• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

Bir mutlu insan: Pike Mehmet

Bir mutlu insan: Pike Mehmet
Bir mutlu insan: Pike Mehmet

Pike Mehmet’i bilardo salonunda tanıdım. Bilardoda pike çekme mahareti nedeniyle Pike lakabını almış. Ama o aynı zamanda bir sporcu ve müzisyen. Mutlu bir hayat yaşadığını söyleyen Pike Mehmet’in hayatındaki en önemli karşılaşmalardan biri ise, Diyarbakır’da sanatçı Şükran Ay’la tanışmak olmuş.

DİYARBAKIR – Hiç bilardo oynayanları izlediniz mi televizyonda? Bazen denk geliyor ve izliyorum ben. Kimin galip geldiğiyle çok ilgilendiğimi söyleyemem. Daha çok oyuncuların sakinliği, soğukkanlılığı dikkatimi çeker. Diyelim futbolcular gibi hırçın, agresif değillerdir. En iyi atışı yapabilmek için masanın etrafında tur atarken gözlerini toptan ayırmamaları da ilginçtir. Sonra göz, ıstaka, top nişan almışken, ıstaka birkaç kez parmakların arasında gidip gelmişken vazgeçip atış için yerlerini değiştirmeleri sırasında akıllarından neler geçtiğini merak ederim.

Pike Mehmet’i de böyle izledim, rakibini de. Çünkü rakibinin hiç de yabana atılır bir oyuncu olmadığını birkaç atışından sonra bilardo cahili ben bile anlamıştım. Adam, “Rakibin kim, biliyorsun değil mi?” dediğime pişman etmişti beni.


Mehmet Yelliler, namı diğer Pike Mehmet’le sohbet edeceğiz. Ama maçın bitmesini beklemek zorundayım. Bu arada Pike Mehmet’in fotoğraflarını, videosunu çekiyorum. Sormam üzerine rahatsız olmadığını söylüyor Pike Mehmet. Soğukkanlı yapıyor atışlarını, iyi atış yapan rakibini silgiyi ıstakaya vurarak alkışlıyor centilmence.

HERKESİN USTA KABUL ETTİĞİ BİLARDOCU

Pike Mehmet, maçtan sonra, “Hadi sen sor ben söyleyeyim” diyor. “Tevellüt kaç” diyorum. Söyleşi boyunca sorduğum bütün sorulara içtenlikle cevap veren Pike Mehmet, bir tek bu soruya cevap vermiyor. “Çünkü” diyor gülerek “Buradaki herkes merak ediyor, sen yazarsan herkes öğrenir.” Israr etmiyorum sırrını deşifre etmemek için.

Ama şunu söyleyeyim: Pike Mehmet en fazla 65 yaşında görünüyor. Yürüyüşünde, hareketlerinde yaşlı bir adamın yavaşlığından eser yok. Peki, bilardo salonundakiler Pike Mehmet’in yaşını neden merak ediyordu? Sanırım hepsinden daha kıdemli bir bilardocu olduğu içindir. Salondaki herkes, bilardoya merak saldığında, önce onun namıyla tanışmış.

Pike Mehmet, “Benim seyircilerim vardı. Ben oynamaya başladığımda herkes bizim masanın etrafına toplanırdı, yine fizik kurallarını nasıl altüst edeceğim, nasıl bir pike atışı yapacağım, merak ederlerdi.”

Bilen bilir, bilardoda pike çekmek enteresan bir hareket ve sahiden de beceri ister. Pike Mehmet bu hareketi çok sonra, izlediği bilardo maçlarından öğrenmiş. Diyarbakır’da pike çeken ilk bilardocu olduğu için de kendisine Pike Mehmet denilmiş.

LALEBEY’İN YETENEKLİ DELİKANLISI

Pike Mehmet Diyarbakır’ın Lalebey Mahallesi’nde doğup büyümüş. Şimdi yarısı kentsel dönüşümle yıkılıp yerine villalar yapılan mahalleden söz ederken, “En iyi arkadaşlarım Ermenilerdi, Süryanilerdi. O zamanlar çok Hıristiyan vardı Diyarbakır’da. Ama çok acı çekmişlerdi, felaketler gelmişti başlarına. İpekböceği yaparlardı. Kazanlara kozaları atıp ipleri çekişlerini hatırlıyorum. Kendi bayramlarında boyalı yumurta ve çörek getirirlerdi. Biz de kendi bayramlarımızda yemek götürürdük onlara. Birinin başına bir şey gelse bütün mahalle koşardık, Müslüman, Hıristiyan demezdik. Şimdi ne o mahalle kaldı ne de o insanlar” diyor içlenerek.

Pike Mehmet’le konuştukça on parmağında on marifet olduğunu anlıyorum. Örneğin ilkokul sıralarında keşfedilen resim yeteneği sayesinde Köy Hizmetleri’nde teknik ressam olarak işe başlamış. Şimdi resim yapmıyor. Yaptığı son resim karakalem bir çalışmaymış. Eşinin portresini yapmış, yanına bir de şiir yazarak…

Futbol hayatı kısa sürmüş. Çünkü kahvehane işleten babası, nedense, hiç hazzetmezmiş top oynamasından. Futbolu neden erken bıraktığıyla ilgili bir hikaye anlattı ki insanın içi acıyor. Bu yüzden dönemin iyi takımlarından Ayspor’da futbol oynamamış ama bilardoyu bu kulüpte öğrenmiş. Masaların altında mermeri ısıtmak için sobaların kullanıldığı yıllarda…

Babası yüzmesine de karşıymış. Oysa çok iyi bir yüzücü olmasının yanı sıra akrobatik hareketlerle havuza atlayışlarıyla nam salmıştır. Yüzmeyi hiç bırakmaz elbette ama hep babasından gizli gizli gider havuza.

Pike Mehmet havuza böyle atlar.

Baba figürü, Pike Mehmet’in örneğinde, bir çocuğun ilgi duyduğu bir alanda ilerleyebilmesi için devasa bir engel gibi duruyor. Birçok çocuk benzer engeller nedeniyle erken veda etmek zorunda kalmıştır yeteneklerine ya da yetenekleriyle kendisini gösterme umuduna.

HALK MUSİKİ CEMİYETİ

Aslında babası müzik yapmasına da karşı olacaktır belki ama kısa zamanda bu alanda ünlenince konserlerine gelmeye, yanındakilere, “Bu benim oğlumdur” diye övünmeye başlamış.

Pike Mehmet’in sesinin güzelliğini ilk keşfeden ilkokul öğretmeni oluyor. Öğretmeni müdüre götürüyor, “Sesi çok güzel” diyerek. Müdür bir iki türkü söyletiyor Pike Mehmet’e, sonra elinden tutup Halk Musiki Cemiyeti’ne götürüyor onu.

Cemiyet’te aralarında Kör Eşref, Hakkı ve Yusuf Tapan, Şeref Erdoğan gibi değerli müzisyenler vardır. Burada türkülerin yanı sıra sanat müziğini de keşfeder. Hem türkülere hem şarkılara ilgisi vardır ve sesi de yatkındır aslında iki disipline de. Değerli, ünlü müzisyenlerden çok şey öğrenir burada. Birkaç enstrüman çalmayı öğrenir, sonra sazda karar kılar.

ŞÜKRAN AY İSTANBUL’A DAVET EDİYOR

Sonra bir gün dönemin ünlü sanatçısı Şükran Ay, Diyarbakır’a gelir konser için. Cemiyetten ustalarıyla birlikte gider konsere. Açık hava konseri biter, konsere katılanlar yavaştan dağılmaya başlar. Kuliste bir ustasıyla konseri dinlemiştir Pike Mehmet. Ustası, “Hadi bir türkü söyle” diyor Pike Mehmet’e. İkiletmez ustasının isteğini, bir uzun hava söyler. Konser alanından dağılanlar geri döner, “Kim bu söyleyen” diyerek.

Pike Mehmet Şükran Ay’la birlikte.

Sadece konser dinleyicileri değildir Pike Mehmet’in sesine hayran olan. Kulise gelen Şükran Ay da hayranlığını dile getirir.

Pike Mehmet, Şükran Ay’la tanışmasını şöyle anlattı: “Kulise geldi. Oğlu Savaş Ay da yanındaydı. Şükran hanım ‘Seni İstanbul’a götüreyim’ dedi ama tabi babam müsaade etmedi, gidemedim. O zaman çok istiyordum ama olmadı işte.”

SONRA AŞIK OLUR

Sonra aşık olur Pike Mehmet. Aşık olduğu genç kadın hemşiredir ve o da Pike Mehmet’e aşık olmuştur. Uzaktan bakışırlar, değişik bahanelerle sık sık görüşürler ama bir türlü birbirlerine açılamazlar. Ama kim bilir belki birbirlerine hissettikleri aşkı kelimelerle ifade etmeye gerek duymazlar.

Gençlik vardır serde, gelenekler vardır ve en önemlisi Mehmet’in işsizliği vardır. Genç kadının ailesi, Mehmet’in işsizliğini gerekçe göstererek kızlarını vermek istemez. Oysa liseyi bitirdikten sonra müzik yapmaya, konserlere çıkmaya devam ediyordur Pike Mehmet. Ama elbette aile müzisyenliği meslekten saymaz, kızlarını bir müzisyenle evlendirmek istemez.

Başka taliplileri çıkar genç kadının ama o Pike Mehmet’ten vazgeçmez. “Evimize geldi, ‘Beni evlendirecekler’ dedi. Biz de imam nikahıyla evlendik. Aile razı oldu evlenmemize” diyor Pike Mehmet.

Evlenmişler ama bir şartı vardır eşinin. “Bana dedi ki ‘Ya ben ya müzik’, ben onu seçtim” diyor Pike Mehmet. Bundan ikisi de pişman değil şimdi. Pike Mehmet, “Evlenince konserleri falan bıraktım, teknik ressam olarak Köy Hizmetleri’nde çalışmaya başladım. Evde, toplantılarda saz çalıp şarkı söylüyorum hala. Aslında eşimin de çok iyi bir kulağı, geniş bir repertuvarı vardır. Bazen yanlış söylediğimde hemen uyarıyor. ‘İyi ki müziği bıraktın, şimdi kim bilir nasıl bir hayatımız olurdu’ diyor bana. Şimdi mutluyuz yani.”

EGE’DE BALIKÇI, DİYARBAKIR’DA BİLARDOCU

Pike Mehmet’in dört çocuğu var. Hepsi üniversite okudu ve hepsi sanatla ilgileniyor. Biri ressam, biri senaryo yazarı, bir seramik sanatçısı ve hepsi bir enstrüman çalıyor. Pike Mehmet kendi babasının yaptığının tersine hep desteklemiş çocuklarının sanatla ilgilenmesine.

Emekli olduktan sonra, çok kişinin hayali olan Ege’de bir kıyı kasabasına yerleşmiş Pike Mehmet. Bütün yazı Ege’de geçiriyor. Çocukları toplanıyor yazlıkta. “Balık tutmayı Dicle’de öğrendim” diyen Pike Mehmet, her gün balığa çıkıyor, denize giriyor, akşamları müzikli sofralar hazırlıyor.

Ege’de balık tutan Pike Mehmet.

Kışı da Diyarbakır’da geçiriyor. Ama nerede eski günler. Eski mahalle, eski dostlar… Gününü Sanat Sokağı’ndaki bilardo salonunda geçiren Pike Mehmet, “Eşimle iki yıl önce doğduğumuz mahalleye gittik, yüreğimiz parçalandı. Bir daha da gitmedik” diyor.

Telefonu çalıyor Pike Mehmet’in. Arayan kişiyi “Aşkım” diye kaydetmiş. Konuştuktan sonra, “Eşim ekmek bekliyor” diyor mutlulukla. Babasının engellemelerine rağmen Pike Mehmet’in mutlu bir hayat yaşadığını kendisinden duymak da bizi mutlu ediyor.

Kaynak:Vecdi Erbay  [email protected]



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı

KAYED Diyarbakır’da temsilcilik açtı

Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Diyarbakır’da temsilcilik açtı. Temsilciliğin başına ise, Diyarbakır’da yaptığı yardımlarla tanınan halk arasında lakabı Dermanbaba olarak bilinen Hayırsever Yılmaz Acu getirildi.

Merkezi Elazığ’da bulunan Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Şanlıurfa, Malatya, İzmir, Ankara’dan sonra Diyarbakır’da da temsilcilik oluşturdu. Oluşturulan bu temsilciliğin başına da Diyarbakırlı hayırsever dermanbaba lakaplı Yılmaz Acu getirildi.

Diyarbakır Temsilcisi Yılmaz Acu’nun yapacağı Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği (KAYED) Diyarbakır temsilciliğinde Ramazan Seykan, Şeyhmus Kaval, Fahrettin Tanrıverdi, Hüseyin Diriarin, Sinan Akbalık, Sedat Acu, Sedat Çalışkan, Zeynel Abidin Aktay, Melike Balkın Karakaya, Cengiz Elhansu, Selahattin Yağmur, M.Barış Kılıç, Sıdık Atlı, Fırat Özmen ve Mahir Yıldız,Mahmut Yıldız görev alacak.


Kendisine verilen bu görevi layıkıyla yerine getireceğini belirten Yılmaz Acu, “Tüm dünyada, her gün her saniye bir insan yaşamak için kan transfüzyonuna (nakline) ihtiyaç duymaktadır. Kan ise tek kaynağı insan olan ve başka hiç bir yolla üretilemeyen biyolojik bir maddedir ve bütün dünyada güvenli kan ve kan bileşenleri ancak düzenli, gönüllü ve karşılık beklemeyen kan bağışçıları aracılığıyla sağlanmaktadır.

Bizde Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği olarak şehrimizde bir temsilicilik olmasını istedik saolsun dernek başkanı Murat Özekinci’de bizi kırmadı şehrimize temsilcilik oluşturdu ve beni de temsilci olarak bu göreve layık gördü. Kendisine şahsımı bu göreve layık gördüğü için teşekkür ediyorum. Diyarbakır’da birlikte çok güzel işler yapacağız. Unutmayın kan acil ihtiyaç değil sürekli bir ihtiyaçtır” dedi.

“KAN VERMEK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR”

Yaptığı insani hizmetleri Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığını da sözlerine ekleyen Acu, “Yaptığımız insani hizmetler sadece Allah’ın rızasın kazanmak içindir. Ulaştığımız yardımcı olduğumuz insanların bir dua etmesi bizlere yeterlidir. Benim buradan tüm dostlarımdan ve sevenlerimden tek ricam derneğimize sahip çıkmalarıdır. Hastalara yardımcı olalım derneğimizde hiçbir siyasi faaliyet olamayacaktır sadece insanlık için çabamız olacaktır. Çevre illerden gelen hastalar kan bulmakta zorluk çekiyorlar onun için gelen hastalarımızın bir nebze olsun kan ihtiyaçlarını giderip destek olmak  kan vermek bir insanlık görevidir” diye konuştu.

KAYED’İN 10 BİN CİVARINDA GÖNÜLLÜSÜ VAR

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dernek Başkanı Murat Özekinci ise; “Kısa adı KAYED olan Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneğimiz, bir çok ilin yanı sıra güzide şehrimiz Diyarbakır’da da temsilcilik açtık. Temsilciliğimizin başına da Diyarbakır’da yaptığı yardımlar ve hayırlarla halkın gönlünde taht kuran insanların yardımına koşan dermanbaba lakaplı Yılmaz Acu’yu getirdik. Şubeleşmek için birçok ilde çalışma başlatan derneğimiz, Elazığ’dan doğup tüm ülkeye yayılan iyilik hareketi olarak insanların aidiyet hissettikleri dernek olmuştur. Derneğimiz 2012 yılında kuruldu. Hasta ve hasta yakınlarına kan bağışçısı bulunması amacıyla kurulan KAYED 10 bin civarında gönüllüsüyle hizmet vermektedir. 81 ilde teşkilatlanma çalışması başlatan derneğimiz, illerde ki bağışçı organizasyonunu profesyonel olarak bünyesinde kurulan çağrı merkezi ( 0850 302 6 526 )ile devam ettirmektedir” dedi.

ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞMA PRENSİBİ

Çağrı merkezi çalışma prensibi ile hareket ettiklerini de belirten Başkan Özekinci, “Hasta veya hasta yakını kendisi çağrı merkezini arayarak hasta adı, kan grubu, hastane adı, şehir bilgilerini vermektedir. Çağrı merkezimiz alına bilgiler çerçevesinde hastane kan merkezinden teyit aldıktan sonra hastanenin bulunduğu ildeki gönüllüleri arayarak kan bağışı ihtiyacı olduğunu bildirip, gönüllünün kan bağışına gitmesini sağlamaktadır.  Kan vermek için müsait olan ilk gönüllü bulunana kadar aramalar yaparak hasta için gerekli olan kanın bulunmasını sağlamaktadır. Bu şekilde hasta yakının kapı kapı dolaşıp bağışçı aramasının önüne geçilmektedir. Ayrıca gerek sosyal medya gerekse hastane çevresindeki art niyetli insanların tacizinden kurtulmuş olarak, hasta ile karşılıksız kan bağışı yapmak isteyen gönüllünün bir araya gelmesi derneğimiz aracılığı ile sağlanmış oluyor” diye konuştu.

İL TEMSİLCİSİNİN GÖREVİ NELERDİR?

İl temsilcilerinin görevlerini de sözlerine ekleyen Başkan Özekinci, “Derneğimiz, il Temsilcileri aracılığı ile illerde temsil edilmektedir.   KAYED il başkanlarının bulunduğu il de, öncelikli görevi dernek gönüllü formlarının insanlar tarafından doldurulmasını sağlamaktır. Bu çalışmayı yaparken ilk olarak bir ekip oluşturulması gerekir. Büyükşehirlerde 10, diğer illerde 5 asıl üyeden oluşan ekip, kendisine yardımcı olacak sayısız gönüllü ile çalışabilir. Ekip ve gönüllülerin organizasyonu il başkanının görevidir. Doldurulan gönüllü formları belirlenen periyotlarla genel merkeze gönderilmesi gerekir. Eksiksiz doldurulan formlar genel merkeze gönderilerek çağrı merkezinin yönlendirme işlemlerinde kullanılır. Gönüllü kayıt işlemlerinin yapılırken, bulunduğu ilde hastane idare ve kan merkezi ziyaretleri yaparak derneğinin tanıtımının yapılması ve çağrı merkezi teyit işlemlerinin daha erken yapılabilmesi için kan merkezlerinin bilgilendirilmesi yapılmalıdır.

Ayrıca il bürokrasisi, siyasiler ve iş dünyası ile birlikte sivil toplum kuruluşları ziyaretleri yapılmalıdır.   Derneğimiz eğitim alanındaki çalışmaları, özellikle kitap atölyesi programları illerde başlatılması derneğimizin vizyonu açısından önemlidir. Bu amaçla kan arıyorum projesi uygulanması sonrasında kitap atölyesi programlarının başlatılması ve devam ettirilmesi derneğimizin amaçları arasında ve il temsilcisinin görevi arasında yer almaktadır” dedi.

Dernek İletişim;

Çağrı merkezi : 0 850 302 6 526

WhatsApp: 0 536 927 08 43

Web: www.kayed.org

Web 2 : www.kanariyorum.org   (gönüllü kaydı ve kan duyurusu amaçlı kullanılacak)

Sosyal medya ;

Facebook/ kayedkan

Twitter/kanariyorumder_

İnstagram/kayed_kanariyorum

Youtube/ Kan Arıyorum Yardımlaşma ve Eğitim Derneği

Son 24 saatte korona virüsten 137 kişi hayatını kaybetti Son 24 saatte korona virüsten 137 kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 137 kişinin korona virüsten hayatını kaybettiğini, 5 bin 642 yeni vaka sayısının olduğunu açıkladı.

Sağlık Bakanlığının Covid-19 bilgilendirme sayfasında Türkiye’nin güncel korona virüs tablosu kamuoyuyla paylaşıldı. Tabloya göre son 24 saatte 137 kişi korona virüsten hayatını kaybetti, toplam can kaybı 25 bin 210’a yükseldi. Toplamda 28 milyon 648 bin 193 test yapıldı. Bugün yapılan 151 bin 109 testten 5 bin 642 yeni vaka sayısı, 671 de yeni hasta sayısı olduğu belirtildi. Toplam vaka sayısının 2 milyon 435 bin 247 olduğu, bugün iyileşen 6 bin 682 kişiyle birlikte toplam iyileşen hasta sayısının 2 milyon 134 bin 403’e yükseldiği, toplam hastalarda zatürre oranının yüzde 4,7, ağır hasta sayısının ise 1 bin 808 olduğu açıklandı.

Musa Erdoğan

Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’de Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’de

Aden Körfezi’ne ilişkin tezkere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı‘na sunuldu.

Aden Körfezi’ne ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi TBMM’ye sunuldu. Tezkerede, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları konuşlandırılmak suretiyle, bölgede seyreden Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafaza edilmesi, uluslararası toplumca yürütülen deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle müşterek mücadele harekâtlarına aktif katılımda bulunulması, anılan bölgelere yapılan insani yardım faaliyetlerine destek verilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının harekât etkinliğinin ve bölgeye ilişkin tecrübesinin artırılması sağlanmış, bu alanda ilgili ülkelerle işbirliğinin sürdürülmesine yönelik millî politikanın desteklenmesi ve Birleşmiş Milletler sistemi içinde, bölgesel ve küresel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edildiği hatırlatılarak, anılan bölgelerde devam eden deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine izin veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarının süresi son olarak 4/12/2020 tarihinde 12 ay daha uzattığı hatırlatıldı. TBMM tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde uzatılan izin süresinin bir daha uzatılması öngörülüyor.

Ahmet Umur Öztürk

Başkan Lale: Her şey Hani ilçemiz için Başkan Lale: Her şey Hani ilçemiz için

Diyarbakır’ın Hani İlçe Belediye Başkanı İbrahim Lale, görevde olduğu yaklaşık 2 yıllık süre zarfında senelerdir hizmet bakımından ihmal edilen Hani genelinde yaptığı hizmetlerle, vatandaşların takdirini kazanmayı başardı. Kendisine Hani halkı tarafından verilen bu görevi her zaman layıkıyla yerine getireceğini belirten Başkan Lale, “Her şey Hani ilçemiz için” dedi.

Uzun yıllar hizmet konusunda ihmal edilen Diyarbakır’ın Hani ilçesi’nde kısa zamanda gerçekleştirdiği projelerle, Hani’yi bir uçtan diğer bir uca belediyecilik hizmetleriyle buluşturan Başkan Lale, mesai kavramı gözetmeksizin çalışmalarına hızla devam ediyor.

Göreve geldiği Nisan 2019 yılında bu yana altyapıdan eğitime, tarımdan sosyal ve kültürel faaliyetlere kadar bir çok konuda önemli çalışmalar gerçekleştiren Başkan Lale aynı zamanda ilçede uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarada el atarak halkın gönlünü fethetti.



Şeffaf belediyecilik anlayışını benimseyen, vatandaşlarla bire bir görüşen, çalışmaları yerinde takip eden  Hani Belediye Başkanı İbrahim Lale, “Her şey hani için“ sloganını benimseyerek ilçeyi adeta yeniden dizayn ediyor.

“HALKIMA LAYIK OLMAYA ÇALIŞIYORUM”

Hizmet ve insanlık için var olduklarını belirten Başkan Lale, “Halkımız bu görevi bana layık gördüler onlar için layık olmaya çalışıyorum. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun kapımız her kese ardına kadar açıktır.



Benim için insan insandır, hangi görüşten olursa olsun o insanı dikkate alırım sorununa çözüm getirmek için elimden geleni yapmaya çalışırım ve asla ayırım yapmam. Biz Hani halkı olarak beraber el vererek ilçemizi yöneteceğiz Her şey ilçemiz Hani için” dedi.

HALKIN GÖNLÜNDE TAHT KURMAYI BAŞARDI

Göreve geldiği günden bu yana halkla iç içe bir başkan profili sergileyen Lale esnaf gezileri, ev gezileri, hasta ziyaretleri, taziye ziyaretlerini atlamayarak halk ile içiçe görevini yürüterek halkın gönlünde taht kurmayı başardı. Vaktinin çoğunu Hanili vatandaşlar ile geçirdiğini de sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Belediyede durarak hizmet üretilmez bu yüzden sürekli halk ile içiçeyiz onların sorunlarını yerinde dinliyor ve tespit ediyoruz.


Bunun yanı sıra ilçemize bağlı bütün köylerimizi geziyoruz, yaşlılarımıza, gençlerimize, emeklilerimize, engelli kardeşlerimize, memurumuza, işçimize,esnafımızlarımıza, polislerimize, askerlerimize gönüllerimizi açmışız. Makamlar gelip geçicidir, önemli olan makam değil hizmettir. Evet belki gelirimiz olmayabilir ama çok şükür hizmetimiz çok.


 Hani ilçemiz için elimden geleni yapıyorum yapmaya da devam edeceğim. Hani ilçemizde gerek turistleri ve yabancıları gerekse Türkiye’de yaşayan insanlarımızı davet ediyorum gelip güzelim Hani ilçemizi görsünler” diye konuştu.

BELEDİYE PERSONELİYLE KORDİNELİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYOR

Belediye çalışmalarında gerek belediye içinde gerek sahada çalışan personellerle koordineli bir şekilde çalışmalarını sürdüren Başkan Lale, personelle birebir ilgileniyor, sorunları yerinde tespit ediyor ve çözüm oluşturuyor.





Bunun yanı sıra belediyede Kovid-19 ile ilgili personellerle  sık sık toplantı yapan Başkan Lale halkında sağlığı için vatandaşlara maske dağıtılması ve sosyal mesafe ile hijyene dikkat edilmesi konusunda herkesi uyarıyor.

“HANİ İÇİN YENİ PROJELER ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ”

Kendisi ve ekibi ile birlikte Hani için sürekli proje ürettiklerini ve yeni projelerede imza atacaklarını da sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Hani ilçemiz için bir çok çalışma yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz. Allah’ın izniyle ilçemiz için ekip olarak projeler üretmeye devam ediyoruz.


Tabiiki de bu başarıyı, halkımız, teşkilatlarımız ve bütün Hani ilçesinin ileri gelenleriyle elele vererek gönüllerine girerek elde ettik. Biz zaten milletin hizmetkarları olarak bugüne kadar çalıştık çalışmayada gücümüz yettiğince devam edeceğiz. Yerel yönetimler zaten hizmet kapısıdır, bir hizmetkarlık görevidir. Biz de bu hizmeti sürdüreceğiz” diye konuştu.

BAŞKAN LALE’DEN VALİ KARALOĞLU’NA DESTEK TEŞEKKÜRÜ

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu’nu sorunlarını dinlediğini ilçe için ne talepte bulunulursa geri çevrilmediğini de anlatan Başkan Lale, Vali Karaloğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.

Vali Karaloğlu’nun Hani’yi ziyaret ettiğini bu ziyaretleri esnasında ilçenin sorunlarını dinlediğini de sözlerine ekleyen Başkan Lale, “Sayın Valimiz Münir Karaloğlu göreve geldiği günden bu yana kendisine ilettiğimiz ilçemizin sorunları konusundan elinden geleni yapmış ve yapmayada devam ediyor. Saolsun bizleri dinliyor ve dikkate alıyor.



ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

Elazığ’da üretiliyor, Avrupa ve ABD’li sağlıkçılara gönderiliyor Elazığ’da üretiliyor, Avrupa ve ABD’li sağlıkçılara gönderiliyor

Elazığ’da açtığı tekstil atölyesinde korona virüsü (Covid-19) fırsata çevirip istihdam ettiği kişi sayısını 50’ye yükselten genç girişimci, sağlıkçılar için ürettiği tek kullanımlık tulumları Avrupa, Ortadoğu ülkeleri ve ABD’ye ihraç etmeye başladı.

Kentte 10 yıldır hazır ve çocuk giyim alanında faaliyet gösteren bir tekstil firması, Covid-19 salgını sonrası yoğun şekilde tek kullanımlık tulum talebi aldı. Yoğun talep üzerine tekstil atölyesi açan ve çalışan sayısını 10’dan 50’ye çıkaran firma, Türkiye genelinde birçok ile tulum üretimi yaptı. Sonrasında Avrupa, Ortadoğu ülkelerine üretim yapılan atölyede şimdi de ABD’de görev yapan sağlıkçılar için üretime geçildi. Merkeze bağlı Doğukent Mahallesi’nde bulunan atölyede günlük yaklaşık 2 bin 500 tulum üretilirken, bu mahalleli kadınlara da gelir kapısı oldu.

36 yaşındaki genç girişimci Orhan Dalkılıç, “Yıllardır tekstil sektöründe faaliyet vermekteyiz. Bu pandemi sürecinde malum ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Bu süreçte tekstil sektöründe çalışırken fark ettiğim bir husus vardı ve bu da şirketlerin elemanları çıkarmasıydı. Buna istinaden biz de bu pandemi ve zorlu süreçte tekstil işini ilerletmeye karar verdik. Atölye açarak ve eleman çıkaran şirketlere karşın biz eleman almaya başladık. 10 kişi ile başladığımız bu işte şu an 50 kişiye istihdam sağlıyoruz. Çalışan arkadaşlarımızın geneli kadın” dedi.

“Elazığ’dan Amerika’ya gönderiyoruz”

Sağlık çalışanları için virüse karşı tek kullanımlık tulum ürettiklerine değinen Dalkılıç, “Elazığ’da atölyemizde üretmiş olduğumuz tulumlar, hem yurt içine satılıyor hem de yurt dışına ihracat ediliyor. Bizim de bu talepleri karşılamaya yönelik çalışmalarımız sürüyor. Hedefimiz ise 2021 yılının sonuna doğru 50 kişilik kapasiteyi 100 kişiye çıkarmak. Günlük tulum üretim sayımız 2 ile 2 bin 500 arasında. Üretmiş olduğumuz tulumlarımız, Ortadoğu ve Avrupa’ya gitmekte. Daha önce de ürettik, Hollanda ve İspanya’ya gönderdik. Şu an üretmiş olduğumuz tulumlar Amerika’ya gidiyor. Elazığ’dan Amerika’ya ihracat yapıyoruz ve bu şekilde devam edeceğiz. Şu an iç piyasa ve bay, bayan ve çocuk giyimleri üretimini bıraktık sadece tulum ağırlıklı çalışıyoruz, bunu sürdüreceğiz. Aşı zaten bulundu ve yapılmaya başlandı. Süreç uzarsa biz de devam edeceğiz. Süreç kısalırsa biz de bu işi bırakıp tekrar kaldığımız yerden devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Çalışma ortamlarının güzel olduğunu belirten 2 çocuk annesi Gülsüm Cirit, “Burada tekstil atölyesinde çalışıyoruz. Burası evime çok yakın ve böyle bir imkan olduğu için çok güzel gidiyor. Bayan ortamı olması ve temiz olması çok iyi” diye konuştu.

Çalışanlardan İnci Çelik ise, “Giyim ve üretim bölümünden mezunum. Buraya gelip hem aileme destek vererek katkıda bulunmaya çalışıyorum hem de kendimi geliştiriyorum. Ayrıca okul masraflarımı çıkarmak için çalışıyorum. Burada da çoğunlukla tulum dikiyorum” ifadelerini kullandı.

Hamdin Kılıç – Rıdvan Yeşilırmak

Avustralya Büyükelçisi’nden İyi Partili Ensarioğlu’na ziyaret Avustralya Büyükelçisi’nden İyi Partili Ensarioğlu’na ziyaret

Çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Diyarbakır’da gelen Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown İyi Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’na nezaket ziyaretinde bulundu.

Ziyarette Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown, İyi Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu ile görüşerek Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel zenginliği konusunda fikir alışverişinde bulundu.

Diyarbakır’ın güzel bir şehir olduğunu belirten Büyükelçi Marc Inners-Brown, Başkan Ensarioğlu ve ekibine başarılar dileyerek beraberinde getirdiği ve ülkesinde yetişen bir paket çay hediye ederek misafirperverliklerinden dolayı teşekkür etti.

İYİ Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu tarafından ilgiyle karşılanan Büyükelçiye Diyarbakır’ı ve İYİ Partiyi ziyaret etmesi anısına Diyarbakır’ın önemli tarihi eserlerinin işlenmiş olduğu deri bir tablo hediye edildi.

Kendilerine yapılan bu ziyaretten dolayı memnuniyet duyduklarını belirten İyi Parti Diyarbakır İl Başkanı Vejdin Ensarioğlu, “Temas ve incelemelerde bulunmak üzere şehrimize gelen Avustralya Büyükelçisi Marc Innes-Brown partimizi de ziyaret ederek görüş alışverişinde bulunması bizleri mutlu etti.

Kendilerini en iyi şekilde ağırladık. Şehrimizin tarihi ve kültürel zenginlikleri hakkında bilgi verdik. Kendilerine bu ziyaretlerinden dolayı teşekkür ederiz” diye konuştu.

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler