h

DİYARBAKIR’DA ASAYİŞ

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün Lice’de düzenlediği hava destekli uyuşturucu operasyonunda, 40 ton kubar esrara eş değer 2 milyon kök hint keneviri bitkisi imha edildi. İmha edilen hint keneviri bitkisinin piyasa değerinin 40 milyon lira civarında olduğu öğrenildi.
28 Haziran 2013 Cuma , 07:32
0 Yorum

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün Lice’de düzenlediği hava destekli uyuşturucu operasyonunda, 40 ton kubar esrara eş değer 2 milyon kök hint keneviri bitkisi imha edildi. İmha edilen hint keneviri bitkisinin piyasa değerinin 40 milyon lira civarında olduğu öğrenildi.

 AHMET BEŞENK

DİYARBAKIR’DA 40 TONA EŞ DEĞER HİNT KENEVİRİ İMHA EDİLDİ
Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün Lice’de düzenlediği hava destekli uyuşturucu operasyonunda, 40 ton kubar esrara eş değer 2 milyon kök hint keneviri bitkisi imha edildi. İmha edilen hint keneviri bitkisinin piyasa değerinin 40 milyon lira civarında olduğu öğrenildi.

Diyarbakır’da, 20 Haziran'dan bu yana yapılan uyuşturucu operasyonları devam ediyor. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, şehir merkezine yakın uyuşturucu tarlalarında operasyonlarını sürdürürken, Jandarma Bölge Komutanlığı da kırsalda operasyonlarını sürdürüyor. Uyuşturucu tacirlerine göz açtırmayan güvenlik güçleri, fiziki ve istihbari çalışmalar sonucunda birçok uyuşturucu tarlasına şafak baskınları düzenleyerek, hint kenevirlerini üretilmeden imha ediyor. Bu kapsamda güvenlik güçleri son operasyonunu Lice kırsalına düzenledi.

Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nden 700 personelin katılımıyla Lice ilçesinin Tepeköy, Kutlu ve Türeli köyleri civarına saat 04.00’te şafak operasyonu gerçekleştirildi. Filmleri aratmayan operasyonda Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı'nca 1 adet taarruz helikopteri, 2 adet S-70 genel maksat helikopteri ve 1 adet İnsansız Hava Aracı (İHA) havadan tespit ettiği uyuşturucu tarlalarının koordinatlarını kara birliklerine bildirdi. Aldığı bilgiler sonucunda kara ekipleri tarlalardaki kenevir bitkilerini imha etti. Ayrıca, operasyonda 11 adet kirpi ile de destek sağlandı.

Arazide bulunan 7 ayrı noktada icra edilen operasyon kapsamında 201 dönümlük alanda yaklaşık 40 ton kubar esrara eş değer 2 milyon kök kenevir bitkisi, 1 adet 21 EB 940 plakalı otomobil, 2 su motoru ve çok sayıda sulama maksatlı su borusu, bol miktarda yaşam malzemesi, yatak-yorgan, 2 çaydanlık, 2 spor ayakkabı, 1 deri mont, 2 ibrik, 2 tencere, 3 tava, 3 kazma, kürek, 8 krom bardak, 5 su bardağı, 1 tepsi, 2 tüp, 2 tüplü ocak, 50 m branda, 10 litre mazot, 1 litre yağ ele geçirildi.

Olayın mülki ve adli makamlara bildirildiği, Lice Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla olayla ilgili tahkikata başlanılarak, şüpheli şahıs veya şahısların yakalanması çalışmalarına devam ettiği öğrenildi.

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) tarafından yürütülen 'Uyuşturucu Fiyat Projesi' kapsamında "Türkiye Geneli Toptan ve Sokak Düzeyi Uyuşturucu Fiyatları" baz alındığında, ele geçirilen kenevir bitkisinin toplam piyasa değerinin yaklaşık 40 milyon lira civarında olduğu öğrenildi.

 

DİYARBAKIR EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NDE TERFİ HEYECANI YAŞANDI
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde bir üst rütbeye terfi eden 50 personel için tören düzenlendi. Yeni rütbelerini eş ve çocuklarıyla birlikte takan amir ve müdürlerin heyecanlı olduğu gözlendi. 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi eden Sur İlçe Emniyet Müdürü Metin Durak’a rütbesini Vali Mustafa Cahit Kıraç taktı. 4’üncü sınıftan 3’ü sınıfa terfi eden emniyet müdürlerinin rütbelerini ise Emniyet Müdürü Recep Güven takarken hayırlı olması temennisinde bulundu.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Polisevi’nde düzenlenen törene Vali Kıraç, Emniyet Müdürü Recep Güven, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mustafa Arık, Diyarbakır Adalet Komisyonu Başkanı Serap Aydın, Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Hilmi Atabay, vali yardımcıları, kaymakamlar, emniyet personeli ile terfi eden personelin ailesi katıldı. Törende konuşan Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven, her yeni bir rütbenin aynı zamanda yeni bir sorumluluk ve heyecan olduğunu belirtti. Güven, polis teşkilatında çalışmanın büyük bir fedakarlık gerektirdiğini dile getirerek, bunun için her türlü desteği sağlayan personel eşlerine teşekkür etti. Güven, yeni rütbelerin hayırlı olması temennisinde bulundu.

Diyarbakır Valisi Mustafa Cahit Kıraç ise en güzel işin insanın severek yaptığı iş olduğunu dile getirdi. Polisin hastası olsa bile bunu bir kenara bırakıp herkesin yardımına koştuğunu, bayramlarda vatandaşlar tatil yaparken onların çalıştığını belirten Kıraç, “Polislik mesai mefhumu gözetmeksizin çalışılan mesleklerden biri. Vatandaş polise baktığı zaman devleti görür. Özellikle asayişte çalışan polis arkadaşlarımızın 24 saat boyunca hukuka, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, dikkat etmesi gerekiyor. Hangi hizmeti yaparsak yapalım bunun en iyisini yapmalıyız. Her zaman halka şefkat gösterelim, güler yüzlü olalım. Unutmayalım en büyük güç insan sevgisidir.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından terfi töreni düzenledi. Terfi eden personele rütbeleri büyüklüğünden başlanarak alt rütbeye kadar sahneye davet edildi. Sahneye eşleriyle çıkan personellerin rütbelerinin takıldığı sırada oldukça heyecanlı oldukları görüldü. Terfi töreninin ardından verilen kokteyl ile program sona erdi.

 

DİYARBAKIR’DA TİCARİ ARAÇ ŞOFÖRLERİ BİLGİLENDİRİLDİ
Diyarbakır’da düzenlenen Ticari Araç Sürücülerinin Bilgilendirilmesi Toplantısı'nda şoförlere hız sınırlarına uyma ve emniyet kemeri takmanın hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Ölümlü kazalarının birçoğunun aşırı hız ve dikkatsizlikten kaynaklandığı belirtilen toplantıda araç kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde duruldu.

    Ticari Araç Sürücülerinin Bilgilendirilmesi Toplantısı'nın 18.si Diyarbakır’da Green Park Otel'de düzenlendi. Toplantıya Diyarbakır Vali Yardımcısı Mustafa Can, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanı Yusuf Avan, Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın, Diyarbakır Trafik Denetleme Şube Müdürü Seyit Cingöz ve çok sayıda şoför katıldı.

    Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven, geçmiş yıllarda Diyarbakır ve Siirt’te göre yaptığını söyledi. Diyarbakır’da aşırı yolcu alma, duble parklar, lüzumsuz parklamalar, trafikte sürat, tehlike araç sürüşlerinin şehirde sorun olduğunu görmekten dolayı büyük mutluluk yaşadığını söyleyen Güven, “Bir emniyet müdürü olarak 5 yıl daha önce Diyarbakır’da görev yapmıştım. 2 yıl Siirt’te de görev yaptım. Trafik sorunun birinci sorun olarak bana ifade edilmesi meslek hayatımın en mutlu sürecinin başladığının göstergesidir. İnşallah hep böyle kalır.” dedi.

    Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın, şehir içi ve şehirlerarası yük ve yolcu taşıması, öğrenci ve işçi taşımacılığında çalışan şoförlerin oranının yüzde 80’ler seviyesinde olduğunu söyledi. Geriye kalan yüzde 20’siin ise araçların mal sahipleri olduğunu dile getiren Apaydın, “Bu nedenle şoförün mesleki eğitimi ve meslek standartlarının belirlenmesi de çok önemlidir. Bu kapsamda en önemli şoförlük meslek standardının hazırlanması ve uygulanmaya konulma çalışmaları resmen başladı. Mesleki yeterlilik kurumu nezdinde Türkiye Esnaf ve Sanatlar Konfederasyonu ile birlikte başlatılan bu çalışmalarda taksi şoförü meslek standardı, minibüs şoförlüğü meslek standardı, kamyon şoförlüğü meslek standartı ve okul servis aracı şoförlüğü meslek standartıyla ilgili çalıştaylar yapıldı. Taslak raporlar hazırlandı.”diye konuştu.

    Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanı Yusuf Avan, Birleşmiş Milletlerin trafik kazalarındaki artışı gördüğünden dolayı 2010 yılından itibaren trafik kazalarının azaltılması yönünde çalışma başlattığını söyledi. Türkiye’nin bu çalışmada aktif olarak yer aldığını dile getiren Avan, “2010 yılında benimsenen bir kararla tüm dünya ülkeleri belirli bir çaba serf ederek bu ölümleri 2020 yılına kadar yüzde 50 oranında bu azaltmayı hedefliyor.”dedi. Tavsiye niteliğindeki bu kararı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bir genelgeyle bütün kamu kuruluşlarına gönderdiğini dile getiren Avan, 2020 yılıa kadar ölümlerin yüzde 50 oranında azalması için büyük ilerleme kaydedileceğini ifade etti. Avan, bu kararın doğru bir şekilde işletilebilmesi için toplumun bütün kesimlerine büyük görevler düştüğünü kaydetti.

    Ölümlerin azaltılması için hız kurallarına ve emniyet kemeri takımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Avan, “Bu hız sınırlarına uyulduğu takdirde geçtiğimiz yılların istatistikleri bize gösteriyor ki trafik kazalarında yüzde 40 oranında azalma meydana gelir. Ölümlerde aynı şekilde 40-45 oranında bir azalma geleceğini bu rakamlar bize gösteriyor. Emniyet kemeri takılması durumunda ise yüzde 50 oranında ölümlerde azalma olacağını gösteriyor. Biz hiçbir şey yapmadan sadece belirlenen kurallara uysak kazaların yüzde 40 oranında azalmış oluyoruz.” diye konuştu.

 

KCK: BİZ TALİMAT VERMEDİK CİZRE'DEKİ OLAY ÇOCUKLARIN İŞİ
KCK, Şırnak’ın Cizre ilçesinde kuruluşunu ilan ederek tören düzenleyen Yurtsever Devrimci Gençlik- Hareketi (YDG-H) ile ilgili olayı ‘doğrulayarak', yerinde olmayan 'çocukça bir davranış’ olarak niteledi. Örgüt, kendilerinin şehirlerde böyle bir oluşumlarının olmadığını da öne sürdü.

Örgütün kurduğu belirtilen YDG-H, Cizre’de askeri görüntüleri andıran bir tören düzenlemişti. Abdullah Öcalan’ın fotoğrafı ve PKK bayraklarının açıldığı törende yüzleri maskeli kişiler yemin edip sayiş teşkilatının diplomasını almış, daha sonra mahalle ve caddelere inerek yol kontrolü yapmışlardı. Bu olayla ilgili fotoğraf ve görüntülere kamuoyu tepki gösterdi.

Tepkiler üzerine dün örgüte yakınlığı ile bilinen bir haber sitesinde açıklama yapan KCK, olayı hem ‘pratik’ olarak değerlendirdi hem de herhangi bir kararlarının söz konusu olmadığını açıkladı. Örgüt açıklamasında, Cizre’deki olayın, kendilerinin bir kararı ve planlaması olmadığını vurguladı. Açıklamada, “Hareketimizin şehirlerde farklı bir oluşuma gittiği yönünde belirlemeler yapılmış ve bazı siyasi çevreler de buna dayanarak yorumlar yapmışlardır. Kesinlikle hareketimizin bu türden herhangi bir yeni oluşumu geliştirme gibi bir kararı ve planlaması yoktur. Görüntüsü verdirilen tören ve orada sergilenen pratikle ilgili herhangi bir bilgimiz ve herhangi bir kararımız söz konusu değildir. Belli ki yerel, herhangi bir gençlik biriminin uyguladığı bir pratik olmaktadır. Çok çeşitli çevreler bu olayı abartarak sürece karşı yapılmış bir sabote girişimi gibi değerlendirmektedir. Ancak bu olay, herhangi bir örgüt kararı sonucu gelişen bir olay olmadığı gibi, sabote etmeye dönük bilinçli tasarlanmış bir olay olduğunu da sanmıyoruz. Daha çok bir grup gencin doğru ve yerinde olmayan çocukça bir davranışı olduğu görülmektedir. Bu olaydan hareketle yapılan abartılı, başka yöne çekmeye çalışan değerlendirme biçimleri doğru değildir. Herkes bilmeli ki biz hareket olarak bu tür davranışları tasvip etmemekteyiz. Bu temelde Kürdistan’daki tüm yurtsever gençlik gruplarını bu tür kontrolsüz, isabetsiz, süreci zorlayacak, süreç karşıtı çevrelerin elinde alet olacak davranışlardan uzak durmaya çağırıyoruz.” denildi.
KCK yöneticilerinden Zeki Şengali ise yaptığı açılamada, “Biz sürecin ruhuna uygun hareket ediyoruz. Bizim Cizre’de kontrol noktamız yok. Bazı gençler bir takım şeyler yapmış olabilir. Ancak bunların uzaktan yakından PKK ile bağlantısı yok.” dedi.

 

MUSA ANTER CİNAYETİ İDDİANAMESİ HAZIR

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önce yazar Musa Anter'in katledilmesi olayıyla ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi hazırladı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 21 yıl önce yazar Musa Anter'in öldürülmesi, olayıyla ilgili yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi hazırladı. Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. Maddesi ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği tarafından hazırlanan iddianame 7. Ağır Ceza Mahkemesi 'ne sunuldu. İddianamede, 20 Eylül 1992 tarihinde Diyarbakır'ın Seyrantepe semtinde yazar Musa Anter'in öldürülmesi olayıyla ilgili geçen yıl Şırnak'ın Kumçatı beldesinde yakalanarak sevk edildiği mahkemece tutuklanan Hamit Yıldırım, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım, hakkında başka bir davadan dolayı yakalama kararı bulunan Aziz Turan (Abdulkadir Aygan) ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianamede, sanıklar hakkında, 765 Sayılı TCK'nın 450 / 4. Maddesi'nde yer alan "Taammüden adam öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 149/1. Maddesi'ndeki "Halkı isyana teşvik ve birbiri aleyhine silahlandırarak mukateleye (öldürme, vuruşma) teşvik etmek" ile "Adam yaralamak" suçlarından da 20 yıla kadar hapis cezası istendi.

Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin yapacağı incelemenin ardından hazırlanan iddianameyi kabul etmesi halinde, yargılamaya başlanacak. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, şüphelilerden "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve Aziz Turan'ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen JİTEM davasında da sanık olarak yargılandıkları hatırlatıldı. Savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM davası ile birleştirilmesini de talep etti. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Şırnak'ta, birden fazla adam öldürme, kundaklama ve bombalama eylemi gerçekleştirdikleri iddiasıyla yargılanan ve aralarında "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım ve itirafçı Abdrlkadir Aygan'ın da bulunduğu 16 sanık hakkında, "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" ve "Birden fazla kişiyi öldürmek" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor


SON HABERLER
YAZARLAR

Copyright © 2006-2013 www.diyarbakirhaber.com.tr Tüm Hakları Saklıdır