• Altın
  • Dolar
  • Euro
  • İstanbul °C
  • Ankara °C
TAŞKIRAN:CHP’Yİ TOPA TUTTU TAŞKIRAN:CHP’Yİ TOPA TUTTU

Cumhuriyet Partisi Halk Partisi (CHP)’ye aday adaylarının tepkisi devam ediyor. 26. Dönem CHP Diyarbakır Milletvekili adayı olan bu dönem listeye giremeyen işadamı Hüseyin Taşkıran CHP’yi topa tuttu. Taşkıran, Kılıçdaroğlu’na itaben ‘Türkiye İzmir’den ibaret değildir’’ dedi.

GENEL MERKEZE TEPKİ

Geçen seçim CHP Diyarbakır’dan 2.Sıra Milletvekili adayı olan ve bu seçimde adaylığına kesin gözüyle bakılan işadamı Hüseyin Taşkıran Kılıçdaroğlu ve genel merkezi adeta topa tuttu.
Çok önemli isimlerin liste dışı kaldığını ve genel merkezin adeta intihar ettiğini vurgulayan Taşkıran ‘’ Önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Herkes heyecanla neler olacağını merak ederken bu seçimle alakalı yorumlar yapılmaktadır. Birinci veya ikinci tur olayını bilemem ama tek bildiğim partimizde yaşanan hayal kırıklıkları ve bununda oylara yansımasıdır. Bunun da en büyük sebebi sözde demokrasi ve halkları savunan sayın Kılıçdaroğlu’dur. Şimdiye kadar olan bütün başarısızlıklarına rağmen hala inatla aynı yolda devam etmek istemektedir. Bunu da normal görmek lazım çünkü kendisi paraşutle bu partinin başına geldiği için mevcut Milletvekili adaylarını da paraşutla getirmek istiyor. Sayın Kılıçdaroğlu için geçen seçimde kim ön seçimlerde kazanmış ya kimim emek harcamış çalışmış olmasının hiçbir önemi yoktur’’

KILIÇDAROĞLU GÜNEYDOĞU’NUN VAR OLUŞUNDAN HABERSİZ

Kılıçdaroğlu’nu sert sözlerle eleştiren Taşkıran sözlerini şöyle sürdü; Sayın Kılıçdaroğlu’nun Doğu ve Güneydoğu’dan haberdar olup olmadığından çok merak ediyorum. Hatta Türkiye Cumhuriyetinde böyle bir bölge olduğunu bilmiyor bile olabilir. Sayın Kılıçdaroğlu sadece Ankara, İstanbul ve İzmir’in Türkiye olduğunu düşünüyor olabilir. Bunun sebebi sorulacak olursa da Güneydoğu üzerinde hiçbir politikasının olmaması. Hiçbir ziyaretinin olmaması. Sözde heyetlerle ve sözde kendi delegelerinin bağlı olduğu parti teşkşilatlarıyla atıl durumda bırakmıştır. Son olarak Kılıçdaroğlu’nun 24 Haziran tarihinden sonra o koltukta fazla oturacağını sanmıyorum.

22 Mayıs 2018
BEDİRHAN AKYOL: ‘BU SEVDA BİTMEZ’ BEDİRHAN AKYOL: ‘BU SEVDA BİTMEZ’

D.BAKIR- Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı İş Adamı Bedirhan Akyol, Diyarbakır olarak tarihi bir güne daha ev sahipliği yapmanın, tarifi imkansız mutluluğu yaşadıklarını belirtti.
Akyol, Başbakan Binali Yıldırım’ın da katıldığı ve oldukça geniş bir halk kitlesinin katıldığı ‘Büyük Kudüs Buluşması’ ile ilgili olarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Ak parti Milletvekili Aday Adayı Akyol, şunları söyledi:

SAYIN BİNALİ YILDIRIM, BİR KEZ DAHA TARİHE NOT DÜŞTÜ

‘Sayın Başbakanımız’a, Diyarbakır’a gelerek, bizlere bu fırsatı sunduğu için en kalbi duygularımla teşekkürlerimi iletmek isterim.
Yaptığı açıklamalarla, bir kez daha duygularımıza tercüman oldu, yüreklerimize su serpti.
Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar için vazgeçilmez bir değer olduğunu ve bu işgalin sadece Filistin’e değil, bütün Müslüman ülkelerine yapılmış bir işgal olarak kabul edildiğini söyleyen Sayın Başbakanımız’a katılmamak mümkün mü?

İşgalin biran önce son bulması gerektiğini ve İsrail’in en kısa zamanda geri çekilip daha fazla Müslüman ölümlerine sebep olmaması gerektiğini zaten Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, en üst perdeden dile getirmişti.

21. yüzyılın lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açtığı bu kutlu yolda bir nefer gibi yer almak, bizler için büyük mutluluktur.
Sayın Başbakanımız’ın Diyar-ı Bekir’de yaptığı ve yüz binlerce insanın sel olup aktığı İstasyon Meydanı Mitingi, tarihe düşülmüş bir nottur.
Allah’ın izniyle, dökülen her şehidimizin kanı için hesap verecekler. Bizler Ümmet-i Muhammed olmanın bilinci ve şuuruyla, kirli tezgahlar peşinde koşanlara bir kez daha bu kirli planlarını ellerinde patlatacağız. Zaten İlimizde yapılan ‘Büyü Kudüs Buluşmasıyla’ bir kez daha bu hissiyatımızı, bütün dünyaya haykırdık.
Mahşeri bir kalabalıkla Sayın Başbakanımız ve Devlet Erkânımızı bağrımıza bastık.
Ak davanın yılmaz savunucusu Sayın Cumhurbaşkanımız’a da Diyar-ı Bekir’den en kalbi selamlarımızı yolluyoruz.
Allah’ın izniyle, İslam ve İslam Düşmanları, eninde sonunda hak ettikleri cezaya çarptırılacaklar.
Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, Peygamberler, Sahabeler ve Evliyalar Kenti, Diyarbakır-ı Bekir’den en kalbi duygularımı sunuyorum’.

21 Mayıs 2018
ÇAKAR:SAYIN BAŞBAKANIMIZ, BÜTÜN DÜNYAYA İNSANLIK DERSİ VERDİ ÇAKAR:SAYIN BAŞBAKANIMIZ, BÜTÜN DÜNYAYA İNSANLIK DERSİ VERDİ

D.BAKIR- Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Hasan Çakar Kudüs’ü ve Filistin’i yalnız zannedenler, bugün Diyarbakır’dan hak ettikleri şamarı yediler. Hem de öyle bir yediler ki, neye uğradıklarını şaşırdılar’ diye konuştu.
Açıklamalarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı, Hasan Çakar ‘Sayın Başbakanımız ve diğer devlet büyüklerimize öncelikle Diyarbakır’a hoş geldiniz, sefalar getirdiniz’ demek istiyorum.

Diyarbakır, adına ve şanına yaraşır bir şekilde, Sayın Başbakanımız’ın şahsında, Siyonist İsrail ve onu desteklemekten hicap duymayan ABD, İngiltere ve diğer suç ortaklarına hak ettikleri dersi verdi.
Başta Türkiye olarak bizim ve sonra da İslam Alemi olmak üzere, hepimize düşen büyük görevler var.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, Kudüs Nöbetinde Sıra Bizde.
Artık bayrak bütün Diyarbakır halkında. Peygamberler, Sahabeler ve Evliyalar kenti Şehr-i Diyarbekir’den bütün dünyaya öyle bir mesaj verdik ki, dostlarımızı sevindirdik, düşmanlarımızı ise titrettik’.

ASIL İŞİMİZ YENİ BAŞLIYOR

‘İslam ve İnsan düşmanları eli kanlı İsrail ve yandaşları, döktükleri kanın hesabını verecekler. İsrail yaptıklarının yanına kalacağını zannediyor.
Allah’ın adaleti, eninde sonunda bütün zalimleri bulduğu gibi, bu eli kanlı zalimleri de bulacak ve kahredecek.
Dile kolay, 65 Filistinli sivil ve savunmasız kardeşimiz hayatını kaybederken, 3 bine kardeşimiz de yaralandı.
Bu utanç tablosunun müsebbiplerine, Diyarbekir olarak yek vücut bir şekilde hak ettikleri karşılığı verdik.
Ancak bu iş bitmedi. Tam tersine işimiz daha yeni başlıyor. Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da bizleri birbirimize düşürmek isteyen şer güçlerine karşı hep beraber mücadele etmeli, onlara fırsat vermemeliyiz.
Bu vesileyle, bütün halkımızın Mübarek Ramazan-ı Şerif’ini kutluyor, Bayram ve akabinde yaşayacağımız seçim sonuçlarının tüm ülkemize, hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbim’den niyaz ediyorum’.

21 Mayıs 2018
‘HEPİMİZİN RAMAZAN-I ŞERİF’İ KUTLU OLSUN’ ‘HEPİMİZİN RAMAZAN-I ŞERİF’İ KUTLU OLSUN’

D.BAKIR- Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı İş Adamı Şeyhmus Karakuş, bir Mübarek Ramazan ayına dahi kavuşmanın tarifi imkansız mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
Açıklamalarda bulunan Şeyhmus Karakuş, ‘Mübarek Ramazan Ayı, bereketiyle gelir. Teravih Buluşmaları, Sahur Keyfi ve hep beraber kurulan İftar sofraları, manevi atmosferin zirvesini yaşadığımız anlardır.

Ramazan ayı yardımlaşmadır, dayanışmadır, sabırdır ve bereket ayıdır.
Her şeyden önce bu mübarek ayın hürmetine Cenab-ı Rabbim’den ülkemize ve tüm İslam Âlemi’ne sağlık, mutluluk ve esenlikler nasip buyurmasını niyaz ediyorum
İslam Âlemi olarak Kudüs’de, Filistinli kardeşlerimize yönelik reva görülen cani ve Siyonist İsrail zulmünün derin hüznünü ve acısını yaşamaktayız.
Kudüs biz Müslümanların ilk kıblegâhı ve gözümüzün nurudur. İslam Alemi olarak Amerika ve İsrail’in Kudüs’e yönelik alacakları her karar, sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca kez dile getirdiği gibi, İslam Alemi nazarında ‘yok’ hükmündedir.
Dünya üzerinde barış ve kardeşliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde başta Kudüs olmak üzere İslam Dünyasının genelinde yaşadığı bütün sıkıntıların bir an önce sona ermesi Cenab-ı Allah’tan en büyük niyazımızdır. Ramazan Ayı’nın bu manevi ikliminde dualarımız, başta ülkemiz olmak üzere, tüm İslam Âlemi’nin huzuru, istikrarı, birliği ve dirliği için olsun’ dedi.

SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA

Mübarek Ramazan ayının sosyal dayanışma ve yardımlaşma açısından en veciz örneklerin yaşandığı, ihtiyaç sahiplerinin unutulmadığı, özel anlar olduğuna dikkati çeken Ak parti Milletvekili Aday Adayı İş Adamı Karakuş şöyle devam etti:
‘Kurduğumuz iftar sofraları, hep beraber kıldığımız teravih namazları, tadına doyumsuz sahur buluşmaları, birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirdiğimiz, manevi duygularımızın zirveye çıktığı müstesna anlardır.
Cenab-ı Allah; başta ülkemiz olmak üzere, bütün İslam Alemi’nin birlik ve beraberliğini muhafaza etmemizi nasip buyursun.
Bütün hanelere, iş yerlerine, yol gözleyenlere, tüm gönüllere, huzur ve sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.
Toplumsal ve insani dayanışmanın en üst düzeye çıktığı Ramazan ayımız mübarek olsun.
On bir Ayın Sultanı Şehr-i Ramazan, aynı zamanda dargınlıkların, kırgınlıkların sona erdirilmesi, gönüllerin bir olması açısından bulunmaz bir fırsattır.
Başlangıçlar, sonuçların tecelli yeridir. Rahmet ile başlayan Mübarek Ramazan ayının kurtuluş ile tecelli bulması en büyük niyazımızdır.
İslam ülkelerinde yanan ateşin tez zamanda sönmesi dileklerimle, halkımızın ve tüm İslam Alemi’nin mübarek Ramazan Ayını en halisane duygularımla kutlar, bu müstesna günlerin, sağlık, mutluluk ve esenlikler getirmesini Yüce Rabbim’den niyaz ederim’.

17 Mayıs 2018
ELHAKAN’DAN MÜBAREK RAMAZAN AYI MESAJI ELHAKAN’DAN MÜBAREK RAMAZAN AYI MESAJI

D.BAKIR- Adalet ve Kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Avukat Süleyman Elhakan, mübarek Ramazan Ayı dolayısıyla yayınladığı mesajda, bütün İslam Âlemi’nin Mübarek Ramazan Ayı’nı kutladı

Ramazan Ayının, bolluk, bereket ve hoş görü olduğuna dikkati çeken Avukat Süleyman Elhakan, şunları söyledi:

‘Bizleri böylesine ulvi bir aya bir kez daha kavuşturan Yüce Rabbimiz’e ne kadar hamd-ü senalar etsek azdır.

Bu müstesna günler, dünyevi bağları geri plana atarak, uhrevi yaşamın hazzını olabildiğince yaşamak isteyen biz Müslümanlar için büyük önem arz etmektedir. Bu mübarek günlerin manevi atmosferi hepimizi mutlu etmekte.

Aynı zamanda müjdecisi olduğu mübarek Kadir Gecesi ve akabinde yaşayacağımız mübarek Ramazan Bayramı’nın da habercisidir.

Büyük bir huşu içinde kıldığımız ilk teravih namazı, ilk sahur ve ilk iftar, aynı zamanda kırgınlıkların, dargınlıkların son bulması noktasında, belki de kalan ömrümüzde bir daha elimize geçmeyecek kadar değerli bir fırsattır.

KUCAKLAŞALIM, BİR OLALIM, BİRLİK OLALIM, ŞER GÜÇLERİNİN HAİN PLANLARINI BİR KEZ DAHA ELLERİNDE PATLATALIM

Bu mübarek ayını en kalbi duygularımla kutluyorum. Bütün milletimiz ve İslam Alemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Aziz vatanımız için de en bereketli ay olmasını temenni ederim.

Başlangıcı rahmet, ortası mağfiret ve sonu bereket mevsimi olan Ramazan ayını olabildiğince değerlendirerek, kırgınlıkları, küslükleri, kişisel hesapları bir kenara bırakmamız gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle Siyonist İsrail uşaklarının ve yardakçısı ABD’nin masum Filistin halkına reva gördüğü zulümleri görünce, birlik olmamızın ne kadar elzem olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Manevi ihtişamıyla tüm yüreklere ve kalplere bereketiyle mutluluk ve manevi coşkular getiren Ramazan Ayında İslam Âlemi başta olmak üzere, bütün insanlık alemini, kardeşlik, barış ve huzurun kapladığı manevi bir iklimin kuşatmasını diliyorum.

Bu Mübarek Ay, sevgi, saygı, yardımlaşma ve dayanışmanın ön plana çıktığı müstesna bir zaman dilimidir.

Ortadoğu’nun bir kan gölüne çevrilerek, ülkemizin de kirli tezgâhlar alet edilmek istendiği şu günlerde, toplumsal barış, huzur ve hoşgörü ortamımızı sürdürebilmek için hepimize büyük görevler düşmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, bir kez daha kavuştuğumuz Mübarek Ramazan ayının yuvalarımıza, gönüllerimize, sağlık, mutluluk, huzur ve bereket getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum, tüm İslam Alemi’nin mübarek Ramazan-ı Şerif’ini en kalbi duygularımla kutluyorum’.

17 Mayıs 2018
HDP milletvekili aday adayı Faruk Balıkçı: Seçim dönüm noktası olacak HDP milletvekili aday adayı Faruk Balıkçı: Seçim dönüm noktası olacak

DİYARBAKIR – Faruk Balıkçı 30 yıldan uzun bir süredir Kürt kentlerinde gazetecilik yapıyor. Bu 30 yıllık süre, özellikle Kürt meselesinin kendini dayattığı bir zaman dilimine işaret ediyor. Balıkçı, gazeteci olarak çatışmalara, köy boşaltmalarına, barış süreçlerine tanıklık etti. Sadece Türkiye’deki siyasetçilerle değil, bölgedeki birçok Kürt liderle de tanıştı ve röportajlar yaptı. Bütün bu zaman içinde tanık olduklarının bir bölümünü iki kitapta topladı. Bu süre içinde ayrıca Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlık görevini de iki dönem üstlendi.

OHAL’den sonra çalıştığı İMC TV Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldı. Çalıştıkları basın kurumları KHK ile kapatılan diğer basın emekçileri ile birlikte oturma eylemi gerçekleştirdi. Halen bir haber sitesinde aktif gazetecilik yapan Faruk Balıkçı, HDP’den Diyarbakır milletvekili aday adayı oldu.

Gazeteci Faruk Balıkçı’ya aday adayı olmasının nedenlerini ve buradan yola çıkarak Kürt sorununu, nasıl bir Türkiye hayal ettiğini sorduk.
Faruk Balıkçı KYB Başkanı Celal Talabani ile.
Neden Milletvekilliğine aday olmak istiyorsunuz?
Uzun yıllardan beri bölgede gazetecilik yapıyorum. Ve bu gazeteciliğim hep sahada geçti. Sadece yaşadığım coğrafyada değil, Irak’ın Kürdistan ve Suriye’nin Rojava bölgelerinde de haber takip ettim. Gazeteciliğim boyunca Ape Musa’nın (Musa Anter) dediği gibi 30 yıldan beri bu yaşananların hem tanığı, hem sanığı, hem davacısı oldum. Gazeteciliğim boyunca Kürt sorununun en can alıcı olaylarına tanıklık ettim. O kadar çok yaşanmışlıklara tanığım ki… Mesela bölgede 1989 yılında ilk boşaltılan köy olan Şırnak’ın Anılmış köylülerinin yaşadıklarına tanıklık ettim. Burada gördüklerim halen hafızamda.

Kürt sorununun inkarı ve ardından yaşananlar aradan geçen 30 yıla yakın süreye rağmen halen devam ediyor. Hükümetler değişti, Valiler değişti, sıkıyönetimler, OHAL’ler ilan edildi, Özel Yetkili Valiler tayin edildi. Her gelen iktidar ‘çözüm’ diye oy peşinde koştu; Kimisi ‘Kürt sorununu tanıyoruz’ dedi, kimisi, ‘Avrupa’nın yolu Diyarbakır’dan geçer’ dedi, kimisi ‘Kürt halkından özür diliyorum’ dedi…
Ancak bunca yıla rağmen, her gelen iktidarın vaadlerine rağmen yaşananlara bakıldığında ne sorunlar çözüldü, ne barış geldi. Ölüm ve gözyaşı bu ülkenin kaderi diye sunuldu hükmedenlerce. Yaşanan sorun halen ilk günkü gibi devam ediyor. İnkar ve şiddet yöntemleriyle de bu sorunun çözülmeyeceğine inananlardanım.

Tüm yaşanmışlıkların tanıklığı ve edindiğim tecrübeler nedeniyle, yazmanın dışında, barış mücadelesinin aktif bir parçası olmak istediğim için aday oldum. Bunun yolunun da demokrasiden, parlamenter sistemden geçtiğine inanıyorum.
Ve bu seçimin bir dönüm noktası olduğuna da inananlardanım. Ya şu ana kadar yapılan zulümler, antidemokratik uygulamalar katmerleşerek devam edecek ya da gelir dağılımının adilce paylaşıldığı, her kimliğin başkasını ötekileştirmeden özgürce ifade edebildiği, kardeşçe ve barış içinde yaşayacağımız bir yaşamın yolu açılacak. Ben ikincisini tercih ediyorum. Bunun için adaylık için başvuruda bulundum.
Neden HDP?
Tüm siyasi partilerin birbirine ne kadar benzediğini görüyorum. HDP’nin halkların eşit, özgür ve kardeşçe yaşadığı demokratik bir Türkiye için bir arada yaşamak için mücadele eden bir siyasi parti olduğuna inanıyorum. Neden HDP? Çünkü yukarıda saydığım özgür, demokratik ve ötekileştirmeyen bir sistemi yaratmada HDP’nin öncülük edeceğine inanıyorum. Ayrıca, kadına, doğaya, emeğe ve kısaca insana bakış açısının özlem duyduğumuz demokratik bir düzeni çağırdığı için HDP diyorum.

Balıkçı, çalıştıkları basın kurumları KHK ile kapatılınca meslektaşlarıyla oturma eylemi gerçekleştirmişti.

Türkiye’nin en büyük sorunları nelerdir?

Türkiye’nin en büyük sorunu Kürt sorunudur. En önemli kayıplarından biri de can kaybıdır. Kürt sorununun çözülememesi can kaybının yanı sıra, ekonomik kayıp, kutuplaşma, zaman kaybı, milliyetçilikle birlikte linç kültürünün gelişmesine zemin hazırladı. OHAL ile birlikte çıkarılan KHK’ler yine Türkiye’nin en büyük sorunlarından. KHK’lerle birlikte on binlerce insanın ihraç edilerek işsiz bırakılması ve birçok basın kuruluşunun kapatılarak gazetecilerin cezaevine atılması… Demokrasinin ölçütü basın ve ifade özgürlüğüdür. Eğer bir ülkede basın özgürlüğü yok ise zaten demokrasiden bahsetmekte mümkün değildir. Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri de bu nedenle demokrasi sorunudur. Siyasi liderlerin üslubu da sorundur. Ne söylediklerinden çok üslupları tartışılıyor. En son örneği ise Erdoğan’ın 1993’teki bir çöplük patlamasını hatırlatarak “CHP pisliktir, çöplüktür, hava kirliliğidir, susuzluktur” demesidir.

Oysa ayn liderin iktidarda olduğu her döneminde yaşanan toplu ölümleri sayarsak burada zamanımız yetmez. Roboski, Suruç, Ankara, Soma maden katliamları gibi… Sur’u, Cizre’yi, Şırnak’ı, Yüksekova’yı saymıyorum bile…
Mitinglerde daha çok polemikleri damga vuruyor. Rol model olan böyle bir liderlik tehlikeli süreci zorluyor. Siyaseten ortaya konacak çözüm önerileri olmayınca sözün gerilimi ile ortam manipüle ediliyor.

Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?
Tüm halkların eşit, özgür ve kardeşçe yaşadığı bir ülke. 180 ülke arasında basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada olmayan, basınının özgür olduğu, gazetecilerin cezaevine atılmadığı, demokrasi gereği çok sesliliğin yaşandığı, çocuk işçilerin olmadığı, doların yükselmediği, kadın cinayetlerinin olmadığı, insana yatırım yapıldığı bir ülke. Herkes gibi ben de özgürlüklerin baskı altında tutulmadığı demokratik bir ülke hayal ediyorum.

Kaynak.www.gazeteduvar.com.tr

17 Mayıs 2018
LDP’DEN DİYARBAKIR HAMLESİ LDP’DEN DİYARBAKIR HAMLESİ

 

D.BAKIR- Liberal Demokrat Parti (LDP) Diyarbakır başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yeniden yapılanmaya ve teşkilatlarını güçlendirme noktasında bir dizi çalışma başlattı.

1994 yılından beridir Adil, Dinamik ve Özgürlükçü Anlayış, İnsan hakları, Özgürlük, Şeffaflık ilkeleriyle demokrasi sahasında mücadele veren Liberal Demokrat Parti Diyarbakır’da teşkilatlanmak için çalışmalarına başladı.

29 Ocak 2017 tarihinde Ankara’da gerçekleşen 8. Olağan Büyük Kurultayı’nda partinin kurucu üyelerinden ve Sakarya İl başkanı Gültekin Tırpancı’nın genel başkan seçilmesinden sonar belirgin bir hareketlilik gözlenen LDP’de, bir dizi yeni yapılanmaya gidiliyor.

Hareket’in beşinci genel başkanımız seçilen Gültekin Tırpancı önderliğinde, bütün Türkiye genelinde olduğu gibi, Diyarbakır ve Güneydoğu teşkilatlarında gözle görülür bir hareketlenme yaşanıyor.

Bu gelişmelerle ilgili açıklamalarda bulunan parti yöneticilerinden Mehmet Can Çidem, şunları söyledi:

 

ADİL, DİNAMİK VE ÖZGÜRLÜKÇÜ ANLAYIŞ

‘Diyarbakır insanımız geçmişten bugüne yaşadığı kültürle, sahip olduğu manevi ve tarihi mirasıyla değil, maalesef hep sıkıntılarıyla bilindi. Son zamanlarda da haberlerden takip ettiğimiz üzere Mezopotamyamız’ın Paris’i bir savaş alanına döndü. Misafirperverliğiyle, samimiyetiyle, kültürüyle ünlenmiş insanlarımızın yaşadığı bu durum, partimizin endişeyle takip ettiği bir durumdur. Halkımızın huzuru ve özgürlüğünü TBMM çatısı altında savunmak için artık adım atmanın vakti olduğunu düşünüyoruz. Genç bir siyasetçi olarak da çocuklarımızın eğitimi ve geleceği için çok çalışacağımızı, yapılanma sürecimizin ülkemize ve halkımıza hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz.

 

HERKESİN PARTİSİ HERKESİN TÜRKİYE’Sİ

Bizim sloganımız, iki yıldır ‘Herkesin Partisi, Herkesin Türkiye’si’ şeklindedir. Bizi diğer partilerden ayıran en temel özellik sloganımızda görüldüğü gibidir. Din, dil, ırk, toplum ayırmadan; demokrasiye ve insan haklarına inanan her bireyi partimizde görmek isteriz. Burası asla birilerinin para kazanabileceği, ağalık yapabileceği bir siyasi parti değildir.

Esasen samimi bir siyasetçi de cebi için çalışan değil halkı için çalışan kişi olmalıdır.

Siyasetin önce insan, sonra toplum, sonra da tüm insanlık âlemine hizmet için yapılması gerektiği elzemdir.

Amaç toplumsal ve küresel refah ve mutluluk ise, aracın birey olduğuna; bireysel refah ve mutluluğun öncelikle insan haklarına saygılı toplumsal düzenden geçtiğine inanıyoruz.

Liberal Demokrat Parti, birey hak ve özgürlüklerini tam anlamıyla teminat altına alan; ifade, girişim ve Dini özgürlüklerin vazgeçilmez olduğu; toplum iradesinin kayıtsız şartsız egemen olduğu; devletin gerek ekonomik, gerek sosyal, gerekse kültürel yaşama müdahalesinin asgari düzeyde bulunduğu; çağdaş, demokratik hukuk devletinin tesisini başlıca görevi olarak görmektedir.

Seçimle işbaşına gelen kadrolar, öncelikle Adalet, toplum düzeni, iç ve dış güvenlik, Eğitimde fırsat eşitliği gibi hayati konularda projeler üretmek ve çevre ile tüketici hakları gibi, bireyin düzenlemesi zor olan alanları sahiplenmekle yükümlüdür.

 

KÖYLERİNİ, MEMLEKETLERİNİ ÖZLEYEN YÜZ BİNLERCE DİYARBAKIRLIMIZI GERİ GETİRMELİYİZ

Diyarbakır’lı hemşehrilerimin komşuları her gün bir bir eksiliyor, İstanbul’a doğru yol alıyorlar. Baba ne yapsın, ana ne yapsın? Bu şartlarda çocuklarını nasıl yetiştirsinler? Buradan bütün Türkiye’ye seslenmek istiyorum, bırakın artık faşistliği Türk olmakla övünmek ya da Kürt olmakla övünmek sizlere bir şey kazandırmıyor; hepimiz aynı çatı altındayız, silahların susması hepimizin birlik olmasından geçer. Sorunlara kalıcı ve köklü çözümler üretebilmek için herkesin elini taşın altına koyması lazım, sıla hasreti çeken Diyarbakır’lılarımızı memleketlerine barış ve refah ortamında geri getirmeliyiz. Halkımız nerede mutlu oluyorsa orada huzur ve refah içinde yaşayabilmelidir’

DAVA ARKADAŞIMIZ OLACAK GÖNÜLLÜLER ARIYORUZ

Mehmet Can Çidem, şöyle devam etti: ‘Partimiz herhangi bir bütçeye sahip değildir, buraya gelecek kişinin maddi anlamda hiç bir beklentisi olmamalıdır. Bizim kapımız kime açık, onu da özellikle belirtmek isterim.

Yarınlarımızın güvencesi olan biricik çocuklarımızın geleceğini, vatandaşın sesinin daha gür çıkacağı bir ülke hayal edenleri, kendi cebini değil ülkesindeki herkesin ekonomik anlamda refaha kavuşmasını hedefleyenleri bekliyoruz. Kısacası bireysel değil, toplumsal hedefler peşinde mücadele etmek isteyen herkese, kapımız ve bağrımız açıktır’.

 

13 Mayıs 2018
BİR DAVA ADAMI AVUKAT SÜLEYMAN ELHAKAN BİR DAVA ADAMI AVUKAT SÜLEYMAN ELHAKAN

 

Merhabalar sevgili okurlarım. Gerek Diyarbakır’ın yoğun gündemi ve gerekse ülkemizin girmiş olduğu çifte seçim atmosferi nedeniyle, uzun süredir köşe yazılarını ihmal ediyordum.

Ancak şunu belirtmek isterim ki, bu mukaddes kent, bugüne bağrından sayısız ilim ve bilim insanı, sanatkâr, zanaatkâr, yazar, şair, hattat, kanaat önderi ve başarılı siyasetçiler çıkardı. Halen de çıkarmaya devam ediyor.

Peygamberler, Sahabeler ve Evliyalar Beldesi Diyarbakır’da yaşamak gerçekten bir ayrıcalık. Sinesinde sayısız manevi ve kültürel yapılar barındıran, mübarek peygamber ve sahabeler naaşı bulunan Diyarbakır İlimizde, çoğu kimsenin haberi olmadan hayır hasenat yapan, ekonomik durumu elverişli olmayan insanlara yardımcı olan, mesleğini Diyarbakır halkının istifadesine sunan insanlarımız var.

Hukukçu Avukat Süleyman Elhakan da bunlardan birisi. Diyarbakır’da bugüne kadar pek çok aileye yardımlarda bulunduğu, gözü gönlü tok, yüreği sevgiyle dolu bir Diyarbekir beyefendisidir.

Çoğu kimsenin aksine, gösterişi sevmez. Gözlerden uzak bir hayat yaşar. Bürosuna gelen herkese elinden gelen yardımı yapmaya çalışır.

Sürekli kendini yenileyen, güncelleyen, ülke ve dünya gündemini yakından takip eden, okuyan, soran, sorgulayan bir yapısı vardır.

2003 yılından bu yana Diyarbakır Barosu’na kayıtlı olarak fiilen avukatlık yapmakta olan Diyarbakır sevdalısı bu değerli insan, genç, dinamik ve gayretli biridir.

Azimle avukatlık mesleğini sürdüren, bugüne kadar kimsenin haberi olmadan insanlara maddi ve manevi yardımlarda bulunan, müvekkilleriyle kurduğu sıcak ve samimi bağla, örnek bir hukuk adamı kimliği sergileyen Avukat Süleyman Elhakan’ı takdir etmemek elde değil. Haklı olarak gönüllerde taht kurmuş birisidir.

Zaman zaman çeşitli yayın organlarında, sosyal mecrada ve internet ortamında hukuki konularda vatandaşlara gönüllü hukuki yardım yaparak, bir Diyarbekir sevdalısı olduğunu kanıtlamış birisidir.

Samimiyeti, güçlü hukuk bilgisi, duruşu ve hayırsever kimliğiyle gerçek bir dava adamı olan Süleyman Elhakan’ı tanımış olmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek isterim.

DİYARBAKIR’A BÖYLE MİLLETVEKİLLERİ LAZIM

Avukat Süleyman Elhakan’ın Ak parti Diyarbakır Milletvekili Aday Adaylığını ilk haber aldığımda açıkçası çok sevindim.

Aynı günün akşamında ve müteakip günlerde sosyal medyada yapılan paylaşımları gördüğümde, bir çok vatandaşımız da, benim gibi düşünüyordu.

Duruşuyla, yılların hukuk bilgisi ve birikimiyle, Süleyman Elhakan’ın, Diyarbakır’ı son derece başarılı bir şekilde temsil edeceği yönünde paylaşımlar yapılıyordu.

Ekonomik durumu elverişli olmayan insanlara hayır hasenat yapan, hukuk hizmetlerinde büyük kolaylıklar sağlayan, beyefendiliği ve mütevaziliğiyle hep örnek teşkil etmiş birisini TBMM’de görmek, açıkçası beni de çok mutlu eder.

Temennimiz, bu mukaddes kentte böylesi hizmet erlerinin sayılarının artması, vatandaşların dertleriyle hemhal olan insanlarımızın siyaset arenasında önlerinin açılarak, daha büyük çapta hizmetler sunabilmelerine olanak sağlanmasıdır.

 

 

11 Mayıs 2018
AKAR:CUMHURBAŞKANIMIZIN YOLUNDAYIZ AKAR:CUMHURBAŞKANIMIZIN YOLUNDAYIZ

D.BAKIR- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Ak parti Seçim Manifestosu’nu açıklamasından sonra Ak parti’de yaşanan hareketlilik her geçen gün daha da hız kazanıyor.

Açıklamalarda bulunan Ak parti Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Hülya Akar, Türkiye’de 25 Haziran sabahı yeni bir güneş doğacağını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli ve Milletvekili Genel Seçimleri’nin ülkemizde yeni bir yönetim sistemine start vereceğine dikkati çeken genç siyasetçi, Sivil Toplum Kuruluşu Aktivisti ve Eğitimci Hülya Akar, şunları söyledi:

‘İnsanlarımıza ve toplumumuza, azami ölçüde faydalı olabilmek, gerek şahsımın ve gerekse Diyarbakır sevdalısı bütün vatandaşlarımın dilek ve temennilerine tercüman olmak maksadıyla, Ak partiden Milletvekili Aday Adayı oldum.

İnsanlarımızın sorunlarıyla hemhal olabilmek, onların hayır dualarını almak, kalıcı projelerle kentimizin sorunlarına köklü projeler üretebilmek, her Diyarbakırlı’nın olduğu gibi, benim de en büyük temennimdir.

Özellikle uzun yıllardır Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD) bünyesinde yaptığımız bir dizi çalışmalar, sosyal sorumluluk projeleriyle, gençlerimize, kadınlarımıza ve özellikle engelli kardeşlerimize uzattığımız eller, bizlere tarifi imkânsız duygular yaşattı. Ak parti saflarında yaptığımız çalışmalar da ufkumu açtı. Dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmamıza vesile oldu’.

 

 

AK DAVAMIZ VE SAYIN LİDERİMİZİN EMRİNDEYİZ

Ak parti Diyarbakır Milletvekili Eğitimci Hülya Akar şöyle devam etti:

‘Cumhurbaşkanımız başkomutanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Halka Hizmet Hareketi, tam gaz yoluna devam ediyor.

Ancak takdir edersiniz ki, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız’ın Ak parti Seçim Manifestosu’nu açıklamasından rahatsız olan birileri, yine karanlık mahfillerde kirli oyunlar tezgahlamaya başladılar. Millet olarak dikkatli ve birlik içinde hareket etmeliyiz.

Birleşmiş Milletler’in (BM) iç işlerimizle ilgili yaptığı haddini aşan açıklamalar ve özellikle sözde sanatçı ve siyasetçi geçinen bir takım ruh hastası kişilerin, Yüce Kitabımız ile ilgili söyledikleri, izan ve ahlaktan yoksun ifadeler, tesadüf değildir.

Bütün bunlar gösteriyor ki, her zamankinden daha uyanık olmalı, bizleri birbirine düşürmeye kalkan Türkiye düşmanı şer güçlere fırsat vermemeliyiz.

Ak davamız ve bir dünya lideri olan Sayın Cumhurbaşkanımız’ın etrafında kenetlenmeli, seçimlerde kullanacağımız oylar ile, insanlık ve İslam düşmanı bu kimselere, bir şamar indirmeliyiz’.

 

DİYARBAKIR’IN SESİ OLMAK İÇİN MİLLETVEKİLLİĞİNE ADAYIM’

 

Hülya Akar sözlerini şöyle tamamladı:

Allah nasip buyurursa, kentimi ve kadirşinas Diyarbakır halkını TBMM çatısı altında temsil olanağı bulunca, toplumun bütün kesimlerinin sorunlarına kalıcı çözümler üretebilmek amacıyla, var gücümle mücadele edeceğim.

Bu vesileyle Milletvekili Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli’nin, ülkemize hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbim’den niyaz ediyor, saygıdeğer halkımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum’.

 

 

11 Mayıs 2018
AKINCI’DAN GÜNDEME DAİR ÇARPICI AÇIKLAMALAR AKINCI’DAN GÜNDEME DAİR ÇARPICI AÇIKLAMALAR

D.BAKIR- Adalet ve Kalkınma partisi (Ak parti) Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Mustafa Akıncı, Türkiye ve Dünya gündemi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

Türkiye’nin şer güçler tarafından kuşatılmak istendiğini belirten Ak parti Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Mustafa Akıncı, şunları söyledi:

‘Bu mukaddes kentin bağrından çıkmış birisi olarak, sorunlarımız genel hatlarıyla nelerdir, çözüm yolları nelerdir, elbette ki çok iyi biliyorum.

Herkesin fikir ve önerilerini almak, istişarelerde bulunmak, yani bir beyin fırtınası yaparak, olabildiğince en güzel ve mantıklı çözüm yolunu hayata geçirmek zaten hepimizin asli görevleri arasındadır.

Ancak burada esas dikkat edilmesi gereken husus, ülkemize ve milletimize hasmane duygular besleyen, fırsat buldukça her türlü kalleşliği yapabilecek kadar karakter yoksunu olan şer güçlere karşı uyanık ve dikkatli olmamız gerektiğidir.

 

NE GEZİ PARKI, NE 15 TEMMUZ HAİN DARBE PLANI, NE DE EKONOMİK YÖNDEN BİZİ TESLİM ALAMAYACAKLAR

Elbette ki, sorunlarımız vardır. Esasen büyümekte ve sürekli gelişmekte olan bir ülke olarak, unutmayalım ki, karşılanan her ihtiyaç, yeni bir ihtiyacı doğurur. Bu ihtiyaçların karşılanması için de maddi güç, insan unsuru, gerekli malzeme ve tabii ki zamana ihtiyaç vardır.

Bana sürekli ‘Akaryakıta zam var, döviz yükseliyor, gibi sorular soruluyor. Sen kalkıp bu partiyle mi hareket ediyorsun?’ deniyor. Değerli arkadaşlarım ülkenin onlarca sorunu var. Ben ‘Sorun yok!’ demiyorum ki.

Aksine sizin dahi gözden kaçırdığınız sorunlar var…
Bu sorunların çözümü için yine mevcut iktidarın başta kalması gerektiğini ve bu sorunların çözümünde aktif rol oynayabileceğimi söylüyorum. Zaten her şey güllük gülistanlık olsaydı, ne işim vardı!..
Kendi dertlerim zaten bana yetiyor.
Ama birilerinin değil hepimizin eli o taşın altında olmalıdır.
Ben refleksle değil; çözüm odaklı projelerle ‘BEN DE VARIM’ diyorum.

Öncelikle defalarca kez belirttiğim gibi, bu ülkenin tek sorunu LİYAKAT EKSİKLİĞİDİR. İŞ EHLİNE VERİLİRSE sorunlar çözüme kavuşur.
Vereceğim cevaplar da, sunacağım çözümler de bu eksende olacaktır.

Akaryakıt…
Evet gerçekten de halkı zorlayan rakamlarla sürekli akaryakıt fiyatları artıyor. Ama neden?.. Petrol varil fiyatı düşerken neden bizde akaryakıt fiyatları yükseliyor?

Petrol fiyatı düşerken oluşan kriz ortamı nedeniyle doların da fiyatı artıyor. Biz bunu göremiyoruz. Petrolün borsası ABD’de olduğu için Türkiye gibi petrol ithal eden ülkeler ithalatı dolar üzerinden yapıyor. Dolar da arttıkça petrolün düşen fiyatını dengelemiş oluyor. Petrol fiyatı yarı yarıya düşse de dolar artmaya devam ettikçe petrol ithal eden ülkelerde fiyatların ucuzlaması çok zor…
Vergilere gelince, akaryakıt vergisi Ak partiden önce de yüksekti. Ama bu ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ anlamına da gelmemelidir. Çözüm yolları aranmalıdır ve partimiz doğru zamanda, doğru yerde, en hızlı ve en makul çözümü ortaya koyabilmelidir. Teorilerin pratikte ortaya konması için yeni ve uzun vadeli çözümler geliştirilmelidir.

Döviz yükseliyor…
Bunu inkâr etmek ya da bunun sorun olmadığını belirtmek, hakka ve halka nankörlük olur. Bu olayı anlayabilmek için, öncelikle döviz-siyaset, döviz-ihracat, döviz-turizm ve döviz-borsa ilişkisini çok iyi kavramalıyız.

Para piyasalarındaki kurların değişimi, piyasadaki reel kişilerin taleplerine göre şekillenir. Yani, hangi birimine talep daha çoksa kur, bu talep doğrultusunda şekillenir. Talepler doğrultusunda piyasalardaki paritenin (yani iki ülke parasının karşılıklı değerinin) değişmesi ile bir para birimi değer kazanırken diğer para birimi değerini kaybeder. Hangi para birimi için talep yüksekse o para biriminin değeri artar. Amerika ve Avrupa bizim aleyhimize bu kadar bloklaşmışken elbette bunu aşmak zorlu, sancılı ve uzun soluklu olacaktır…
Bir ülkenin iç piyasasında yeteri kadar döviz yoksa, dövizin fiyatı artar. Çünkü az miktardaki dövize talep çoktur. Yani, iç piyasadaki döviz ihtiyacı karşılanamıyorsa bu noktada döviz değer kazanmaya başlar. Dövizin ülkeye girişi üretim, ticaret ve turizmle olur.

Şimdi bu süreçte bu mümkün mü?
Kesinlikle hayır.
Onlarca KANLI BATI ÜLKESİ, ülkemizin aleyhine kampanyalar sürdürürken, bizim ihracat yapmamız ve turist ağırlamamız çok zor.

Ülkedeki yapay siyasî gerilimler ve muhalefetin ‘felaket tellallığı’ ülkenin para piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Ülkede yaşanan siyasî gerilimlerin borsayı olumsuz etkilemesi bir sonraki adımda döviz fiyatlarını etkiler. Ki muhalefet bunu bile bile algı operasyonu yapmaya devam ediyor. Ve böylece eksi değerlerde işlem gören borsa, döviz fiyatlarının artmasına neden olur.

Zorlu bir süreçteyiz…
Kabul edelim.
Yılan ısırığına karşı gözlerimizi de yumamayız, aspirinden de medet bekleyemeyiz!..
Yılan zehrinin şifasının yine yılan zehrinden (panzehir) olduğunu unutmayalım. Bunu ne için dediğimi izah edeceğim…

Uluslararası politik hamlelerimiz var. Bu ülkenin bekasına tehdit unsurlar var. Biz bunlarla mücadele ederken elbette ki kimse bizi rahat bırakmayacaktır. Buna karşın bize ekonomik yaptırımlarda bulunan güçleri de göremiyoruz. Anlayamıyoruz. “Erdoğan giderse her şey güzel olacak,” diyenler öfke ve nefret refleksiyle konuşuyor. Hiçbir mâkul ve gerçekçi çözümleri de yok!

‘Global Sermaye’ dediğimiz azmettirici güçler, bir şekilde döviz üzerinden akaryakıt başta olmak üzere birçok tüketim materyalleriyle bizi zora sokuyor. Bizim de bunlara karşı enstrümanlarımız olmalı. Yılan zehrine karşı yine ‘koynumuzda beslediğimiz yılan’ bize yarayabilir. (!) Şu an bazı noktalarda içerden ve dışarıdan sıkıntı yaşıyoruz ve belirli bir süre sabırla ve dirençle beklememiz gerekebilir.

Bu ülkenin parçalanmasını isteyenler, parayla (dövizle) bizi dövmeye devam edecekler…
Allah’ın izniyle, gardımızı almayı bırakıp sağ kroşe-sol kroşe ve (uppercut) aparkat ile düşmanlarımızı (knockout) nakavt edeceğimiz günler yakındır. Yılanın zehrinden panzehir yapılacak ve sonrasında yılanın başı ezilecektir İnşâAllah.

11 Mayıs 2018
Toplam 9 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...Son »



EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler

Web Tasarım : Diyarbakır Online, Gsm : 0532 179 7105