• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C
Soğuk Sütlü Baklava’nın patenti Hacı Baba Pastaneleri’nde Soğuk Sütlü Baklava’nın patenti Hacı Baba Pastaneleri’nde

Diyarbakır’da 37 yıllık tecrübeyle 20 şube kuran Hacı Baba Pastaneleri Soğuk Sütlü Baklava’nın patentini alarak bir ilke daha imza attı. Sütten yapılan ve yılın 4 mevsiminde tüketilen soğuk sütlü baklava için Hacı Baba Pastaneleri Türk Patent ve Marka Kurumu’na marka tescil belgesi için başvururak patent almayı başardı. Yılda 180 ton üretilen soğuk baklava 2 milyon 400 kişiye ulaşıyor. İşletme sahibi ş adamı Yılmaz Elaldı, soğuk baklavayla bir devrim yaptıklarını dile getirerek, dünyaya yeni bir tat kazandırdıklarını ve bunun da patentini aldıklarını söyledi.

SOĞUK BAKLAVANIN ÜNÜ DÜNYAYA YAYILDI

 1984 yılında, İş adamı Yılmaz Elaldı tarafından kurulan ve her geçen gün, kendisini geliştirerek bugünlere alnının akıyla gelen Hacı Baba Pastaneleri, sektörünün öncü kuruluşu olmaya devam ediyor. 37 yıllık tatlı serüvenlerine 20 şube sığdıran Hacı Baba Pastaneleri ilklerine yenilerini eklemeye devam ediyor.



Elaldı, “Son dönemlerde trendini yüksekte tutuğumuz soğuk baklavamızın ünü dünyaya yayıldı. Dünyanın her yerinde soğuk baklava dediğimiz zaman akla biz geliyoruz. Bizde bunu fırsat bilerek Türk Patent ve Marka Kurumu’na marka tescil belgesi için başvururak patent aldık” dedi.

 FİRMA OLARAK 600’E YAKIN ÇALIŞAN VAR

 Yatırımlarının tamamını Diyarbakır’a yaptıklarını ve bundan da gurur duyduklarını belirten Hacı Baba Pastaneleri İşletmecisi İş adamı Yılmaz Elaldı, ‘Firma olarak dört yüze yakın çalışanlarıyla, kesintisiz hizmet sunduklarını’ belirterek, şunları söyledi: ‘Mukaddes Kentimiz Diyarbakır’a yaptığımız yatırımlarla, istihdama ciddi oranda katkı sağladığımız gibi, ekonomiye de katma değer sağlamanın haklı gururunu yaşıyoruz.İnsanımız, her şeyin en iyisi ve güzeline layıktır. Bizler için müşteri değil, ‘Misafir’ anlayışı vardır, gelenleri en iyi şekilde karşılayıp, ağırlayıp ve uğurlamak zaten kuruluş felsefelerimizden biridir” dedi.

 PANDEMİ SÜRECİNDE TÜM TEDBİRLER ALINMIŞ DURUMDA

Pandemi sürecinde sağlık açısından her türlü tedbiri aldıklarını da belirten Elaldı, “Her sabah dezenfekte ederek başladığımız, her akşam da yine ilaçlı suyla temizleyerek kapattığımız imalathanemizde, ‘temizlik ve hijyen’ olmazsa olmazlarımız arasında yer almakta. Çünkü gıda işi hassas bir iştir, ihmale ve ertelemeye gelmez. İnsanlar bize güveniyorlar, bu güvene layık olmak için var gücümüzle çalışıyoruz.



Tesisimizde, tam kırk çeşit ürünün imalatını yapmaktayız. Yılların tecrübesine sahip ustalarımızın ürettiği nefis ve günlük taze ürünlerimizi, deneyimli ve güler yüzlü personelimizle servis yapmaktayız. Fiyatlarımız son derece makul olup, herkese ve herkese uygun ürünlerimiz bulunmakta. Diyarbakır’ın dört bir yanında bulunan şubelerimizle, kaliteli ve kesintisiz hizmet sunmanın, haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

 ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

30 Ağustos 2020
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’ Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Yunan halkı, yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?” dedi.

Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma ve Sancak Devir Teslim Töreni; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in katılımlarıyla Kara Harp Okulunda gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören alanına geldiğinde öğrencileri “Merhaba harbiyeliler, nasılsınız” diyerek selamladı. Kara Harp Okulundan 270, Deniz Harp Okulundan 194 ve Hava Harp Okulundan 177 teğmen olmak üzere toplam 641 öğrenci mezun oldu.

“Biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeniden yapılandırılan Milli Savunma Üniversitesinin mezun sayısının 19 bin 600’e ulaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Üniversitemize bağlı harp okullarımızın başarılı çalışmalarını yakından takip ediyorum. Rektörümüze, hocalarımıza ve eğitimlere katkı veren tüm subaylarımıza şükranlarımı sunuyorum. Yeni yapısıyla üniversitemizin her geçen yıl daha da güçlendiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Artık bu noktadan geriye gidiş asla söz konusu değildir, olmayacaktır. Hep daha ileriye, daha iyiye, daha mükemmele doğru yürümeye devam edeceğiz. Kara, deniz ve hava kuvvetlerimizin nitelikli personel ihtiyacının karşılanması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Terörle mücadelemize, Akdeniz ve Ege başta olmak üzere bölgedeki hak ve menfaatlerimize yönelik tehditler de eklendi. Savunma sanayimize yaptığımız yatırımları insan kaynağı ile tahkim ederek tüm bu tehditlerle etkili bir mücadele halindeyiz. Buraya Roketsan’dan geliyoruz. Roketsan’ın üstün kabiliyetlerini yerinde görmenin şerefi ile müşerref oldum. Her konuda olduğu gibi savunmada da insan olmadan tek başına teknoloji yeterli ve anlamlı değildir. Subay ve astsubay kadrolarımızı ne kadar iyi yetiştirir, ne kadar donanımlı hale getirirsek kendimizi o derece güvende hissederiz. TSK, 2200 yılı aşan teşkilatlanma yapısı, kurumsal kültürü ve sayısız zaferleri ile milletimizin gurur kaynağıdır. Anadolu’yu bin yıldır vatanımız yapan ve devam ettiren ruh hamdolsun aynı dirilikte ayaktadır. Geçtiğimiz salı ve çarşamba günleri Ahlat ve Malazgirt’te bu ruha bizzat şahit oldum. Bugün de karşımızdaki şu manzara, mücadele azmi yanında eğitimi, donanımı, cesareti ve diğer tüm vasıflarıyla insan kaynağımızın da binlerce yıllık birikimiyle dimdik ayakta olduğunu gösteriyor. Kahraman ordumuzun karada, denizde ve havada gösterdiği başarıların gerisinde işte bu çok yönlü hasbi ve nitelikli insan kaynağı vardır. Ülkemizin tüm kurumları gibi TSK’yı da içeriden çökertme girişimlerinin boşa çıkması, milletimizin ordumuzu sahiplenişi sayesinde gerçekleşmiştir. Kimi tarihçilerin dediği gibi, biz ordusu olan bir toplum değil, bizatihi kendisi ordu olan bir milletiz. Bu hakikatin idrakinde olmayan kimi gafillerin ve hainlerin ısrarla ordumuzla milletimizi ayrıştırmaya çalışması beyhude bir gayrettir. Vatanda topraklarının her karışında, sınırlarımızda ve sınırlarımızın ötesindeki pek çok yerde destanlar yazan kahramanlarımızı buradan tüm kalbimle selamlıyorum” dedi.

“Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu?”

TSK’nın kendi ülkesini ve halkını korumanın yanında bölgesindeki ve dünyadaki tüm mazlumların, mağdurların, soydaşların, ümmetin umudu haline geldiğini kaydeden Erdoğan, “Ordumuzun başarılarının gerisinde nitelikli eğitimin, örnek disiplini, üstün donanımı yanında yüzlerce milyon insandan aldığı dua da bulunuyor. Teknolojik üstünlüğümüzü yetişmiş insan kaynağımız ve manevi gücümüzle birleştirdiğimizde Allah’ın izni ile bu ülkenin önünde durabilecek hiçbir güç yoktur. Son 18 yıldır bunun için çalıştık. Önümüze konuna gizli açık nice engelleri bu inançla aştık. Son olarak 15 Temmuz’da gerçek yüzlerini gösteren hainleri bu cesaretle tepeledik. Sınırlarımız dışından kuşatılmaya çalışılan ülkemizi milletimize biçilen kefeni bu kararlılıkla parçalayıp attık. Karşılaştığımız iki yüzlülükleri, alçaklıkları, hak ve hukuk tanımazlıkları, tehditleri, yaptırımları, birliğimizden ve beraberliğimizden aldığımız güçle yıkıp geçtik. Maruz kaldığımız her saldırı mücadele azmimizi daha da perçinledi. Aştığımız her engel kendimize olan güvenimizi daha güçlendirdi. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile geldiğimiz yer geleceğimize daha güvenle bakmamızı sağladı. Şimdi artık dün olduğundan daha gür seda ile daha samimi bir inançla, kendimizden daha emin bir şekilde düşmanlarımıza ‘hodri meydan’ diyoruz. Karada, denizde ve havada karşımıza çıkacak olan herkes Türkiye’nin meşruiyetini, uluslararası hukuktan alan haklarını, çıkarlarını, imkanlarını koruma hususundaki kararlılığını görmüştür. Görmeyenler de emin olun hem sahada hem diplomasi masasında hem uluslararası platformlarda bu gerçekle yüzleşecekler. Biz mücadeleden kaçmayız. Biz bu mücadelede şehitler, gaziler vermekten çekinmeyiz. Biz istiklalimiz ve istikbalimiz için 83 milyon hep birlikte kükremiş bir sel gibi önümüze çıkan bentleri çiğneyip geçmekten geri durmayız. Garbın afakını çelik zırhlı duvarlar sarsa bile iman dolu göğsümüzle hepsini de yıkar geçeriz. Hakk’ın vaat ettiği günlerin işte bugünler olduğuna inanıyoruz. Asıl soru şu, acaba şu anda Akdeniz’de ve mücavirinde karşımıza dikilenler de aynı fedakarlıkları göze alabiliyorlar mı? Yunan halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden başlarına gelecekleri kabul ediyor mu? Fransız halkı, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri yüzünden ödeyecekleri bedelleri biliyor mu? Kuzey Afrika ve Körfez’deki kimi ülkelerin kardeş halkları, muhteris ve kifayetsiz yöneticileri sebebiyle kararan istikballerine razı gösteriyor mu? Onbinlerce kilometre öteden Türkiye’nin demokrasisine, hukuk devletine, bölgesel çıkarlarına göz diken ülkelerin vatandaşları bu sürecin dönüp kendilerine verecekleri zararın farkında mı? Biz binlerce yıllık devlet tarihimizin ve Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın her gününü mücadele ile geçirmiş bir millet olarak tüm bu gerçeklerin idrakindeyiz. Her karışı şehit kanları ile yoğrulmuş bu vatanda ödediğimiz bedelleri gayet iyi biliyoruz. Bugün de girdiğimiz yolda her türlü bedeli ödemeye kararlıyız. Aksi taktirde bizi topraklarda bir gün dahi barındırmayacaklarının farkındayız. Ellerinden gelse bu millete bir nefes hava, bir yudum su, bir lokma ekmek vermeyeceklerin kuşatması altında olduğumuzun bilincindeyiz. Her ne yapıyorsan onlara rağmen yaptık, yapmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“Korkunun ecele faydası yok”

Türkiye’nin tarihi boyunca hiçbir zaman saldırgan bir ülke olmadığını, Türk milletinin geçmişinde sömürge lekesi olmayan nadir halklardan biri olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette bizim medeniyetimiz bir fetih medeniyetidir. Ama bizim fetih anlayışımız altındaki ve üstündeki zenginliklerle birlikte toprakların ele geçirilmesi üzerine kurulu değildir. Tam tersine, bizim fetih anlayışımız önce gönüllerin fethidir. Bizim fetih anlayışımız; inanç, köken, meşrep ayrımı gözetmeksizin vatan toprakları üzerindeki herkesin yaşamasını ve yaşatılmasını ifade eder. Ecdadımızdan aldığımız bu anlayışımızla bugün de elimizin ulaştığı, ayağımızın bastığı her yerde gönüller kazanmanın, yaşatmanın, imar etmenin, eser bırakmanın gayreti içindeyiz. Siyasi ve askeri varlık gösterdiğimiz her yerde; yağmalamak, çalmak, almak, üzerine konmak, haraç kesmek için değil, elimizdekini paylaşmak ve mümkünse birlikte kazanmak için gidiyoruz. Ülkemizin bu onurlu duruşu, asırlık hesapların bozulmasına yol açıyor. Maruz kaldığımız saldırıların sebeplerinden biri de bozulan bu hesapların acısıdır. Sırça köşklerin çatırdağını görenler, bunun hıncını ülkemizden çıkarmak için her yerde karşımıza çıkıyor. Ama korkunun ecele faydası yok. Dünya beşten büyüktür haykırışımızla, küresel bir uyanışa vesile olduğumuz bu süreç gümbür gümbür devam ediyor. Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde yabancı düşmanlığının, İslam düşmanlığının, Türk düşmanlığının ayrımcılığın, ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen her olumsuz konuda Türkiye’nin öne çıkarılıyor olması ülkemizle ilgili bir hassasiyetin değil, zihinlerin gerisindeki faşizmin ve husumetin işaretidir. Maalesef ülkemizdeki bazı kesimler de bilerek ya da bilmeyerek bu sinsi oyuna alet olmaktadır. Batı ülkelerinin çok daha beter düzeyde yaşadığı sıkıntılar ve sorunları sadece Türkiye’ye mahsus gibi gösteren kampanyaların asla iyi niyetli olmadığı düşünüyorum. Dünyada Covid-19 salgınıyla en başarılı mücadeleyi yürüten ülkelerden biri olmamıza rağmen bu hususta bile Türkiye’yi karalamaya çalışanlar gerçek yüzleri ve niyetlerini ortaya sermişlerdir. Güvenlikten kadın cinayetlerine kadar her konuda benzer çarpıtmalara rastlamak mümkündür. Biz, eksiklerimizi gayet iyi biliyoruz. Hepsini de düzeltmenin gayreti içindeyiz. Medeniyet ve devlet tarihlerinin derinliğinin, gücünün, genişliğinin farkında olmayanların hafızaları bir asırla sınırlı olabilir. Ama biz, binlerce yıllık süreç içinde dün nerede olduğumuzu, bugün nerede durduğumuzu, yarın nereyi hedeflediğimizi gayet iyi biliyoruz. Hamdolsun milletimizde bu vizyona sahiptir. Önce 2023 hedeflerimizi hayata geçirecek, ardından evlatlarımıza 2053 ve 2071 Türkiye’sini miras bırakacağız. Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Ağustos ayı, tarihimizde zaferler ayı olarak yerini almıştır. Bu ayda; Malazgirt’le başlayan, Otlukbeli’yle devam eden, Çaldıran ve Mercidabık’la süren 450 yıllık bir süreçte doğumuzdaki zaferleri tarihimize armağan ettik. Batı da ise; Belgrad’ın fethinden Mohaç’a kadar uzanan pek çok zaferi yine Ağustos’ta kazandık. Kıbrıs’ı da bir Ağustos ayında vatan topraklarına kattık. Anadolu’da kurduğumuz son devletimiz Türkiye Cumhuriyetinin en parlak zaferi olan Büyük Taarruz’da Ağustos ayının milletimize bir hediyesidir. Bugün de güney sınırlarımızın güvenlik altına alınması gayretlerimizin ilk adımı olan Fırat Kalkanı Harekatını 4 yıl önce bir Ağustos ayında gerçekleştirdik. Tarihimizdeki hiçbir zafer diğerinin alternatifi değildir. Tam tersine her zafer bir sonrakinin habercisi, bir öncekinin tamamlayıcısıdır. İnşallah daha nice Ağustoslarda nice büyük zaferlere imza atacağız. Milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; karasıyla, deniziyle, havasıyla, tüm unsurlarıyla yeni zaferler için hazırlık yapmaktadır. Milli Savunma Üniversitemizin de ordumuza kazandıracağı subay ve astsubaylarla bu mücadeledeki yerini sürekli ileriye taşıyarak güçlendirecektir. Bugün mezun olan teğmenlerimizi bir kez daha tebrik ediyorum.”

Derya Yetim – İlker Turak – Emin Kuvat

30 Ağustos 2020
Dermanbaba’dan Nihat Hatipoğlu’na destek mesajı Dermanbaba’dan Nihat Hatipoğlu’na destek mesajı

Koronavirüs hastalığına yakalandığını sosyal medya hesabından paylaşan milyonların gönlünde taht kuran ekranların sevilen ismi Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu için Dermanbaba lakaplı Yılmaz Acu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile destek verdi. Prof.Dr. Hatipoğlu’nun hastalığı için sevenlerinden dua isteyen Dermanbaba, Hatipoğlu’nun öldüğünü iddia eden ve kötü yorumlarda bulunanlara da tepki gösterdi.

Son günlerde koronavirüs vaka sayısının artması ile birlikte Nihat Hatipoğlu’nun Facebook sayfasından yapılan paylaşımla birlikte hocanın hasta olduğu bilgisi paylaşıldı. Daha önce sosyal medyadan yaptığı bilgilendirmede tedavisinin devam ettiğini ve sevenlerinden özel dua istediğini belirten Prof. Dr. Hatipoğlu koronavirüs olduğunu açıkladı. Bunun üzerine binlerce kişi Prof. Dr. Hatipoğlu için dua ederken bazı kendini bilmez kişilerde Hatipoğlu’nun öldüğünü iddia ederek kötü yorumlarda bulunmayı tercih etti. 

“PROF.DR. HATİPOĞLU’NUN SAĞLIK DURUMU İYİ VE DUA BEKLİYOR” 

Diyarbakır’da yaptığı yardımlarla adı Dermanbaba’ya çıkan hayırsever Yılmaz Acu’da sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile sevenlerinden Prof. Dr. Hatipoğlu için yardım isterken, Hatipoğlu’nun öldüğünü iddia edip kötü yorumlarda bulunanlara da tepki gösterdi. Acu, Hatipoğlu ile telefonda görüştüğünü belirterek, kendisinin sağlık durumunun iyi olduğunu ve sevenlerinden dua beklediğini söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu için kötü yorumlarda bulunanlara da Allah düşmanları, din düşmanları diye de serzenişte bulunan Acu mesajında şu ifadelere yer verdi: 

Değerli arkadaşlar çok sevdiğim ve saygı duyduğum milyonların sevdiği çok değerli sayın Prof. Dr. Nihat Hatiopoğlu hocamız covid-19 hastalığına yakalanmıştır. Bende sayın Nihat Hocamız için paylaşım yaptım. Allah razı olsun sayfamda değerli arkadaşlarım dua ettiler kesinlikle bir olumsuz bir yorum yapmadılar. Yapmış oldukları dua ve yorumlarından dolayı kendilerinden Allah razı olsun. Ancak ahlaktan yoksun insanlıktan yoksun kendini bilmez alçaklar ve insanlıktan nasip almamış alçak şerefsizler Nihat hocamızın hastalığına sevinmişler.


Ey zibidiler Allah hastalığı vermiş şifasını da Allah verecektir. Siz alçak ve şerefsizliğini bencilliğinizi gösteren insan olmayan bir mahlukatsınız siz sayın Nihat hocamızın bir tırnağı olamazsınız biz asla düşmanımızın bir acısına sevinmeyiz biz düşmanımıza da dua ederiz. Sizler hain olmasanız Allah’ın hiç bir kulunun hastalığına sevinmezsiniz sosyal medyada binlerce paylaşım yapıp dua eden sevenleri var. Allah hepisinden razı olsun değerli Nihat hocama Cenab-ı Allah hayırlı şifa versin kendisine hiç bir zaman acı keder vermesin sağlık sıhhat nasip etsin  inşallah. Ben kendisiyle telefon hergün görüşüyorum durumu gayet iyi. Sizlerden dualarınızı bekliyorum.

29 Ağustos 2020
37 YILLIK TECRÜBENİN 20’NCİ ŞUBESİ BEYKENT’TE 37 YILLIK TECRÜBENİN 20’NCİ ŞUBESİ BEYKENT’TE

Diyarbakır’da 37 yıllık tecrübeyle 19 şube kuran Hacı Baba Pastaneleri 20’nci şubelerini İstanbul Beylikdüzü Beykent’te hizmete açmaya hazırlanıyor. Kalite, hijyen ve güler yüzlü anlayışıyla, uluslar arası standartlarda ürettiği tatlılarla vatandaşların gönlünde taht kuran Hacı Baba Pastaneleri her geçen gün büyümeye devam ediyor.

1984 yılında, İş adamı Yılmaz Elaldı tarafından kurulan ve her geçen gün, kendisini geliştirerek bugünlere alnının akıyla gelen Hacı Baba Pastaneleri, sektörünün öncü kuruluşu olmaya devam ediyor. 37 yıllık tatlı serüvenlerine 19 şube sığdıran Hacı Baba Pastaneleri 20’nci şubelerini de İstanbulluların hizmetine sunuyor.

İstanbul Beylikdüzü Beykent’te 20’nci şubelerini açacak olan Hacı Baba Pastaneleri sektöründe lider bir kuruluş olmak yolunda hızlı adımlarla ilerliyor. Kendi tesislerinde ürettiği ürünlere, emeğin yanı sıra, sevgisini de katan İş adamı Yılmaz Elaldı ve konusunda deneyimli personellerinin ürettiği birbirinden leziz ürünler, sadece ülkemizde değil, sınırların ötesinde de tanınan ve sevilen bir marka haline geldi.

Kalite, hijyen ve güler yüzlü anlayışıyla, uluslar arası standartlarda ürettiği tadına doyum olmayan fıstıklı, cevizli, fındıklı baklava ve kadayıf çeşitleri, şekerparesi, sıcacık ve taze boğaca ve börekleri, birbirinden nefis pastalarının yanı sıra, Ramazan’da ürettiği güllacı ile, dünya çapında üne kavuşan Hacı Baba Pastaneleri, sektöründe bir çok İlk’lerin de öncüsü durumunda.

ELALDI VATANDAŞLARI 20’NCİ ŞUBE AÇILIŞLARINA DAVET ETTİ

 Hacı Baba Pastaneleri’nin her geçen gün biraz daha büyüdüğünü belirten ve bu büyümeye katkı sağladığı için vatandaşlara teşekkür eden, Hacı Baba Pastaneleri İşletmecisi İş adamı Yılmaz Elaldı, İstanbul’da açacakları 20’nci şubelerine vatandaşları davet etti.

Elaldı, “Allah’ın izniyle çok yakında 20’nci şubemizi İstanbul Beylikdüzü Beykent’te açıyoruz. Biz bu gücümüzü vatandaşlarımızdan alıyoruz ve her geçen gün biraz daha büyümeye devam ediyoruz. İstihdama katkı sağladığımız yatırımlarımız tüm hızıyla devam edecektir. Tüm halkımızı Beykent’te ki şubemizin açılışına bekliyoruz” diye konuştu.

 FİRMA OLARAK 600’E YAKIN ÇALIŞAN VAR

Yatırımlarının tamamını Diyarbakır’a yaptıklarını ve bundan da gurur duyduklarını belirten Hacı Baba Pastaneleri İşletmecisi İş adamı Yılmaz Elaldı, ‘Firma olarak dört yüze yakın çalışanlarıyla, kesintisiz hizmet sunduklarını’ belirterek, şunları söyledi: ‘Mukaddes Kentimiz Diyarbakır’a yaptığımız yatırımlarla, istihdama ciddi oranda katkı sağladığımız gibi, ekonomiye de katma değer sağlamanın haklı gururunu yaşıyoruz.

İnsanımız, her şeyin en iyisi ve güzeline layıktır. Bizler için müşteri değil, ‘Misafir’ anlayışı vardır, gelenleri en iyi şekilde karşılayıp, ağırlayıp ve uğurlamak zaten kuruluş felsefelerimizden biridir.

Tamamen doğal ve taze besinlerden ürettiğimiz ürünlerimizi, son derece temiz ve hijyenik bir ortamda misafirlerimize takdim ediyoruz. İmalatta kullandığımız şekerler, Konya ve Kayseri’deki fabrikalardan alıyoruz.

GLİKOZ VE TATLANDIRICI KULLANILMIYOR

 Yani hiçbir tatlımızda, glikoz veya tatlandırıcı kullanmıyor, tamamen doğal ve en taze ürünleri kullanıyoruz. Kendi imalatımız olan soğuk baklava ürünümüz için patent başvurusu yaptık. Kısmet olursa, bir aya kadar soğuk baklavamız tescillenecek.

Soğuk baklava, artık Türkiye’nin her tarafında üretilmektedir. Fakat patenti bize ait olduğu için, başka müracaat eden kişi ve kuruluş bulunmamakta. Asıl adı, Diyarbakır ilimize ait olduğundan dolayı Hasan Paşa tatlısıdır.

 PANDEMİ SÜRECİNDE TÜM TEDBİRLER ALINMIŞ DURUMDA

 Her sabah dezenfekte ederek başladığımız, her akşam da yine ilaçlı suyla temizleyerek kapattığımız imalathanemizde, ‘temizlik ve hijyen’ olmazsa olmazlarımız arasında yer almakta. Çünkü gıda işi hassas bir iştir, ihmale ve ertelemeye gelmez.

İnsanlar bize güveniyorlar, bu güvene layık olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Tesisimizde, tam kırk çeşit ürünün imalatını yapmaktayız. Yılların tecrübesine sahip ustalarımızın ürettiği nefis ve günlük taze ürünlerimizi, deneyimli ve güler yüzlü personelimizle servis yapmaktayız.

Fiyatlarımız son derece makul olup, herkese ve herkese uygun ürünlerimiz bulunmakta. Diyarbakır’ın dört bir yanında bulunan şubelerimizle, kaliteli ve kesintisiz hizmet sunmanın, haklı gururunu yaşıyoruz’.

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

29 Ağustos 2020
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji merkezi haline dönüştürmekte kararlıyız’ Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji merkezi haline dönüştürmekte kararlıyız’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MESS Teknoloji Merkezi’nde düzenlenen Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi: MESS Teknoloji Merkezi ve 40 Fabrika Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan, “Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji merkezi haline dönüştürmekte kararlıyız” dedi.

Ataşehir’deki 40 yeni fabrikanın toplu açılışına katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşma yaptığı konuşmada “Aziz milletim, iş dünyamızın saygı değer üyeleri, kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bu anlamlı program sebebiyle siz sanayicilerimizle olmaktan memnuniyet duyuyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın arifesinde böyle bir töreni yapmak gerçekten bizler için çok çok büyük anlam taşıyor. Allah’ın ayı olarak tarif ettiği Muharrem ayına ulaştıran Rabbimize hamdediyorum. Biraz sonra teknoloji odaklı sanayi hamlesi programının sonuçlarını paylaşacak, 40 fabrikamızın resmi açılışını gerçekleştireceğiz. Yine kendi alanında dünyada tek olan MESS teknoloji merkezinin ülkemize kazandırmanın haklı gururunu yaşayacağız. Bu merkezle inşallah çığır açacağız. Merkezimizin önemli bir ihtiyacı gidereceğine inanıyorum. Türkiye’nin potansiyeline inanan, ülkemizin aydınlık geleceğine yatırım yapanlara şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İş dünyamızın tam bir seferberlik ruhuyla çalıştığını görmekten bahtiyarlık duyuyorum. Covid-19 salgınında birçok ülke durgunluk yaşarken, Türk ekonomisi toparlanma sürecini başarıyla yürütüyor. Ne özel sektörümüz ne de kamu kuruluşlarımız yatırımlarına ara vermedi, vermiyor”

“Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirmekte kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar salgın hepimiz için bazı zorlukları getirse de iş dünyamızın önünde yeni fırsat kapılarının açılmasına da vesile oldu. Sanayisi, üretim kapasitesi, coğrafi konumu, güçlü sağlık ve ulaşım altyapısıyla Türkiye bu arayışların en gözde ülkelerinin başında geliyor. Salgın döneminde birçok firmamız kısıtlı pazar payı olduğu ülkelere açılma imkanı buldu. Birileri istemese de Türkiye’yi küresel bir üretim üssü haline getirmekte kararlıyız. Esnafımızı, sanayicimizi, çiftçimizi, işçimizi yüksek faiz yükünün altında asla ezdirmedik. İyi çalışılmış özgün ve öncü teşvik sistemiyle daima üreticimizin yanında olduk. Kısa süre önce teşvik sistemimizde yapısal bir reforma imza atarak ilçe bazlı bir teşvik sistemini hayata geçirdik. AR-GE harcamalarının milli gelirimizdeki payı tarihimizde ilk defa yüzde 1’in üzerine çıktı” dedi.

“Büyük ve güçlü Türkiye için koşacağız, koşturacağız, var gücümüzle çalışacağız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Organize Sanayi Bölgesi sayısını 193’ten 321’e çıkararak ülkemizin üretim kapasitesini sağlamlaştırdık. Organize Sanayi Bölgesi olmayan ilimiz kalmadı. Eğer salgın döneminde hiçbir konuda arz sıkıntısı çekmediysek işte bu güçlü üretim altyapısı sayesindedir. Dünyanın en zengin ülkelerinde sağlık personelinin bile maskeye ulaşamadığı günlerde biz yerli solunum cihazını üretim bandından indirmeye başardık. 60 yıllık hayalimiz olan Türkiye’nin Otomobili fabrikası temellerini yine bu dönemde attık. Cuma günü; Ankara – Niğde Otoyolunu milletimizin hizmetine sunacağız. Zorluklara aldırmadan büyük ve güçlü Türkiye için koşacağız, koşturacağız, var gücümüzle çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2002’de başlayan hizmet yolculuğumuz asla dikensiz bir gül bahçesi olmadı. Gazete manşetleriyle, siyaseti dizayn eden medya ile mücadele ettik. DEAŞ’ından PKK’sına DHKPC’sine kadar terör örgütleriyle mücadele ettik. Çapulcularla mücadele ettik. Devletin namuslarına emanet ettiği topu tankı millete karşı kullanan FETÖ’cü hainlerle mücadele ettik. Attığımız her adımı yargı yoluyla engellemeye çalışan çapsız muhalefetle mücadele ettik. İnsanımızın birlik, beraberliğine kast eden mezhepçi fanatiklerle mücadele ettik. Üretmeden, ter dökmeden servetine servet katmaya alışmış faiz lobileriyle mücadele ettik. 18 yıl boyunca ülkemiz, milletimiz ve işte bugün burada olduğu gibi Türkiye’nin refahı ve kalkınması için yatırım yapan siz iş adamlarımız için gayret gösterdik. 18 yıl evvel IMF’siz adım dahi atamayan Türkiye, bugün dünyanın en büyük 13’üncü ekonomisidir. Hastalarını rehin alan bir ülkeyi, dünyada parmakla gösteren bir sağlık sistemiyle biz tanıştırdık. İHA’larda dünyanın en ileri teknolojisine sahip 4-5 ülkeden birisiyiz. Kalkınma yardımlarında milli gelire oranla yine ilk sıradayız. Bir dönem siyasi istikrarla konuşulan bir ülkenin, bugün başarılarıyla, Karadeniz’deki doğal gaz keşifleriyle, Doğu Akdeniz’deki sismik araştırmasıyla gündeme gelmesi gayretin ve inancın bir sonucudur. Devlet, millet sırt sırda verdikçe ülkemizin bu başarı grafiği yükselmeye devam edecektir. Türkiye olarak sadece kısa vadeli hedeflere değil, orta ve uzun vadeli projeleri de özellikle ele almamız lazım” dedi.

“Tarihi bir adım atıyoruz”

Erdoğan, “Bu program kapsamında, ülkemiz için kritik öneme sahip ürünleri tespit ettik. Ayrıca robotik, ileri malzemeler, çip teknolojisi, elektrikli ve insansız ulaşım sistemleri gibi konularda iddiaları ortaya koyduk. Programımızın ilk çağrısını, sanayi için stratejik öneme sahip makine sektörüne yapmıştık. Sektöre seviye atlatacak 10 projenin desteğini tamamladık. Projelerin AR-GE’sini TÜBİTAK, yatırım harcamalarını KOSGEB finanse ederken, bakanlığımız da devlet desteklerini verecek. 10 projenin detaylarına da kısaca değinmek istiyorum. Atlas firmamız, bina ısıtmasında kullanılan motor, sürücü kartı ve pompa aksamlarını ilk defa ülkemizde üretecek. Dirinler firmamız, büyük ebatlı rüzgar türbini malzemelerini üretecek ve 5 yılda 329 milyon liralık katma değer oluşturacak. Ermaksan, dünyada 800×800 milimetre üretim kapasitesine sahip büyük boyutlu eklemeli imalat makinasını üreten ikinci firma olacak. WAT motor şirketi, servo motor sistemlerini geliştirecek. Durmazlar Makina, ultra hızlı lazerler ve eklemeli imalat makinelerinde kullanılan tek modlu lazerleri üretecek. Akım metal CNC takım tezgahlarını hem geliştirecek hem de seri üretimini gerçekleştirecek. İğrek Makine yüksek teknolojili CNC takım tezgahlarını yerli ve milli kaynaklarla imal edecek. Polat Makina süper kritik akışkan sistemlerin seri üretimini gerçekleştirecek. Böylelikle teknolojik olarak dışa bağımlı olduğumuz bu sistemler yerli ve milli olacak. Dualus firması, savunma sanayiinde sıklıkla kullanılan bilya vidalı milleri üretecek. Bu bilyalar, güdümlü mühimmatların olmazsa olmazlarıdır. Hamle programını ulaşım araçlarını, kimya, eczacılık, elektronik gibi diğer sektörlerde gerçekleştireceğiz. Böylece yılda yaklaşık 30 milyar dolar cari açık verdiğimiz bir ürün grubunu yerlileştirmiş olacağız. Bugün MESS teknoloji merkezini hizmete almanın ve teknoloji odaklı sanayi hamlesi programını açıklamanın yanında, farklı sektörlerde 40 fabrikanın açılışını yapıyoruz” şeklinde konuştu.

“40 yeni fabrika, 4 milyar TL yatırım, 4 bin istihdam”

Erdoğan, “4 bin vatandaşımıza doğrudan, on binlerce insanımıza dolaylı istihdam oluşturan şirketlerimizin her birini tebrik ediyorum. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’ndan faydalanacak şirketlere başarılar diliyorum. Siz öyle bir adım atıyorsunuz ki; bir, bir defa artık ülkemizin ihracat potansiyelini artıracak ama ithalatı da ciddi manada azaltacak bir adımın banilerisiniz. Ve ‘biz bize yeteriz’ projesinin aynı zamanda sizler mimarı olacaksınız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan oturduğu esnada yanına gelen robot ile ilgili, “Bay robot ile görüştüm sinyali veriyorum Ya Allah, Bismillah” diyerek açılış yaptı.

Mustafa Biçer

29 Ağustos 2020
Vatandaş istedi taziyeevleri modern görüntüye kavuşturuldu Vatandaş istedi taziyeevleri modern görüntüye kavuşturuldu

AK Partili Diyarbakır’ın Bağlar İlçe Belediyesi, Karacadağ bölgesinde bulunan Çiçekliyurt Mahallesi ile Batı Çanakçı Mahallesi’ne bağlı Yemişalan mezrasında bulunan taziyeevlerinin modernizasyonunu yaparak yeniledi.

AK Partili Diyarbakır’ın Bağlar İlçe Belediyesi, Karacadağ bölgesinde bulunan Çiçekliyurt Mahallesi ile Batı Çanakçı Mahallesi’ne bağlı Yemişalan mezrasında bulunan taziyeevlerinin modernizasyonunu yaparak yeniledi.

Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’nun talimatı ile kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların temel ihtiyaçlarının giderilmesi ve sorunlarının çözümü için başlatılan hizmet çalışmaları devam ediyor. Yerleşim yerlerini ziyareti sırasında vatandaşların taziyeevlerinin yenilenmesi taleplerini ilettiği Başkan Beyoğlu, belediyenin Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne talimat vererek taziyeevlerinin modern hale getirilmesini istedi. Başlatılan hummalı çalışma sonucu Karacadağ bölgesinde bulunan Çiçekliyurt Mahallesi ile Batı Çanakçı Mahallesine bağlı Yemişalan Mmzrasında bulunan taziyeevlerinin modernizasyonu Bağlar Belediyesi tarafından yapılarak güzel bir görüntüye kavuşturuldu.

Muhtarlardan teşekkür mesajı

Batı Çanakçı Mahalle muhtarı Necat Başaran ve Çiçekliyurt Mahalle muhtarı Mehmet Akpirinç, yapılan hizmetten memnun kaldıklarını ifade ederek Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu’na teşekkür etti.

Başkan Beyoğlu ise bugüne kadar ihmal edilen kırsal yerleşim yerlerinin sorunlarını çözmek için çaba harcadıklarını belirterek birçok mahalle ve mezradaki okulların, taziyeevleri ve ibadet yerlerinin bakım ve onarımını gerçekleştirdiklerini söyledi. Beyoğlu, “Vatandaşlarımızın talebi üzerine taziyeevlerimizin ihtiyaçlarını karşılayarak kullanışlı hale getirdik. İmkanlarımız dahilinde ilçemizin her karışına hizmet götürmeye devam edeceğiz” dedi.

27 Ağustos 2020
RÜYA GİBİ BİR TÖRENLE, HAYATLARINI BİRLEŞTİRDİLER RÜYA GİBİ BİR TÖRENLE, HAYATLARINI BİRLEŞTİRDİLER

D.BAKIR- Diyarbakır’ın tanınan ve sevilen ailelerinden Çağer ve Özbek Aileleri, dün gece hayatlarının en mutlu anlarından birini yaşadılar.

Yenişehir İlçesinde bulunan Demirok Tesislerinin Düğün Bahçesinde yapılan bu mutlu gecede, gelen herkesin girişte Ateş ölçer ile ateşleri ölçüldü. Sosyal mesafeye azami özen gösterilen düğünde, kolonya ve peçete bulundurularak, davetlilerin herhangi bir sıkıntı yaşamamaları sağlandı. Düğünde sadece damat ve gelin oynarken, davetliler ise oturdukları yerden, genç çiftin mutluluklarına tanıklık ettiler.

Diyarbakır İlimizin saygın ve köklü ailelerinden Çağer ailesinin biricik kızı Zelal Özbek ile, Çağer ailesinin yakışıklı oğlu Muhammed Mesut Çağer’in düğün töreni, unutulmayacak anlara sahne oldu.


Diyarbakır’ın yanı sıra, bölgemiz genelinde tanınmış sanat, siyaset, spor ve iş dünyasının tanınmış isimlerini bir araya getiren düğün töreni, Alyans düğün salonunda yapıldı.

Kamu kurum ve kuruluşların müdür ve yöneticileri, muhtelif siyasi partilere mensup yöneticiler, Özel Bağlar Hastanesi personelleri, her iki ailenin dost ve akrabaları, damadın arkadaşları, sevenleri, Bölgemizin kanaat önderlerinin yanı sıra, yerel ve ulusal basın yayın kuruluşlarının temsilcileri, kalabalık bir davetli topluluğu ile, Diyarbakır’ın tanınmış simaları düğünde bir araya geldi.

Yaklaşık bin kişinin katıldığı rüya gibi düğün töreni, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürerken, düğüne katılan misafirler, hayatlarını birleştiren genç çiftin mutluluğuna tanıklık etmenin mutluluğunu yaşadılar.

DÜNÜRLER, ÖRNEK BİR EV SAHİPLİĞİ SERGİLEDİLER

Damadın annesi Fatma Çağer ile gelinin annesi Nazime Özbek, gece boyunca sergiledikleri misafirperverlikleriyle, örnek bir ev sahipliği sergilediler.

Konuklarını kapıda karşılayan ve masalarına kadar eşlik eden Fatma Çağer ve Nazime Özbek, gecenin sonunda yine konuklarını kapıya kadar eşlik ederek, geleneksel konukseverliğimizin en güzel örneklerini sergilediler.

Unutulmaz anlara sahne olan gece boyunca, düğün salonunda yer kalmazken, sahneye alkışlar ve dolar yağmuru altında çıkan genç çiftin mutlulukları ise, görülmeye değerdi.

DÜĞÜN BAHÇESİ, ADETA ÇİÇEK BAHÇESİNE DÖNDÜ

Gönderilen çelenk ve çiçeklerle düğün salonu adeta çiçek bahçesine dönerken, düğüne katılamayanlar ise, kutlama mesajı göndererek ve telgraf çekerek, hayatlarını birleştiren genç çifte, bir ömür boyu mutluluklar dilediler.

Düğünde görev yapan müzik ekibi de, son derece başarılı bir performans sergiledi. Söyledikleri birbirinden güzel eserlerle konukları coşturan ve düğüne renk katan sanatçılara, konuklar da yerlerinden eşlik ederken, gelin ve damadın karşılıklı oynamaları, uzun süre alkışlandı

Sanatçıların seslendirdiği birbirinden güzel parçalarla, davetliler, adeta müziğe ve eğlenceye doydular.

Diyarbakırlı Türk Halk Müziği sanatçısı Aziz Güler, seslendirdiği parçalarla, geceye renk katarken, davetliler de söylenen parçalara eşlik ederek, unutulmaz bir gece yaşadılar.

Bu arada müzik ekibinin gelin ve damada havada uçuşan dolarları toplamakta adeta zorlandıkları gözlendi. Keyifli saatlerin yaşandığı ve davetlilerin doyasıya eğlendiği düğün, gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam ederken, yaklaşık bin davetli, bu mutlu geceye katılarak, çiftlerin mutluluğuna ortak oldular. Havai fişekler ise, geceye ayrı bir renk kattı.

Unutulmaz anlara sahne olan gece boyunca, sahneye alkışlar ve dolar yağmuru altında çıkan genç çiftin mutlulukları ise, görülmeye değerdi. Pasta kesme anında ise oldukça duygulu anlar yaşandı. Gelin ve damat pastalarını kesip, birbirlerine ikram ederken, konuklar da uzun süre gelin ve damat ile hatıra fotoğrafı çektiler. Bu arada gelin ve damadın dansları ise, konuklar tarafından ayakta alkışlandı. Çok sayıda buket ve çelengin gönderildiği düğün salonu, adeta çiçek bahçesine dönüşürken, gecenin sonunda oluşan takı kuyruğu ise, görülmeye değerdi.


DÜNÜRLER, TEŞEKKÜR KONUŞMASI YAPTILAR

Rüya gibi geçen düğün sonrası, damadın annesi Fatma Çağer ile gelinin babası Nazime Özbek Altın, davetlilere teşekkür ederek, duygularını şöyle dile getirdiler:

‘Allah; razı olsun, bizleri böylesi anlamlı ve özel günümüzde kıymetli zamanlarını ayırarak, davetimize icabet eden tüm dost, akraba ve sevenlerimize çok teşekkür ederiz. Bu mutlu günümüzde bizleri yalnız bırakmayarak mutluluğumuza ortak olan, kamu kurum ve kuruluşların yetkilileri, STK başkanları ve yöneticileri, kanat önderleri, kıymetli siyasiler, Esnaf Birliklerimizin Temsilcileri, Dernek başkanlarımız, doktorlar ve sağlık sektörünün bileşenleri, iş Adamları, Emniyet Teşkilatımızın mensupları, Diyarbakır dışından gelen konuklarımız, bütün akrabalarımız, dostlarımız ve sevdiklerimiz, kıymetli zamanlarını bize ayırarak davetimize icabet ettiğiniz için çok sağ olun.

Allah; hepinizden razı olsun. Darısı tüm çocuklarımızın başına, sağ olun, var olun bizleri mesut ettiniz.

Rabbim; bütün gençlerimize böyle mutlu günler yaşamayı ve bir ömür boyunca mutlu bir hayatı nasip eylesin inşallah’.


HABER: YILMAZ ACU

27 Ağustos 2020
Bakan Varank: ‘Tüm dünyanın gıptayla izlediği SİHA’larımızı Ukrayna’ya tedarik ediyoruz’ Bakan Varank: ‘Tüm dünyanın gıptayla izlediği SİHA’larımızı Ukrayna’ya tedarik ediyoruz’

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Tüm dünyanın gıptayla izlediği SİHA’larımızı biz Ukrayna’ya şu anda tedarik ediyoruz ve yeni dönemde büyük gelişmelere kapı açacak, önemli savunma konseptlerini değiştirecek. Akıncı’da mesela Ukrayna’dan tedarik ettiğimiz bir motoru kullanıyoruz ve bunun yerlileşmesi için çalışmalarımız sürüyor” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Stratejik Endüstrilerinden Sorumlu Bakanı Oleg Uruskıy ile bakanlıkta bir araya geldi. Bakan Varank, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ve Ukrayna’nın tarih, kültür ve coğrafya noktasında yakın bağlara sahip iki ülke olduğunu, bu bağların 2011 yılında ilan edilen stratejik ortaklıkla daha da sağlamlaştırıldığını söyledi. Bu ziyaretin sanayinin kritik sektörlerinde yeni işbirliklerinin kurulması açısından önemli bir başlangıç olacağını umduğunu belirten Varank, “Ziyaret programınızın savunma, havacılık ve gemi inşa gibi stratejik sektörler odağında gerçekleşiyor olması son derece isabetli” ifadesini kullandı.

Ukrayna ve Türkiye’nin kabiliyetleri açısından birbirini tamamlayan iki ülke olduğunu dile getiren Varank, “Stratejik düzeyli işbirliğimizin daha sistematik ve kurumsallaşmış yapıya dönüşmesini sağlayarak artık ortak proje geliştirme, ürün geliştirme ve ortak teknolojik araştırmalar boyutunda başlattığımız işlerde hızla netice almaya odaklanmalıyız. Cumhurbaşkanlarımız arasında bu meseleler çok sıkı biçimde takip ediliyor. Son dönemde önemli gelişmeler oldu. Tüm dünyanın gıptayla izlediği SİHA’larımızı biz Ukrayna’ya şu anda tedarik ediyoruz ve yeni dönemde büyük gelişmelere kapı açacak, önemli savunma konseptlerini değiştirecek. Akıncı’da mesela Ukrayna’dan tedarik ettiğimiz bir motoru kullanıyoruz ve bunun yerlileşmesi için çalışmalarımız sürüyor. Aynı zamanda Sayın Zelenskiy’nin Ukrayna’da havacılığa dönük yatırım konusunda ne kadar istekli olduğunu ve bu konuyu takip ettiğini biliyoruz. Bunun gibi alanlarda somut işlere odaklanarak bu süreçleri neticelendirmek, bu işlerin meyvesini almak istiyoruz” diye konuştu.

27 Ağustos 2020

EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

TRT Haber Haberler