlar attık. Bu sayede Dünya Bankası tarafından hazırlanan iş yapma kolaylığı endeksinde geçtiğimiz yıl 10 basamak birden tırmanarak 33. sıraya yerleştik” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin 18 yılda nereden nereye geldiğini anlatmak için mukayeseli rakamları paylaşan Erdoğan, “Ülkemizde yıllık otomobil satışı 2002 yılında 91 bin adet iken bu rakam 2016’de 756 bine kadar çıktı, geçtiğimiz yıl da 387 bin olarak gerçekleşti. Buzdolabı satışı 18 yıl önce 1 milyon 88 bin adetten 2,5 milyona çıktı. Çamaşır makinesi satışı 824 bin adetten 2 milyonun üzerinde bir sayıya ulaştı. Bulaşık makinesi satışı 282 bin adetten 1 milyon 332 bin adede, fırın satışı 339 binden 817 bine yükseldi. Bütün bunları ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından söylüyorum. Bunlar aynı zamanda vatandaşımın alım gücünün bu tür ürünlerde nereden nereye yükseldiğini göstermesi bakımından önem arz ediyor. Ülkemizde yeni açılan şirket sayısı 30 bin 842 iken geçtiğimiz yıl bu rakam 85 bin 263’ü buldu. İstihdamda 19,6 milyondan 28 milyon 80 bine çıktı. Borsa endeksi 110’dan binin üzerine ulaştı. Göreve geldiğimizde öyleydi, ama şimdi burada. Turizmde 13,2 milyon turistten geçtiğimiz yıl 52 milyon turist rakamını gördük. Şimdi korona virüs sebebiyle bir sıkıntının içindeyiz ama toparlanmaya başladık. Şimdi Almanya, Rusya, bugün itibariyle kapılarını açmış durumdalar. Geçen yılın rakamlarını yakalayamayacağız ama yine yükselmeye başladığımızı hep birlikte göreceğiz. Salgın sebebiyle turizmde yaşanan sıkıntıları çözmek için tüm imkanlarımızla gayret gösteriyoruz. Merkez Bankası döviz rezervimiz 28 milyar dolardan 90 milyar doların üzerine çıktı. Bir ara bu rakam 135 milyar dolara kadar yükselmişti. Bunun yanında IMF meselesi, IMF’ye olan borcumuz biz göreve geldiğimizde 23,5 milyar dolardı, biz bunu 2013 Mayıs’ında sıfırladık. Türkiye’nin IMF’ye borcu yok. Birileri de avucunu ovuşturuyor. Ana muhalefet partisi. IMF’ye gidecekmişiz, IMF’den bir şeyler isteyecekmişiz. Boşuna avucunuzu ovuşturmayın, biz o kapıları kapattık. IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi, o zaman ekonomiye bakan zat, geldi bana ‘Sayın Başbakanım verelim mi bu borcu’ dedi. Verin dedim. Bugün borç alan yarın talimat alır dedim. Şimdi parti kurmuş bize ekonomi dersi veriyor. Önce bunları herkesin görmesi yazım. Faiz ödemelerinin milli gelirimize oranını yüzde 14,4’den yüzde 2,3 seviyesine indirdik. En düşük memur maaşını 392 liradan 4 bin 188 liraya, asgari ücreti 184 liradan 2 bin 325 liraya, en düşük bağ-kur tarım emeklisi maaşını 66 liradan aldık bin 756 liraya, en düşük emekli sandığı emeklisi maaşını 377 liradan 2 bin 981 liraya kadar çıkarttık. Bütün bunları biz yaptık. ben felsefe yapmıyorum, rakamlarla konuşuyorum. Engelli aylığını 25 liradan 851 liraya, muhtar aylığını 97 liradan 2 bin 261 liraya yükselttik. Lisans öğrencilerine verdiğimiz kredi burs ödemelerini biz geldiğimizde 45 liracık alıyorlardı, 550 liraya çıkarttık, yüksek lisans da bin 100 lira, doktorada bin 650 lira seviyesine çıkarttık. Hatırlayın harç, öğrencilerden alınıyordu, bundan dolayı o zaman öğrencilerin sesi çok çıkıyordu, gösteriler vesaire, bu harcı kim kaldırdı, biz kaldırdık. Tam aksine biz öğrencilerimize bursları ile kredileri ile destek oluyoruz. Tarım sektörüne yaptığımız destekleme ödemelerini yıllık 1,8 milyar liradan 22 milyar liraya çıkarttık. Her alanda bu rakamları çeşitlendirmek mümkün” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak yükselen yıldızından rahatsız olanlar her seferinde daha riyakar şekilde üzerimize gelmeye başladı”

Türkiye’nin bugün geleceğine güvenle bakmasının, bölgesel ve küresel politikalarda aktif pozisyon almasının gerisinde bu güçlü alt yapının olduğunu belirten Erdoğan, “Ülkemizin 2013 yılından beri ardı ardına yaşadığı her saldırı ile birlikte hem korunma reflekslerimizi hem hedeflerimize ulaşma yöntemlerimizi geliştirdik. Allah’ın inayeti ve milletimizin desteği ile girdiğimiz her mücadeleden başarı ile çıktık. Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç olarak yükselen yıldızından rahatsız olanlar her seferinde daha sinsi daha riyakar şekilde üzerimize gelmeye başladı. Başka hiçbir ülkeye uygulanmayan kriterler bize dayatıldı, başka hiçbir ülkeden talep edilmeyen şartlar bizden istendi. Başka hiç bir ülkeye yöneltilmeyen tehditler bize savruldu. Terör örgütlerinden darbecilere, finans lobilerinden tarihi hesaplaşmalara kadar her türlü araçla üzerimize yüklendiler. Hepsinin de üstesinden birer birer geldik. Bu çerçevede 2019 yılı ülkemiz için yeniden dengelenme sürecinin yaşandığı bir yıl oldu. Cari dengede ve enflasyonda önemli kazanımlar elde ettik. 2018 yılı ekim ayında yüzde 25,2 seviyesinde seyreden enflasyonu geçtiğimiz yıl yüzde 11,8 seviyesine indirdik. Ülkemiz son yıllarda uyguladığı politikalarla pazar ve ürün çeşitliliğini artırdı. 2019 yılında ticaret savaşları, bölgesel istikrarsızlıklar ve Brexit ile birlikte tırmanın küresel belirsizliklere rağmen ihracatta 180 milyar doların üzerine çıkarak yeni bir rekora imza attı. Güçlü ihracat performansımız ve turizm sektörünün desteği ile cari işlemler dengesi 2001 yılından beri ilk defa fazla verdi. Maruz kaldığımız çok yönlü saldırılara rağmen ekonomimiz attığımız kararlı adımlarla 2019 yılının son çeyreğinde yeniden güçlü büyüme politikasına döndü. Bu bizim için güçlü bir patikaydı ama şimdi biz bu patikayı caddeye dönüştüreceğiz. Onun adımlarını atıyoruz. 2019 yılının son çeyreğinde ekonomimiz yüzde 6 oranında kayda değer bir büyüme kaydetti. Kur saldırılarının etkisi ile yüzde 24’e çıkan Merkez Bankası politika faizi, yüzde 8,25 seviyesine indi. Yüzde 35’lere çıkan piyasa faizleri yüzde 8 bandına kadar geriledi. Daha da düşecek. Bütün arzumuz bu ülkede yatırımcı çok daha rahat bir şekilde yatırımlarını yapabilsin. Devletimizin borçlanma faizlerinde de önemli düşüşler sağladık. Yüzde 25’lere çıkan iç borçlanma faizini yüzde 9,72’ye ve yüzde 7,50’yi aşan dış borçlanma faizini yüzde 4,45’e kadar gerilettik. Ekonomik yükseliş 2020 yılının ilk aylarında da devam etti. Yılın ilk çeyreğinde birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin aksine ülkemiz yüzde 4,5 gibi yüksek bir büyüme performansı sergiledi. G-20 ülkeleri arasında en yüksek, OIC’de ülkeleri arasında ikinci en yüksek büyüme performansı kaydeden ülke olduk. 2018 yılı Ağustos ayında yaşadığımız saldırılar sonrasında küresel finans sisteminin bize dayatmaya çalıştığı yüksek faiz yaklaşımını asla kabul etmedik. Bir taraftan kur üzerinden yapılan saldırılarla, bir taraftan kurun enflasyona olan etkisi ile ve diğer taraftan Türkiye üzerinden yüksek faizle haksız kazanç elde etmek isteyenlerle adeta boğuştuk, mücadele ettik. Bu mücadele olmasaydı iş insanımız ayakta kalabilir miydi? Eğer kur atakları ile tüm araçlarımızla mücadele etmeseydik enflasyonu yüzde 25’lerden bugünkü seviyesine bu kadar hızlı getirebilir miydik? Türkiye ne zaman küresel gündemlere ilişkin bir irade ortaya koysa, ne zaman bölgesel hakları ile ilgili adımlar atsa ekonomi üzerinden bir hesaplaşmanın devreye sokulduğunu görüyoruz. Türkiye ekonomide, bu suni rüzgarlarla eğilip bükülebilecek bir ülke değildir” dedi.

“Ekonomimizin dayanıklılığını artırmaya yönelik adımlar sayesinde ekonomimizi hızla toparladık”

“Birileri sadece gazel okur ama biz iş üretiriz, farkımız bu” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün başarıların, 2002 yılından bu yana Türkiye ekonomisinin geçirdiği yapısal dönüşüm süreci ve sağlık alt yapısına yatırımlar sayesinde olduğunu söyledi. Erdoğan, “DSÖ verilerine göre dünya genelinde tespit edilen korona virüs vaka sayısının 20 milyona yaklaştı. Konya Şehir Hastanesi açıldı. Resmi açılışını da bizzat giderek Konya’da yapacağız. Resmi açılışını yapmadık ama şuanda hasta kabulü başladı. Diğer illerimize de şehir hastanelerini yaparak çok daha güçlü alt yapıya insanımızı hazırlayacağız. Ülkemiz milyon kişi başına düşen vaka sayısında 73., milyon kişi başına düşen ölüm oranında 57. sıradadır. Bu dönüm sona erdiğinde Türkiye dünyada salgını en az hasarla atlatan ülkelerden biri olacaktır. Salgın sadece insan hayatını tehdit etmiyor, aynı zamanda ciddi ekonomik sorunlar doğuruyor. Küresel ekonomi son bir asırdaki en büyük krizi ile karşı karşıyadır. Salgın nedeniyle küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret aksamış, birçok tesiste üretim durmuş ya da yavaşlamıştır. 2020 yılı ilk yarısında dünya genelinde büyük üretim kayıpları, işsizlik oranlarında yükseliş ve tüketim alışkanlıklarında değişiklikler ortaya çıkmıştır. Salgının sarsıcı etkisinin daha iyi anlaşılmasıyla uluslararası kuruluşlar küresel büyüme tahminlerinde revizyona gitmişlerdir. IMF 2020 yılı için daralma beklentisini yüzde 3’den yüzde 4,9’a yükseltmiştir. OIC’de ise bu yıl için daralma beklentisini yüzde 2,4’den yüzde 7,6’ya güncellemiştir. Ekonomik veriler ve beklentiler ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere gibi büyük ekonomilerin bile salgının etkisi ile birlikte sarsıldıklarını ve çok ciddi ekonomik kayıplar verdiklerini gösteriyor. 2020 yılının ikinci çeyreğinde ABD ekonomisi yıllıklandırılmış oranlarda yüzde 32,9, Euro bölgesi ekonomisi ise yıllık yüzde 15 düzeyinde daralmalar göstermiştir. Aynı dönemde Almanya ekonomisi yüzde 11,7, İtalya ekonomisi yüzde 17,3, Fransa ekonomisi yüzde 19, İspanya ekonomisi yüzde 22,1 oranında daralmıştır. ABD’de işsizlik oranı yüzde 15 seviyesine kadar ulaşmış, tarım dışı istihdamda 20 milyonun üzerinde aylık düşüşü görülmüştür. Bu gelişmeler karşısında ülkeler hem para hem de maliye politikaları ile ekonomideki olumsuz seyre müdahale ederek ekonomik gerilemeyi azaltmaya çalışmışlardır. Tüm destekleyici politikalara rağmen ekonomik toparlanmanın zaman alması beklenmektedir. Türkiye ekonomisi de salgından kısa vadede elbette olumsuz yönde etkilenmiştir. Ancak aldığımız tedbirler, şoklara karşı mücadeledeki tecrübemiz, güçlü sağlık alt yapımız ve ekonomimizin dayanıklılığını artırmaya yönelik adımlar sayesinde ekonomimizi hızla toparladık” diye konuştu.

“Salgın sonrasında oluşan yeni dünya düzeninde Türkiye yeni bir başarı hikayesi yazacaktır”

Mayıs ayı ile birlikte ekonomik göstergelerde ve beklentilerde bekledikleri iyileşmenin başladığını, Haziran ve Temmuz aylarında bunun güçlendiğini belirten Erdoğan, “Salgının etkilerinin belirginleştiği Nisan ayından sonra Haziran ve Temmuz aylarına ait önce göstergeler ekonomide toparlanma sinyalleri veriyor. Tüketici güven endeksi Nisan ayındaki 54,9 seviyesinden Temmuz ayında 60,9 seviyesine yükselmiştir. Reel kesim güven endeksi nisan ayındaki 62,3 seviyesinde temmuz ayında 99,4 seviyesine yükselmiştir. Ekonomi güven endeksi Nisan ayındaki 51,3 seviyesinden Temmuz ayında 82,2 seviyesine yükselmiştir. Satıl alma yöneticileri endeksi Nisan ayındaki 33,4 seviyesinden temmuz ayında 56,9 seviyesine yükselerek 2011 yılının Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Mevsim etkilerinden arındırılmış imalat sanayi kapasite kullanım oranı Nisan ayındaki 61,9 seviyesinden Temmuz ayında 70,7 seviyesine yükselmiştir. Mayıs ayı ile birlikte yeniden yükselişe geçen mevsim etkilerinden arındırılmış sektörel güven endeksleri de Temmuz ayında yükselmeye devam etmiştir. Otomobil üretimi Haziran ayında Mayıs ayına göre yüzde 71,7 oranında, otomobil satışları ise yüzde 127,6 oranında artış kaydetmiştir. Temmuz ayında otomobil satışlarındaki artış eğilimi devam etmiş, bir önceki aya göre artış yüzde 21,7 olmuştur. İhracat Nisan ayından sonra sürekli artış kaydetmiş ve Temmuz ayında 15 milyar dolar ile bu yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu dönümde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66,2’den yüzde 84,5 seviyesine yükselmiştir. İhracattaki iyileşme sürecinin önümüzdeki dönemde devam etmesini ve normalleşme sürecine özellikle ülkemize önemli sayıda turistin ziyaret etmesi ile birlikte ben inanıyorum ki bize olan bu noktadaki güven daha da artacaktır. Son dönemde sağladığımız finansmana erişim kolaylıkları ve uygun kredi imkanları sayesinde otomotiv konut satışlarında rekor düzeyde artışlar sağlandı. Kredi büyümesinde görülen hızlanmaya karşılık bankacılık sektörümüz güçlü sermaye yapısı, aktif kalitesi ve karlılık oranları ile oldukça sağlıklı bir görünüme sahiptir. Sektörün sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 19,5 ile yüzde 8 olan yasal asgari oranının oldukça üzerindedir. Yabancı para açık kaynaklı kur riski bulunmayan söktürün tahsili gecikmiş alacakları da sürdürülebilir seviyelerdedir. Türkiye ekonomisi artık tüketim yerine üretimi önceleyen, ithalata bağımlı değil ihracat odaklı yapısıyla küresel değer zincirine daha entegre olan ve daha fazla katma değer üreten bir model ile yoluna devam edecektir. Salgın sonrasında oluşan yeni dünya düzeninde Türkiye coğrafi konumu, lojistik ağ bağlantıları, üretim kapasitesi, insan kaynağı ile bilgi ve becerisini kullanarak yeni bir başarı hikayesi yazacaktır. Son 2 yıldaki oldukça zorlu şartlara rağmen güçlü ve sağlıklı bir ekonominin inşası için pek çok yeni politikayı hayata geçirdik. Küresel ekonominin önemli ölçüde daralacağı beklentilerinin olduğu bir ortamda attığımız adımlar ve hayata geçirdiğimiz uygulamalar ile ülkemizin önüne gelen yeni fırsatları özellikle değerlendirmesini sağlamakta kararlıyız” şeklinde konuştu.



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ HALKIMIZIN DERTLERİNE ‘DEVA’ OLMAYA GELİYORUZ

D.BAKIR- Genel Başkanlığını Ekonomi Eski Bakanı Ali Babacan’ın yaptığı Demokrasi ve Atılım Partisi’nin merkez Yenişehir İlçe kongresi, oldukça kalabalık bir katılımla yapıldı.

İl Başkanlığını Diyarbakır’ın tanınmış ve sevilen simalarından, Avukat cihan Ülsen’in yaptığı DEVA partisi Yenişehir İlçe Başkanlığı kongresi, tanınmış isimleri bir araya getirdi.

Gazi Köşkü Tesislerinde bulunan Kuğulu parkta yapılan kongrede, sosyal mesafeye özen gösterilirken, kongreye gelen herkesin, girişte ateş ölçer ile ateşi ölçüldü. Herkesin maske taktığı kongrede, masalara el antiseptiği bırakılarak, vatandaşların yararlanması sağlandı.

DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan, Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri, spor ve sanat dünyasının tanınmış isimleri, basın yayın kuruluşlarının temsilcileri ile, kalabalık bir davetli topluluğunun yanısıra, DEVA partisinin Doğu ve Güneydoğu Teşkilatlarından gelen İl ve İlçe Başkanları, delegeler ve teşkilat mensuplarının katıldığı kongre, bir hayli coşkulu geçti.

Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımız’ın okunmasını müteakiben, DEVA partisi Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Emin Ekmen ve Ali Rıza Babaoğlan ile Kurucular Kurulu üyesi Ali İhsan Merdanoğlu, birer konuşma yaparak, DEVA partisinin kitle partisi olduğunu ve kadro hareketi olduğuna dikkati çekerek, vatandaşların yaşadığı sorunlara kalıcı ve köklü çözümler üretmek şiarıyla yola çıktıklarına vurgu yaptılar.

DEVA partisi Diyarbakır İl Başkanı Avukat Cihan Ülsen ise, kongrelerin iktidara yürüyüşlerinin işaret fişeği olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

‘VİRA BİSMİLLAH’ DİYEREK, İKTİDAR STARTINI VERİYORUZ

Sözlerime değerli ve seçkin heyetinizle birlikte olmaktan ve sizlere hitap etmekten duyduğu mutluluğu ve onuru ifade ederek başlamak istiyorum. Hep beraber zorlu süreçlerden geçiyoruz.

Ama geldiğimiz noktada bu sorkunların hiçbiri bizleri yıldıramamıştır. Yakın tarihimizin en karanlık günlerinden geçiyoruz. Türkiye, bir bütün halinde çok ağır sorunların altında ezilirken, umudun sesini ve ümitsizliğin çarelerini, karartılan geleceğinin aydınlığını bu salonlarda aramaktadır.



Sadece bu salonu dolduran yol arkadaşlarım değil, memleket sathına yayılmış tüm DEVA gönüllüleri, sorumluluklarının farkında, gücü elinde tutan ve kötüye kullananlara karşı büyük bir kararlılıkla yola çıkmış ve özgürlüklerine sahip çıkacak olan sesi yükseltmiştir. Bir başarı hikâyesi yazmanın tüm imkânlarını ellerimizden almaya gayret ediyorlar.

Ama biliyoruz ki, birikmiş hayal kırıklıklarından öfkelere, üzüntülerden yolda kalmış tüm umutlara rağmen, hayat kendini yeniler ve yeni bir zeminde yeniden yeşerir.

DEVA, YENİ BİR SÖZ VE YENİ BİR NEFESTİR

Hakkın ve mazlumun yanında olmayı gerektirdiğini bilenler olarak; insanın insanlığının, öteki için fedakârlıkta bulunma cesareti ile ölçüldüğünü biliyoruz çünkü.

Ama, unutulmamalıdır ki, sadece tanıklık etmek ve olan biteni izlemekle kanayan yarayı iyileştirme olanağımız yoktur. Tanıklık, beraberinde bir müdahale imkânını ortaya çıkarır. DEVA da, tam da bundan dolayı, haksızlıklara, eşitsizliklere ve adalete gölge düşüren her eyleme bir müdahalenin adıdır.



İnsanların ötekileştirildiği ve ayrıştırıldığı, hukuk ve adalete olan güvenin azaldığı, kişi Hak ve özgürlüklerinin askıya alındığı, hak ve özgürlüklerin bir lütuf olarak sunulduğu ve inayet ekonomisinin cari kılındığı, yargının özgür vicdanını bir kenara bırakıp, artık talimatla kararlar verildiği, ekonomik ve sosyal eşitsizliğin her gün katlanarak arttığı, işsizliğin bir kader olarak tahkim edildiği, emekçinin, esnafın ve çiftçinin sesinin duyulmadığı, çocuklarının geleceğinin karartıldığı, kadınların öldürüldüğü böylesi karanlık bir zamanda, DEVA ve kadroları, yeni bir ses ve yeni bir nefes olmaya geliyor.


Umutların, birleştirici ve toparlayıcı yanı vardır. Umutsuzlukta ise yozlaşmanın burukluğu vardır. Umutsuz olmaya, ‘böyle gelmiş böyle gidecek demeye, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ rahatlığına, ortalamanın altında sözlere gönül indirmeye ve vasata bel bağlayan siyasetin devam etmesini sağlayacak eylem yoksunu tavırlar içinde olmaya, tam da bundan dolayı hakkımız yok. En çok da, sözümüz yere düşmesin diye sizleri, saygı ve muhabbetle selamlıyoruz’.


‘SORUNLARIMIZ VAR, FAKAT UMUTLARIMIZ VE AZMİMİZ DE VAR’

Ardından söz alan DEVA partisi Diyarbakır Yenişehir İlçe Başkanı Erdal Akildiz ise, şunları söyledi: ‘Bugün burada, yaklaşık altı ay önce, toplumun tüm kesimleri için bir umut ışığı olarak, Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan önderliğinde, hukukun üstünlüğüne dayanan, ekonomisi güçlü, refah seviyesi yüksek, şiddet, korku, baskı ötekileştirme, ayrıştırma ve ayrımcılığın yaşanmadığı, çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğe umutlarla baktığı, halkımızın barış ve huzur içinde yaşayacağı, saygının ve güçlü bir Türkiye idealini gerçekleştirmek amacıyla kurulan partimizin, birer paydaşı olma heyecanını ve haklı gururunu yaşamaktayız.

DEVA hareketinin değerli dava mensupları, ülkemizin sorunları günden güne büyümekte ve insanların tahammül sınırlarını sonuna kadar zorlamaktadır. Ekonomik kriz vatandaşlarımızı bezdirmiş, esnaflarımız birer birer kepenk kapatıyor. İşsiz sayısı, her geçen gün katlanarak artıyor. Özellikle içinde bulunduğumuz zorlu pandemi sürecinde, sosyal devlet anlayışı gereği bireylerin asgari gelir güvencesi ve sosyal güvenlik olanağı sağlanmamış olup, yurttaşlarımızın tümüne Eğitim, Sağlık ve barınma gibi hizmetler, eşit bir şekilde sunulmamıştır. Üstüne üstlük çözüm, halkımızın cebinden bağışlarında aranmıştır. İnsanlarımız, son derece zor koşullarda, hayatlarını idame etmeye çalışmaktalar.

Tam bu noktada, hareketimiz ülkemiz ve Diyarbakır’ın sorunlarına ‘DEVA’ getirmek için yola çıktı. İnsanlarımızın sorunları sürekli artarken, çözüm üretmesi gereken kadrolar, tam tersine çözüm değil, sorunun birer parçası haline gelmeye başladılar.

Adanmışlık duygusuyla çıktığımız bu kutlu yolculukta, kadirşinas halkımızın yaşadığı ve maalesef her geçen gün kangrenleşen sorunlarına kalıcı ve köklü çözümler üretebilme noktasında, bütün gayretimizi sarf edeceğiz.


Zorlu pandemi sürecinde, birçok Avrupa ülkesi, vatandaşlarına yardımcı olabilmek için bütün olanaklarını seferber ederken, ülkemiz genelinde ise milyonlarca vatandaşımız, giderek derinleşen kriz ile boğuşmak zorunda kaldı, kaderine terk edildi.

Diyarbakır’a baktığımızda, insanlarımız, İş Kur şubelerinin önünde, bitmek bilmeyen ve saatler süren kuyruklarda umut aramaktalar. İşsizlik ve hayat pahalılığı korkunç boyutlara ulaşmış durumda.

Evet, çok ciddi ve giderek artan sorunlarımız var. Ama, İnanç, Azim ve insan unsuru, kaynaklarımız ve geleceğe yönelik umutlarımız da var. Bu duygu ve düşüncelerle, toplumumuzun kangrenleşen sorunlarına, ortak aklı kullanarak kalıcı ve köklü çözümler üretebilmek, projesi olan tüm kurum ve kuruluşlarla, her platformda işbirliği yaparak, ekmeğini yediğimiz şehrimize hizmet noktasında, herkesle iş birliği ve gönlü birlikteliği yapmaya hazırız.


Aziz hemşehrilerimi bu vesileyle bir kez daha saygıyla selamlıyor, hareketimiz ve kongrelerimizin, kentimize ve aziz milletimize hayırlara vesile olmasını, Yüce Rabbim’den niyaz ediyorum’.




ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi Ekmek teknesinin yanmasını gözyaşları içinde izledi

Şanlıurfa’da evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla kurduğu iş yeri yanan şahıs, yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde izledi.

Edinilen bilgiye göre olay, Haliliye ilçesine bağlı Süleymaniye Mahallesinde yaşandı. Ramazan Aksoy isimli vatandaş, yaklaşık bir yıl önce evini ve arabasını satıp arkadaşlarından aldığı borç parayla düğün salonu açtı. Birkaç ay iş yerini çalıştıran Aksoy, korona virüs nedeniyle iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Eşi ve çocuklarıyla birlikte kiralık bir evde yaşamaya başlayan Aksoy, arkadaşlarından borç para alarak çalıştıramadığı iş yerinin kirasını ödemeye devam etti.

Pandemi süresince kapalı olan iş yerinden bugün akşam saatlerinde dumanlar yükseldi. Durumu fark eden çevredekiler itfaiyeye haber verdi. Olay yerine giden itfaiye ekipleri, bir binanın bodrum katında olan düğün salonuna girerek yangını söndürmeye çalıştı.

İş yerinin yandığını haber alıp gelen Ramazan Aksoy, duvar dibine oturup yangın söndürme çalışmalarını gözyaşları içinde seyretti. Her şeyini satıp arkadaşlarından aldığı borç parayıda üzerine ekleyerek düğün salonu açtığını söyleyen Ramazan Aksoy, gözyaşlarına boğuldu.

İş yeri sahibinin bütün varlığının düğün salonu olduğunu söyleyen Cengiz Toprak ise Şanlıurfa Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile hayırsever vatandaşların kendisine el uzatmasını istedi.

Düğün salonundaki dumanı tahliye eden ekipler, yangının çıkış nedeni belirlemek için çalışma başlattı.

Şinasi İnan

Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı Ergin’den “19 Eylül Gaziler Günü” Mesajı

Sur Özergin Yönetim Kurulu Başkanı iş insanı Süleyman Ergin,19 Eylül Gaziler Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayarak, ebediyete intikal etmiş tüm gazileri rahmetle, hayatta olan gazileri de minnet ve şükranla andıklarını kaydetti

İş insan Süleyman Ergin mesajında; “Şehit ve gazilerimiz, devletimizin ve milletimizin özgürlüğüne, bağımsızlığına, birliğine ve bütünlüğüne kasteden mihraklara karşı canları pahasına verdikleri ulvi mücadele ile bu ülkeyi bizlere vatan edinilmesini ve vatan olarak korunmasını sağlamışlardır.

Tarih Boyunca bağımsız yaşamış Türk milleti işgal ve esarete alışık olmayan, tarihinde bu uğurda çok savaş yapmış bir çok insanını şehit ve gazi vermiş asil ve büyük bir millettir. Bu vatan, bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir. Bu yüce emanetin varlığında birlik ve beraberlik içerisinde yaşayarak ancak bu fedakârlığın gereğini yerine getirebiliriz. Birlik ve beraberliğimiz de gözü olanlara karşı kardeşlik ruhunu canlı tutmak azmini, aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzu bilmeliyiz.

Bu anlamlı gün vesilesiyle; Dış düşmanlara ve onların içteki işbirlikçilerine karşı şerefle vatanını korumuş, mücadele etmiş başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete göç etmiş şehit ve gazilerimizi anarken, Gazi ve şehitlerimizin ailelerinin kederlerini paylaşır, hayatta olan tüm gazilerimize sağlık ve esenlik diler, onlara saygı ve sevgilerimizi sunarız.” dedi.

DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI DUALAR EŞLİĞİNDE CİĞERCİ MUHARREM USTA KAPILARINI LEZZETE AÇTI

D.BAKIR- Yıllardır sektörün en beğenilen ve tercih edilen firmalarından biri olan Ciğerci Muharrem Usta, yeni dönem için gerekli tüm hazırlıklarını tamamlayarak, dualar eşliğinde, ikinci şubesini tadına doyumsuz lezzetlere açtı.

Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, sektörün deneyimli isimlerinden oluşan kadrosuyla, Diyarbakır halkına kaliteli hizmet ve enfes lezzetleri sunuyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

AÇILIŞ TÖRENİNE, OLDUKÇA KALABALIK BİR KİTLE KATILDI

Açılışta, siyaset, spor, iş ve sanat dünyasının tanınmış simaları bir araya geldi.

Adalet ve Kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır 24. Dönem Milletvekili Galip Ensarioğlu, Kayapınar İlçe Kaymakamı Ünal Koç, Bismil İlçe Müftüsü Ahmet durmuş, Diyarbakır Lokantacılar Kebapçılar ve Tatlıcılar Oda Başkanı Haşim Elkaan, Prof. Dr. Abdurrahim Doğru, Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) Yöneticileri, Oda, Borsa, Esnaf ve Sanatkarlar Birliği mensupları, muhtelif meslek gruplarının temsilcileri, davetliler, kanaat önderleri, yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarının temsilcileri, açılışa katıldılar.

Yıllardan beridir,  sektörde faaliyet gösteren ve duayen isimlerden olan meşhur Ciğerci Muharrem Usta, açılışta misafirlerini kapıda karşıladı. Konuklarıyla yakından ilgilenerek, tüm masaları dolaşan Muharrem Usta, yine misafirlerini kapıya kadar uğurlayarak, geleneksel misafirperverliğimizin en güzel örneklerini verdi.


Enfes ve oldukça zengin menüsü, temizlik ve hijyene verdiği önem, güler yüzlü hizmet anlayışıyla, vatandaşların haklı takdirini kazanan Ciğerci Muharrem Usta, yeni bir tesisi daha hizmete sunmanın haklı mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, duygularını şöyle dile getirdi:

‘Öncelikle, yeni tesisimizin hayırlı olmasını, Yüce Rabbimiz’den niyaz ediyoruz. Açılışımıza icabet eden başta devlet büyüklerimiz olmak üzere, gelen tüm misafirlerimiz ile, bizzat gelemediği için telefon açarak, çelenk göndererek, hayırlı olsun dileklerini ileten tüm gönül dostlarımız ve Diyarbakır sevdalılarına, en kalbi duygularımızla teşekkürlerimizi iletiyoruz. Üç katlı, 1.500 m2’lik oldukça geniş bir mekanda, kadirşinas halkımıza temiz ve leziz ürünlerimizi sunacak olmanın mutluluğunu yaşamaktayız.


Alo paket servisimizle, 0412 999 09 21 numaralı telefonumuzdan, vatandaşlarımızın tüm siparişlerini evlerine ve iş yerlerine ulaştırıyoruz. Bugün itibarıyla, otuz personelimizi istihdam ederek, hem kentimiz ekonomisine katma değer katmaya, hem de istihdama katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki süreçte, bu sayının artarak, çok daha fazla sayıda insanımıza iş olanağı temin etmeyi hedefliyoruz’.

AÇILIŞTA, MASKE, MESAFE VE TEMİZLİĞE ÇOK DİKKAT EDİLDİ

Öte yandan, Ciğerci Muharrem Ustanın, Merkez Kayapınar İlçesindeki ikinci şubesinin açılışında, gerekli tüm şartlara dikkat edildi.

Ateş ölçer ile, tesise giriş yapan tüm misafirlerin ateşleri ölçülürken, girişte el dezenfektanı verildi.

Ayrıca, çocukların unutulmadığı tesiste, onlar için oyuncakların olduğu yer ayrıldı.


LEZZETLER ZİNCİRİ, DAMAKLARI TATLANDIRACAK

Sektörün en tecrübeli ve duayen isimlerinden Ciğerci Muharrem Usta, deneyimli ve güler yüzlü kadrosuyla hizmete açtığı lezzet durağında, birbirinden güzel menüsünü, misafirleriyle buluşturacak.

Ciğer, kuzu, dalak, yürek, ızgara çeşitleri, incik tava, gerdan tava, sac tava, çorba, döner, kabuklu ızgara, patlıcanlı ızgara, kaburga şiş, köşleme, kuşbaşılı pide gibi, enfes ürünlerin, birbirinden leziz meze ve salatalarla hizmete sunulacağı tesis, daha ilk günden, müdavimlerinin akınına uğradı.

Sektöründe senelerin tecrübesine sahip usta ellerin, adeta sevgilerini de katarak hazırladıkları çok beğenilen ve özellikle tercih edilen tüm çeşitlerini, deneyimli ve güler yüzlü personeller eşliğinde, misafirlerine takdim eden Ciğerci Muharrem Usta, Merkez Kayapınar İlçesi 75. Yol Fırat Mahallesi Nazım Hikmet Caddesi Mahabad City sitesi altında hizmete giren ikinci şubede, Diyarbakır halkına, sağlıklı, temiz ve hijyenik ürünlerle hizmet sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Ciğerci Muharrem Usta, ‘Sağlık tedbirlerini alarak, hizmetlerimize devam etmekteyiz. İşletmemizde, sosyal mesafe, temizlik ve hijyen kurallarına azami riayet ediyoruz. Bizler, senelerden beridir yaptığımız gibi, lezzet ve şifa deposu leziz ürünlerimizi üretip, misafirlerimizin beğenisine sunmaya devam etmekteyiz.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ve her kademede uyulacak kuralların yanı sıra, masa ve oturma düzenine dair tüm düzenlemeler için gerekli hazırlıkları tamamladık. Bu kapsamda, hem kendi çalışanlarımız ve hem de ailemizin parçası olarak gördüğümüz müşterilerimizin can sağlığı açısından, Bakanlığımızca belirtilen gerekli tüm ilkeleri uygulamaktayız. Tesisimizin girişlerinde el antiseptiği var ve misafirlerimiz, ellerini antiseptikle temizledikten sonra giriş yapıyorlar. Mümkün olduğunca, temassız ödeme alıyoruz, temaslı post cihazı kullanılması halinde, her kullanımdan sonra cihazın silinerek temizlik ve dezenfeksiyonunu yapmaktayız. Ayrıca, hem çalışanlarımız ve hem de işletmeye gelen herkesin, işletmeye girişlerinde temassız ateş ölçümlerini yapmaktayız.

Cenab-ı Allah’a; şükürler olsun ki, yıllardan bu yana, severek ve özenle yaptığımız işimizi, çok daha titiz ve hassas bir şekilde yapmaya devam ediyoruz. İşletmemizde temizlik ve sağlıklı ürünler konusunda oldukça hassas davranıyoruz. Etlerimizin yanı sıra, kullandığımız tüm ürünlerimiz, günlük ve taze olup, gerekli sıhhi kontrolleri yaptıktan sonra kullanmaya başlıyoruz.



Kadromuzda, yılların sektörün içinde olan ve işini sevgiyle yapan ustalarımız var. Diyarbakırlı vatandaşlarımızın yanı sıra, yerli ve yabancı turistler ve misafirleri de konuk etmekten mutluluk duyarız, Damak tadına hitap eden nefis ciğer ve salata çeşitlerimizi sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Park sorunumuzun olmadığı ve kentimizin her yerinden toplu ulaşım vasıtalarıyla gelinebilecek olan İşletmemize, tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz’.

 ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’ Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme“ dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen AK Parti İstanbul 100 bin Yeni Üye programına katıldı.

“Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz”

AK Parti İstanbul yeni üye katılım programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Esasen bu programın 100 bin yeni üyemizin tamamının katılımıyla yapmayı istiyordum. Ancak salgın şartları sebebiyle bu şekilde sınırlı toplantıyla yapmak durumunda kaldık. Hedefimiz aslında İstanbul’un en büyük stadyumlarından birinde bu programı yapmaktı. Fakat salgın bunu ne yazık ki engelledi. Salgının engellemesi yürüyüşümüzü durdurmaz. Şu anda bu meydanda hamdolsun bu katılımla, bu coşkulu katılımla adımı attık, yolumuza devam ediyoruz. Gönüller bir olduktan sonra fiziki mesafelerin öneminin kalmadığını inanıyoruz. İstanbul teşkilatımızın 100 bin yeni üyemize büyük AK Parti ailesine hoş geldiniz diyorum. Yeni üyelerin partimize katılmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarımızı tebrik ediyorum. Üye sayımız artıyor ailemiz büyüyor sloganıyla yürüttüğümüz bu çalışmanın bereketli bir şekilde neticelendiğini görüyoruz” dedi.

“AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir”

Salgınla mücadele kuralları üye katılımında yeni yöntemler geliştirme yönelttiğini söyleyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyin dijitalleştiği bir devirde siyasetin bunun dışında kalması düşünülemez. Bizde üye başvurularını internet üzerinden alacak bir sistem kurduk. Yeni üyelerimizden 11 binin ön başvurularını az önce ifade edildi AK üyelik İstanbul org internet sitesi aracılığıyla aldık. Buradan başvuru yapan vatandaşlarımızı bizzat evlerinde ziyaret ederek üye kayıtlarını kesinleştirdik. Yeni üye seferberliğinin parti teşkilatımıza farklı bir dinamizm kazandırdığını görüyoruz. Salgın sebebiyle yüz yüze iletişimin zorlaştığı dünyanın birçok ülkesinde hayatın durma noktasına geldiği bir dönemde İstanbul teşkilatımızı bu kampanyası çok daha değerli ve anlamlıdır. Önümüzdeki süreçte ‘tamam’ diye sloganlaştırdığımız, temizlik, maske, mesafe tedbirlerini uygulayarak partimize yeni üye kazandırma çalışmalarına devam edeceğiz. Bu gün AK Parti 10,5 milyonu aşkın üyesiyle bırakın Türkiye’yi dünyanın sayılı siyasi hareketlerinden biridir. Ülkemizin bütün renklerini kucaklayan, bütün farklılıklarını kuşatan bu hareket bu dava Türkiye’nin en geniş ailesidir. Biz sadece üye sayısına göre değil aynı zamanda temsil kabiliyeti bakımından açık ara birinci partiyiz” diye konuştu.

“AK Parti milletin partisidir, 83 milyonunu tamamının partisidir

“AK Parti’nin güçlü olması güçlü kalması Türkiye’nin birlik, bütünlük ve selameti açısında hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hareket ne kadar büyürse Türk demokrasisi de o derece güçlenecektir. Bu hareket ne kadar güçlenirse Türkiye’nin kalkınma gayretleri o derce hızlı neticeye ulaşır. AK Parti ne kadar geniş bir kitleye ulaşırsa milletimizin kardeşliği o derece kuvvetlenir. AK Parti özellikle genç kuşaklarla kadrosunu ne kadar tahkim ederse Türkiye’nin geleceği o derece aydınlık olacaktır. Üye çalışmalarımızı yürütürken yapılan her yeni kaydın partimizle birlikte ülkemizin de güçlendiğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. Küçük olsun benim olsun düşüncesiyle değil, büyük olsun bizim olsun vizyonuyla hareket edeceğiz. Partimize emek vermiş eskilerin dediği gibi partinin tozunu yutmuş tüm yol arkadaşlarımızla irtibatımızı güçlendireceğiz. Gönülden yaparsan gönüller kazanırsın düsturuyla 83 milyonun her bir ferdini kucaklamaya çalışacağız. Yeni isimlerle, yeni yüzlerle, yeni hizmet erleriyle kadrolarımızı tahkim ederken tek bir gönüldaşımızı dışarıda bırakmayacağız. Hiç kimseyi dışlamadan, kırmadan, dökmeden hatta varsa kırık kalpleri tamir ederek faaliyetlerimizi yürüteceğiz. AK Parti milletin partisidir. 83 milyonunu tamamının partisidir. Bu partiyi kuranda 18 yıl boyunca iktidarda tutanda milletimizin kendisidir. Milletimizin sinesinden çıkmış bir hareket olarak bizim kimseyi dışlamaya, ötekileştirmeye inancından, fikrinden, hayat tarzından ötürü hakir görmeye hakkımız yoktur. Önce millet, önce memleket diyen Türkiye eksenli hareket eden herkese elimizi uzatmak durumundayız. Bu güne kadar uzattık, uzattığımız içinde Allah’a hamdolsun güçlüyüz. AK Parti çatısı altında terör ve şiddetle arasına mesafe koyan herkesle ne kadar aykırı olursa olsun her türlü görüşe yer vardır. Hakaret içermediği sürece, partimizin güçlenmesine katkı yapacak her türlü eleştiriye de kapımız açıktır. Hakikatin kıvılcımın fikirlerin yasaklanmasından değil, fikirlerin çarpışmasından doğduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla hareket ettik. Farklı fikirlere açık olduk, inşallah bundan sonrada yolumuza bu şekilde devam edeceğiz. Özellikle şu an çalışmaları devam eden 7. Büyük kongre sürecimizi en değerli şekilde değerlendirmek istiyoruz. Büyük kongre hazırlıkları hem muhasebe yapma, hem kendimizi yenileme, hem de eksiklerimizi giderme fırsatı veriyor. Salgın sebebiyle kongremizi sadece teşkilat mensuplarımızla yapmak mecburiyetinde kalsak da milletimizin farklı kesimleriyle irtibatımızın kopmasına asla müsaade etmiyoruz. Salgın kurallarına uygun şekilde vatandaşlarımıza ulaşarak onlarla konuşarak fikirlerini alıp gönüllerini kazanmaya çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda AK Parti çok daha güçlenmiş bir şekilde yoluna devam edecektir” dedi.

“Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz”

Türkiye’nin birçok cephede mücadele ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak aynı anda birden çok cephede çetin bir mücadele veriyoruz. İçeride veriyoruz, sınır ötesinde ötenin ötesinde de veriyoruz. Sadece sınırlarımız içinde değil Irak’tan Suriye’ye Akdeniz’den Ege’ye kadar geniş bir alanda emperyalizmimin farklı yüzleriyle muhatap oluyoruz. Bir asır önce Anadolu’yu işgal edenlerle Libya’da, Doğu Akdeniz’de karşımıza dikilenlere niyet bakımından hiçbir fark yoktur. O dönemde işgalcilere alkış tutanlar olduğu gibi bugünde farklı kisveler altında mandacılığı savunanlar var. O dönem işgalcilerle birlikte olup millete ihanet edenler olduğu gibi bu günde gavurun kılıcını sallayanlar var. O dönemde kalemini işgalcilerin emrine verenler olduğu gibi bugünde batılı efendilerine şirinlik yapan kalemşörler var. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi bunların karşısında ise istiklali ve istikbali için gerekiyorsa kanının son damlasına kadar mücadele etmeye hazır bir millet var. İşgale boyun eğmek yerine Ya istiklal ya ölüm parolasıyla Anadolu’yu yedi düvele dar eden Şerife Bacılar, Sütçü İmamlar, Nene Hatunlar, Şahin Beyler hala aramızdadır. Gezi olaylarıyla fitili ateşlenen, 17-25 Aralık girişimiyle devam eden, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüyle ayyuka çıkan saldırıların yegane hedefi yüz yıl önce yarım kalmış hesabı görmektir” şeklinde konuştu.

“Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin”

“Coğrafyamızda ve dünyanın pek çok yerinde yaptıklarını bize de uygulamak istiyoruz” diyerek sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi terörle, baskıyla ekonomik tetikçileriyle hedef alanların amacı bizi onurlu ve kararlı duruşumuzdan vazgeçirmektir. S&P kendine çeki düzen ver. Sen Türkiye’yi ekonomik yaptırımlarla bir yere çekemezsin. Bunu daha öncede yaptın, netice aldın mı alamadın. Bundan sonra da alamayacaksın. Biz senin üyende değiliz. Kuruş para da vermiyoruz, para mı istiyorsun sana bir kuruş yok. Böyle başkalarıyla bize kalkıp da ekonomik destur çekmeye çalışanlara kusura bakmasınlar. Bunların derdi ne AK Parti’yledir ne Tayyip Erdoğan’ladır. Bunların derdi milletimizin kendisiyledir. Toprağından devletine kadar Türkiye’nin varlığıyladır. AK Parti ve Tayyip Erdoğan üzerinden Türkiye’yi teslim almak diz çöktürmek için her yolu deniyorlar. Her ne kadar muhalefet görmek istemese de milletimizin bütün fertleri görüyor. Mücadelenin Tayyip Erdoğan’ın ikbal mücadelesi olmadığını, ülkemiz ve geleceğimiz için yürütülen bir istikbal mücadelesi olduğunu, vicdan ve izan sahibi herkes biliyor. Ne diyor bizim problemimiz Türk milletiyle değil, bizim problemimiz Erdoğan’la, Erdoğan’ı indirmemiz lazım. Macron senin zaten süren az kaldı, gidicisin. Önce ben sana birkaç yıl önce ne demiştim? Bir telefon görüşmemizde tarih bilgin yok önce tarih öğren demiştim. Türkiye’ye tarih dersi verme, bak biz sizi Cezayir’den tanırız, bir milyon Cezayirliyi siz öldürdünüz. 800 bin Ruandalıyı siz öldürdünüz. Biz sizi Libya’dan tanırız. Bize insanlık dersi veremezsiniz. Biz Osmanlı olarak buralara gittiğimiz zaman barış götürdük, buralar insanlığı götürdük. Önce bunu öğren. Bunu hazmedemiyor. Onun için çıldırıyorlar. AK Parti’nin şahsında zayıflatılmak istenen 83 milyonun birlik beraberlik kardeşliği olduğunu bütün herkes kabul ediyor. Halen Türkiye’nin açık ara en güçlü partisiysek bunun sebebi milletimizin basiret ve ferasetidir. Partimiz üzerinde oynanan oyunların hepsi Anadolu insanını irfanı karşısında başarısızlık” ifadelerini kullandı.

“Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir”

Doğu Akdeniz’de çalışmaların sürdüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi dertleri, Barbaros Doğu Akdeniz’de bir taraftan sismik araştırmalar bir taraftan sondaj çalışmaları, eğer bir de Türkiye petrolü bulduysa doğalgazı bulduysa vay halimize, dertleri bu çalış senin de olur. Biz şu anda çalışıyoruz. İki tane sismik araştırma gemimiz var, 3 tane sondaj gemimiz var. Bunlarla gece gündüz çalışıyoruz. Rabbim inşallah bunun neticesini bizlere lütfedecek. Milletimiz gerektiğinde canı pahasına bize karakaşımız için değil bu ülkeye olan sevdamızdan dolayı sahip çıkıyor. AK Parti Türkiye’yi savundukça, büyük ve güçlü Türkiye davasına omuz verdikçe milletimizde AK Parti’ye destek olmayı inanıyorum ki sürdürecektir. Bu gün geldiğimiz noktada AK Parti’nin kaderiyle ülkemizin kaderi de bütünleşmiştir. Türkiye varsa güçlüyse hedeflerine ilerliyorsa AK Parti işini doğru yapıyor demektir. Bırakın bu ülkenin başına bir şey gelmesini ayağına taş değse bunun vebali de hepimizin omuzlarındadır. Unutmayın Türkiye varsa biz varız, Türk milleti güçlüyse bizde güçlüyüz. Türkiye hedeflerine yaklaşıyorsa işimizi doğru yapıyoruz demektir. Ülke ve millet düşmanlarının hedefindeysek doğru yönde yürüyoruz demektir. Milletin ve ümmetin dualarını alıyorsak istikamet üzereyiz demektir. Mazlumların ve mağdurların umudu olmayı sürdürüyorsak hakka ve hakkaniyete uygun çalışıyoruz demektir. AK Parti olarak 19 yıldır bu şekilde çalıştık” şeklinde konuştu.

“Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır”

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öyle bir süreçten geçiyoruz ki doğru adımlar atarsak ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır. Şehitlerimizle beraber yürüyoruz. Rabbim şehitlerimize rahmet eylesin. Sadece darbeler, krizler, antidemokratik müdahalelerle kaybettiğimiz yılları telafi etmekle kalmayacak Türkiye’yi her alanda birinci lige taşıma imkanını bulacağız. Yanlış adımlar atmamızın bedelini ise sadece partimiz değil, milletimizle beraber umudunu bize bağışlamış 100 milyonlarca kardeşimiz de ödeyecektir. Tarihimizin en kritik döneminde bu kadroya çok önemli görevler düşüyor. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğinden şüphe duymuyorum. Size inanıyorum ve güveniyorum. Partimiz ve davamız için İstanbul’un ne kadar önemli olduğunu sizler zaten biliyorsunuz. Hep birlikte çok daha fazla çalışarak önce 2023’te, sonra 2024’te İstanbul halkının teveccühünü rekor oy oranlarıyla sandığa yansıtacağımıza inanıyorum. İnşallah aynı gerçeği Türkiye genelinde de elde edeceğiz. AK Parti ailesine yeni katılan dava arkadaşlarıma aramıza hoş geldiniz diyorum” dedi.

Mehmet Başa

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la küçük çocuğun gülümseten diyaloğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’la küçük çocuğun gülümseten diyaloğu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 100 Bin Yeni Üye programında konuşmasını yaptığı sırada küçük bir çocuğun, ‘Tayyip dede’ diye seslenmesine, “Efendim hoş geldin torunum” diyerek cevap vermesi neşeli anların yaşanmasına neden oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul 100 Bin Yeni Üye programında yaptığı konuşma sırasında küçük bir çocuğun, ‘Tayyip dede’ diye seslenmesi üzerine konuşmasına ara vererek çocuğa cevap verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine, ‘Tayyip dede’ diye seslenen küçük çocuğa, “Efendim, Tayyip dede dediğine göre hoş geldin torunum diyeyim. Bende gözlerinden öpüyorum” diyerek cevap vermesi neşeli anların yaşanmasına neden oldu.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler