TERSİNE GÖÇÜ BAŞLATTILAR TERSİNE GÖÇÜ BAŞLATTILAR

Çözüm sürecinin ardından Diyarbakır Organize sanayi bölgesinden Galvaniz fabrikası kuran Mina Galvaniz Yönetim Kurulu Başkan vekili Ekrem Özekinci,Bölge sanayisinin gelişmesi ve bölgede kalifiye eleman yetişmesi amacıyla batıdan kalifiye eğitimci personel  transfer ettiklerini söyledi.

Bölge insanı olarak bölgeye yatırım yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Özekinci,Diyarbakır’lı olup ta Batıda yatırımlarını sürdüren yatırımcılara da gelip  bölgeye yatırım yapsınlar dedi.

Ülkelerin gelişmesinde ve kalkınmasında nitelikli insan gücünün büyük önemi olduğunu ve nitelikli insan gücünün ekonomik başarının temeli olduğunu belirten Mina Galvaniz Yönetim Kurulu Başkan vekili Ekrem Özekinci, Mesleki açıdan batıdan transfer ettiğimiz uzman arkadaşlarımızla bünyemizde bulunan kendi hemşerilerimize mesleki eğitim vererek bu açığı kapatmış bulunmaktayız. Bünyemizde 300 personelimiz bulunmaktadır. Ekonomik alanda üretimi artırmak, ürünü alan ve kullanan değil daha çok üreten ve satan olmak için mesleki eğitimin önemi çok büyüktür.

Süreç tamamlandığı taktirde bölgenin adeta cazibe merkezi konumuna geleceğini anlatan Mina Galvaniz Yönetim Kurulu Başkan vekili Ekrem Özekinci,2015 yılı sonunda istihdamın 5 binden 10’e çıkması ve 850 milyon dolarlıkta yeni yatırımların Bölgemize gelmesi beklenmektedir. Bu yatırımların bölgeye gelmesi ve bölge ekonomisin canlanması bizleri umutlandırmaktadır. Bu nedenle de özellikle bölgemize yatırımların gelmesi adına batıdaki yatırımcılarımızın gelip bölgemize yatırım yapmalarını istiyor ve İlimizde bulunan dinamik ve genç nüfus potansiyeli ilimizin ve bölgemizin en önemli yatırım avantajlarından biridir. Bu genç nüfus aslında önemli bir sermaye ve bu avantajın iyi kullanılması durumunda bölgemizin büyük bir sıçrama yapmasını sağlayacaktır’’şeklinde konuştu.

20 Ocak 2015
Milli Eğitim Şûrası’nın Teğet Geçtiği Matematik Başarısı Milli Eğitim Şûrası’nın Teğet Geçtiği Matematik Başarısı

Karnelerin alınmasına sayılı günler kala ülkemizin belki de başarı olarak göz artı edilen ve milli eğitim şûrasın da teğet geçilen matematik başarısı ülkemizi geleceğe taşıyacak bireyleri geriye itmektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012 sonuçlarına göre Türkiye matematikte 65 ülke arasında 44. sırada. Ayrıca son yıllarda yapılan TEOG sınavlarında genel olarak matematik başarısı Türkiye ortalamasının altında kalıyor. Yaklaşık 30 milyon öğrencinin olduğu ülkemizde tek merkezden tekçi bir anlayışla matematikte başarı sağlayamayız artık merkezi düşünceden bölgesel bir anlayışa doğru bir müfredat tasarlanması matematik başarısı üzerinde olumlu olacağını düşünüyoruz. Müfredat öğretmenin istettiği konu sırasına göre ve uygulama eksenli gerçekleşirse daha verimli olacaktır. Gerekirse bazı meslek gruplarıyla birlikte öğretilecek ortam sağlanmalı mesela marangozlukla matematik, demircilikle matematik veya mermercilikle matematik atölyeleri ve müfredatları yapılabilir. Şehirlerde matematik atölyeleri kurulmalı ve uygulamalı eğitime önem verilmelidir. Büyükşehirlerde matematik liseleri açılmalıdır. Matematiksiz bir toplumun düşünceden uzak olduğu kesindir. MEB artık bunu görmeli gemimiz karaya oturmuş biz halen yüzdüğünü sanıyoruz. Bu gemi açık denizlerde güvenle yolculuk yapacak önemler almanın zamanı geldi. Matematik başarısı için bütün eğitimin bileşenleri üzerine düşeni yapmalıdır.

Eğitim Bir Sen Diyarbakır Şube Başbakanı Yunus MEMİŞ

20 Ocak 2015
DİYARBAKIR TSO BAŞKANI SAYAR’DAN İTSO’YA ZİYARET DİYARBAKIR TSO BAŞKANI SAYAR’DAN İTSO’YA ZİYARET

Diyarbakır TSO Başkanı Ahmet Sayar, İTSO’yu ziyaret ederek, oda başkanı Metin Anıl ile görüştü. İTSO Meclis Başkanı Sadık Gülerer’in de hazır bulunduğu görüşmede Diyarbakır ile İnegöl arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi konuşuldu.

İnegöl ekonomisi hakkında bilgi almak amacıyla ilçeye giden Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası’nı (İTSO) ziyaret etti. İTSO Başkanı Metin Anıl, Meclis Başkanı Sadık Gülerer ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşen DTSO Başkanı Sayar, ilçedeki ekonomik faaliyetler hakkında bilgi aldı.
İTSO Başkanı Metin Anıl, İnegöl’de yılda 1 milyar doların üzerinde dış ticaret gerçekleştiğini ve ilçe ekonomisinin her yıl dış ticaret fazlası verdiğini söyledi. Anıl, Türkiye’nin ilk ilçe Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulduğu İnegöl’de iki tane OSB olduğunu ve iki sanayi bölgesinin de Islah OSB olması yönünde çalışma yürütüldüğünü Belirtti. İnegöl’de tekstil, makine, gıda sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar olduğunun altını çizen Başkan Anıl, bunun yanı sıra çok güçlü bir mobilya sektörüne sahip olduklarını belirterek, “Mobilya’da Türkiye’nin mobilya başkenti olma yolunda ilerliyoruz” diye konuştu.
DTSO Başkanı Ahmet Sayar da, İnegöl ekonomisini çok yakından takip ettiklerini söyledi. Sayar, mobilya sektörünün başarılarını da gıptayla izlediklerini belirterek, “İnegöl’ün ekonomik başarılarının sırrını merak ettiğim için geldim. Organize Sanayi Bölgelerinde ve mobilya sanayiinde incelemeler yaptım. İTSO heyetiyle görüşerek, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi aldım. Çok zararlı bir ziyaret gerçekleştirmiş olduk. Bizi ağırlayan İTSO heyetine teşekkür ederim” dedi. (İHA)

20 Ocak 2015
“NİSAN’DA TARİHİ DÖNÜŞÜM YAŞANACAK” “NİSAN’DA TARİHİ DÖNÜŞÜM YAŞANACAK”

Güneydoğu Genç İşadamları Derneği (GÜNGİAD) Başkanı Hakan Akbal, çözüm sürecinde gelinen aşamayı değerlendirdi. Önemli bir tespitte bulunan Akbal; “2015 yılının Mart ve Nisan aylarında, Türkiye tarihindeki en önemli dönüşümlerden biri yaşanacak. Nisan ayı

DİYARBAKIR – Bu haftaki ‘Pazartesi Sohbetleri’ köşemizin konuğu Güneydoğu Genç İşadamları Derneği (GÜNGİAD) Başkanı Hakan Akbal oldu. Akbal ile çözüm sürecini ve gelinen noktayı konuştuk.

“UZLAŞMA METNİNİ ÖCALAN OKUYACAK”

-Şuan çözüm süreci sizce ne aşamada?

-Son 30 yıl içerisinde çözüme hiç bu kadar yaklaşmadık. Çözüm için taraflar riskten de, sorumluluktan da kaçmıyor. 2015 yılının Mart ve Nisan aylarında Türkiye tarihindeki en önemli dönüşümlerden biri yaşanacak. Nisan ayına kadar Kürt sorunu ve barış sürecine ilişkin üzerinde önemli oranda uzlaşılan bir metin ortaya çıkacak. PKK’nin 12. Kongresinin de gündemine gelmesi beklenen bu metin, kongre onayını alırsa Türkiye’de bir dönem kapanmış olacak. Benim tahminim, bu metnin 12. Kongrede bizzat Sayın Öcalan tarafından okunacağı yönündedir. 6-7 Ekim Kobani olayları ve Cizre’de yaşanan gelişmeler gibi süreci baskı altında tutan gelişmelere rağmen, üzerinde uzlaşılan müzakere metninin Sayın Öcalan tarafından Nisan ayındaki 12. Kongrede Türkiye’nin Magna Carta’sı olarak ilan edileceğini bekliyorum.

-Çözüm sürecinde taraflar arasında görüşmeler yapılıyor. Fakat görüşmeler sonucunda kamuoyuna bir açıklama yapılmıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Sadece Türkiye’de değil, demokrasinin en etkin olarak işlediği ülkelerde bile bu tip müzakereler belirli bir gizlilik içerisinde yürütülür. IRA ile İngiltere hükümeti tarafından yapılan görüşmeler de, ETA ile İspanya hükümeti tarafından yapılan görüşmeler de kısmen gizlilik içerisinde yürütüldü. Bu tip görüşmelerin özü itibariyle bu gizliliğin olmasını anlamak gerekir. Çünkü bu görüşmeler esnasında son derece teknik ayrıntılar gündeme getirilir. Zaman zaman müzakere masası ciddi gerilimlere sahne olur. Çoğunlukla taraflar kendi adına pazarlığa üst perdeden başlar. Tartışmalar, uzlaşmalar, görüşmeler ve kavgalar arasında bir denge ve çözüme ulaşılabilir. Müzakere masasının tansiyonunu her aşamada paylaşırsanız, bunu topluma yansıması çok daha sert olabilir. Ben bu süreçlerin tam bir şeffaflık içerisinde yürütülmesinden yana değilim, ancak tam bir gizliliği de doğru bulmuyorum.

“SABIRLA DESTEK OLMAK GEREK”

-Çözüm sürecinin bir gizlilik içinde gitmesini nasıl yorumlamak gerekiyor?

-Çözüm sürecinin gizlilik içerisinde yürütülmesi yukarıda belirttiğim gibi, masada yaşanan gerilimlerin topluma yansımasına engel olmaktır. Bu yansıma kontrolü güç tartışmalara, ayrışmalara yol açarak bizzat sürecin kesintiye uğramasına bile yol açabilir. Gizliliğin bir diğer nedeni de, müzakerenin belli bir mantık ve strateji içerisinde aşama aşama toplumun bilgisine sunulmasıdır. Müzakereyi, Türkiye toplumunun bir tedavi sürecine benzetmek mümkün. Burada uygulanan tedavinin bir süreci olmalı. Deyim yerindeyse belli bir süre içerisinde toplumun bünyesini enfekte etmeyen tedaviyi uygulamak gerekir. Zamana yayılması gereken dozu bir defada uygularsanız, aşırı dozdan bünyeyi zehirlersiniz. Bu nedenle acele etmeden, sabırlı bir şekilde sürecin yürütülmesine destek olmak gerekir
-Çözüm sürecini konuşuyoruz. Olumlu mesajlar veriliyor. Ama olaylar oluyor. Neden?

-Yine dünyadaki benzer süreçlerde, bizdekine benzer sıkıntılar yaşandığını görüyoruz. Mesela, bir yandan ETA ile İspanya hükümeti müzakere yürütürken, 2004 yılında Madrid’de 3 tren istasyonuna bombalı saldırı yapıldı ve çoğu öğrenci 190 kişi yaşamını yitirdi. Bu tip eylemlerin, provokasyonların asıl hedefi çözüm sürecinin kendisidir. İçeride çözüm için her ne kadar güçlü bir destek olsa da, en az bu destek kadar güçlü bir direncin olduğunu da unutmamak gerekiyor.

“CİZRE OLAYI PROVOKASYONDUR”

-Bu olaylar provokasyon mu? Provokasyon ise neden bunu yapıyorlar?

Mesela en son yaşadığımız Cizre olayı açık bir provokasyondur. Cizre Barosunun raporunda bu provokasyonla ilgili ilginç detaylar var. DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’nin, olayların sona ermesine yönelik olarak İmralı’nın mesajını iletmesi, bu mesaj üzerine halkın sokaklardan çekilmesi ve sükunetin sağlanmasının ardından, doğrudan halkın sinir uçlarına bir saldırı yapıldı. 12 yaşında bir çocuk, adeta toplumsal bir galeyan yaratılmak amacıyla başından vuruldu. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız “ölen Filistinli çocukların günahı ne” diye soruyor. Bu soruyu hiçbir ırk, din, dil, inanç ayrımı yapmadan sormak gerekir “ölen çocukların günahı ne” dememiz lazım.

“DERİNLERE İNİP HAKİKATLERİ ARAMAK GEREK”

-Kobani olaylarında 50’ye yakın kişi hayatını kaybetti. Cizre’de 7 kişi hayatını kaybetti. İlçede halen gerginlik devam ediyor. Cizre olayları neden çıkıyor? Bu olayları nasıl okumak lazım? Bu olayların arkasında hangi karanlık yapılar olabilir?

Bu tip provokatif eylemler, müzakere süreçlerinin özüne yapışık gibidir. Taraflar bir yandan çözüm arayışı için ter dökerken, diğer taraftan, başka hesaplar içerisinde olanlar, başka çıkarları temsil edenler her türlü kirli oyunu soğukkanlılıkla sahnelerler. Önemli olan bu tip olaylar karşısında cesur olmak, bu olayların üzerine gitmektir. Bu tip olaylarda takınılacak en tehlikeli tutumun, eski refleksler ve davranışlarla “ne olur ne olmaz” diyerek bu olayların üstünü kapatmaya çalışmaktır. Müzakerenin en önemli ayağını “hakikatleri araştırma komisyonu” oluşturuyorken, bu tip sabote eylemlerde en derinine inip hakikati aramak gerekir.

-Çözüm sürecinde atılan adımlarda olayların yaşamasında paralel yapının parmağı olabilir mi? Varsa paralel yapı neden çözümü istemiyor?

-Bu provokatif olaylarda “paralel yapı” olarak adlandırılan cemaate yakın kesimlerin etkisi olabilir. Ancak burada, müzakere süreci açısından önümüzde ciddi bir tehdit olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Benim kanaatimce süreci sabote eden başka kesimler “paralel yapıyı” kendilerini gizleyen bir örtü gibi kullanabilirler. Her sabotajda “paralel”e işaret etmek, sürece muhalif başka karanlık odakların gizlemesini kolaylaştırır. Bu tehlikeleri gözden kaçırmamak gerekir.

“DOĞRU ADIMLAR ATILMALI”

-Bu olaylarla çözüm süreci bitirilmek isteniyor. Her çıkan provokatif olay çözüm sürecinde nasıl bir tahribata neden oluyor?

-Çözüm ve müzakere süreçleri “med-cezir” dalgaları gibidir. Güçlü bir dalga sizi kıyıdan uzaklaştırıp boğulmanıza yol açarken, başka bir dalga sizi kıyıya bırakır. Bunlar yukarıda dediğim gibi müzakere sürecin özünde olan ve hatta ona yapışık şeylerdir. Önemli süreçte boğulmamak ve olan doğru dalga geldiğinde, doğru adımları atabilmektir.

-Olaylar yatırımı etkiliyor mu?

-Kesinlikle etkiliyor. Bu durum mevcut yatırımlarda geri çekilme gibi bir etki yaratmıyor. Sonuçta yerleşik hale gelmiş, ekonomik, toplumsal ve sosyal bağlarla kökleşmiş olan yatırımları bir esintide sonlandırmak kolay değil. Bu tip olaylarda asıl yaşanan sorun, geleceği yönelik yatırım projeksiyonlarında bu tip bölgelerin dışarıda bırakılmasıdır.

“HÜKÜMET AĞIR DAVRANMAMALI”

-Provokasyonların önüne geçmek için, çözüm sürecinin tarafları neler yapmalıdır?

-Provokasyonların panzehiri adalettir. Adalet görevi en başta devlete, onun haricinde tek tek bireyler de dahil olmak üzere herkese düşer. Cizre’deki gibi bir kışkırtma yaşandığında devletin bütün adalet mekanizmalarını en etkin şekilde işletmesi gerekir. Cizre Barosu raporunda belirtilen olay gidişine göre, 12 yaşındaki Nihat’ın vurulma anı ve sonrasında yaşananlar açıkça belirtilmiş, ancak bu duruma rağmen henüz herhangi bir kamu görevlisi hakkında soruşturma başlatılmadığı anlaşılıyor. Eğer bu olayda, belirtildiği gibi “paralel” gölgesi varsa, “paralel”e karşı sert tavrı malum olan hükümetimiz neden ağır davranıyor.

“NİHAT’I KENDİ ÇOCUKLARI GİBİ GÖRSÜNLER”

-Bu noktada Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a düşen görev nedir?

-Bu durumda devletin en üst makamına düşen şey Nihat’ı kendi çocukları gibi belleyip hareket etmeleridir. Nihat’ın aile ocağına düşen ateşi, kendi evlerine düşmüş gibi hissetmeleridir. Nihat’ın ailesiyle, onların acılarıyla empati kurulmadığı müddetçe adil olmak mümkün olmayacaktır.

20 Ocak 2015
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nda Akar Dönemi AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nda Akar Dönemi

AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı’nı yürütecek olan Muhammed Dara Akar, bütün dirlik ve birliklerinin kendilerine verdiği taze ruh ile yeni bir süreci başlatmanın startını verdiklerini belirtti.
AK Parti İl Başkanı Aydın Altaç’ın milletvekili aday adayı olmasından dolayı boşalan koltuğa Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından atanan Muhammed Dara Akar, Ankara’daki görüşmelerinin ardından Diyarbakır’a geldi. Diyarbakır Havaalanı’nda ailesi ve çok sayıda partili tarafından karşılanan Akar, daha sonra parti binasına geçti. Akar, burada AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Cuma İçten, Oya Eronat, Aydın Altaç ve çok sayıda partili tarafından karşılandı. Burada düzenlenen toplantıda partililere hitaben konuşan Aydın Altaç, göreve geldiklerinde bir bayrak yarışında olduklarını söylediklerini anımsatarak, “Bayrağı uygun görüldüğü takdirde büyük onurla ve şerefle bu görevi devredeceğimizi söylemiştik. Bu 25 Ocak günü olacak inşallah. Bu vesileyle de hepinizden helallik istiyorum. Hakkınızı helal edin” dedi.
“FEDAKARLIKLARDA BULUNDU”
Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten ise, Akar ile siyasetten önce tanıştıklarını ve sürekli istişare edip, kendisinden faydalandıklarını belirterek, “AK Parti’de çok ciddi emekleri var. Aslında bugün şunun ispatıdır. Dışarıdan gelenlere diyoruz ki, hoş geldiniz sefa geldiniz. Ama lütfen partide bulunun. Çalışmalar içerisinde olun. Sonra zaten bu parti size kapıyı açar. Muhammed kardeşimiz böyledir. Parti kurulduğu günden bugüne partinin bütün kademelerinde fedakarlık yaparak çalışmalarda bulundu” diye konuştu.
“YÜREĞİMİZİ ALIP GELDİK”
Daha sonra konuşan Akar ise, Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun selamını getirdiğini ifade ederek, “Bugün birlik ve beraberliğimizi, tek yürek olduğumuzu göstereceğimiz önemli bir gün. Bu partinin birlik ve dirliğini bugünlere kadar getiren ortaya emek koyan bütün il başkanlarımızı minnet ve şükranla yad ediyorum. Tek yürek olarak bugünlere geldik. 14 Ağustos 2001 yılında bu parti kurulduğunda çok yüce bir davaya sahip çıkmıştı. Bugünlere elini, gönlünü ve yüreğini bu memleket için ortaya koyan kurucu genel başkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ak kadroların gayreti ile geldik. Buraya yüreğimizi, gönlümüzü, kalbimizi alıp geldik. Birlik beraberliğimizi daha kuvvetli bir hale getirmek için buradayız. Bütün dirlik ve birliğin bize verdiği taze ruh ile yeni bir süreci başlatmanın startını verdik. Önümüzde bir kongre var. Bizim şanımız ve şerefimiz olan, Sayın Başbakanımızı da ağırlayacağımız, dosta düşmana AK Parti’nin ne olduğunu göstereceğimiz o kongreye hep birlikte hazırlanacağız inşallah” dedi.

20 Ocak 2015
Özal, Türkiye Hakkında Önemli Açıklama.!! Özal, Türkiye Hakkında Önemli Açıklama.!!

ANA Parti Genel Başkanı Ahmet Özal, İstanbul’da yaptığı bir programda çözüm süreci ve İmralı görüşmelerinin sadece sadece HDP ve AKP arasında olmasını eleştirerek, iki parti arasında yapılan anlaşmanın 77 milyonu temsil etmediğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden uzaklaşmasının da Türkiye’nin aleyhinde bir durum olduğunu ifade eden Özal, “Şimdi Avrupa Birliği insan haklarından uzaklaşan Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek? Mümkün değil, tutarsız.” dedi.

ANA Parti Genel Başkanı Ve eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, İstanbul’daki partililerle bir araya geldi.  Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özal, çözüm sürecine ilişkin ağır eleştiriler getirdi. Özal, “Çözüm sürecinde HDP, AKParti hükümet, işte MİT görüşmüş, imralı falan filan.  Fakat kimse bilmiyor ne olduğunu.  Bilmiyorsak ve açıklanmıyorsa, kendi aranızda oturup da 3 kişi anlaşma yaparsanız 77 milyonun geleceğine siz mi karar vereceksiniz? Buna kimsenin hakkı yok. Eğer Türkiye’de madde madde bunlar yazılır, halkın önüne konur, halk bunları referandumda onaylarsa o barış kalıcı olur. Yoksa olmaz. İki kişinin kendi arasında yapacağı anlaşma, Türkiye’nin 77 milyonunu temsil edemez. Mutlaka bunun açıklanması, halkın önüne konması gerekir.

İkincisi sadece bu iki parti niye görüşüyor. Niye partiler bu işe girmiyor. Bütün partilerin girmesi lazım. HDP’yle AK Parti mi Türkiye’de 77 milyonu temsil ediyor? Böyle birşey kabul edilemez.” dedi.

Türkiye aleyhinde  Avrupa Birliği(AB) ve Avrupa Parlemantosu’nun (AP) ciddi raporlar hazırlayabileceğini söyleyen Özal, Türkiye’nin AB’den uzaklaştığını kaydetti.  Özal “Şimdi Avrupa Birliği insan haklarından uzaklaşan Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek? Mümkün değil, tutarsız.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’yi 7 bölgeye bölerseniz doğu-güneydoğu diye ayrılmaz, doğu-batı diye ayrılır

Çözüm süreci için  2 hafta önce Diyarbakır’ı ziyaret ettiklerini ve bölgede rahatlıkla gezdiklerini belirten Özal, “Özerklik Türkiye’de çok fazla konuşuluyor.  7 farklı eyalete bölünmekten, Federe devletten, başkanlık sisteminden, özerklikten bahsediliyor. Benim çekindiğim başka birşey Türkiye’yi 7 bölgeye bölerseniz, Doğu batı ayrılır. Sadece Doğu ve Güneydoğu ayrılmaz. Yarın öbür gün Türkiye’de bölgeler bölünürse ilk önce Ege, Akdeniz ve Marmara ayrılır hem de çok süratle ayrılır. 100 sene önce Çanakkale savaşlarında Avrupa’nın yapamadıklarını özerklik ilan edildiğinde Avrupa gelir, Marmara, Ege, Akdeniz ayrılın ddevlet olun der ve AB’ ye alırlar. Orta Anadolu, Karadeniz’in kuzeyi, Güneydoğu Anadolu sürünür, yalnız kalır. Bölgelere artık vizeye gidilir. Parçalanma doğudan değil batıdan başlar. Türkiye’deki vergi gelirlerinin yüzde 93’ü 18 ilden geliyor bunlar da batıda ki iller. Diğer 60 küsur il yüzde 7. Vergi gelmiyor bu üretim yok demektir.batı ayrıldığı zaman siz doğuyu açlığa terk edersiniz.” açıklamasını yaptı.

Başbakanlık makamı iki dönemle sınırlandırılmalı

Muhalefet anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Özal, hükümetin 12 yıldır iktidarda kalabilmesini güçlü muhalefetin olmamasına bağladı. Özal, “Başbakanlık makamının 2 dönemle sınırlandırılması gerekir. Aşırı kuvvetten ve yetkiden dolayı insan nefsine yenik düşebilir bu da haksızlığa götürür. O makamın uzun süre kullanılması doğru değildir. Cumhurbaşkanlık makamının da tarafsızlığını koruması gerekir. Partiler, siyasetçiler ve milletvekilleri aday gösterdiği sürece o makamdaki kişinin tarafsız olması beklenemez.” şeklinde konuştu.

Alevi meselesine de değinen Özal,”Cemevlerinin ibadethane kabul edilmesini istiyorlarsa buna kimse müdahale edemez. Herkesin inancı neyi gerektiriyorsa ona müdahale edilemez.” ifadelerini kullandı.  Diyanetin bağımsızlığına vurgu yapan Özal, “Diyanet işleri önceden bakanlığa bağlıyı şimdi başbakanlığa bağlı. Diyanet işlerinin devlete bağlı olması çok sakıncalıdır. Laikliğin prensibinde din ve devlet işleri birbirine bağlanamaz. Diyanet işlerinin bağımsız olması gerekir. Sadece sünniler değil diğer mezhebe bağlılarında bulunması gerekir. Onların kendi aralarında sorunlarını çözmeye fırsat verilmelidir, sokaktaki sorunları ancak böyle çözebiliriz.”

19 Ocak 2015
Toplam 139 sayfa, 130. sayfa gösteriliyor.« İlk...102030...128129130131132...Son »



EDİTÖRLER
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kategori Seçin:
Kategori Seçin:

Gazete Manşetleri

TRT Haber Haberler