• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C

“60 bin Müslüman Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur”

“60 bin Müslüman Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur”
“60 bin Müslüman Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur”

DİYARBAKIR – Myanmar ordusu ve Budist çeteler tarafından, Arakanlı Müslümanlara karşı yapılan katliamlara tepki gösteren İHAK Başkanı Gülden Sönmez, şu an 60 bin dolayında Müslümanın Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur kaldığını söyledi.

 

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi (İHAK) Başkan Yardımcısı Av. Gülden Sönmez, Myanmar ordusu ve Budist çeteler tarafından Arakanlı (Rohingya) Müslümanlara yönelik yapılan katliam ve soykırıma yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Katliamların durdurulması için Müslüman ülke ve toplulukların, Arakanlı Müslümanların can güvenliğini sağlayacak çözümler üretmesi gerektiğini söyleyen Sönmez, İLKHA’ya yaptığı değerlendirmede, söz konusu katliamlara karşı Müslümanların hesap soracak merciye sahip olamadığını ifade etti.

Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce Arakanlı Müslümanın açlık, ölüm ve tecavüzle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Sönmez, “Maalesef sistematik bir şekilde Myanmar yönetimi tarafından Arakan’daki Müslümanlar, soykırımla muhatap durumda. Çeşitli gerekçeler gösterilerek katliamların yapılmasının yanı sıra aslında günlük yaşam esnasında da hem evliliğin paralı ve izne tabi olması, habersiz evlenen kişilerin sonradan öğrenildiği taktirde 5 yıl gibi habis cezasıyla muhatap olması, çocuk doğumlarının paralı ve izne tabi olması, başından itibaren Müslümanlara kimlik verilmemesi, vatandaşlıklarının tanınmaması ve kadınlara yönelik tecavüz suçu bunları hepsini bir araya getirdiğimiz zaman soykırım suçu diye tarif ettiğimiz suçun işlendiğini, neredeyse burası için delillere ihtiyaç olmadan görürsünüz.” dedi.

“Suçluların yargılandığı, hesabının sorulduğu bir mercie sahip değiliz”

Müslümanların bu katliamların önüne geçemediğini ifade eden Sönmez, “Ancak ne yazık ki dönem dönem bir taraftan katliam yapılırken, bir taraftan bu muamelelerle aslında Arakan’daki Müslümanların yok edilme ile karşı karşıya kaldıklarını görmemize rağmen biz bu suçluların yargılandığı, hesabının sorulduğu bir mercie sahip değiliz. Öte taraftan katliamların önüne de geçemiyoruz. Birkaç gündür yaşananlar aslında bunların bir örneği.” şeklinde konuştu.

Myanmar ordusunun karakol saldırılarını bahane ederek, öldürme emrini kapsayan operasyonlara giriştiğini söyleyen Sönmez, “Birleşmiş Milletler ve Myanmar yönetiminin ortak koalisyonu bir rapor açıklamıştı. Bu rapor, aslında Myanmar yönetiminin arakandaki etnik problemlerle ilgili, onlar her ne kadar etnik diye tabir etseler bize göre Müslümanlara yönelik dini yönü olan bu katliamlarla, ihlallerle alakalı, Kofi Annan başkanlığında bir rapor yayınlandı. Bu rapor, açıklandığı gün karakollara saldırı oluşturuldu ve bunun üzerine Myanmar ordusu, öldürme emri veren bir operasyon başlattı.” değerlendirmesinde bulunarak saldırıların arka planına dikkat çekti.

“60 bin civarında Müslüman Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur”

Yapılan vahşi operasyonlar neticesinde binlerce Müslümanın hayatını kaybettiğine değinen Sönmez, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu operasyonlar sırasında bugüne kadar binin üzerinde Müslüman hayatını kaybetti. Yaklaşık 100 bine yakın Arakanlı köylerinden göç etmek zorunda kaldı. Bunlardan 20 bini Bangladeş’e, biliyorsunuz Bangladeş’e giriş izni yok, ama bir şekilde can havliyle giriş yaptılar ve 20 bin Müslümanın, ağırlıklı olarak kadın ve çocuk olmak üzere Bangladeş’e giriş yaptığı tespit edildi. 60 bin civarında Müslümanın da Bangladeş-Myanmar sınırında dağlarda mahsur kaldığı ve bir taraftan Myanmar askerine karşı canlarını korumaya, zor doğa şartlarında hayatta kalmaya çalıştıklarını biliyoruz. Ki bu geçiş esnasında Arakan’daki sınırın nehir olması hasebiyle boğulan, hayatını kaybeden birçok Müslüman da söz konusu.”

“İnancımızın esaslarına göre kötü biri imtihan veriyoruz”

Yaşananlara gerekli tepkiyi gösteremeyen Müslümanların kötü bir imtihan verdiğini vurgulayan Sönmez, şunları söyledi:

“Nüfusumuza ve inancımızın esaslarına göre kötü biri imtihan veriyoruz. Çünkü Myanmar’da yaşananlar bilmediğimiz konu değil ve biliyoruz ki sistematik bir şekilde oradaki Müslümanlar peyderpey bir katliama maruz kalıyorlar. Kadınlara tecavüz ediliyor, küçük kız çocuklarına tecavüz ediliyor. Her türlü işkence yapılıyor.”

“Çocuklarımız, Budizmi karıncayı bile incitmeyen, şiddet karşıtı, barışçıl bir din olarak tanıyor ve öğreniyor!”

Sönmez, “Bütün uluslararası güçler, Birleşmiş Milletler, dünyada en ağır insan hak ihlallerinin bu topluluğa yapıldığını raporlarla yayınlıyor. Bu, bugünün meselesi değil. Bu, peyderpey, adım adım gerçekleşen ve zaman zaman gündemimize gelen bir şey. Öte taraftan bizim çocuklarımız, Budizmi karıncayı bile incitmeyen, efendim şiddet karşıtı, tamamen sevgi, barışçıl bir din olarak tanınan bir inanç olarak tanıyor ve öğreniyor!” dedi.

“Elleri palalı Budist çetelerin Müslümanları katlettiğini biliyoruz”

Sönmez, oradaki Müslümanların Budist çetelerin saldırısına uğradığını belirterek, “Elleri palalı Budist çetelerin, Müslümanları katlettiğini biliyoruz. Böyle bir pozisyon karşısında ne devletler ne liderler ne de topluluklar olarak olması gereken şekilde bir tepki ortaya koyamıyorlar. Çok önemli bir kısmı ya duymuyor ya da duyduğunda görmezden geliyor.” diye belirtti.

Sönmez, Müslümanların kendilerinin katledilmesini bir kadermiş gibi gördüğünü, ancak tek bir Müslümanın katledilmesi karşısında hepsinin ayağa kalkması gerektiğine vurgu yaptı.

“Artık Müslümanların katledilmesi, kanlarının dökülmesi gözyaşı dökmesi ya da sürgün olması, muhacir olması bir kadermiş gibi kabullenişimiz söz konusu.” diyen Sönmez, şöyle devam etti:

“Oysa tek bir Müslüman, bırakın bin kişi bir Müslüman katledilse aslında bütün dünyayı ayağa kaldıracak şekilde Müslümanın, Müslümana kıymet vermesi gerekiyor. Müslümanın insana, mazlum bütün insanlara böyle bir kıymet atfetmesi gerekiyor ve bunu da pratiğe yansıtması gerekiyor. Biz bu yönden maalesef çok cılız kalıyoruz.”

Çözüm noktasında bazı görüşlerin kamuoyuna yansıdığını hatırlatan Sönmez, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Bir görüş, oradaki Müslümanlara, İslam dünyasının bir çözüm üretip paylaşarak muhtelif yerlerde can, namus ve din güvenliği ile yaşamlarını sağlamak yönünden bir teklif tartışılıyor. Yani bu kayda değer tekliftir ve tartışılmalıdır. Öte taraftan mevcut hali hazırdaki insanların korunmasına yönelik tedbirlerin alınması, Bangladeş yönetimi ile ve yakındaki Asya ülkeleri, özellikle Endonezya, Malezya, Pakistan gibi Müslüman ülkelerle ortak bir komisyon oluşturularak bir şekilde sorunun çözümüne dair bir plan oraya konması ve bunun uygulanması. Bunların hepsi kanaatimce mümkün ve mutlaka Asya ülkeleriyle yapılması gereken bir şey.” (Abdurrahman Tetik, Hüseyin Temel – İLKHA)

Kaynak: https://ilkha.com/haber/60583/60-bin-musluman-banglades-myanmar-sinirinda-daglarda-mahsur



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Hamzalı katliamında hayatını kaybedenler anıldı Hamzalı katliamında hayatını kaybedenler anıldı

Kulp ilçesi Hamzalı Mahallesi’nde 1 Ocak 1995’te, PKK’lı teröristlerce katledilen 6’sı korucu, 9’u kadın, 1’i korucu 23 kişi için anma töreni düzenlendi. Hamzalı Mahallesi’ndeki anıt önünde düzenlenen törene, İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Fatih Dülgeroğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulup, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Kaymakam Dülgeroğlu, “Bundan 23 yıl önce bölücü terör örgütü mensupları yine gerçek yüzlerini göstererek kadın, çocuk ve yaşlı demeden savunmasız 23 vatandaşımızı bu köyde katletti. Bugün buraya aynı acıları sizlere hatırlatmak için değil şehitlerimizin anısını yaşatmak, bölücü terör örgünün gerçek yüzünü bütün dünyaya haykırmak için bir araya geldik. Bölücü terör örgütü Hamzalı köyümüzde 6 aylık Fatma bebeğimizi, 23 yaşında hamile Aysel bacımızı, 85 yaşında Tayip dedemizi, 75 yaşında Abdurrahman dedemizi katlederek, zannetti ki Hamzalılı kardeşlerimiz kalplerinde taşıdıkları vatan sevgisini, ruhlarında hissettikleri bayrak sevgisini kaybedecekler ve onların yanında yer alacaklar. Ama 23 yıl sonra bugün yine görüyoruz ki Hamzalılı kardeşlerimiz, devletimizin ve milletimizin yanında. Ay-yıldızlı bayrağı bu bölgede, bu coğrafyada yüceltme adına askerimizle, polisimizle ve korucularımızla omuz omuza bu mücadeleyi aslanlar gibi yürütülmekte, dimdik ayakta durmaktadır” dedi.

 

Tören, şehitler için dua okunmasıyla sona erdi.

Bismil Köprüsü ışıl ışıl parlayacak Bismil Köprüsü ışıl ışıl parlayacak

Bismil Belediye Başkanı Turgay Gülenç, dış aydınlatmanın şehir güzelliğinden, güvenliğe kadar birçok noktada önem taşıdığını ifade ederek, renkli LED sistemi ile Bismil Köprüsü‘nü ışıklandırdı. Gülenç, aydınlatma sistemlerinin günlük yaşamın bir parçası olduğunu belirterek, “Şehrin görselliğini arttırmak, şehre ayrı bir güzellik veren, şehir planlamasında önemli noktalarda yapılan aydınlatma sistemi günlük yaşamın önemli bir parçasıdır. Onun için günde binlerce aracın geçişini sağlayan ve birçok il güzergâhın üzerinde bulunan Bismil Köprüsü’nü dekoratif aydınlatma sistemiyle aydınlattık. Köprümüzün aydınlatma direklerine LED ışıklar takarak, ilçemizin görselliğini arttırdık. Halkımıza her alanda hizmet etmek, hizmetleri onların ayaklarına getirmek bizleri memnun etmektedir. Yeni aydınlatma sistemimiz ilçemize hayırlı, uğurlu olsun” dedi.

11 nüfuslu ailenin tek odalı evde yaşam mücadelesi 11 nüfuslu ailenin tek odalı evde yaşam mücadelesi

Annenin meme kanseri tedavisi gördüğü babanın ise işsiz olduğu aile yardım bekliyor.

 

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesine bağlı Kaldırım köyünde tek odalı bir evde 4’ü kız 9 çocuğu ile birlikte yaşayan ve meme kanseri tedavisi gören Sadiye ile Mehmet Galip Balyoz çiftinin dramı yürek yakıyor. Bir taraftan hastalık diğer taraftan da yoksullukla pençeleşen aile yardım bekliyor. İki yıl öncesine kadar aracıyla hurdacılık yaptığını ancak eşine meme kanseri teşhisi konulmasının ardından elinde avucunda ne varsa sattığını anlatan Mehmet Galip Balyoz, “Eşimi 2 yıldır hastaneye götürüp getiriyorum. Tedavi için her şeyimi sattım. Elimde hiçbir şey kalmadı. Maddi durumumuz yok. Eşim iki defa ameliyat oldu göğüslerinden biri alındı. Yardımseverlerden, belediye başkanlarından, yetkililerden yardım bekliyoruz. 4’ü kız 5’i erkek 9 çocuğum var. Liseye giden çocuğumu maddi durumum olmadığından okutamıyorum. Tek odalı bu evde yaşıyoruz. Başka odamız olmadığından 11 kişi burada kalıyoruz. Eşim kanser olduğundan dolayı sağlıklı bir ortamda hayatını devam ettirmesi lazım. Bizim kaldığımız ev toprak ve hijyenik değil. Rutubetli olduğu için hastalanıyoruz. Evin çatısı damlıyor onu engellemek için poşet ile kapattık. Sobamız yok, ısınamıyoruz” dedi.

 

İki yıldır hiçbir şey yapamadığını anlatan Sadiye Balyoz ise, “Her şeyi eşim yapıyor. İlaçlarımı o veriyor. Tek isteğim var, devletimiz bize ev yardımında bulunsun. Temiz bir ortamda yaşamak istiyorum. Çamaşır makinemiz olmadığından kıyafetlerimizi komşulara, evden eve götürüyoruz. Bir yıl kemoterapi gördüm. Göğsüm alındıktan sonra ilaç tedavisine başladım. Her şeyimiz vardı ama hepsi gitti. Bu hastalıktan dolayı hiçbir şey kalmadı” diye konuştu.

12 yıllık kan davası barışla sonuçlandı 12 yıllık kan davası barışla sonuçlandı

Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Alçık köyünden Karakaş ve Bozan aileleri, 12 yıl önce arazi anlaşmazlığı nedeniyle tartışma yaşadı. Çıkan tartışmada Bozan ailesinden bir kişinin hayatını kaybetmesinin ardından iki aile arasında kan davası yaşandı. Yaklaşık 12 yıl boyunca sürekli tedirgin hareket etmek zorunda kalan aileler, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ve kentin ileri gelenlerinin araya girmesi ile barışma kararı aldı. Karakaş ve Bozan aileleri, 12 yıl süren kan davalarını bir düğün salonunda düzenlenen barış yemeği ile sonlandırdı. Her iki aileden çok sayıda kişinin katıldığı barış yemeği, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Daha sonra Karakuş ve Bozan ailelerinin ileri gelenleri el sıkışıp tokalaştıktan sonra Kur’an-ı Kerim’in altından geçerek barış yemini etti.

 

“Eskiden intikam almak yiğitlikti ama bugün intikam almak cehalettir”

 

Burada bir konuşma yapan AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, sürekli kan ve gözyaşı, savaşlar gördüklerini söyledi. Ensarioğlu, “Ancak bizi sevindiren o ki son yıllarda artık bu kötü adeti bu kötü mirası bir tarafa bıraktık. Bizim bölgede artık kimse bu acıları yaşamak istemiyor. Ölümün kan davasının, savaşların hiç kimseye faydası yok. Kavganın kazananı yok, kaybedeni var. Kavgada kaybeden sadece taraflar değil toplumun tümüdür. Bu anlayıştır ki artık günümüzde en ufak bir hadise meydana geldiği zaman bugünkü topluluğun burada olduğu gibi, herkes kendince devreye girer, kendince sulh için çabalar, bu açılar yaşanmasın ister. İnsanlar arasında her zaman anlaşmazlıklar olabilir, her zaman hatalar, yanlışlar olabilir. Bir anlık nefsimiz ve kızgınlığımıza yenik düşebiliriz. Önemli olan bunu diğer nesillere, aile fertlerine ve topluma devretmemek. Allah’ın da emrettiği gibi toplumun da istediği gibi nefsine yenik düşmeden, sulh için doğru adım atabilmektir. Eskiden bir hadise olduğu zaman intikam almak yiğitlikti ama bugün intikam almak cehalettir. Yiğitlik odur ki sulh için barış için toplumun esenliği için adım atmaktır. O yüzden ben özellikle Bozan ve Karakaş ailelerine bu barışı sağladıkları için ve dostlarını kırmadıkları için, Allah’ın rızası için bu barışı gerçekleştirdikleri için ben kendilerine teşekkür ediyorum” dedi.

