CHP’nin Meclis üyesi adayı Halil Aghan: İş, aş ve demokrasi için adayım CHP’nin Meclis üyesi adayı Halil Aghan: İş, aş ve demokrasi için adayım

Diyarbakır’ın Yenişehir Belediye Meclis Üyesi birinci sıra adayı Halil Aghan, “Diyarbakır’a hizmet etmek ve iş, aş ve demokrasi için adayım” dedi.

31 Mart’ta gerçekleşecek olan seçimlerde Diyarbakır’ın Yenişehir İlçe Belediyesi Meclis Üyeliği’ne Cumhuriyet Halk Parti’den birinci sıra adayı olan Halil Aghan, seçim çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Diyarbakırlı olan ve Diyarbakır’da uzun yıllardır esnaflık yapan Cumhuriyet Halk Partisi Yenişehir Belediyesi birinci sıra meclis üyesi adayı Halil Aghan, CHP Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ağabeyim Veysi Aghan ile birlikte Diyarbakır’da yerli aday olan kişiler olduklarını söyledi.  

“DİYARBAKIR’IN TEK YERLİ ADAYLARIYIZ” 

Aghan, “Ben ve CHP Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veysi Aghan Diyarbakır’ın tek yerlisi olarak biz olduğumuzu düşünüyorum. Uzun yıllar Diyarbakır’da bay bayan kuaförlüğü yaptım berber kuaför esnaf odası ve Diyarbakır ASKF’de yöneticilik yaptım. Önümüzdeki belediye seçimlerinde Yenişehir il encümen 1. Sıra CHP’den adayım. Gerçek bir Diyarbakır sevdalısı olarak memleket ime faydalı olmak istiyorum tek amacım Diyarbakırımıza hizmet etmek aş iş ve demokrasi için katkıda bulunmak istiyorum bütün dostlarımın desteğini bekliyorum” dedi. 

“DİYARBAKIR’A HİZMET ETMEK BİR ONURDUR” 

Diyarbakır’a hizmet etmenin kendisi için bir onur olduğunu da sözlerine ekleyen Aghan, “Diyarbakır evliyalar şehridir insanlık şehridir bu güzel kadim şehrimize hizmet etmek bizler için onurdur halkımızı seviyorum insanlığı seviyorum. Diyarbakır yerlisi olarak hizmet etmek istiyorum dini dili ırkı ne olursa olsun hiç kimseyi ötekileştirmeyin herkes bizim için aynıdır derdimiz makam değil derdimiz halkımıza hizmettir insanlığa hizmettir hizmet için yola çıktık ve Allahın izni ile başaracağız. Dostlarım akrabaların yakınlarım ve akrabalarımdan ,arkadaşlarımda destek istiyorum 1 oy vermeleri beni mutlu edecektir diyarbakırımıza insanlık şehrimize  hizmetin en iyisin yapacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmasın  elbirliği ile çok güzel hizmetler yapacağız” diye konuştu. 

“SORUNLARA ÇÖZÜM GETİRECEĞİZ” 

Toplumun her kesimine hizmet götüreceklerini ve herkesin sorunlarına çözüm için mücadele edeceklerinin sözünüde  veren Aghan, “Memururumuzun, işçimizin, emeklimizin, engelli kardeşlerimizin, dul ve yetimlerin, emeklilerimizin, çalışan emekçimizim yanlarında olacağız. Bütün bu kardeşlerimizin sorunlarına az veya çok çözüm getireceğiz. Bizler düşenin dostu olacağız. Bu kutlu yolda bütün dostlarımın ve Diyarbakır halkının desteğini bekliyorum” dedi.

HABER:YILMAZ ACU

17 Mart 2019
‘BU KENT SAHİPSİZ’ ‘BU KENT SAHİPSİZ’

Seçim çalışmaları kapsamında gazetemizi ziyaret eden Büyükşehir Bağımsız Belediye Başkan adayı Hamdusena Acun, kentin sahipsiz bir kent olduğunu iddia ederek, “Kentin sahipsizliğini ortadan kaldıracak bir anlayış ortaya koyacağız, birlikteliğin sesi olmaya çalışacağız” dedi.

Rıdvan KÖSEN/YENİGÜN ÖZEL

DİYARBAKIR YENİGÜN – 31 Mart Yerel seçimlerine sayılı günler kala Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi için partili adayların yanı sıra bağımsız belediye başkanları da yarışıyor. Yerel seçim çalışmaları kapsamında Büyükşehir Bağımsız Belediye Başkan adayı Hamdusena Acun gazetemizi ziyaret etti. Diyarbakır’da esnaflık yapan Acun’un kente dair hayalleri var. Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Osman Ergün ile görüşen Acun adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak projelerini anlattı.

 “Kente sürekli çamur atılıyor”

Adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Acun, “Biz bu yola baş koyduğumuzda ne bir tarikatın ne bir cemaatin ve ne de bir ideolojinin adayı değiliz. Bizim bu kent ile ilgili hayallerimiz var. Hayallerimiz gerçekleştirebilecek en iyi alanın siyasi alan olduğunu gördük. İlk olarak bu kentin sahipsizliğini ortadan kaldıracak bir anlayış ortaya koyduk. İdeolojilerimiz, inançlarımız farklı olabilir ama hepimiz bu kentte yaşayan vatandaşlarız. Bu çerçevede de el ele verip bu kentin bu sahipsizliğini giderecek potansiyele sahibiz. Araştırmalarımızda bu kentin unvanıyla beraber kente ait birçok değerin başka kentler tarafından sahiplenmiş olduğunu gördük. Kentin sahipsizliğinden kaynaklı kente devamlı türlü çamurlar atılıyor. Bu sahipsizlikten kaynaklı bir birlikteliğin olması için biz ses olmaya çalışıyoruz. Bizim burada bir insanın siyasetçi olabilmesi için arkasında bir ideolojinin olması lazım. Biz ise bu kentte tarafsız ve bağımsız bir anlayışın egemen olabileceğine inanıyoruz. Yeter ki insanların gönlüne dokunabilelim. Biz sesimizi bu halka duyurabilsek bu halkın geleceğini şekillendirebiliriz” ifadelerini kullandı.

“20 dönüm araziye dünya haritasını yapacağız”

Projelerinin ilgiyle karşılandığını dile getiren Acun projelerini şu şekilde anlattı; “Kanal Diyarbakır diye mega bir projemiz var. Kadınlara, çocuklara, esnafa, istihdama dönük fabrikalaşmaya ve bu kentin sporuna kadar bütün alanlar için projelerimiz var. Bazı insanlardan muazzam tepkilerle karşılaşıyoruz. Bazı insanların da bu projelerden haberi yok. Kanal Diyarbakır projemizde mevcut bir dereyi porsuk çayını örnek olarak Dicle nehri ile deve geçidindeki köprüde minnia Diyarbekir, minnia Mezopotamya, minnia Dünya, içinde uzay evinin olabileceği çocukların teleskop ile gökyüzünü inceleyebileceği bir minnia ve dünyanın doğuşundan bu yana var olan bütün taşıma araçlarının minniasını yapacağız çocuklar orada onu görecekler. 20 dönüm araziye dünya haritasını yapmayı düşünüyoruz. Haritada her ülkenin sınırları kaldırımlar ile belirlenecek, vatandaşlar o kaldırımlarda gezerken dünyanın farklı gelenekleri tarihlerini tarihi yerlerinin minyatürünü görecekler. Hayvanat bahçesinden, bütün meyve ağaçlarının olduğu bir bahçe de yapacağız. Son olarak, geleceğin sporu olacağına inandığımız Survivor parkını yapacağız. Projelerimiz maliyetli olmayıp kendi kendini finanse edebilme özelliklerine sahip projelerdir.”

“Kentin ciddi sıkıntıları var”

Bölge insanının istihdam sıkıntısını ve var olan sorunlarını giderebilme konusunda projeler ürettiklerini ifade eden Acun, “Kentimizde ciddi ekonomik sıkıntılar var. Küçük esnaflardan tutun büyük işyerlerine kadar herkes şuan ekonomik olarak çok zor durumda. Bunun için de kırklar dağı projemiz var. Kırklar dağını, ideolojiler sokağı, 33 medeniyetin sokağı, dünya medeniyetler sokağı ve inanç sokağı olarak 4 sokak yapmayı düşünüyoruz. Burada da çocuklarınızla gezinirken çocuklarımız dünyadaki ideolojilerden, inançlardan, medeniyetlerden haberdar olacak. Biz küçükken kız çocuklarına barbie bebek, erkek çocuklarına oyuncak silah verilirdi. Biz çocuklarımızın daha geniş dünyaları hayal edebilmelerine yardımcı olacak oyuncaklar vereceğiz. Belki yılsonunda belki de ilk 6 ayda çocuk alacağı o oyuncakları kıracak ama yeni bir şey keşfedecek. Biz o çocuklara daha temiz hayaller kurabilmesi için, onlara dünyayı, tarımı, hayvancılığı ve uzayı hayal edebilmesi için çalışacağız. Hangisi neyi merak ediyorsa onun üzerinden hayallerini kursun. Çünkü çocuk hayal kuracak ki onun peşinden koşsun. Şu anda maalesef çocukları oyuncaklar cezp etmiyor, çünkü sanal medya, akıllı telefonlar, ve teknoloji var. Çocukların vücutları elektronik kokuyor.  Bu yüzden bir Projemiz de Dünya’nın ve Avrupa’nın en büyük bağımlılıkla mücadele ve rehabilitasyon merkezini kurmak. Bölge insanımız 30, 40 yıllık var olan savaştan kaynaklı bir psikolojik bunalım yaşıyor. Destek alabilecekleri bir merkez açacağız. Çok harika bir tesis olacak; evcil hayvanların olabileceği, havuzu, spor tesisleri, psikoloji iyileştirecek kitapları, belgeselleri, kırılmaz camlardan güvenlik gibi aktiviteleri barındıracak” diye konuştu

“Oyunuzu ya kendinize ya da bana verin”

Projeleri arasında suru dolaşabilme imkânının doğacağı teleferiği yapacaklarını belirten Acun sözlerini şu şekilde tamamladı; “Belediye başkanları sadece temizlik yapmamalı, belediyeler her alanda olmalı. Alan dışında da belediye başkanının çalışması lazım. Eğer Diyarbakır’da bir uzay üssü kurulsa, belediye başkanının gidip onu incelemesi lazım. Aynı zamanda camiler imamların yan gelip yatma yeri olmayacak. Şuan Allah’ın evi dediğimiz camiler sadece Cuma günleri, Cuma namazı vakti açık. Bizim düşüncemiz camiler 24 saat açık kalacak. Bir gece bekçisi ve gündüz nöbetçisi tutacağız ve tuvaletler de ücretsiz olacak. Orada dışarı da kalan insanlar için barınma yapılacak. Aş evi olacak. Rencide edilmeyecek şekilde insanların ekmek bırakabilecekleri askılar olacak. Engelli vatandaşların ibadetleri daha rahat yapabilmeleri için kolaylıklar sağlanacak. Bizim 21 katlı kent terası diye bir projemiz var. Her katta Diyarbakır’ın kültürünü tarihini tanıtacak ve en üst katta da suru dolaşacak teleferik durağı olacak. Teleferik bu 21 kattan, kırklar dağına oradan tıp fakültesine gidecek. Bizim projelerimizden bir tanesi de 5 yıl boyunca lükse dayalı hiçbir imar planına izin verilmeyecek. Son olarak halkımıza dostlarımıza sloganımızla seslenmek istiyorum “Oyunuzu ya kendinize ya da bana verin.” Lütfen bu kenti benden daha fazla sevin benden daha fazla sahiplenin.”


17 Mart 2019
13 yıllık kan davası barışla sonuçlandı 13 yıllık kan davası barışla sonuçlandı

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde iki aile arasında 2006 yılında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada 2 kişinin ölümüyle başlayan husumet, Vali Hasan Basri Güzeloğlu’nun girişimleriyle 13 yıl sonra barışla sonuçlandı.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde iki aile arasında 2006 yılında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada 2 kişinin ölümüyle başlayan husumet, Vali Hasan Basri Güzeloğlu’nun girişimleriyle 13 yıl sonra barışla sonuçlandı. 


Diyarbakır’ın Lice ilçesi Tepe köyünde 2006 yılında Dağman ve Yıltaş aileleri arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgada 2 kişi hayatını kaybetmişti. Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun ilçede kanaat önderleriyle buluşma gerçekleştirdiği ziyarette iki taraf arasında süren husumetin barışla sonlanması için İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Başoğlu, Lice Kaymakamı Abdulkadir Çelik ve kanaat önderi Sait Özşanlı’nın oğlu İsmail Özşanlı’ya ailelerle görüşme yapmalarını istedi. İki tarafla yapılan görüşmelerin ardından aileler barışmayı kabul etti. 

Vali Güzeoğlu’nun ev sahipliği ile bir düğün salonunda barış yemeği verildi. Yemeğe Vali Hasan Basri Güzeoğlu’nun yanı sıra AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre, Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Halis Zafer Koç, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Başoğlu, İl Emniyet Müdürü Tacettin Aslan, Dağman ve Yıltaş ailelerinin fertleri katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan barış töreninde Vali Hasan Basri Güzeloğlu, bu tabloyu gördüğünden dolayı çok mutlu olduğunu dile getirerek barışa, selamlığa, esenliğe katkıda bulunan herkese teşekkür etti. 

Vali Güzeloğlu, “Şüphesiz güvenlik görevlileri, devletin güçleri vardır ama asıl olan herkesin vicdanında muhasebeyi yapmak zorunda olması, yanlışa yanlış demek, doğrunun yanında yer alabilmek. Hele bu yanlışların en büyüğü bugün hayırla sonuçlandığı gibi haksız yere bir can almak. Ama bunun daha büyüğü bu yanlışın üzerinde ısrar etmek. Daha vahimi bu yanlışa, yanlışlığı katmaktır. Bu yanlışların üzerine gidilmeli şimdiki gibi hamd olsun barış temin ve tesis edilmelidir. Bu tablonun sergilenmesinden büyük bir mutluluk duyuyorum. Barışa, selamlığa, esenliğe katkıda bulunan herkese selam olsun diyorum.” dedi. 

İki tarafın barışması açısında büyük çaba sarf eden ve her iki tarafla sürekli iletişim halinde olan İsmail Özşanlı ise daha önce babasının aynı aileyle görüştüğünü ancak o dönem barış olayının gerçekleşmediğini ifade ederek, “Vali Bey’in talimatı üzerine ailelerle görüştük. Bu olayda 2 kişi hayatını kaybetmişti. Aileler çok şükür barışmayı kabul etti. 13 yıldır devam eden husumeti bugün barışla sonuçlandırıyoruz” diye konuştu. 


Konuşmaların ardından kan davalı iki aile Kur’an-ı Kerim altından geçerek tokalaştıktan sonra birbirleriyle barıştı. 

14 Mart 2019
Doç.Dr Çoksüer’den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı Doç.Dr Çoksüer’den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı

Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Doç.Dr. Çoksüer, sağlık hizmetinin doğuştan kazanılmış insani bir hak olduğunu kaydetti.

Çoksüer mesajında, “İnsan sağlığının korunması, mevcut sağlık sorunlarının giderilmesi tüm insanlığın ve toplumun önemli hedeflerinden biridir.

Sağlıklı bir hayat insanların vazgeçemeyeceği temel bir haktır. İnsanların daha sağlıklı, daha mutlu yaşam sürmesine hizmet etmeyi amaçlayan tıp bilimi, geçmişten gelen tüm birikimleri de kullanarak sürekli ilerleme içinde olmuştur. Sağlık hizmetleri alanında yürütülen çalışmalar ülkelerin gelişmişliği ve kalkınmışlığı bakımından önemli bir göstergedir. Sağlık hizmetlerinin en üst seviyeye çıkartılması ve toplum sağlığının güvence altına alınması sosyal devlet anlayışının gereği olarak benimsenmiştir.

Gerek ülkemizde gerekse ilimizde, sağlık alanında önemli çalışmalar yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir. Bütün sağlık çalışanlarımız, hastalarımıza gerekli ilgi ve bakımın yanında onları biran önce eski sağlıklarına kavuşturmak için her türlü gayreti göstererek, özverili bir şekilde bu zor görevi ifa etmektedirler. Bu düşüncelerle sağlık hizmetlerinin her alanında fedakarca çalışan başta hekimlerimiz olmak üzere, tüm sağlık çalışanı meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, kendilerine sağlıklı günler diliyorum” ifadelerini kullandı. 

14 Mart 2019
Meşhur Kahvaltıcı Kadri Usta Sur’da ve Diclekent’te hizmete devam ediyor. Meşhur Kahvaltıcı Kadri Usta Sur’da ve Diclekent’te hizmete devam ediyor.

Hacı Fevzi Önalan’ın 1979 yılında Diyarbakır Sur ilçesi Gazi Caddesi Çifte Han Sokak’ta peynir, zeytin, tereyağı ve bal ile başladığı kahvaltı sofrası, bugün Hacı Fevzi Önalan’ın oğlu Kadri Önalan ile yoluna devam ediyor. Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi’nde şubesi bulunan Kahvaltıcı Kadri Usta’nın birde Diyarbakır’ın en modern semti olan Diclekent’te de şubesi bulunuyor.

Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi Gazi Caddesi üzerinde yer alan Hasanpaşa Hanı’nda ve Diyarbakır modern semti Diclekent’te  “Meşhur Kahvaltıcı Kadri Usta”da adeta 5 yıldızlı kahvaltı keyfi hizmeti veriliyor. 40 yıllık deneyimi ile konuklarına eşsiz bir kahvaltı keyfi yaşatan Kadri Önalan, namı değer “Kahvaltıcı Kadri Usta”, ürünlerinin yüzde 90’ının A’dan Z’ye hepsinin kendi üretimleri olduğunu söyledi. Türkiye’nin çeşitli illerinden Diyarbakır’a gelen sanat, siyaset, iş dünyasının ünlü simaları yerli ve yabancı turistler, Kadri Usta’nın 20 çeşit kahvaltısını ve kavurmalı menemenini tatmandan kentten ayrılmıyor. 

Babadan kalma mesleği devam ettirdiğini belirten Kadri Önalan, “40 yıldır bu baba mesleğini yapmaktayız. Bizde öncelik müşteri memnuniyetidir. Müşterilerimiz memnun kaldıkları için her zaman bizleri tercih ediyorlar. Birde uzun yıllardır Hasanpaşa Hanı’ndayız, kent büyüdüğü için birde Diclekent’te şube açtık. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin önemli uğrak yerlerindeyiz. Onlarca çalışanımızla insanlara burada güzel hizmetler vermeye çalışıyoruz. Bunu da başardığımıza inanıyorum. Kahvaltıda ikram ettiğimiz çeşitlerin tümü bizim kendi üretimimizdir” dedi. 

Fakir fukaraya da kapılarını ardına kadar açan Kadri Önalan, kapısına gelen ihtiyaç sahibi vatandaşları da doyurmayı ihmal etmiyor. Bunun yanı sıra istihdama da katkı sunan ve merkez ve diğer şubelerinde 160 çalışanı bulunan Kadri Usta, “Kim ne derse desin bizler hizmet için, insanlık için varız. Bu kapı herkese açıktır, olanaklarımız doğrultusunda halkımıza olabildiğince yardımcı olmak, bir insanlık görevidir” diye konuştu.  

10 yıldır Kadri Usta’ya geldiklerini ve Diyarbakır’a her uğradıkları zaman Kadri Usta’ya uğramadan Ankara’ya dönmediklerini belirten müşterilerden Merkezi Ankarada bulunan Ofis Sen Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Veysi Yılmaz ,

“Ben Ankarada’da yaşayan bir Diyarbakırlı olarak kentime, şehrime her geldiğimde muhakkak uğradığım mekanlar arasında Kadri Usta vardır. Buraya uğramadan Ankara’ya dönmem. Kaliteyi ararsan  kalite burada güler yüzlü müşterilere davranıyorlar hizmet mükemmel ve hijyene  temizliğe önem vermektedirler fiyatlar da cazip. Bizler yılların müşterisi olarak memnunuz sağolsunlar her zamanda gelip gidiyoruz. Bizlere böyle güleryüzlü hizmet sundukları için Kadri Önalan ve tüm personellerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.  

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

14 Mart 2019
Ensarioğlu, Tıp Bayramı’nı kutladı Ensarioğlu, Tıp Bayramı’nı kutladı

Sağlık-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlu, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, bugünün sağlık çalışanların sorunlarının çözüldüğü gün olması gerektiğini söyledi.

Sağlık-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlu, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, bugünün sağlık çalışanların sorunlarının çözüldüğü gün olması gerektiğini söyledi.

Ensarioğlu, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir açıklama yaptı. Ensarioğlu, yaptıkları görev itibariyle kutsal bir mesleği icra eden sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’na çözüm bekleyen sorunlarla girdiklerini söyledi. Ensarioğlu, “Yeni Türkiye’de sağlıkta dönüşümün mimarları olan sağlık çalışanları, var olan sorunların çözümüne yönelik adımlar atılmasını beklemekte ve 14 Mart’ı gerçek bir bayram havasında yaşamayı arzu etmektedirler. Öncelikle döner sermaye sisteminde yaşanan adaletsizlik sağlık çalışanlarının iş motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Aynı görevde çalışan sağlık çalışanlarının farklı oranda döner sermaye ücreti alması önemli bir haksızlıktır. Bu durumu başka hiçbir meslek grubunda göremeyiz. Örneğin eşit durumda olan ancak farklı karakollarda çalışan 2 polis memurunun veya yine aynı şekilde farklı okullardaki 2 öğretmenin farklı ücret aldığını göremeyiz. Ancak unvanları, eğitimi ve hizmet yılı aynı olan sağlık çalışanları farklı hastanelerde çalıştığı için aynı döner sermaye ücreti alamamaktadır. Çalışanlarımız arasında huzursuzluğa sebep olan bu durumun giderilmesi Sağlık-Sen olarak önceliklerimiz arasındadır ve bu adaletsizlik çözülene kadar konunun takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bunun için öncelikli olarak mevcut döner sermaye sisteminde köklü değişikliklere gidilmelidir” dedi.

Çalışanların beklediği bir diğer konunun 3600 ek gösterge olduğuna değinen Ensarioğlu, şöyle devam etti:

“3600 ek göstergenin tüm sağlık çalışanlarına verilmesi, diğer çalışanlarımız ile ilgili de aynı oranda ek gösterge puanı verilmesi ve konunun bir takvime bağlanarak çözülmesi gerekmektedir. Sağlıkta farklı istihdam modellerine son verilmelidir. Tüm sağlık çalışanları hangi kadroda olursa olsun sözleşmeli statüde değil, istisnasız 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/A kadrosunda istihdam edilmelidir. Sağlık çalışanlarımız 7 gün 24 saat esasına göre fedakarca görev yapmaktadırlar ve bu hizmetlerinin karşılığını maalesef alamamaktadırlar. Sağlık hizmetlerine erişim kolaylaşırken, hasta memnuniyeti artarken maalesef sağlık çalışanlarımız için bu durum aksi yönde gelişmektedir. İstihdam yetersizliği nedeniyle ağır iş yükü altında ezilen, nöbetlerden kendilerine, ailelerine zaman ayıramayan sağlık çalışanlarının bu mağduriyeti, Dünya Sağlık Örgütü istihdam rakamlarının uygulanmasıyla çözülecektir. Yine çalışanlarımızın yıllardır çözüm beklediği fiili hizmet süresi zammı, sağlık hizmetleri sınıfından sayılan bütün unvanları kapsayacak şekilde çözüme kavuşturulmalıdır.

Sağlık Bakanlığı tüm sağlık çalışanlarının hak ve hukukunu gözetmelidir. Sağlık çalışanlarının mesleki saygınlığı korunmalıdır. Özellikle medyada, internet sitelerinde ve kamuoyunda kayıtsız-şartsız hesap sorulabilen, sözel veya fiziki şiddet uygulanabilen, her zaman her yere hiçbir delil gösterilmeden rahatlıkla şikayet edilebilen, bu şikayetlerle boğuşmaya mecbur edilebilecek sağlık çalışanı figürüne, oluşan algıya son verilmelidir. İcap nöbeti tutan ancak bu nöbetin ücretini alamayan, malpraktis uygulamasındaki eksiklikler nedeniyle mağdur olan, görevi sırasında şiddete maruz kalan hatta öldürülen sağlık çalışanlarımızın haklarına Sağlık Bakanlığı mutlaka sahip çıkmalıdır. Bu konularda sağlık çalışanlarının yetkili sendikası Sağlık-Sen olarak üzerimize düşen her türlü görevi yapacağımızın bilinmesini isteriz. Unutulmamalıdır ki sağlık hizmeti bir ekip işidir. 14 Mart’ın sağlık çalışanları için gerçek bir bayram havasında geçmesi için çalışanlarımızın beklentilerini gerçek anlamda karşılayan açıklamalar yapılması, sorunların çözümü için somut adımlar atılması önemli bir noktadır. Bu vesile ile sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, bugünün sorunların çözümüne vesile olmasını temenni ediyoruz.”

14 Mart 2019
Vali Güzeloğlu’ndan MÜSİAD’a iadeyi ziyaret Vali Güzeloğlu’ndan MÜSİAD’a iadeyi ziyaret

Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, geçtiğimiz gün kendisini ziyaret eden Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Diyarbakır Şube Başkanlığı’na iadeyi ziyarette bulundu. Vali Güzeloğlu’nun ziyaretinde MÜSİAD Başkanı Mehmet Bakır Eza ve Yönetim Kurulu Üyeleri hazır bulundu.

Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Bakır Eza ve yönetim kurulu üyeleri ziyaretler kapsamında geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nu makamında ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi verdi. 

Bilgi alışverişinin ardından Eza ve yönetim kurulu üyeleri ziyaretlerine devam etti. Kendisine yapılan nezaket ziyaretini karşılıksız bırakmayan Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’da MÜSİAD Diyarbakır Şubesine iadeyi ziyarette bulundu. 

MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Bakır Eza ve yeni yönetim kurulu üyelerine başarılar dileyen Vali Güzeloğlu, yeni yönetimin hayırlı olmasını diledi. 

Kendilerine yapılan bu iadeyi ziyaretten mutluluk duyduklarını dile getiren Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Diyarbakır Şube Başkanı Mehmet Bakır Eza’da MÜSİAD yönetimi adına  Vali Güzeloğlu’na teşekkür etti. Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Başkan Eza, “Biz MÜSİAD Diyarbakır Şubesi’nin yeni yönetim kurulu olarak kamu kurum amirlerine ziyaretlerde bulunuyoruz.

Ziyaretlerimiz kapsamında sayın valimiz Hasan Basri Güzeloğlu’nu da ziyaret ederek çalışmalarmız konusunda bilgi verdik. Kendisi de nezaket göstererek bize ziyarette bulundu. Kendisine MÜSİAD olarak teşekkür ediyoruz” diye konuştu.  

HABER :YILMAZ ACU

14 Mart 2019
Prof.Dr. Temel’den plastik hayatlar, içilen plastikler ve kanser konferansı Prof.Dr. Temel’den plastik hayatlar, içilen plastikler ve kanser konferansı

Çevre Bilincini geliştirme derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Dicle üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel, Diyarbakır BİL Koleji öğrencilerine Plastik hayatlar, içilen plastikler ve kanser adlı konferans verdi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferans başından sonuna kadar öğrenciler ile Temel arasında soru cevap şeklinde sona erdi.

Öğrencilere günümüzde kullandığımız plastiklerin kansere neden olduğunu anlatan Çevre Bilincini geliştirme derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Dicle üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel son yıllarda pet şişeler içinde buldukları 5 farklı kimyasal maddelerin ileride çok büyük sağlık problemlerine neden olacağını cam şişelerin tercih edilmesi gerektiğinden, plastik tabak, bardak, kaşık çatalların özellikle de sıcak yiyecekler ile kullanılmaması gerektiğinden bahsetti. 

Gün içinde kullanılan plastik bardak, çatal, kaşıklarında kansere neden olduğunu öğrencilere anlatan Profesör Temel; “Her gün kullandığımız sayısız ürün, bardak, pet şişe, çatal, kaşık, suniköpükten yapılan kaplar, saklama kabı, oyuncaklar, kırtasiye ürünleri gibişeylerde; Bisfenol A, ftalatlar, azo boyar maddeler, ağır metallergibi maddeler içeriyor,yüksek ısıda gıda ve sıvılara nüfuz ediyor.Bu maddeler; triod, büyüme hormonu, östrojen ve testesteronhormonlarının üretimini azaltıyor.Plastiklerdeki bu hammaddeler obeziteye yol açıp, diyabet, astımkalp-damar hastalıkları ve karaciğerhasarına neden oluyor. Meme veprostat kanseri riskini artırıyor” dedi. 

Naylon poşetlerin doğaya, insanlara ve hayvanlara nasıl zarar verdiğini resimler ile anlatan Profesör Temel, “ 
Özellikle de siyah poşetlerin kullanılmaması gerekiyor. Çöplüklerden toplanan malzemelerle yapılan bu poşetlerin tüketiciye sunulmadaki rengi siyahtır. Kusurları açıkça siyah bir renkle belirsiz hale getirilmektedir. Rengi iyice sabitleştirmek için Kodekste kullanılmasına “kesinlikle” izin verilmeyen siyah boya ayrıca kullanılır. Siyah boyanın kendisi bile başlı başına büyük bir tehlikedir” diye konuştu. 
Kırtasiye ürünlerine çok dikkat edilmesi gerektiğini de öğrencilere anlatan Prof.Temel, aşağıdaki tavsiyelere uymalarını söyledi: 

– TSE ve CE işaretlerine bakılmalı 
– Kokulu ve süslü şeylerden kaçınılmalı, özelliklede kokulu silgiler alınmamalı 
– Tahtalı  çok boyalı olmayan ürünler seçilmeli 
– Solventbazlı şeyler seçilmemeli, sulu şeyler seçilmeli 
– Uçucu yapıştırıcılar kesinlikle alınmamalı, koklanmamalı, çocuklar bu konuda uyarılmalıdır. 
– Eller devamlı sabun ile yıkanmalı 
– Özellikle de ana okulu öğretmenlerimiz çok dikkatli olmalı… 
– Lütfen özellikle de anaokuluna giden kız çocuklarımıza tırnaklarını ucuz boyalar ile boyayıp sonrada aseton ile temizlemeyelim. 
– Ucuz ve markası belli olmayan ürünlerin alınmaması gerekmektedir. 
Konferans sonunda Bil Koleji Diyarbakır kampüs müdürü Abdurrahim Yıldız tarafından plaket verilerek konferans sonlandırıldı. 

ÖZEL HABER:YILMAZ ACU

13 Mart 2019
Toplam 139 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »



EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler