LDP’DEN DİYARBAKIR HAMLESİ

LDP’DEN DİYARBAKIR HAMLESİ
LDP’DEN DİYARBAKIR HAMLESİ

 

D.BAKIR- Liberal Demokrat Parti (LDP) Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yeniden yapılanmaya ve teşkilatlarını güçlendirme noktasında bir dizi çalışma başlattı.

1994 yılından beridir Adil, Dinamik ve Özgürlükçü Anlayış, İnsan hakları, Özgürlük, Şeffaflık ilkeleriyle demokrasi sahasında mücadele veren Liberal Demokrat Parti Diyarbakır’da teşkilatlanmak için çalışmalarına başladı.

29 Ocak 2017 tarihinde Ankara’da gerçekleşen 8. Olağan Büyük Kurultayı’nda partinin kurucu üyelerinden ve Sakarya İl başkanı Gültekin Tırpancı’nın genel başkan seçilmesinden sonar belirgin bir hareketlilik gözlenen LDP’de, bir dizi yeni yapılanmaya gidiliyor.

Hareket’in beşinci genel başkanımız seçilen Gültekin Tırpancı önderliğinde, bütün Türkiye genelinde olduğu gibi, Diyarbakır ve Güneydoğu teşkilatlarında gözle görülür bir hareketlenme yaşanıyor.

Bu gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulunan parti yöneticilerinden Mehmet Can Çidem, şunları söyledi:

 

ADİL, DİNAMİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ ANLAYIŞ

‘Diyarbakır insanımız geçmişten bugüne yaşadığı kültürle, sahip olduğu manevi ve tarihi mirasıyla değil, maalesef hep sıkıntılarıyla bilindi. Son zamanlarda da haberlerden takip ettiğimiz üzere Mezopotamyamız’ın Paris’i bir savaş alanına döndü. Misafirperverliğiyle, samimiyetiyle, kültürüyle ünlenmiş insanlarımızın yaşadığı bu durum, partimizin endişeyle takip ettiği bir durumdur. Halkımızın huzuru ve özgürlüğünü TBMM çatısı altında savunmak için artık adım atmanın vakti olduğunu düşünüyoruz. Genç bir siyasetçi olarak da çocuklarımızın eğitimi ve geleceği için çok çalışacağımızı, yapılanma sürecimizin ülkemize ve halkımıza hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.

 

HERKESİN PARTİSİ HERKESİN TÜRKİYE’Sİ

Bizim sloganımız, iki yıldır ‘Herkesin Partisi, Herkesin Türkiye’si’ şeklindedir. Bizi diğer partilerden ayıran en temel özellik sloganımızda görüldüğü gibidir. Din, dil, ırk, toplum ayırmadan; demokrasiye ve insan haklarına inanan her bireyi partimizde görmek isteriz. Burası asla birilerinin para kazanabileceği, ağalık yapabileceği bir siyasi parti değildir.

Esasen samimi bir siyasetçi de cebi için çalışan değil halkı için çalışan kişi olmalıdır.

Siyasetin önce insan, sonra toplum, sonra da tüm insanlık âlemine hizmet için yapılması gerektiği elzemdir.

Amaç toplumsal ve küresel refah ve mutluluk ise, aracın birey olduğuna; bireysel refah ve mutluluğun öncelikle insan haklarına saygılı toplumsal düzenden geçtiğine inanıyoruz.

Liberal Demokrat Parti, birey hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla teminat altına alan; ifade, girişim ve Dini özgürlüklerin vazgeçilmez olduğu; toplum iradesinin kayıtsız şartsız egemen olduğu; devletin gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel yaşama müdahalesinin asgari düzeyde bulunduğu; çağdaş, demokratik hukuk devletinin tesisini başlıca görevi olarak görmektedir.

Seçimle işbaşına gelen kadrolar, öncelikle Adalet, toplum düzeni, iç ve dış güvenlik, Eğitimde fırsat eşitliği gibi hayati konularda projeler üretmek ve çevre ile tüketici hakları gibi, bireyin düzenlemesi zor olan alanları sahiplenmekle yükümlüdür.

 

KÖYLERİNİ, MEMLEKETLERİNİ ÖZLEYEN YÜZ BİNLERCE DİYARBAKIRLIMIZI GERİ GETİRMELİYİZ

Diyarbakır’lı hemşehrilerimin komşuları her gün bir bir eksiliyor, İstanbul’a doğru yol alıyorlar. Baba ne yapsın, ana ne yapsın? Bu şartlarda çocuklarını nasıl yetiştirsinler? Buradan bütün Türkiye’ye seslenmek istiyorum, bırakın artık faşistliği Türk olmakla övünmek ya da Kürt olmakla övünmek sizlere bir şey kazandırmıyor; hepimiz aynı çatı altındayız, silahların susması hepimizin birlik olmasından geçer. Sorunlara kalıcı ve köklü çözümler üretebilmek için herkesin elini taşın altına koyması lazım, sıla hasreti çeken Diyarbakır’lılarımızı memleketlerine barış ve refah ortamında geri getirmeliyiz. Halkımız nerede mutlu oluyorsa orada huzur ve refah içinde yaşayabilmelidir’

DAVA ARKADAŞIMIZ OLACAK GÖNÜLLÜLER ARIYORUZ

Mehmet Can Çidem, şöyle devam etti: ‘Partimiz herhangi bir bütçeye sahip değildir, buraya gelecek kişinin maddi anlamda hiç bir beklentisi olmamalıdır. Bizim kapımız kime açık, onu da özellikle belirtmek isterim.

Yarınlarımızın güvencesi olan biricik çocuklarımızın geleceğini, vatandaşın sesinin daha gür çıkacağı bir ülke hayal edenleri, kendi cebini değil ülkesindeki herkesin ekonomik anlamda refaha kavuşmasını hedefleyenleri bekliyoruz. Kısacası bireysel değil, toplumsal hedefler peşinde mücadele etmek isteyen herkese, kapımız ve bağrımız açıktır’.

 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
İMECE Medikal Engelli Bireylerin umudu oldu İMECE Medikal Engelli Bireylerin umudu oldu

Diyarbakır’da faaliyet yürüten İMECE Medikal ortopedi ve sağlık ürünlerinin yanı sıra, hemşire üniformaları, terlikleri ve işyeri kıyafetleri ile profesyonel anlamda hizmet vererek engelli bireylerin umudu olurken, hem yurt içi hemde yurt dışı pazarlara girmeye hazırlanıyor.
Diyarbakır’daki engelli bireylerin adeta umudu haline gelen İMECE Medikal engelli bireylerin isteği doğrultusunda engelli araçları hazırlarken, bunun yanı sıra direk hastaların kullanımına uygun sağlık bakanlığı onaylı dizlik, korse, el bilek ateli, ayak bilekliklerinin üretilmesi hastanelerde kullanılan cerrahi önlükler, ziyaretçi önlükleri, sedye örtüleri ve winlex kumaştan üretilen ceset torbalarının da üretilmesi için çalışmalar yapıyor.

Konuyla alakalı açıklamalarda bulunan İMECE Medikal Ortopedi Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Şaban Elhakan, 2014 yılından bu yana Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde faaliyet yürüttüklerini belirterek, “2018 yılı içerisinde kendimizi bölge ve ülke ekonomisine destek olmak, istihdamı artırmak, 1 nebzede olsa ihtiyaç sahiplerine katkı sağlayabilmek adına kurmuş olduğumuz İmece Medikal Ortopedi Tekstil olarak Medikal ortopedi malzemeleri direk hastaların kullanımına uygun sağlık bakanlığı onaylı dizlik, korse, el bilek ateli, ayak bilekliklerinin üretilmesi hastanelerde kullanılan cerrahi önlükler, ziyaretçi önlükleri, sedye örtüleri ve winlex kumaştan üretilen ceset torbalarının da üretilmesi için hazırlamş olduğumuz son sistem elektronik makinalarla genç ve dinamik personelleri ile hem yurtiçi hem de yurt dışı pazarlara ürün satışı hedeflemekteyiz. Yaklaşan kurban bayramı sonrasında üretime başlamayı planlamaktayız” dedi.

Öte yandan isteyen engelli bireyler için araç yaptıklarını da sözlerine ekleyen Elhakan, “Kendi üretimimiz olan ürünlere ek olarak bünyemizde olan bayilikler üzerinden temin ettiğimiz hastane cihazlarımız, engelli araçları, yetişkin ve çocuk hasta bezleri, akülü ve standart tekerlekli sandalyaler, walker, klozet gibi ürünlerin satışında da engelli vatandaşlarımıza hizmet sunmaktayız.

İsteyen engelli kardeşlerimize istediği engelli aracı yaptırıyoruz. Kısmet olursa inşallah imalat işimizde 40 eleman çalıştıracağız istihdame yönelik desteğimiz olacaktır.Allah’ın izniyle aynı zamanda bilmeyenlere de sanat öğreteceğiz” diye konuştu.

Diyarbakır’dan Erdoğan’a çığ gibi destek Diyarbakır’dan Erdoğan’a çığ gibi destek

ABD Başkanı Donald Trump’un TL’nin değerini düşürme hamlesi ters tepti.

Türkiye’de esnaf, sanatkar ve yabancı öğrenciler dolar bozdururken, Diyarbakırlılarda bu çağrıya destek vererek yastık altındaki dolar ve altınları bozdurdu.

Avukat Süleyman Elhakan’da Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına destek vererek her zaman hükümetin ve Devlet Başkanı Erdoğan’ın yanında olduklarını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması çağrısına cevap veren Avukat Süleyman Elhakan şahsına ait olan altın ve dövizlerini kuyumcuda bozdurdu.

Başkan Erdoğan’ın yastık altında bulunan altınlarınızı ve dövizlerinizi bozdurun açıklaması üzerine Diyarbakırlılar da harekete geçerek kuyumculara akın etmeye başladı. Diyarbakırlılar ekonomik savaşa boyun eğmeyeceklerini ve liderlerinin yanında olacaklarını belirterek yastık altında ne kadar altın ve dövizi varsa kuyumcularda bozdurup Başkan Erdoğan’a destek verdi. Avukat Süleyman Elhakan, “Bizde yaklaşık olarak on gündür devam eden ekonomik saldırıya tepki göstermek amacıyla başkanımızın çağrısı üzerine yastık altında bulunan döviz, altın gibi birikimleri bozdurmak için adeta seferberlik ilan ettik. Başkanımızın çağrısına kulak veren çok kıymetli hemşerilerimiz, duyarlı vatandaşlarımız akın akın liderimizin çağrısına kulak vermekteler. Tankla, topla, tüfekle yapamadıklarını ekonomi üzerinden yapmaya çalışmaktalar. Allah’ın izni, liderimizin kararlı duruşu ve aziz milletimizin ferasetiyle bunda da başarılı olamayacaklardır. Her operasyonda, her girişimlerinde nasıl ki bir darbe aldılar ise Allah’ın izniyle bunda da bertaraf olacaklardır. Liderimizin çağrısına kulak veren vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Ülke olarak el birliğiyle bu saldırıdan da en yakın zamanda kurtulacağız inşallah” dedi.

İlk tepki geldi… Dolarda son durum İlk tepki geldi… Dolarda son durum

SPK’nın foreks piyasaları kararının ve Katar Emiri Al-Sani’nin 15 milyar dolarlık yatırım yapma sözünün ardından Dolar/TL 5.8580 seviyesini gördü. Kur 19.00 itibarıyla 6.00 bandında geziyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) dün attığı adımların ardından başlayan düşüş eğilimini bugüne de taşıyan dolar/TL, Katar’dan Türkiye’ye 15 milyar dolarlık yatırım yapılacağı haberinin ardından yaklaşık yüzde 6 düşüşle 5,8580 seviyesine kadar geriledi.

Dolar/TL, saat 19.25 itibarıyla yüzde 5,36 azalışla 6,0156 seviyesinden işlem görüyor. Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Katar olarak Türkiye’ye 15 milyar dolar yatırım paketini hızlıca hayata geçireceklerini bildirdi.

Analistler, BDDK ve TCMB’nin attığı adımların, TL’de spekülatif atakları sınırladığını belirterek, dünden beri fiyatlamalardan normalleşme sinyallerinin geldiğini ifade etti.

Yarın yurt içinde sanayi üretim endeksi, yurt dışında da ABD’de konut başlangıçları ve Avro Bölgesi’nde dış ticaret dengesi verilerinin takip edileceğini bildiren analistler, teknik açıdan dolar/TL’de 5,50 seviyesinin kırılması durumunda düşüşün ivme kazanabileceğini kaydetti.

SPK’dan son dakika düzenlemesiSon dakika: Katar Türkiye’ye 15 milyar Dolar yatırım yapacak

Riskli ameliyat sonrası bir günde ayağa kalktı Riskli ameliyat sonrası bir günde ayağa kalktı

Rahminde ur tespit edilen ve rahminin alınabilme riski olduğu için gittiği birçok merkezde ameliyat edilmeyen Aklime Pekedis, Diyabakır’da yapılan ameliyat ile bir günde sağlığına kavuştu.

Siirt’in Kurtalan ilçesinde ikamet eden 42 yaşındaki Aklime Pekedis karın ağrısıyla şikayetiyle bir süre önce hastaneye gitti. Rahminde miyom tespit edilen Pekedis’e rahmin alınabileceği ve ameliyatın riskli olabileceği söylenerek ameliyat edilmedi. Çocuk sahibi olmak isteyen Pekedis, eşiyle birçok merkeze giderek tedavi yollarını aradı. Gittikleri merkezlerde aynı yanıtı alan çift, tavsiye üzerine Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer’in Diyarbakır’da bulunan kliniğine geldi. Pekedis’in yapılan muayenesinde rahminde tespit edilen 10 santimlik miyom rahim ve yumurtalıklarına zarar verilmeden çıkarıldı. Sağlığına kavuşmanın sevincini yaşayan Pekedis, şimdi çocuk sahibi olmanın hayalini kuruyor.

“Çocuk isteği olduğu için ameliyat riskliydi”

Aklime Pekedis’in yapılan muayenesinde ciddi anlamda miyom tespit ettiklerini ve Pekedis’in çocuk yapma isteği nedeniyle de ameliyatın riskli olduğunu belirten Doç. Dr. Hakan Çoksüer, “Hastaya, gittiği birçok merkezde ameliyatın çok riskli olduğu ve buna bağlı olarak ameliyatı yapamayacaklarını dile getirmişler. Çünkü hastanın çocuk isteği mevcut. Aklime hanım bize geldiğinde ultrason değerlendirmesini detaylı yaptıktan sonra kendisine riskleri anlatarak ona göre ameliyata aldık. Ameliyat esnasında baktığımızda gerçekten de diğer merkezlerdeki hekim arkadaşların dediği gibi rahmin içerisinde ciddi anlamda yapışıklıklar vardı. Özellikle karın duvarındaki zarlar birbirine yapışmıştı. Rahim ve tüpler hepsi birbirinin içerisine girmişti. Daha önce geçirdiği bir enfeksiyon da mevcuttu. Hiçbir şekilde rahim ve yumurtalıklarına zarar vermeden bu ameliyatı gerçekleştirdik ve şuanda temennimiz çocuk sahibi olması. Çünkü altta yatan sebep miyomdu. Bundan sonra çocuk sahibi olacağına inanıyoruz” dedi.

Doktorların ameliyatı tehlikeli gördüğünü ve Doç. Dr. Hakan Çoksüer’i önerdiklerini ifade eden Aklime Pekedis, “Ur varmış. Bizi buraya gönderdiler. Bir günde ayağa kalktım. Çok şükür şimdi iyiyim” diye konuştu.

“Türkiye’nin alın teriyle elde edilmiş birikimlerine yönelik saldırıyı kınıyoruz” “Türkiye’nin alın teriyle elde edilmiş birikimlerine yönelik saldırıyı kınıyoruz”

Sağlık Sen Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlu yaptığı açıklamada, Türkiye’nin son zamanlarda küresel emperyalizmin ekonomik kuşatmasına ve terör saldırılarına maruz kaldığını belirterek, “Türkiye’nin ekonomisine, üretimine, emek ve alın teriyle elde edilmiş birikimlerine yönelik bu saldırılar; ahlak dışıdır, hukuk dışıdır, demokrasi dışıdır, gayri meşrudur, bu saldırıyı nefretle kınıyoruz” dedi.

Emeklerini, alın terini insanların hizmetine sunan, milletin sağlığı ve esenliği için 7/24 ülke için nöbet tutan sağlık ve sosyal hizmet çalışanları olarak bu kirli savaşı lanetlediklerini dile getiren Ensarioğlu, ülkemize yönelik ekonomik darbeye karşı birlik olunması çağrısında bulundu. Ensarioğlu, “Ülkemizin ve milletimizin yararı için alınan kararların arkasında olacağımızı, küresel sermayenin baskılarına boyun eğmeyeceğimizi bütün dünyaya ilan ediyoruz. Bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye idealine yürekten bağlıyız. Çalışkan, fedakar, vatansever sağlık çalışanları olarak tam bağımsız bir Türkiye için yüksek ideallerin peşinde koşmaya devam edeceğiz. Ülkemizin 2023, 2053, 2071 hedeflerini emeğimizle, alın terimizle ve bütün varlığımızla destekleyeceğiz. Sağlıkta yeni Türkiye’nin liderlik potansiyeline yürekten inanıyoruz. Bu bağlamda kendi çalışma alanımızda Türkiye’yi milli üretim, milli teknoloji, milli ekonomi hedeflerine ulaştırmak için daha fazla gayret gösterecek, daha fazla alın teri dökeceğiz” dedi.

“Türkiye’nin mücadelesi insanlığı esaretten kurtaracak istikbal mücadelesidir”

Türkiye’nin mücadelesinin insanlığı esaretten kurtaracak bir istikbal mücadelesi olduğunu söyleyen Ensarioğlu, “Biliyoruz ki, Türkiye’nin mücadelesi, sadece misakı milli sınırları içine sığan bir istiklal mücadelesi değil, insanlığı esaretten kurtaracak bir istikbal mücadelesidir. Türkiye, emperyalist zulme karşı dünya mazlumların umududur. Küresel sömürü düzeninin ölüm kusan karanlığını yırtacak adalet, huzur ve barış medeniyetinin temsilcisidir. Şanlı tarihimizden ve medeniyetimizden aldığımız ilhamla, millet olarak, küresel barışa, adalete, insani değerlere sonuna kadar bağlı kalacağız. Gerektiğinde bu uğurda küresel şer odaklarına karşı bütün varlığımızla savaşmaktan da geri durmayacağız. Milletimizle birlikte, güzel yarınlar için her türlü mücadeleye ve fedakarlığa hazırız. 28 Şubattan, 15 Temmuz’a kadar türlü darbe girişimleri, ihanet senaryolarının üstesinden geldik. Daha da güçlendik, daha da kenetlendik. Bugün de emperyalizmin oyununu boşa çıkarmak için daha güçlüyüz, daha kararlıyız. Sağlık-Sen olarak; milli ekonominin “yerli üretim, yerinde tüketim” anlayışı ile güçleneceğine inanıyoruz. Yeni Türkiye’de, sağlık milli ekonominin lokomotifi sektörlerinden biri olacak. Tıbbi cihazda, ilaçta, aşıda, büyük ve güçlü Türkiye’ye yakışan yerlileşme ve yerelleşme, hedeflerimiz var. Özellikle sağlık turizminde dünya liderliği hedefimiz var. Bu hedefler gerçekleştiğinde dünyaya sağlık hizmeti, sağlık teknolojisi, sağlık bilgisi ihraç eden lider ülke olacağız. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanları olarak bu milli hedeflerin hem sahibi, hem hamisiyiz. Ülkemize yönelik ekonomik teröre karşı sağlığın vizyonunu bütün ruhumuzla sahipleneceğiz. İnanıyoruz ki, Türkiye’ye ekonomik savaş ilan edenler; kaya gibi sağlam milli birliğimizden toz bile koparamayacaklar. Sadece Türkiye değil, dünyanın bütün emekçileri kapitalist Amerika’ya karşı birleşmeli sömürgeci çarklara su taşıyanlara taviz vermemeli, ekmeği ve emeği hedef alan küstah Amerika’nın çirkin kalkışmasına karşı onurlu bir direniş içinde olmalıdır” şeklinde konuştu.

Kurban etini doğru pişirmenin 5 yöntemi Kurban etini doğru pişirmenin 5 yöntemi

Mükellef kahvaltı sofraları, özenle lezzetlendirilmiş et yemekleri, şerbetli tatlılar, birbirinden kalorili ikramlar hakkında bilgi veren uzmanlar, kurban bayramını sağlıklı bir şekilde geçirmek için özellikle kronik hastalıkları bulunan kişilerin bayram sofralarında porsiyonlarına dikkat etmesi uyarısında bulundu.

Bayramda et tüketiminin de ayrı bir önem kazandığını dile getiren uzmanlar, etin sağlık kurallarına göre ve doğru pişirme yöntemleriyle hazırlanmasının büyük önem taşıdığını kaydetti. Memorial Dicle Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Dilek Çiçek, sağlıklı et pişirme teknikleri hakkında bilgi verdi. Çiçek, et pişirmenin 5 yöntemi hakkında bilgi verirken şunları söyledi:

“Birinci yöntem, pişirmeden önce 24 saat buzdolabında bekletin. Kurban etinin ortalama 24 saat buzdolabında bekletildikten sonra tüketilmesi uygundur. Dinlendirilen et daha kolay pişer, daha lezzetli olur ve vücudun eti sindirmesi daha kolaydır. İkinci yöntem, kavurma yerine haşlama ya da ızgarayı tercih edin. Kurban etlerinin tereyağı veya kuyruk yağında, yüksek sıcakta pişirilerek kavurma yapılması sağlık açısından uygun değildir. Yüksek ateşe maruz kalan yoğun hayvansal yağ, eti kanserojen içeriği yüksek bir besin haline getirir. En ideali, eti kendi suyunda, bol sebze ile pişirmektir. Üçüncü yöntem, mangal yaparken et ile ateş mesafesini ayarlayın. Etler, mangalda ızgara olarak pişirilecekse, vitamin kaybını en aza indirmek ve dumanın içinde yer alan zehirli maddelerin ete geçmesini engellemek için önlem alınmalıdır. Kömür tam olarak yandıktan ve yarı kor haline geldikten sonra etler pişirilmeli, ateşle et arasındaki mesafenin en az 15 santimetre olmasına dikkat edilmelidir. Dördüncü yöntem, buhar yöntemi ile etin besin değerini koruyun. Etin besin değerinden maksimum fayda sağlamak ve yağını olabildiğince azaltmak için en uygun ve sağlıklı yöntem buharda pişirmedir. Bu sayede besinlerin vitamin, mineral değerlerinde ve posasında kayıp yaşanmaz. Buharda pişirme yöntemi ile besin içerisindeki nişasta yumuşar, sebzeler daha yumuşak hale gelir. Böylece sindirim kolaylaşır ve glisemik indeks düşer, uzun süre tokluk hissi sağlar. Beşinci yöntem, baharatlarla etin sindirimini kolaylaştırın. Lezzetli ve sağlıklı bir et yemeği için baharatlardan faydalanılabilir. Kekik, biberiye, kırmızıbiber, kimyon gibi baharatlar kullanılarak, hazmı kolaylaştırıcı etkisi ile sindirim sisteminin, antioksidan özelliği ile de tüm vücudun yükü hafifletilebilir”.

Diyetisyen Dilek Çiçek, dinlendirilmemiş çok taze etteki sertliğin hem pişirme sırasında hem de sindirimde zorluğa neden olacağını söyledi. Çiçek, “Bu nedenle özellikle mide ve bağırsak hastalığı olan kişilerin kurban etini en az bir gün dinlendirerek tüketmesi önemlidir. Buzdolabında bekletilen et haşlama, fırınlama ya da ızgara yöntemi ile pişirimelidir. Kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında bir kaç gün beklettikten sonra, haşlayarak ya da ızgarada pişirerek tüketmelidirler. Et, besin öğelerini kaybetmemesi ve mikro organizmaların çoğalmaması için buzdolabında 0-2 derecede 3-5 gün, derin dondurucuda -18 derecede 3 ay boyunca saklanabilir” dedi.

“Günlük et tüketimi ne kadar olmalı”

Öncelikle her şeyin bir sınırının olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Çiçek, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Kurban bayramı olduğu için et sınırsız bir şekilde tüketilmemelidir. Kadınların günlük et tüketimi 100-120 gram, erkeklerin de 150-180 gram civarında olmalıdır. Et tüketirken mutlaka yanında tam tahıllı ekmek ya da bulgur, karabuğday, kepekli pirinç gibi tahıllardan yapılmış pilav ve taze sebzelere de yer verilmelidir”.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler

Web Tasarım : Diyarbakır Online, Gsm : 0532 179 7105