 

Konuşmaların ardından iki aile üyeleri, barış için verilen yemek sofrasına bir arada oturdu.

Kalp krizini tetikleyen 6 neden Kalp krizini tetikleyen 6 neden

Kalp krizinin çoğu zaman ani ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşebildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Cegerğun Polat, kalp krizine neden olan kronik hastalıklar ve risk faktörlerinin yanı sıra kişinin, krizi tetikleyen birçok nedenle günlük yaşam içinde karşılaşabileceğini dile getirdi.

Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Cegerğun Polat, günlük yaşamda kalp krizini tetikleyen 6 neden hakkında bilgi verdi. Dr. Polat, kronik stresin krizlere zemin hazırladığını, pazartesi günlerinin kalp krizi için risk oluşturduğunu, trafiğin kalbi yorduğunu, hareketsizliğin krizi tetiklediğini, aşırı heyecanlı kişilerin risk altında olduğunu ve beslenme şeklinin kalp sağlığını etkilediğini söyledi.

 

“Kronik stres krizlere zemin hazırlar”

 

Günümüz kent yaşamının temel sağlık sorunlarından birinin stres olduğunu dile getiren Polat, “Ruhsal ve duygusal durumdaki dalgalanmalar, insan ilişkilerden kaynaklanan faktörler ve iş stresi günlük yaşamın neredeyse bir parçası durumundadır. Bireysel bakımı ve alışkanlıkları etkileyen bu faktörler, kronik hastalıkların da kaynağı olabilmektedir. Kronik stres koroner damar darlıklarına zemin hazırlayabilir, ani başlayan stres de kalp krizi geçirmeye hazır kişilerde krizi tetikleyebilir” dedi.

 

“Pazartesi kriz için riskli gün”

 

Pazartesi günlerinin kriz için riskli gün olduğunu dile getiren Dr. Polat, “Haftanın ilk iş günü olan pazartesi sabahı yaşanabilen yoğun iş stresi, kalp sağlığını olumsuz etkileyen bazı acil durumlar oluşmasında etkili olabilmektedir. Stres karşısında daha kırılgan ve hassas olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha yüksektir. Yoğun tempolu iş yaşamı, stresin ve riskin yüksek olduğu mesleklerdeki kişiler özellikle haftanın ilk gününden daha çok etkilenmektedir” diye konuştu.

 

“Trafik kalbi yorar”

 

Trafiğin de kalbi yorduğunu anlatan Dr. Polat, “Yoğun ve gürültülü trafik hem strese hem de hava kirliğine neden olarak kalp krizini tetikleyebilir. Yapılan araştırmalarda yoğun trafiğin olduğu ana cadde üstlerinde ikamet edenlerde kalp krizi riskinin daha yüksek olduğu saptanmıştır” ifadelerini kullandı.

 

“Hareketsizlik krizi tetikler”

 

Hareketsizliğin krizi tetiklediğini açıklayan Dr. Polat şunları söyledi:

 

“Özellikle uzun süre masa başında vakit geçiren ve düzenli spor yapmayan kişilerde diyabet, obezite, yüksek kolesterol ve kalp krizi riskinin arttığı bilinmektedir. Hareketsiz yaşayan kişiler doktor kontrolünden geçmeden aniden ağır egzersiz yaptıklarında, uzun ve yorucu seyahatlere çıktıklarında kalp krizi tetiklenebilir. Özellikle masa başında çalışan kişilerin haftanın en az beş günü 30-45 dakika kadar tempolu yürüyüş yapması bu nedenle çok önemlidir. Egzersiz için sabahın soğuk saatleri yerine akşamüstü saatleri tercih etmek, kalp sağlığı açısından daha güvenlidir”.

 

“Aşırı heyecanlı kişiler risk atında”

 

Aşırı heyecanlı kişilerin kalp krizi konusunda risk altında olduğunu söyleyen Dr. Polat, “Ani ve aşırı bir şekilde heyecanlanma, korkma, üzülme, sinirlenme ve hayal kırıklığına uğrama gibi olumsuz duygular kalp krizine yol açabilir. İlginç bir şekilde aşırı sevinme gibi olumlu duygulanımlar, ender de olsa kalp krizini tetikleyebilir. Yine deprem, sel, savaş, göç gibi olaylardan sonra da kalp krizi riski artmaktadır” dedi.

 

“Beslenme şekli kalp sağlığını etkiler”

 

Dr Polat, beslenme şeklinin de kalp sağlığını etkilediğini belirterek, ağır ve tuzlu yemek, aşırı alkol tüketiminin kalp krizini tetikleyen nedenler arasında olduğunu söyledi. Polat, “Kalp krizi açısından riskli hastalar için ağır yemekler sonrası kalp krizi risklerinin 7 kat arttığı belirlenmiştir. Bunun yanında kafein içerikli içeceklerin tüketimi, kalp hızı ve tansiyonu artırarak krizine yol açabilir. Sıklıkla kahve içme alışkanlığı olmayan hastalarda, kahve içimi sonrası kalp krizi riski, düzenli olarak her gün birkaç fincan kahve içenlere göre daha yüksektir. Dolayısıyla kahve alışkanlığı olmayan kişilerin üst üste kahve içmekten kaçınmaları önemlidir” diye konuştu.

Diyarbakır’a Yemen Kuru Kahve açıldı Diyarbakır’a Yemen Kuru Kahve açıldı

Diyarbakır’da son zamanlarda yaşanan yatırım hamlesi tüm hızıyla devam ediyor. Yatırımcıların ardı arkasına yatırım yaptığı Diyarbakır’a Genç girişimci işadamı Cihan Esen’de yatırım yaparak Yemen Kuru Kahve işletmesini hayata geçirdi.
Diyarbakır’ın Dicle Kent semtinde görkemli bir törenle Hasan Esen ve Şükrü Esen tarafından halkın hizmetine girerek Dualarla açıldı.Yemen Kuru Kahve işletmecisi Cihan Esen, “Kaliteye, müşteriye hizmete ve hijyene çok dikkat ediyoruz. Diyarbakırımıza yakışır bir mekan açtık” dedi.
Kahve çeşitlerinin yanı sıra çikolata, kuruyemiş, baharat, bitkisel ürünler ve yöresem ürünler ile de hizmet verdiklerini dile getiren İşletmeci Cihan Esen, “Dicle Kent Bulvarı Medya Mahallesi Petek Pastanesi yanında bulunan Mimar İbo Apartmanın altında 84/A Kayapınar’da hizmete açtığımız Yemen Kurukahve ve Çikolata işletmemizde Kuru kahve çeşitleri özel kahve karışımları Special çikolata Belçika çikolatası Çikolata Gondolları Özel gün çikolataları Kuruyemişler Baharat Bitkisel ürünler, Yöresel ürünler bunun yanı sıra Mabel lc gibi dünya markaları çikolatalar Ve dökme cikolata belçika çikolatası ile hem damak tadınıza hitap ediyoruz hemde özel günlerinde müşterilerimizin yanındayız 40 çeşit lokum seçeneği ile bütün damak tatlarını müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz” diye konuştu.
25’in üzerinde kahve seçeneği bulunduğunu da dile getiren Esen, ” Taze günlük cekilen 25 ten fazla kahve seçeneği ile kahve tiryakilerine yeni tatlar tattırmayı hedefliyoruz Taze yöresel ürünler pestil cevizli sucuk pekmez bal tahin helva gibi ürünlerimizle doğallık ilk amacımız Baharat çeşitleri Bitkisel ürünler Her yörenin kendine has kuruyemişleri ile hizmet vermekteyiz Kurutulmuş tropikal meyveler ve yanı sıra birçok kurutulmuş meyveler Bademli drajeler Çikolatalar İle Diyarbakır halkına hizmet vermekten gurur duyarız diyabet hastaları için darcınlı bademli  şeker  unutulmadı” dedi.
Kahve çeşitlerinin yanı sıra 40 çeşit lokum seçeneğinin de bulunduğunu anlatan Esen, “Mabel lc gibi dünya markaları çikolatalar Ve dökme çikolata belçika çikolatası ile hem damak tadınıza hitap ediyoruz hemde özel günlerinde müşterilerimizin yanındayız 40 çeşit lokum seçeneği ile bütün damak tatlarını müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz duyarız” şeklinde konuştu.


EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler